Topluma Hizmet Uygulamaları Bağlamında Darüleytamlar

 Topluma Hizmet Uygulamaları Bağlamında Darüleytamlar

Giriş

Topluma hizmet uygulamaları; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal imkanların toplum bazında eşit ve adalet çerçevesinde sağlanması, bilimsel ve teknoloji alandaki gelişmelerin toplum yararına sunulması, toplumun ve bireyin yaşamış olduğu çeşitli gelişim sorunlarına yönelik uygun hizmet programlarının oluşturulması ve düzenlenmesi alanında plan, proje, politika, strateji ve program geliştirmeye odaklanır (Şeker, 2009).Topluma hizmet uygulamaları bağlamında, sosyal hizmet olarak; sosyal yardım, sosyal güvenlik aile ve çocuk refahı, adli yapılar, gençler, yaşlılar, özürlüler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, toplum kalkınması, halk eğitimi alanları en temel sosyal hizmet alanlardır (Şeker,2009, s.49).

Topluma hizmet uygulamaları bunlarla beraber eğitim kurumlarında da bir sosyal sorumluluk dersi olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Bu dersin içeriği olarak; toplum, topluma hizmet uygulamaları, sosyal sorumluluk kavramları, toplumsal ve kültürel değerler yönünden sosyal sorumluluk projeleri, güncel toplumsal sorunları belirleme ve bu sorunların çözümüne yönelik projeler hazırlama, sosyal sorumluluk projelerinde yer alma, panel, konferans, kongre, sempozyum gibi bilimsel etkinliklere katılma (URL1) vb. konular yer almaktadır.

Türk Eğitim Tarihinde Topluma Hizmet Uygulamaları

Türk Eğitim Tarihinde topluma hizmet uygulamaları, Türkler ’in İslamiyet’i kabulünden önce başlayıp günümüze kadar süregelmiştir (Şeker, 2009, ss.12-17). Bu uygulamalar bazen vakıflar aracılığıyla bazen darüleytamlar aracılığıyla bazen de Cumhuriyet Dönemi eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüleri gibi kurumlar aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.

Bu bağlamda vakıf; maddi bir karşılık gözetmeksizin başka insanlara yardım amacıyla kurulan yapılardır. Bu oluşumlar toplum ve bireylerin sosyal ve ekonomik hayatları üzerinde büyük etki yapmışlardır. Vakıfların asırlarca etkili şekilde hizmet etmelerinin nedeni, insanın özünde var olan yardımlaşma unsurunun bu yapıların ana hizmet alanını oluşturmasındandır (Cevger, 2019, ss.269-270).

Diğer yandan Türk Eğitim Sistemi’nde 1940-1954 yıllarında var olmuş Köy Enstitüleri başlı başına topluma hizmet uygulamalarının en üst düzeyde uygulama imkânı bulduğu kurumlar olmuştur. Bu noktada topluma hizmet uygulamalarının ana unsurlarından biri olan dezavantajlı diye nitelenen bireylere yönelik hizmet bağlamında kalkınma unsurları bakımından yeterli olmayan saha alanları olarak köyün ve köylünün birçok alanda hizmet edinmesinde Köy Enstitüleri etkin rol almışlardır.

Bu noktada Köy Enstitülerinde; toplumsal dayanışmanın sergilendiği diğer manada topluma hizmet uygulamalarının somut örneklerinden biri bu eğitim kurumlarında var olmuş imece uygulamalarıdır. İmece geleneğiyle öğrenciler enstitülerdeki okul yapımı, lojman yapımı, eşyaların onarımı araç gereç tamirini ekip çalışmasıyla yapmışlardır (Kılınç,2018, s.78). Topluma hizmet ruhu Köy Enstitüleri kanununda da mevcut olmuştur. Bu bağlamda köyde ikamet eden 19-50 yaş aralığındaki erkek bireyler bulundukları sahadaki okul inşası, bu okullara su, yol ve bahçe yapılması ve mevcut yapılardaki aksaklıkların giderilmesinde yılda en çok yirmi iş günü çalışmaya mecbur kılınmışlardır (Kösterelioğlu ve Kılınç, 2018, s.112).

Bunlarla beraber topluma hizmet uygulamaları dersi, Türk Eğitim Sistemi içerisinde; hizmet ederek öğrenme yaklaşımına dayalı bir ders olarak eğitim programlarda yer almaktadır (Küçükoğlu ve Coşkun, 2012, s.92).

Şekil 1: Hizmet Ederek Öğrenme (Küçükoğlu ve Coşkun, 2012, s.96)

Bu ders; uluslararası yardım kuruluşları, resmi ve özel okullar ve hastaneler, yetiştirme yurtları, müzeler, ören yerleri, kütüphaneler, gençlik ve kültür merkezleri, izcilik kulüpleri, aşevi, huzurevi, üniversiteler, kamu yararına çalışan vakıflar, cezaevleri ve çocuk ıslah evleri, sendikalar, sanayi, muhtarlıklar, okul-aile birliklerinde uygulana bilinir (Küçükoğlu ve Coşkun, 2012, s.103).

Topluma Hizmet Uygulama Örneklerinden Darüleytamlar

Darüleytamlar, topluma hizmet uygulamaları noktasında en özgün kurumlar olarak eğitim, öğretim faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Bu minvalde darüleytamlar; şehit çocukları ve muhtaç çocukları eğitip bir meslek edinmelerini sağlayarak bu çocukları topluma kazandırmak amacıyla açılan eğitim kurumlarıdır. Darüleytam ismi resmiyette 1914 yılı olsa da ifade edilen amaçlar doğrultusunda açılan eğitim kurumlarının genel adı olmuştur. Bu noktada; Islahhaneler, Darüşşafaka, Darülaceze, Darülhayr-i Âli, Darüleytam-ı Osmani gibi kurumlar açılmıştır (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021).

Darüleytamların Türk toplum yapısında ayrı bir yeri vardır. Bu durumun temelinde Türk toplumunun yardımlaşma geleneği, toplumun öksüz ve yetim çocuğa verdiği değer ile önem ve İslam dininin yardımlaşmaya ve yetim ile öksüze verdiği önem vardır.

Diğer yandan darüleytamlar sosyal devlet olmanın da gereği olarak da faaliyet göstermişlerdir (Müezzinoğlu,2012, s.416). Bu noktada bu kurumlar topluma şefkat yuvaları olarak hizmet etmişlerdir (Kılınç,2020, s.123). Bu bağlamda darüleytamların kurulmasında, hiçbir din, dil, etnik yapı dikkate alınmadan müsaade edilmiştir. Bunlarla beraber gayrimüslim ve azınlık darüleytamları için bazı vakıf ve mülk arazileri de bu kurumlara kiralama karşılığında hizmete sunulmuştur. Ayrıca zaman zaman azınlık darüleytamları vergiden de muaf olmuştur.  Diğer bir uygulama da alenen fuhuş yapan kadınlarda, ıslahları için ıslahhanelerde barındırılmıştır. Darüleytamlar eğitim şubeleri olarak; Ana sınıfları, İptidai Sınıfları, Sanayi ve Ziraat Sınıfları, Sanayihaneler ve Ameliyathaneler ismi ile teşkilatlandırılmıştı. Darüleytamlar, bu teşkilatlanmada üç farklı eğitim gruplarına ayrılmışlardır: Bunlardan yedi yaşın altındakiler öğrenciler kız darüleytamlarının ana sınıflarında, yaşları 7-13 arasındakilere ilkokul müfredatı uygulanırken, 13 yaş üstü çocuklara ise sanat dersleri ağırlıklı program uygulanmıştır. Ana sınıflarında uygulanan eğitim uygulamaları da 4 yaş altı ve 4-6 yaş gurubu diye ikiye ayrılmıştır (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021). Darüleytamlardaki bu eğitim felsefesi günümüz mesleki teknik eğitim felsefesiyle paralel yürütülmüştür.

Darüleytamlarda verilen eğitim, yedi sene olarak düzenlenmiştir. İlk yıl; sayılar, okul çevresinde bulunan eşya ve bitkilerin üzerinde durulur. Yedi sene süresinde: yazı, elifba, kıraat, hesap, resim, ilmi eşya, coğrafya vb. dersler verilirdi. Erkek şubelerinde, ilk sınıflarda basit aletlerle yapılan el ve tel işleri üzerine dersler verilirken ilerleyen yıllarda; marangozluk, oymacılık, kunduracılık, aşçılık, pastacılık, bahçıvanlık gibi dersler verilmekteydi. Kız şubelerinde ise dikiş, nakış, örgü, tezgâh işleri, çamaşırcılık, aşçılık, halı yapımı, tatlıcılık vb. dersler verilirdi (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021).

Eğitim müfredatlarında da görüldüğü gibi temel amaç zor durumda olan çocuklara belirli bir mesleğin gerektirdiği beceri ve uygulamalar ağırlıklı olmuştur. Mesleklerinde nitelikli hale gelebilmek için de çok sayıda darüleytam öğrencisi de yurt dışına gönderilmişlerdir (Müezzinoğlu,2012, s.399). Bu doğrultuda darüleytamların kuruluş amaçlarında, özellikle ülkenin doğu illerindeki dezavantajlı çocukları koruma, temel düşünce olmuştur (Kılınç, 2020, s.123).

1.Dünya Savaşı yıllarında yetimhanelerdeki çocukların sayıları artınca İstanbul’daki yabancılara ait okul binaları, yurtları, manastırları ve iş yerleri darüleytamların faaliyetleri için kullanılarak topluma hizmet sunulmuştur. Bu dönemde kimsesiz kalan çocuklar darüleytamlarda kalmaya başlamış herhangi bir darüleytamda yer bulamayan çocuklar Müslüman ailelerin yanına verilerek hizmet sunulurken, savaşın uzaması, darüleytamların bu düzenini bozmuştur. Bundan dolayı darüleytamlar 2 Nisan 1917 de devlet himayesine alınmıştır ((Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021).

1926 yılından itibaren darüleytamlar Şehir Yatı Okulu olarak eğitim öğretime devam etmişlerdir. Darüleytamlar isim olarak Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu 1983’ten sonra Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu olarak devam ettikten sonra günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021).

Türkiye’de darüleytamlar bu şekilde faaliyetlerini sürdürürken topluma hizmet eden   darüleytamlardan biri de Amasya Ünas Darüleytamı olmuştur. Bu eğitim kurumu toplumsal destek görmekle beraber devlet idarecileri tarafından da desteklenmiştir. Örneğin Amasya Darüleytamı’na Padişah V. Mehmed de 50 Osmanlı altını ihsanda bulunmuştur (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021). Amasya Ünas Darüleytamı öğrencilerinin çoğunluğunu muhacir ve mülteci çocukları oluşturmuştur (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu, Orbay). Amasya Ünas Darüleytam’ı öğrencilerinin şehit olan, Ermeni sevkiyatı esnasında, Balkan Harbi sırasında Ermeni vakasında hayatını kaybeden öğrenci babaları olmuştur. 13 yaşına gelmiş fakat okuma yazma bilmeyen öğrenciler mesleki eğitim alırken günün belli zamanlarında da ibtidai eğitimlerini tamamlamaya çalışmışlardır (Kılınç, Değirmenci, Kösterelioğlu ve Orbay, 2021).

Bu gibi kurumlarda kalan kişilere fırsatlar sunulduğunda; dezavantajlı öğrenciler seçkin bireyler olabilmektedir. Bu bağlamda bu seçkin bireylerden biri de Atatürk’ün ilk manevi kızı Zehra olmuştur.[1] Zehra Atatürk’ün manevi evladı olduktan sonra yurt içi ve yurt dışında en güzel eğitim imkanına kavuşmuş bir birey olmuştur. Diğer örnek bir kişi de darüleytamlarda yetişmiş bilim insanı Ordinaryüs Pr. Dr. Enver Ziya Karal’dır (Şafak,2013, s.277). Buna benzer şekilde, topluma hizmet uygulamalarının da katkısıyla, dezavantajlı bir durumdan, toplumda örnek kişiler haline gelen bireylerin sayısı oldukça fazladır.

SONUÇ

Topluma hizmet uygulamaları hem hizmet edenin hem de hizmet edilenin mutlu olduğu, kişinin imkanlar ölçüsünde kendini bir noktada gerçekleştirmeye çalıştığı hizmet alanlarından biridir. Türkler ’de topluma hizmet düşüncesi ve uygulamaları Türkler ’in tarih sahnesine çıkış sürecinden itibaren var olmuştur. Türkler İslamiyet öncesi topluma hizmet uygulamalarını geleneksel düşünce bazında gerçekleştirirken İslam döneminde İslamiyet’in yardımlaşmaya verdiği önemle topluma hizmet, insan ve insanlık yararına taçlanmıştır. Bu bağlamda topluma hizmet uygulama alanları ve içerikleri dönem dönem değişse de temelde insana verilen değerden dolayı toplum hizmeti, toplumlarda hep var olmuştur.

 Bu hizmette esas, çalışmanın giriş kısmında da vurgulandığı gibi THU; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal imkanların toplum bazında eşit ve adalet çerçevesinde sağlanması, bilimsel ve teknoloji alandaki gelişmelerin toplum yararına sunulması, toplumun ve bireyin yaşamış olduğu çeşitli gelişim sorunlarına yönelik uygun hizmet programlarının oluşturulmasından ibarettir.

Türk toplumunda topluma hizmet uygulama sahalarından biri de yetim, öksüz ve kimsesiz olup muhtaç durumundaki kişileri himaye eden darüleytamlar olmuştur. Darüleytamlar kimsesiz ve muhtaç durumundaki çocukları topluma kazandırmak, okuryazar yapmak ve meslek sahibi bireyler haline getirme gayesiyle açılan eğitim kurumları olmuşlardır. Bu bağlamda bu kurumlar toplum tarafından şefkat yuvaları olarak adlandırmıştır. Darüleytamların Türk toplumunda iz bırakan kurumlar olmasının temelinde ise İslam dininin yetime verdiği önemle Türk toplum yapısındaki geleneksel çocuk sevgisi ve çocuğu koruma düşüncesi olmuştur. Bu hizmet alanı günümüzde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çeşitli uygulamalarla devam etmektedir. Bu hizmeti sunmak isteyen bireyler, bazen sevgi evleri etkinliği bazen görme ve işitme engelli bireylere sesli kitap okuma etkinliği olarak hizmet edebilmektedirler. Bunlarla beraber THU, Eğitim Fakültelerinde, hizmet ederek öğrenme alanı kapsamında ders olarak okutulmaktadır.

Kaynakça

Amasya Ünas Darüleytamına Ait Künye Defteri (1916-1917), Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Arşivi

Cevger, G. (2019). Türk eğitim tarihinde vakıfların yeri ve önemi, Mustafa Kılınç, Songül Keçeci Kurt (Ed.), Türk Eğitim Tarihi içinde. Pegem Akademi.

Müezzinoğlu, E. (2012), “1.Dünya Savaşı Esnasında Yetim ve Öksüz Çocukların Himayesi ve Eğitimi: Darüleytamlar”, History Studies (İnternational Journal of History) Volume 4/1, s. 146.

Kılınç, M. (2018). Köy Enstitülerinde Mesleki Teknik Eğitim (1940-1950), Kriter Yayınevi, İstanbul.

Kılınç, M., Değirmenci, R., Kösterelioğlu, İ., & Orbay, M. (2021). Kimsesizler sığınağı: Amasya yetim kızlar yurdu. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.

Kılınç, M. (2020), Türkiye’de Mesleki Teknik Eğitim Tarihi (1886-1986), Pegem Akademi, Ankara.

Kösterelioğlu, İ. ve Kılınç, M. (2018). Köy enstitüleri’nde uygulanan eğitimin STEM bağlamında değerlendirilmesi, Adem İşcan (Ed.), Eğitim bilimlerinde örnek araştırmalar içinde, Ankara: Nobel Akademik Yayın.

Küçükoğlu, A. ve Coşkun, Z. S. (2012). Yeni bir çoklu pedagojik yaklaşım: Topluma hizmet uygulamaları. Millî Eğitim Dergisi, 42(94), 92-107

Şafak, N. (2013). Darüleytamda çocuk olmak: On çocuk on portre.  FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 2, 261-283.

Şeker, A. (2009). Topluma hizmet uygulamaları. Ankara: Nobel Akademik Yayın.

URL1:https://egitim.amasya.edu.tr/media/30597/sosyal_bilgileri_ogretmenligi_lisans_programi09042019.pdf (Erişim:15.02.2021).


[1] Amasya Ünas Darüleytamı’nda kalmıştır (Amasya Ünas Darüleytamına Ait Künye Defteri, 1916-1917).

Mustafa KILINÇ1

Dr. Öğr. Üyesi, Amasya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Amasya/Türkiye    :  0000-0001-8436-2874  Email: mıustafa.kilinc @ amasya.edu.tr                       

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir