Salgın Kuşatması Altında İnsan Odaklı Eğitim

 Salgın Kuşatması Altında İnsan Odaklı Eğitim

Şükrü Kolukısa
Genel Başkan Yardımcısı

Covid-19 salgını, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de hayatın birçok alanını etkisi altına alarak bireysel yaşayışları, kurumsal işleyişleri değişime zorluyor. Eğitim-öğretim faaliyetleri de bu değişimden en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Planlanmış bir zaman çerçevesinde ortak mekânlarda icra edilen eğitim faaliyetleri bu süreçte ya akamete uğradı ya da uzaktan eğitim yöntemleriyle yerine getirilmeye çalışıldı, çalışılıyor.

Dünyanın birçok ülkesinde salgın gibi zor durumlarda uygulanacak yeni eğitim modelleri önerme/deneme, keşfetme ve bunu hayata geçirme çalışmaları gündemdeki yerini koruyor. Bu salgın döneminde uzaktan eğitim, şimdilik azami fayda sağlamasa da, süreci asgari zararla aşmak amacıyla başvurulan zorunlu bir tercih olarak görülüyor. Dünya, bilgiye, beceri geliştirmeye, etkileşime açılan işlek yolları kaybetmenin neticesinde ‘mecburi yönü’ takip etmeye devam ediyor.

Uzaktan eğitim, ilk bakışta birçok kolaylık vadediyor gibi gözüküyor ama ülke şartları ve bireysel imkânlar göz önüne alındığında adaleti sağlama ve eşitlik ilkesini ayakta tutma konusunda zafiyetler oluşturduğu da tartışmalara konu ediliyor. Zaman ve mekân algısını değiştirerek eğitimin psikolojik taraflarını olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Ekranla zihin arasında oluşan sanal bir ortamda, etkileşimi sınırlayan ve kontrolü zor olan bir ortamda eğitim yapıldığı için verimsizliği görülüyor. Kullanılan metot, araç ve teknolojilerle birlikte bilginin niteliği, türü, amacı ve öğrenme biçimi de değişiyor. Bu değişimin olumlu ve olumsuz taraflarını çok iyi görmek gerekiyor.

Aktarımı ve paylaşımı zorlaştıran, etkileşimi zayıflatan; özü sığlaşan, verimliliği tartışmalı, uzak noktalar arasındaki bağlantısı kalitesi kadar olan, gerçekliği ekranın ötesine taşmayan uzaktan eğitimi, ‘hevesle sarıldığımız bir eğitim reformu mu, yoksa mecburen icra ettiğimiz bir yöntem mi’ konusunu tüm boyutlarıyla ele almak kaçınılmaz bir hâle geliyor.

Bir eğitim düzeninin nitelik ve amaca uygunluk bakımından başarısı, bilginin nasıl ve hangi yöntemle edinildiğiyle doğrudan ilgilidir. Sadece bilgi edinimiyle sınırlanamayacak eğitim faaliyeti, okul çevresiyle başlayan sosyalleşme ile yakından ilgilidir ve bu süreç dinamik bir bütünlüğe sahiptir. Bu aşamada öğretmen, öğrenci ilişkilerinin ne kadar değerli ve esas olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Etkileşim, paylaşım ve dayanışmanın zayıfladığı, birçok boyutuyla hayattan izole olmuş sanal eğitim, öğrenciyi sosyal çevreden koparıp yalnızlaştırmakta, travmalara, psikolojik semptomlara, bunalımlara açık hâle getirmektedir. Bunun çocuklarımızın sosyal karakter kazanmalarını sınırladığı, psikolojik ve bedensel gelişmelerini olumsuz etkilediği herkesin malumudur.

Şartlar ne olursa olsun eğitim açısından değişmeyen bazı gerçekler var. DSÖ, UNESCO, UNİCEF gibi uluslararası kuruluşlar da mümkün olduğunda eğitimin yüz yüze faaliyetlerle devam ettirilmesi konusunda tavsiye kararları aldılar. Bu konudaki gerçekleri göz ardı etmeyen ve tavsiye kararlarını dikkate alan bazı ülkeler, ekonomik durumları, teknolojik imkânları ve dijital altyapıları güçlü olmasına rağmen eğitimi yüz yüze devam ettirmek konusunda ısrarlı davrandılar; eğitim faaliyetlerinin okullarda devam etmesi için çabaladılar.

Bu sayımızda, salgının gölgesinde devam eden eğitimi, riskleri, yenilikleri ve geleceğe etkileri bakımından ele almak istedik. Yazarlarımız, tecrübeleri, damıtılmış fikirleri ve ufuk açıcı yazılarıyla; salgın sürecinde, kampüsten okullarımıza, öğrenciden öğretmenlerimize, fertlerden ailelerimize kadar eğitim düzenimizin nasıl etkilendiğini ortaya koydular.

Yeni sayımızda buluşmak ümidiyle…

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir