Yeni Medyanın Dijital Yerlileri: Çocuklar ve Yeni Medya Okuryazarlığı

 Yeni Medyanın Dijital Yerlileri: Çocuklar ve Yeni Medya Okuryazarlığı

Prof. Dr. Zakir AVŞAR

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı

Yeni Medyanın Bilinçli Kullanıcıları İçin Dijital Medya Okuryazarlığı

Küreselleşme ve bilişim teknolojilerinin ilerlemesiyle bilgiye anında ulaşma ve bilgiyi paylaşma yaygınlaşan bir durum olmuştur. Web 2.0 yenilikleriyle dijital ağlar sayısal verileri bulma, işleme ve dağıtma konusunda hızlanmıştır. Dijital teknolojiler ve sağladığı yenilikler yeni medya olarak tanımlanmaktadır. “Yeni medyanın, geleneksel medyadan (gazete, radyo, televizyon, sinema) ayırt edici temel özellikleri etkileşimli ve multimedya biçemine sahip olmasıdır’’ (Binark, 2007: 21). Mekân sınırını kaldıran yeni medya, iletişimin çift yönlü olmasını pekiştirmiş ve anında geri dönüşlerle etkileşimli iletişimi ön plana çıkarmıştır. Gilster (1997: 146) yeni web teknolojisinin etkileşimselliği arttırdığını ve kullanıcıların içerikleri yeni yollarla keşfetmesini kolaylaştırdığını belirterek, bu etkileşimli yeni yolları kuran ve büyük potansiyele sahip hususun hipermetinsellik olduğunu vurgulamaktadır. Gilster (1997: 148), etkileşimli medya olarak yeni medya teknolojisinin soru sorma ve cevap alma şansı verdiğini söylemektedir. Hipermetinler üreten yeni medya World Wide Web’in temelini oluşturan ve farklı dijital ağlara geçişi kolaylaştıran, ‘’elektronik bağlantılı metinler’’ (Patterson, 2015) olarak tanımlanabilir. Hipermetin sadece yazılı metinden ibaret olmayan, görsel tablo ve şekilleri barındıran ve yeni medya okuryazarlığının temel nesnesi olan metinlerdir. Hipermetin okuma ve üretme kişinin bilinçli olması ve eleştirel okumalar yapması açısından önemlidir. ‘’Hipermetinsellik öznenin ve anlamın sabit olmadığını göstermenin teknolojik bir yoludur’’ (Narin, 2016: 119).

İngiliz Kültürel Çalışmalar (1964) etrafında toplanan düşünürler medya içeriklerine maruz kalan kişilerin sanıldığı kadar pasif olmadığını, doğru alımlamalar ile medya karşısında seçici olabileceğini söylemektedir. Stuart Hall, İngiliz Kültürel Çalışmalar Okulu’nda yaptığı çalışmalar ve sonrasında geliştirdiği kültür ve medya okumaları doğrultusunda kodlama ve kod açma teorisiyle doğru okumaların yapılacağını vurgulamış ve üç okuma türü geliştirmiştir. Burada okumadan kast edilen sadece yazılı metinleri algılayıp ona anlam yüklemek değil, aynı zamanda görsel-işitsel mesajların da bir metin gibi okunmaya açık olduğu fikrinin kabul edilmesidir. Hall, hâkim okumayı var olan düşünceleri olduğu gibi kabul eden ve pekiştiren okuma olarak tanımlamaktadır. Muhalif okuma, kişinin mesaj içeriklerinin farkında olması ve ona karşı tavır sergilemesidir. İki okuma tarzının orta yolu gibi görünen müzakereci okuma ise kişinin hem egemen ideolojinin fikirlerini görüp anlaması hem de kendi algısına hitap eden mesajları alımlamasıdır.

Medya ile aracılanan, doğruluğu teyit edilmeyen içerikler karşısında medya okuryazarlığı kavramı ortaya çıkmıştır. Medya okuryazarlığı mesajların doğru anlaşılması, eleştirel düşünerek yorumlanması ve farklı kanallarla teyit edilmesini kapsamaktadır. Medya okuryazarlığı becerisi kazanan ve eleştirel düşünce yapısıyla metinleri analiz eden kişi medya karşısındaki pasif konumunu terk etmektedir. Mesajları olduğu gibi alımlayan kişi metinlerdeki gerçeklik, güvenilirlik, doğruluk, güncellik gibi unsurları göz ardı etmektedir. Medya okuryazarlığı bu durumun değiştirilmesi ve özellikle bilinçli kişilerin bu mesajları irdelemesi için yapılmaktadır. Alan Rubin (1998), medya okuryazarlığı için üç durumdan bahsetmiştir. Bunlar ‘’medya mesajlarına ulaşma, onu çözümleme ve değerlendirme’’ süreçleridir (akt. Mutlu, 2012: 220). Medya okuryazarlığı sadece iletilen mesajları çözümlemek değil kendi mesajlarını yeniden oluşturabilme becerisi içermektedir. ‘’Yeni medya kullanıcılarının içerik uzmanı olması yerine, yeni şeyler öğrenebilme yeteneğine sahip, daha fazla öğrenme için motivasyonunu yüksek tutan, istediği yer ve zamanda bilgiye ulaşabilen sosyal ağ öğrenenleri olması hedeflenmektedir’’ (Topçu ve Türk: 2016: 465). Messaris (2006) medya içeriklerinin görsel diline önem verilmesi gerektiğini ve medya okuryazarlığı kapsamında eğitimin ve çözümlemenin ana temelini görsel dilin oluşturduğunu söylemektedir. O’na göre kavramlar ile görüntü arasında ilişki kurmak yeni anlamları keşfetmeyi ve farklı boyutlarıyla görmeyi sağlamaktadır.

Hobbs (1998: 128) medya okuryazarlığı hakkındaki temel soruları derlediği çalışmasında 1995 yılında Kuzey Carolina’da bir grup eğitimcinin toplandığını ve bazılarının sinema filmleri ve gazete gibi kitle iletişim araçlarının medya okuryazarlığı eğitiminde kullanılabileceğini söylediklerini belirtmektedir. Onlara göre medya, metinleri alımlama ve okuryazarlık açısından eleştirel bakma becerisi sağlamada etkili bir araçtır. Bir filmi veya gazete yazısını incelemek ve anlamlarını keşfetmek okuryazarlığa katkı sağlamaktadır. Kimi eğitimciler ise asıl olarak medya içeriklerinin algı ve etkileme konusunda büyük bir etmen olduğunu vurgulayarak medyayı eleştirmişlerdir. Bu görüşü günümüzde gelişen dijital teknolojiler ve yeni medyaya uyarlamak mümkündür. Yeni medya içerikleri hızla yayıldığı ve kullanımı basit olduğu için her yaştaki insana ulaşabilmektedir. İnternet ve cep telefonları sayesinde geleneksel medyanın yerine alternatif olarak gelen dijital medyaya erişim kolaylaşmıştır. Öyle ki bu kolay ulaşılabilirlik ve hızlı ağ, gazetecilikte yurttaş gazeteciliği dediğimiz kavramı doğurmuştur. Bu anlayış, yeni medya kullanan herkesin bir nevi gazeteci konumuna gelerek bilgi edinme, görselleştirme, yazı ile açıklama ekleme ve yayınlama şansına ulaşmıştır. Bu sayısız bilgi sirkülasyonu yeni medyayı kötü amaçla kullanan kişiler karşısında bir önlem alınması ya da gerçeğin sorgulanması ihtiyacını gündeme getirmiştir. Yeni medya beraberinde güvenlik, özel alan, gözetim, sanal hayat, tüketim amacıyla kandırılma gibi birçok sorunu ortaya çıkarmıştır. Özellikle yoğun algı üretimine ve mesajlara maruz kalan çocuklar için medya okuryazarlığı günümüzde neredeyse zorunlu bir ihtiyaç olmuştur.

Dijital Yerliler: Çocuklar ve Yeni Medya

Dijital yerliler ve dijital göçmenler alanyazında yer etmiş kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramın ortaya çıkmasında Prensky’nin (2001) çalışmaları ve düşünceleri etkili olmuştur. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ortaya çıktığı dönemde ve sonrasında doğan, küçük yaşlardan itibaren dijital dünyaya aşina olan ve yeteneklerini teknoloji ile geliştiren kişiler dijital yerli olarak adlandırılmaktadır. Dijital göçmenler ise dijital teknolojilerden önce doğan ve çağa ayak uydurmaya çalışan kişilerdir.

Dijital yerliler çocukluğundan itibaren hem dijital medya araçlarını kullanan hem de bu araçların etkilerine en çok maruz kalan kişilerdir. Öğrenme becerileri, algıları dijital göçmenlere nazaran daha farklı olan dijital yerlilerin, medya içeriklerini doğru algılaması önemlidir. Dijital nesil için bilginin ve eğlencenin öncelikli kaynağı internettir. Bu yüzden internetteki bilgilerin, mesajların, reklamların ve oyunların içeriği, amacı, doğruluğu ve anlamı teyit edilmelidir. Yeni medya okuryazarlığı hem çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri için bir rehber olmakta hem de çocuklara uygulanan bir eğitim programı olmaktadır.

Yeni medya yöndeşme (convergence) özelliği ile televizyon ve film izleme, haber okuma, radyo dinleme gibi birçok kitle iletişim araçlarını içinde barındırmış, çocuklar için her yerde erişilebilir içeriklerin bulunmasını kolaylaştırmıştır. Aileler sosyal ortamlara girdikleri zaman telefon veya tabletten çizgi film, çocuk videoları ve oyunlar açıp çocukların oyalanmasını sağlamaktadır. Ailelere kolaylık gibi görünen bu teknolojinin içerikleri sanıldığı kadar masum olmayabilir.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında çocukların cinsel istismarı, 5. fıkrasında müstehcenlik suçları yer almaktadır. Yeterli şüphe bulunması dâhilinde erişimin engellenmesi kararı soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilmektedir (5651 sayılı kanun). Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme madde 17’de ise ‘’taraf devletler kitle iletişim araçlarının çocukların toplumsal, ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik kaynakları’’ içermesini ön görmektedir. Doğrudan suç niteliği taşıyacak içeriklere erişim engellenirken yeni medya ile hızlanan bilgi akışında mesajlar, reklamlar veya kötü niyetli yazılımlar doğrudan olmasa bile dolaylı yönden alıcılara iletilmektedir.

Küçük yaşlarda dijital dünyaya alışan çocuğun okul çağında internet alışkanlığı devam etmekte ve büyüdükçe ilgisini çeken içerikler değişmektedir. Bu yüzden çocuğun kendisinin yeni medyaya bilinçli ve eleştirel bakabilmesi için okullarda medya okuryazarlığı seçmeli dersleri konulmuştur. Yeni medya ile geliştirilen eğitimde yazının yanı sıra görsel ve işitsel sembol odaklı alternatif bir eğitim göze çarpmaktadır. Gerek günlük hayat deneyimi gerekse okuldaki medya eğitimi kapsamında içerikleri bilinçli okuyan bir nesil amaçlanmaktadır. Medya okuryazarlığı eğitiminde teknoloji kötü ve uzak durulması gereken bir şey olarak değil yaratıcılığı geliştiren, eleştirel düşünmeye katkı sağlayacak bir araç olarak gösterilmelidir. Ülkemizde, bu satırların yazarının RTÜK Başkanvekili olduğu dönemde, girişimlerimizle 2004 yılında Radyo Televizyon Üst Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak projesi olarak ortaokulda medya okuryazarlığı seçmeli ders olarak sunulmuştur. Günümüzde yaygınlaşan bu eğitim artık okul müfredatlarının bir parçasıdır. Dijital teknolojilerden kaçmak veya onları kullanmamak neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Fakat bilinçli öğretmenler, ebeveynler ve çocuklar bu eğitimle yeni medyayı tanımayı öğrenmektedir. Bu eğitimle çocuklar internetin özelliklerini, nasıl kullanılacağını, araştırma yapmayı ve internette dikkat edilmesi gereken şeyleri öğrenmektedir.

Çocuklar interneti ödev yapma, araştırma dışında en çok oyun için kullanmaktadır. Bilgisayar ve telefon oyunları çocukların ilgisine yönelik şekilde tasarlanmıştır. Türk (2013) yeni pazar arayışında olan oyuncak ve reklam sektörünün hedefinde çocukların olmasını üç nedene dayandırmaktadır. Türk’e göre (2013) potansiyel alıcı konumunda çocukların olmasının nedeni çocukların kendi harçlıklarını istediği yere harcama özgürlüğünün artması, çocukların alışverişte aileleri üzerinde yönlendirici olması ve pazarlamanın çocukların algısıyla şekillenmesi olarak açıklamaktadır.  Reklam arayışının yeni yolunun oyun reklam (advergame) olduğunu belirten Türk (2013), oyunun içine yerleştirilen reklam içeriklerinin bilincinde olunması ve çocukların doğru yönlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Elbette tüm bu nedenlerle, çocuklar için içeriğin kendi değerlerimizle bağdaşır bir şekilde yerli ve milli olarak üretimi de önemlidir, başkaları tarafından üretilen bir içeriğin çocuklarımıza yararlı olması düşünülemez. Zaman zaman çocuk oyunlarında, hatta yetişkin oyunlarında şiddet, cinsellik ögelerinin yoğunluğu dile getiriliyor, bir adım daha ileri gidiyor, islamofobik ögelerin kendi yavrularımıza empoze edilmesine şahit oluyoruz, ancak bu şikâyetlerimizi gidermenin tek yolunun bilinçli tüketmek kadar kendimize uygun olanı üretmekten geçtiğini de görmemiz gerekiyor.

Kimi oyunlar ise doğrudan pazarlama yapıyor. Kültür emperyalizmi, kendi endüstrisini bizlere dayatıyor. Şayet kendi endüstrimizi üretmez isek yine ciddi sıkıntılara duçar olacağız.

Serttaş (2015: 37) advergame’in oyunun içinde markadan izler taşıdığını ve gizli bir pazarlama aracı olduğunu vurgulamaktadır. ‘’Örneğin, çocukların hangi yiyeceği istedikleri, bu yiyeceklerin televizyonda ne kadar sık reklamının çıktığıyla doğru orantılıdır’’ (Taras ve diğerleri, 1989; akt. Kağıtçıbaşı, 2013: 129). Yeni medya tıpkı geleneksel medya gibi tutum ve davranışlarda etkilidir. Çocuklar yeni medya içeriklerindeki reklamlar sayesinde ürünü aklında tutmakta ve ürüne ulaşma isteği bilinçaltına yerleşmektedir.

Keza bilgisayar oyunlarının içerikleri de kötü yönlendirici olabilmektedir. İleri düzey savaş oyunları çocuk gözünde şiddet olgusunu normalleştirmekte ve keyif alınan bir şey gibi lanse etmektedir. Oyun pazarı oyunların içeriğini eğlence odaklı hale getirmek için günlük hayatta tasvip edilmeyen davranışları sanal ortamda meşru kılarak çocukların psikolojik ve ahlaki gelişimine kötü örnek olmaktadır. Eraslan (2018: 118) internetin ve sosyal medyanın kendine özgü formlarından dolayı algı yönetimine açık olduğunu belirtmektedir. Eraslan (2018: 120) sosyal medyadaki algı yönetiminin derinlemesine analiz gerektirdiğini, zihin-his ve bilgi bağlamında teknikler kullanıldığını ve sosyal medya kullanan herkesin algılarla karşılaşacağını vurgulamaktadır. Bu algı görüntüleri farklı lanse etme, içerikleri farklı yorumlama, sahte içerikler üretme, şiddeti meşrulaştırma, bilinçaltı mesajları üretme ve tuzak link sayfaları gibi tekniklerle yapılmaktadır. İdeolojik fikirlerin sosyal medya vasıtasıyla çocuklara ve gençlere iletilmesi karşısında farkındalık önemlidir. Bu farkındalık çocuğun eğitimini aldığı ilk yer olan ailede başlar, okulda devam eder ve bu eğitimle kendisi içerikleri okumayı öğrenmelidir.

 Atalay (2019: 181) sosyal medya kullanımı için en düşük yaş sınırının her yerde farklılık gösterdiğini, Türkiye’de on üç yaş sınırı olduğunu fakat sosyal medya kullanıcılarının bazılarının bu yaştan daha küçük olduğunu söylemektedir. Günümüz dijital dünyasında görsel dünyanın daha etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Özellikle Youtube’un video izleme, kanal sahibi olma ve içerik üretme şansı tanıması, bu aşamaların çaba gerektirmemesi ve izlenme sayısına göre ekonomik gelirle birlikte ün sağlaması tercih edilen bir alan olmasını sağlamıştır. Video içerikleri müzik, makyaj, seyahat, çocuk videoları gibi formatlarda üretilmektedir. Çocuk izleyicilerin çok olması ve bilhassa çocukların kanal sahibi olarak videolar çekmesi belli başlı sorunları beraberinde getirmektedir. Çocuklar gördükleri kişileri rol model olarak benimseyebilir, olumsuz davranışlara özenebilir veya sosyal medya bağımlısı olabilirler. Özellikle çocuk kullanıcıların çektiği videoları yine çocuk izleyici tarafından izlendiğinde izleyici açısından özenme, aynısını yapma gibi eğilimler ortaya çıkabilir. Çocukların videolarda oyun oynaması, oyun tanıtması veya eğlenceli videolar çekmesi sorun olarak görülmemekte ancak makyaj yapmaları, tehlikeli hareketler denemeleri büyük risk teşkil etmektedir. Atalay (2019) çalışmasında çocuk influencer olan Babishko Family Fun Tv adlı kanalın sahibi Işıl’ı ve yüklediği videoları ele almaktadır. Atalay, çocukların videolarda verdiği bilgilerin kötüye kullanılabileceği, kişilik haklarının çıkar amaçlı kullanılmasını ve bizzat ailelerin bunu teşvik etmesini eleştirmektedir.

Yeni medya okuryazarlığı çocuklar için güvenlikten ahlaki gelişime, reklam ve tüketimden kişilik haklarına kadar tüm alanları kapsamakta ve önem arz etmektedir. Çocukların ve ailelerin bilinçli olması gelecek kuşakların iyi bir donanımla ve gelişimle büyümesini sağlamaktadır. Bugünün yarınları olan çocuklar yeni medyayla barışık olmalı ve onu nasıl kullanacağını iyi öğrenmelidir.

Kaynakça

Atalay, G. E. (2019). ‘’Sosyal Medya ve Çocuk: “Babishko Family Fun TV” İsimli Youtube      Kanalının Eleştirel Bir Analizi’’ Erciyes İletişim Dergisi Uluslararası Dijital Çağda    İletişim Sempozyumu Özel Sayısı (1)179-202.

Binark, M. (2007). ‘’Yeni Medya Çalışmalarında Yeni Sorular ve Yöntem Sorunu’’, Yeni         Medya Çalışmaları.  (der. Mutlu Binark) Ankara: Dipnot Yayınları.

Eraslan, L. (2018). Sosyal Medya ve Algı Yönetimi.  Ankara: Anı Yayıncılık.

Gilster, P. (1997). Digital Literacy. New York: Wiley.

Hall, S. (2003) Kodlama ve Kodaçım, (Hazırlayanlar: Zeynep Özarslan, Barış Çoban),           Söylem ve İdeoloji Mitoloji, Din, İdeoloji, İstanbul, Su Yayınları.

Hobbs, R. (1998). ‘’The Seven Great Debates İn TheMedia Literacy Movement’’. Journal      Communication, 48(1), 16-32. Çev. Türkan Bağlı. Ankara Üniversitesi Eğitim         Bilimleri Fakültesi Dergisi, yıl: 2004, cilt: 37, sayı: 1, ss.122-140.

Kağıtçıbaşı, Ç. (2013). Günümüzde İnsan ve İnsanlar, Sosyal Psikolojiye Giriş. On Beşinci   Basım İstanbul: Evrim Yayınevi.

Messaris, P. (2006). ‘’Visual Aspects of Media Literacy’’, Journal of Communication,              volume 48, issue 1. 70-80.

Mutlu, E. (2012). İletişim Sözlüğü. Altıncı Basım. Ankara: Sofos.

Narin, B. (2016). ‘’İnternet Gazeteciliğinde Hipermetin Üretimi’’. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi,  sayı 43. 118-149.

Patterson, N. (2015). ‘’Hiper Metin ve Değişen Okuyucu Rolleri’’ Çev. Şevkı Işıklı, Gamze     Aksel. Online Academic Journal of Information Technology, cilt 6, sayı 20. 65-74.

Prensky, M. (2001a). Digital Natives, Digital İmmigrants          https://www.marcprensky.com/writing/Prensky%20%20Digital%20Natives,%20Digi                al%20Immigrants%20-%20Part1.pdf. Erişim Tarihi: 18.07.2019.

Serttaş, A. (2015). ‘’ Yeni Medyada Reklam Yapmak: Yaratıcılığın Sınırları’’ Yeni Medya ve  Reklam, (ed. Abdullah Özkan, Nilnur Tandaçgüneş, Betül Onay Doğan). İstanbul: Derin Yayınları. 23-40.

Topçu, Z. Ve Türk, M.S. (2016). ‘’ Dijital Çağ Okuryazarlığı Bağlamında Yeni Medya              Becerileri’’, Yeni Türkiye Dergisi 89, 459-466.

Türk, M.S. (2013). ‘’Oyun Reklamı Bağımlısı Çocuklar (Advergame)’’ Çağın Polisi Dergisi,    sayı 134.  http://www.caginpolisi.com.tr/oyun-reklami-bagimlisi-cocuklar-advergame/

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir