Türkiye’nin PISA 2018 Performansı ve Eğitimde Eşitsizlik

 Türkiye’nin PISA 2018 Performansı ve Eğitimde Eşitsizlik

Giriş

İlk olarak 2000 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından başlatılan ve Türkiye’nin 2003 yılından itibaren düzenli olarak katıldığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) üç yılda bir düzenlenmektedir. PISA uygulaması, okuma becerileri, matematik ve fen okuryazarlığı alanlarından oluşmakta olup 15 yaşındaki öğrencilerin günlük yaşamda gerekli olan bilgi ve becerilerini sınayarak ne derecede sahip olduklarını ölçmeyi hedeflemekte ve eğitim sistemlerinin uluslararası değerlendirmesini ve kıyaslamasını amaçlamaktadır (MEB, 2016).

PISA, zorunlu eğitim sürelerinin sonuna yaklaşmış olan öğrencilerin modern toplum hayatına tam uyumu için gerekli olan bilgi ve becerileri ne düzeyde edindiklerini ölçer. Bu değerlendirme programında öğrencilerin bilgiyi yeniden üretip üretemeyeceğinin ortaya koyulmasının yanı sıra; öğrencilerin öğrendikleri bilgilerden hareketle cevapları ne kadar iyi tahmin edebileceklerini ve bu bilgiyi hem okul içinde hem de okul dışında ne düzeyde uygulayabildiklerini inceler (OECD, 2019a). Aynı zamanda PISA uygulaması, ülkelerin eğitim sistemlerinin performansının zaman içinde nasıl değiştiğini ve uygulamaya katılan ülkeler arasındaki eğitim sistemlerinin dünyadaki yerinin ne olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla da politika belirleyiciler, kendi ülkelerinin eğitim düzeylerini yükseltmek amacıyla belirli standartlar oluşturarak, sistemlerinin zayıf ve güçlü yönlerini tespit etmek amacıyla PISA uygulamasının sonuçlarını kullanmaktadırlar (MEB, 2016). PISA sonuçları eğitim politikalarına direk veya dolaylı olarak etki etmekte olup, Türkiye müfredat reformuna bir gerekçe olarak PISA 2003 sonuçlarını göstermiştir. Politika yapıcıların PISA sonuçlarını kendi eğitim sistemleri açısından yorumlamadan sonuç odaklı böyle bir yaklaşımları, son derece sorunlu olsa da, PISA sonuçlarının eğitim politikalarına direk etkisi olmuştur. (Gür vd., 2012)

PISA Neyi Ölçüyor?

PISA her yıl farklı bir ana konu üzerinde durmaktadır. 2000 yılında PISA’nın ana konusu okuma becerileriyken her PISA uygulamasında sırasıyla matematik ve fen okuryazarlığı ana konuları şeklinde değişmektedir. Dolayısıyla PISA 2009’da olduğu gibi PISA 2018 uygulamasının da ana odağı okuma becerileridir. Okuma becerileri, öğrencilerin hedeflerine ulaşmak, bilgi ve potansiyelini geliştirmek ve topluma katılmak için metinleri anlama, kullanma, değerlendirme, üzerinde düşünme ve onlarla etkileşim kurma kapasitesi olarak; matematik okuryazarlığı, öğrencilerin matematiği çeşitli bağlamlarda formüle etme, kullanma ve yorumlama kapasitesi olarak; fen okuryazarlığı ise bilimle ilgili konulara ve bilimin fikirlerine yansıtıcı bir vatandaş olarak dâhil olma yeteneği olarak tanımlanır (OECD, 2019a).

PISA, öğrencilerin neyi bildiklerini ve bu bildikleriyle neler yapabileceklerini değerlendiren, üç temel alanda yeterlilikleri ölçen bir uygulamadır. Bununla birlikte, özellikle teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve etkisi nedeniyle, okumanın doğası son on yılda önemli ölçüde değişmiştir. Artık okuma sadece basılı olan sayfayı değil, aynı zamanda elektronik formatları da (dijital okuma) içermektedir. Dahası, geçmişte, öğrenciler bir sorunun cevabını öğrenmek için basılı bir kaynak metin içerisinde cevabı arayıp buldukları cevabın doğru olduğuna güvenebilirlerdi. Bugün ise dijital arama motorları öğrencilere milyonlarca cevap sunmakta ve bu cevapların hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğunu bulmak ise tamamen öğrenciye kalmaktadır. Bu durum ise her zamankinden daha fazla okuryazarlık, farklı kaynakların kontrol edilmesi, gerçek ile yanlış arasında ayrım yapmayı ve bilgi inşa etmeyi gerektiriyor (OECD, 2019b). Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’nın hazırlamış olduğu PISA 2018 Türkiye Ön Raporu (2019) incelendiğinde ise bilgi ve iletişim tekno­lojileri anket sonuçları değerlendirilmiş ve 2012 ve 2018 yılları arasın­da öğrencilerin çevrimiçi ortamlarda geçirdikleri zamanın 1 saatten fazla bir süre arttığı ve öğrenci­lerin, hafta içi ortalama 3 saat, hafta sonu ise ortalama 3,5 saat çevrimiçi ortamlarda zaman geçirdiği ortaya çıkmıştır. Buna ilaveten öğrencilerin boş vakitlerinde kitap, dergi ve gazete okuma sıklıklarının önemli ölçüde azaldığı ve bu­nun yerine çeşitli internet sitelerinde çevrimiçi sohbet, haber veya kısa bilgilendirici metinleri tercih ettikleri ifade edilmiştir. Bu yüzden, değişen ve gelişen teknolojiler evde, okulda veya işyerlerinde insanların okuma alışkanlıklarını ve bilgi alışverişini değiştirdiğinden dolayı, okuma yeterliliği çok önem arz etmektedir. PISA 2018 uygulamasında ana alan olan okuma becerileri; öğrencilerin dijital ortamda okuma okuryazarlığını değerlendirmeyi amaçlamıştır.

PISA uygulamasıyla birlikte öğrenci, öğretmen ve okul anketleri yapılmaktadır. Öğrenci anketinden, öğrencinin sosyoekonomik özellikleri, ders çalışma yöntemleri, okuldaki öğrenme ortamı, derslere ilişkin görüşleri, hayata yönelik yaklaşımına ilişkin veriler; okul anketinden, okul iklimi, öğretmenlerin özellikleri, okul yönetimi ve öğrenme ortamı ile ilgili veriler; öğretmen anketinden ise öğretmenlerin demografik özellikleri, mesleki gelişimleri, tecrübeleri ve öğretmenlik uygulamaları ile ilgili veriler elde edilmektedir. Öğrencilerin PISA uygulamasındaki performanslarının bu değişkenlerle birlikte incelenmesi; ülkelerin kendi eğitim sistemlerini çok çeşitli yönlerle ele almasını sağlamaktadır.

Dünyada ilkokul düzeyinden yükseköğretim düzeyine kadar eğitime erişimin giderek genişlemesi, bugün geçmişte olduğundan daha fazla eğitim imkânının mevcut olduğunu göstermektedir. Gelişmiş ülkelere nazaran gelişmekte olan ülkelerde daha fazla toplum içerisinde ekonomik eşitsizlikler söz konusudur. Bu sosyoekonomik eşitsizlikler beraberinde öğrencilerin eğitiminde boşluklara neden olmaktadır. Bunlar PISA uygulamalarında daha belirgin olarak görülmektedir. Ayrıca, öğrenci başarısındaki sosyoekonomik eşitsizlikler 15 yaşından çok daha önce gözlenmekte ve öğrencilerin yaşamlarının sonraki aşamalarında artmaya devam etmektedir (OECD, 2018).

Bu çalışmada, Türkiye’nin PISA 2018 uygulamasında her üç alandaki performansı önceki PISA uygulamalarına, OECD ülkeleri ortalamalarına, okul türlerine, bölgelere ve yeterlik düzeylerine göre incelenmiş ve sosyoekonomik eşitsizliklerden dolayı öğrenci performans farklılıkları OECD ülkeleri ortalamaları da dikkate alınarak değerlendirilmiştir.

PISA 2018 uygulamasına 37’si OECD ülkesinden olmak üzere 79 ülke ve ekonomiden 15 yaş grubunda toplamda 600 binden fazla öğrenci katılmıştır. Türkiye’yi temsilen PISA 2018 uygulamasına 186 okuldan 6.890 öğrenci katılmıştır. Bu 79 ülke ve ekonominin 70’inde PISA 2018 uygulaması bilgisayar ortamında, 9 ülke ve ekonomi­de ise normal test olarak yapılmış olup, Türkiye’deki öğrenciler 2015 ve 2018 yılındaki PISA uygulamalarına bilgisayar ortamında katılmıştır.

Türkiye’nin PISA 2018 Performansı

Türkiye ve OECD ülkeleri ortalamasının okuma, matematik ve fen alanlarındaki PISA puanları Şekil 1’de yer almaktadır. 2003 yılından itibaren altı PISA uygulamasına katılan Türkiye, PISA 2003’e göre PISA 2006, PISA 2009 ve PISA 2012 uygulamalarında okuma, matematik ve fen alanlarındaki ortalama puanlarını artırmıştır. PISA 2015’te ise Türkiye’nin okuma ve matematik alanlarındaki puanı 2003 yılının da altına inmiş, fen puanı ortalaması ise 2003 ve 2006 yıllarındaki ortalamalar civarında seyretmiştir. PISA 2018 uygulamasında ise Türkiye PISA 2015’e göre ortalama puanlarını okuma alanında 38 puan, matematik alanında 34 puan ve fen alanında 43 puan artırmıştır. Burada dikkat çeken husus ise matematik ve fen alanlarında Türkiye en yüksek puana PISA 2018 uygulamasında ulaşmasıdır. Bununla birlikte, Türkiye’nin her üç alandaki puanları OECD ülkeleri ortalaması ile karşılaştırıldığında; okumada 21 puan, matematikte 35 puan, fende ise 21 puan daha düşük olduğu görülmüştür.

Şekil 1. Türkiye ve OECD ülkeleri ortalamasının okuma, matematik ve fen alanlarındaki PISA puanları

Kaynak: OECD PISA verileri kullanılarak hazırlanmıştır.

PISA 2018 uygulamasında kız ve erkek öğrencilerin her üç alanda da aldıkları puanlar incelendiğinde; okuma alanında kızlar 478, erkekler 453 puan, matematik alanında kızlar 451, erkeler 456 puan, fen alanında ise kızlar 472, erkeler 465 puan almıştır. PISA 2018 uygulamasında olduğu gibi Türkiye’nin daha önce katıldığı tüm PISA uygulamalarında kızlar, okuma ve fen alanlarında erkeklerden daha yüksek puan almıştır (Çelik, Yurdakul, Bozgeyikli ve Gümüş, 2017).

Türkiye’nin PISA uygulamalarında okuma, matematik ve fen puanlarına göre ülke sıralaması Şekil 2’de gösterilmektedir. Türkiye’nin PISA uygulamalarındaki her üç alana ilişkin ülke başarı sıralamaları incelendiğinde ise PISA 2018’de, PISA 2009 ve PISA 2012 uygulamalarındaki sıralara ulaştığı görülmektedir. Ayrıca Türkiye PISA 2018 uygulamasında okuma puanı bakımından 37 OECD ülkesi arasında 31, matematik puanı bakımından 33 ve fen puanı bakımından da 30. sırada yer almıştır. PISA 2018 uygulamasına katılan 79 ülke ve ekonomi arasında ise okuma puanı bakımından 40, matematik puanı bakımından 42 ve fen puanı bakımından ise 39. sırada yer almıştır. Bu veriler Türkiye’nin sıralamada az da olsa bir ilerleme kaydettiğini ortaya koymaktadır.

Şekil 2. Türkiye’nin PISA uygulamalarında okuma, matematik ve fen puanlarına göre ülke sıralaması

Kaynak: OECD PISA verileri kullanılarak hazırlanmıştır.

Şekil 3’te bölgelere göre PISA 2018 uygulaması okuma, matematik ve fen puanı ortalamaları bulunmaktadır. Batı Anadolu Bölgesi PISA 2018 uygulamasında okuma ve fen alanlarında, Ege Bölgesi ise matematik alanında diğer bölgelere göre daha yüksek ortalama puana sahiptir. Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz, Kuzeydoğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu bölgeleri ise her üç alanda da Türkiye ortalama puanlarının altında bir performans göstermiştir. Türkiye’nin batısından doğusuna doğru gidildikçe PISA 2018 uygulamasının her üç alandaki ortalama puanları bakımından düştüğü görülmektedir. Ortadoğu Anadolu Bölgesi’nin okuma puanı bakımından Batı Anadolu Bölgesi ile arasından 98, matematik puanı bakımından Ege Bölgesi ile arasında 63, fen puanı bakımından ise Batı Anadolu Bölgesi ile arasında 65 puan fark vardır.

Şekil 3. Bölgelere göre PISA 2018 uygulaması okuma, matematik ve fen puanı ortalamaları

Kaynak: OECD PISA verileri kullanılarak hazırlanmıştır.

Şekil 4’te okul türüne göre öğrencilerin PISA 2018 uygulaması okuma, matematik ve fen puanı ortalamaları bulunmaktadır. PISA 2018 uygulamasında fen lisesi öğrencileri okuma alanında 583, matematik alanında 594, fen alanında ise 585 ortalama puan almıştır. Bu okul türünü sosyal bilimler lisesi ve Anadolu lisesi takip etmekte olup her üç alanda da bu okul türleri Türkiye ortalama puanlarının üstünde bir performans göstermiştir. Anadolu imam hatip, mesleki ve teknik Anadolu, Anadolu güzel sanatlar ve çok programlı Anadolu lise türleri ise her üç alanda da Türkiye ortalama puanlarının altında bir performans sergilemiştir. Liselere Geçiş sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavlar sonucunda fen, sosyal bilimler ve az sayıda bazı Anadolu, mesleki ve teknik Anadolu ile Anadolu imam hatip liselerine öğrencilerin akademik başarısına göre yerleştiği göz önünde bulundurulursa böyle bir tablonun oluşması öngörülebilir. Fakat Türkiye ortalama puanlarının altında bir performans gösteren ve kendi aralarında da ciddi düzeyde puan farklılıkları olan bu okul türleri arasında, homojen düzeyde bir akademik başarının olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Şekil 4. Okul türüne göre PISA 2018 uygulaması okuma, matematik ve fen puanı ortalamaları

Kaynak: OECD PISA verileri kullanılarak hazırlanmıştır.

Daha önceki PISA uygulamalarında olduğu gibi PISA 2018’de her üç alanda da Türkiye’de, okul türleri ve bölgeler arasındaki performans farklılıkları devam etmektedir. Bu ise eğitimin temel sorunları arasında başı çekmektedir.

Şekil 5’te Yeterlik düzeyine göre PISA 2018 okuma, matematik ve fen alanlarında öğrencilerin oransal dağılımı bulunmaktadır. Öğrencilerin PISA 2018 uygulamasında neleri başarıp neleri başaramadıklarını göstermek açısından okuma becerilerinden alınan puanlara göre sekiz yeterlik düzeyi, matematik okuryazarlığı kapsamında alınan puanlara göre altı yeterlik düzeyi, fen okuryazarlığı kapsamında alınan puanlara göre ise yedi yeterlik düzeyi tanımlanmıştır (OECD, 2019b). PISA uygulamalarında 1. düzey ve altı düşük performans yeterlik düzeyi; 2. yeterlik düzey, ilgili alana ilişkin temel işlemleri yapabildiği düzeyi; 5 ve 6. düzeyler ise yüksek performans yeterlik düzeyleri olarak kabul edilmektedir. PISA 2018 uygulamasında okuma becerileri ve fen okuryazarlığı alanlarında Türkiye’deki her dört öğrenciden biri 1. düzey ve altında yeterlik göstererek düşük performans sergilemiştir. Matematik okuryazarlığı alanında düşük performans gösteren öğrenci oranı ise %36,7’dir. Bu öğrenciler temel işlemleri dahi yapamamaktadırlar. Üst düzey (5 ve 6. düzey) performans gösteren öğrenci oranımız ise her üç alanda da OECD ortalamasının altındadır. Buna ilaveten en az bir alanda yüksek performans gösteren öğrenci oranı Türkiye’de %6,6 iken OECD ortalaması %15,7’dir. Diğer taraftan her üç alanda da düşük performans gösteren öğrenci oranı ise Türkiye’de %17,7 iken OCED ülkeleri ortalaması %13,4’tür (OECD, 2019b).

Şekil 5. Yeterlik düzeyine göre PISA 2018 okuma, matematik ve fen alanlarında öğrencilerin oransal dağılımı

Kaynak: OECD PISA verileri kullanılarak hazırlanmıştır.

PISA 2018’de Türkiye’nin okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarında PISA 2015’e göre puanlarını yükselttiği ve sıralamada ilerlediği görülmektedir. Türkiye’nin PISA 2012 bandına yeniden yükselmesi oldukça sevindiricidir. Ancak halen üç alanda da Türkiye’nin ortalama puanlarının OECD ülkeleri ortalamalarından önemli ölçüde geride olduğu unutulmamalıdır.

Daha önceki PISA uygulamalarında da olduğu gibi PISA 2018’de de Türkiye’de okul türleri ve bölgeler arasındaki başarı farkları devam etmektedir. Bu, eğitimin temel sorunları arasında başı çekmektedir. Buna ilaveten ortaöğretimde okullar arasındaki performans farkının görece yüksek olduğu, okul içindeki performans farklarının ise düşük olduğu görülmektedir. PISA uygulamalarından elde edilen sonuçlar, okul sistemlerinin ailelerin sosyoekonomik durumunun çocuklarının yaşam sonuçları üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olabileceğini düşündürmektedir (OECD, 2018). Bu, ortaöğretim politikalarının eşitlik ve kalite üzerinden yeniden ela alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla doğru eğitim politikaları ve uygulamaları göz önüne alındığında, sosyoekonomik durumun öğrenci performansı üzerindeki etkisini azaltmak mümkündür.

Eğitim Sisteminde Eşitsizlik

Eğitimde eşitlik, okulların ve eğitim sistemlerinin tüm öğrencilere eşit öğrenme fırsatlarının sağlanması olarak tanımlanır. Eşitlik, tüm öğrencilerin eşit eğitim çıktıları elde ettiği anlamına gelmez, aksine öğrencilerin çıktılarındaki farklılıkların geçmişleri veya öğrencilerin üzerinde kontrol sahibi olmadığı ekonomik ve sosyal koşullarla ilgisi olmadığı anlamına gelmektedir (OECD, 2018). Düşük gelirli ve düşük eğitimli ailelerden gelen çocuklar genellikle öğrenmenin önünde birçok engelle karşı karşıya kalmaktadır. Bu ise öğrencilerin dezavantajlı olmalarına dolayısıyla da öğrenmelerinde çeşitli boşluklara neden olmaktadır.

PISA’da, bir öğrencinin sosyoekonomik durumu, öğrenciler için mevcut olan finansal, sosyal, kültürel ve beşeri sermaye kaynaklarını tek bir puan olarak birleştiren birleşik bir ölçü olan ekonomik, sosyal ve kültürel statü endeksi (ESCS, Index of Social and Cultural Status) ile tahmin edilmektedir (OECD, 2019a). PISA’da öğrenciler, ülke veya ekonomilerine göre ESCS endeksinde en yüksek değerlere sahip öğrencilerin %25’i arasındaysa sosyoekonomik açıdan avantajlı kabul edilir; eğer endeksteki değerleri ülke veya ekonomilerinde en düşük %25 arasındaysa sosyoekonomik olarak dezavantajlı olarak sınıflandırılır. ESCS endeksindeki değerleri en yüksek ve en düşük %25’in arasındaki %50 içinde yer alan öğrenciler ise ortalama sosyoekonomik statüye sahip olarak sınıflandırılmaktadır. Aynı mantıkla okullar, öğrencilerin ESCS endeksindeki ortalama değerlerine göre, her ülke veya ekonomi içinde sosyoekonomik açıdan avantajlı, dezavantajlı veya ortalama olarak sınıflandırılır (OECD, 2019c). ESCS endeksi, öğrenciler ve farklı sosyoekonomik profillere sahip okullar arasında karşılaştırmalar yapılmasına imkân tanımaktadır.

Sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrenciler genellikle PISA uygulamalarında dezavantajlı öğrencilere göre daha iyi performans göstermektedir. OECD ülkeleri ortalamasına göre, PISA 2018’de avantajlı öğrencilerin %17,4’ü, dezavantajlı öğrencilerin sadece %2,9’u okumada yüksek performans (5 ve 6. düzey) sergilemiştir. Ayrıca okuma becerilerinde avantajlı öğrenciler, dezavantajlı öğrencilerden ortalama 89 puan daha iyi performansa sahiptir. Dokuz yıl önce, PISA 2009’da sosyoekonomik durumla ilgili bu fark 87 puandı. Türkiye’nin PISA 2018 uygulamasında okuma becerileri alanındaki ortalama puanları incelendiğinde ise avantajlı öğrencilerin dezavantajlı öğrencilerden ortalama puan farkı 76’dır (OECD, 2019c). PISA 2015’e katılan OECD ülkelerinde dezavantajlı öğrencilerin ortalama fen puanı, avantajlı öğrencilerden 88 puan daha düşüktür. Bu ise yaklaşık üç yıllık bir öğretime tekabül etmektedir (OECD, 2018).

OECD ülkeleri ortalamasına göre, sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrencilerin ebeveynlerin eğitim seviyeleri yüksek olup büyük çoğunluğu yükseköğretim (%98) mezunu ve beyaz yakalı bir meslekte (%72) çalışmaktadır. Buna karşılık, sosyoekonomik olarak dezavantajlı öğrencilerin ebeveynlerinin eğitim düzeyi çok daha düşük olup %14’ü yükseköğretim mezunudur. Bu öğrencilerin ebeveynlerinin çoğunluğu (%84) yarı vasıflı temel mesleklerde veya mavi yakalı mesleklerde çalışmaktadır (OECD, 2019c). Türkiye’deki fen lisesi öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada da avantajlı olarak nitelendirilen bu öğrencilerin ailelerinin diğer lise türlerindeki öğrencilerin ailelerine oranla daha fazla yükseköğretime erişime ve gelire sahiptir (Suna vd., 2020).

PISA 2018 uygulamasında okul içi ve okullar arası okuma performansındaki değişim incelendiğinde, OECD ülkeleri ortalaması bakımından okul içi değişim %71 ve okullar arasındaki değişim ise %29’dur. Türkiye’nin okuma performansındaki değişimi, okul içi ve okullar arasına göre sırasıyla %34,6 ve %43,6’dır (OECD, 2019c). Eğitim sistemlerinde okulların performans değişimlerinin okul içinde en fazla, okullar arasında ise en az olması beklenir. Türkiye, okul içi okuma performansındaki değişim bakımından OECD ülkeleri arasında en az orana sahip ülke olup PISA 2018’e katılan tüm ülke ve ekonomiler arasında ise sondan dördüncü sıradadır. Dolayısıyla da Tür­kiye’de okuma becerileri açısından okullar arasındaki performans farkı yüksek iken, okul içinde ise benzerlik göstermektedir.

Türkiye’nin PISA 2018 uygulamasında avantajlı öğrencileri ile dezavantajlı öğrencilerinin okuma becerileri alanındaki ortalama puan farkı 76 olup OECD ülkeleri ortalamasına (89 puan) göre görece daha düşüktür. Buna karşılık Tür­kiye’de okuma becerileri bakımından okullar arasındaki performans farkı yüksek iken, okul içinde ise benzerlik göstermekte olup bu oranlar bakımından OECD ülkeleri arasında en sonlarda yer almaktadır. Bu Türkiye’deki okullar arası eşitsizliğin üst seviyelerde olduğunu göstermektedir.

Sonuç

PISA 2018 uygulamasının sonuçları hem Türkiye hem de OECD ülkeleri ortalamaları bağlamında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş ve eğitim sisteminde eşitsizlik üzerinden ele alınmıştır. PISA sonuçları incelendiğinde Türkiye’de eğitimin temel sorunları arasında yer alan okul türleri ve bölgeler arasındaki başarı farkları ortaya çıkmaktadır. Ortaöğretimde okullar arasındaki performans farkı yüksek iken, okul içinde ise benzerlik göstermektedir.

Bu kapsamda şu öneriler sunulmaktadır:

  • Öğrencilerin günlük çevrimiçi ortamlarda uzun süre kalmaları ve bu sürenin de her geçen yıl artması kaygı vericidir. MEB’in bu çevrimiçi ortamları eğitimsel olarak kullanması ve dönüştürmesi gerekmektedir.
  • PISA 2018 uygulamasında elde edilen sonuçlar bağlamında, dijital okuryazarlığı eğitim sistemindeki öğretim programlarına daha fazla dâhil edilmelidir.
  • Dezavantajlı öğrenci ve ailelerini destekleyen politika ve programlar oluşturulmalı ve güçlendirilmelidir.
  • Dezavantajlı öğrencilerin eğitimsel kazanımlarının ilerleme düzeyleri izlenmeli ve telafi eğitimleri ile bu öğrenciler desteklenmelidir.
  • MEB dezavantajlı öğrencilere ve okullara yönelik ek kaynak ayırmalı ve dezavantajlı öğrencilerin belirli okullardaki yoğunluğunu azaltmalıdır.

Bu sayede dezavantajlı öğrenci ve okullar için geliştirilecek politika ve uygulamalar, öğrencilerin akademik olarak başarılı olmalarına ve okullarda kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olurken okullar arası performans farklılıklarını da en aza indirecektir.

Kaynakça

Çelik, Z., Yurdakul, S., Bozgeyikli, H., ve Gümüş, S. (2017). Eğitime bakış 2017: İzleme ve değerlendirme raporu. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi.

Gür, B. S., Çelik, Z., ve Özoğlu, M. (2012). Policy options for Turkey: A critique of the interpretation and utilization of PISA results in Turkey. Journal of Education Policy, 27(1), 1-21. https://doi.org/10.1080/02680939.2011.595509

MEB. (2016). PISA 2015 ulusal raporu. Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

MEB. (2019). PISA 2018 Türkiye ön raporu (Eğitim Analiz ve Değerlendirme Serisi Sy 10). MEB Yayınları.

OECD. (2018). Equity in education: Breaking down barriers to social mobility. OECD Publishing. https://www.oecd-ilibrary.org/content/publication/9789264073234-en

OECD. (2019a). PISA 2018 assessment and analytical framework. OECD Publishing. https://www.oecd-ilibrary.org/content/publication/b25efab8-en

OECD. (2019b). PISA 2018 results (volume I): What students know and can do. OECD Publishing. https://www.oecd-ilibrary.org/content/publication/5f07c754-en

OECD. (2019c). PISA 2018 results (volume II): Where all students can succeed. OECD Publishing. https://www.oecd-ilibrary.org/content/publication/b5fd1b8f-en

Suna, H. E., Gür, B. S., Gelbal, S., ve Özer, M. (2020). Fen lisesi öğrencilerinin sosyoekonomik arkaplanı ve yükseköğretime geçişteki tercihleri. Yükseköğretim Dergisi. https://doi.org/10.2399/yod.20.734921

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir