Pandemi Şartlarında Eğitim-Öğretim Faaliyetlerine Dair Tespit ve Öneriler

 Pandemi Şartlarında Eğitim-Öğretim Faaliyetlerine Dair Tespit ve Öneriler

Distance learning online education. A schoolboy boy studies at home and does school homework. A home distance learning.

Giriş (Eğitim-Öğretim Çabalarımızın Geçmişi)

Pandemi döneminde yaşananlardan başta öğretmenler ve öğretim elemanları olmak üzere velisinden okul yöneticisine, öğrencisinden siyasetçisine kadar herkesin payına düşen birtakım tecrübeler ve sorumluluklar ortaya çıkmıştır. Bunlara geçmeden önce eğitim-öğretim faaliyetlerinin geçmişiyle ilgili kısa bir değerlendirmede bulunmak, bugün için yapılacak tespit ve önerilerin isabet oranlarına katkı sağlayabilecektir.

Eğitim-öğretimle ilgili tartışma ve değerlendirmeler, her dönemde toplumların, özellikle de eğitim-öğretim alanındaki paydaşların gündeminde olmuştur. Nitekim “Osmanlılardan önce İslâm dünyasında özellikle tıp, kıraat ve hadis alanlarında öğretim yapan ihtisas medreselerinin kurulduklarını görmekteyiz.” (Zengin, 2002, s.17) Diğer taraftan Göktürk Kitâbeleri’nden günümüze kadar geçen uzun sürecin her evresinde eğitim-öğretim faaliyetlerinin idarecilerin, din adamlarının, şair ve yazarların gündeminde olduğu görülür. Akyüz’ün (2006, s.1) Türk eğitim tarihinin tarihi bilinen ilk Türk toplumları ile başladığını söylemesi bu bağlamda anlamlıdır. Bu gündemin yoğunluğunu ortaya koymak noktasında tek başına Anadolu’da Beylikler Dönemi (13.Yüzyılın sonu ile 15.Yüzyılın başları) olarak da bilinen ve Selçuklu Devleti’nin yıkılması ile Osmanlı’nın güçlü bir devlet olarak kendini kanıtlamasına kadar geçen süreçte telif veya tercüme edilmiş eserleri akla getirmek bile yeterli olacaktır.[1] Diğer taraftan eğitim eksenli söz konusu tartışma ve değerlendirmelere Osmanlı’nın kuruluşundan yıkılışına kadarki uzun sürecin hemen her döneminde rastlamak mümkündür.

Buna karşın hâlihazırda eğitim camiamız, genellikle eğitim-öğretimle ilgili çabaları en fazla Tanzimat’a kadar götürmektedir. Kimilerine göre eğitimle ilgili çabalar, ancak ve sadece Cumhuriyet’le birlikte ortaya çıkmıştır. İlk medreseyi daha Orhan Gazi zamanında kurmuş olan Osmanlı  (Ünal, 2005, s.109) zamanında gerçekleştirilmiş eğitim-öğretimle ilgili faaliyetler, kimi zaman bilinçli olarak görmezden gelinmiş; kimi zaman da yok zannedilmiştir. Ne yazık ki bu görmezden gelme tavrı, günümüze kadar uzanmıştır. Üstelik akademik camiayı da kapsayacak biçimde genişlemiştir. Akademik camiada hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezleriyle diğer makale ve kitaplar incelendiğinde sözü edilen görmezden gelmenin pek çok örneğine rastlamak mümkündür.

Bu bağlamda değerler eğitimiyle ilgili gündemin ve üretilen metinlerin incelenmesi, güçlü bir kanaat edinilmesi için yeterli olacaktır. Zira ilgili bildirilerde, makalelerde ve kitaplarda genellikle değerler eğitimiyle ilgili ilk çıkış noktası olarak Batılı kaynaklar ortaya konulmaktadır. Bu yönde tespit yapanların ve bunu akademik bir yayında paylaşmakta bir sakınca görmeyenlerin Türk-İslâm edebiyatının yüzlerce yıllık birikiminde üretilmiş binlerce eğitsel içerikli metinden habersiz olmaları veya habersizlermiş gibi davranmaları, büyük bir talihsizliktir.[2] Şüphesiz söz konusu görmezden gelmenin ideolojik sebepleri vardır ve bu gayet doğaldır. Doğal olmayan, bu şaşılığın ve görmezden gelmenin bilimsel ölçütlere dayandırılmaya kalkışılmasıdır. Şimdilik bu tespit ve değerlendirmelerle yetinip asıl konuya geçmekte yarar olacaktır.

Pandemi Sürecinde Eğitim

Osmanlı döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de eğitim-öğretim faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla stratejiler ve planlamalar oluşturulmaya çalışılmış, kanuni düzenlemeler yapılmış, eğitim-öğretim faaliyetleri için bütçeler oluşturulmuştur. Özellikle 21.Yüzyılla birlikte eğitim-öğretim faaliyetlerine ayrılan bütçeler, diğer alanlara ayrılan bütçelerin önüne geçmiştir. Bununla bağlantılı olarak Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan öğretmen sayısı yaklaşık iki katına çıkarılmış, pek çok yeni okul ve hizmet binası inşa edilmiş, defalarca yasal düzenlemeler yapılmış ve kampanyalar başlatılmıştır. Buna karşın ne yazık ki elde edilen sonuçlar, başta eğitim-öğretim faaliyetlerinin nitelik kazanması için en çok çaba harcayanlar olmak üzere kimseyi yeterince tatmin etmemiştir.

Bu süreçte eğitim-öğretimin kesintisiz bir şekilde yüz yüze yapıldığını da özellikle vurgulamak gerekir. Çünkü pandemi sürecinde yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerinin hiçbir işe yaramadığını söyleyenlerin temel dayanağı, eğitim-öğretim faaliyetlerinin uzaktan yapılamayacağı öngörüsüdür. Bu öngörü sahiplerinin gözen kaçırdıkları temel gerçek, eğitim-öğretim faaliyetlerinin yüz yüze de hiçbir zaman istenen nitelikte gerçekleştirilemediğidir. Bu tartışmayı erteleyip pandemi sürecinde yürütülmeye çalışılan eğitim-öğretim faaliyetleriyle ilgili bazı tespitleri eksiklikler ve öneriler ekseninde ortaya koymakta yarar var. Zira kimisi pandemi öncesinde[3] kimisi de 2019 sonu itibarıyla başlayan pandemi sürecinde[4] hazırlanmış olan bazı yayınlarda uzaktan eğitim ve pandemi döneminde eğitim eksenli birtakım değerlendirmeler yapılmışsa da bunların sayısı henüz yeterli düzeyde değildir. Bu yazıda sözü edilen değerlendirmelere mütevazı da olsa bir katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

1.Pandemi döneminde eğitim-öğretim faaliyetlerinin nitelikli biçimde yürütülmesi önündeki en önemli engel, içinde bulunulan olumsuz şartlar değildir. Bu bağlamda en önemli engel, mevcut şartlarda eğitim-öğretim faaliyetlerinin hiçbir şekilde yürütülemeyeceği noktasında oluşan yanlış algıdır. Öyle ki bu bağlamda öğrencisinden öğretmenine, velisinden yöneticisine, herhangi bir vatandaştan siyasetçisine kadar toplumun hemen her kesimi aynı fikirde görünmektedir. Bu ön kabul, haklı gerekçeleri de bulunmakla birlikte, aslında bir yılgınlığı ve yenilgiyi kabullenmişliği yansıtmaktadır. Bu arada her zaman ve her şartta eğitim-öğretim sürecinin devamlılığının sağlanabileceği inancı iyice zayıflamıştır. Yeterli motivasyonla öğrenmenin ve öğretmenin binbir yolunun bulunabileceği gerçeği de unutuluvermiştir. Oysa “Sorun/algısı ne kadar yüksek olursa olsun, mutlaka bir/den çok çözüm yolu vardır.” (Demirtaş, 2018, s.15) Diğer taraftan unutulmamalıdır ki “Eğitimin önünde kişi, grup ya da toplumun kendisinden başka çözümsüzlük yoktur.” (Demirtaş, 2018, s.15)

Süreç, eğitim-öğretim faaliyetlerinin paydaşlarının dayanıklılık ve kararlılık gösterme, alternatif yol ve yöntemlerden yararlanma, beklenmedik şartlara uyum sağlama, yeni teknolojik imkânlardan yararlanma ve her şartta motivasyonunu koruma bağlamında bir tür test imkânı da sağlamıştır. Süreçte her şeye rağmen “Yiğit, zor zamanda belli olur.” misâli öğrenme ve öğretme motivasyonundan bir an olsun vazgeçmeyen pek çok öğrencinin, öğretmenin, yöneticinin, velinin olduğunu hepimiz gözlemledik. Buna karşın süreçte adeta kılını kıpırdatmamak için her türlü bahaneye sarılanların bulunduğunu da gözlemledik. Bu bakımdan süreç, bir turnusol kâğıdı işlevi görmüştür.

Pandemi sürecinde karşılaşılan sorunların doğru tespiti, gerekli önlemlerin alınması ve benzer süreçlere karşı hazırlıklı olunması bağlamında ciddî bir adım olacaktır. Bu noktada kamuoyunda yapılan her türlü yorumun değerlendirilmesi, doğru tespitlerin eksiksiz biçimde ortaya konması bağlamında önemlidir. İlgili süreçteki bazı sorunlara bu yazı çerçevesinde yer verilmeye çalışılmasının temel gayesi de budur. Şu hâlde ilk sorun, pandemi şartlarında eğitim-öğretim faaliyetlerinin beyhude bir uğraş olacağı yönündeki ön kabuldür. Yukarıda da izah edilmeye çalışıldığı gibi bu ön kabul, aslında yenilginin kabulü anlamına gelmektedir. Kimi paydaşlar, daha işin başında vazgeçmişlerdir. Vazgeçenlerin eğitim-öğretim faaliyetlerine yüz yüze eğitime geçildiği dönemde de kendilerinden beklenen katkıyı yapamayacakları unutulmamalıdır.

Pandemi sürecinde görülmüştür ki yüz yüze eğitim yapılırken gayretli ve başarılı olan eğitimciler, pandemi sürecinde de gayretli ve başarılı olmuşlardır. Pandemi öncesinde teknolojik araç gereçlerle arasına mesafe koymuş bazı eğitimcilerin bile mecbur kalınca teknolojik araç gereçlerden yararlanma noktasında kendilerinden beklenmedik bir motivasyon ortaya koydukları gözden kaçırılmaması gereken bir husustur. Daha önce öğrencilerini sosyal medya ortamlarından, mesaj gruplarından ve her türlü dijital ortamdan uzak tutmak için velileriyle birlikte sıkı bir denetim mekanizması oluşturan bazı öğretmenlerimizin pandemi şartları ortaya çıkınca bu tür dezavantajlı ortamları nasıl elverişli bir eğitim-öğretim ortamına dönüştürdüğünü yakinen gözlemlemiş bir eğitimci olarak ortaya koymaya çalıştığımı ifade etmeliyim. Böyle öğretmenlerimiz ve hocalarımız, asıl engelin pandemi şartları olmadığının somut bir örneğidir.

Bu değerlendirmeler ışığında eğitim camiasının bütün paydaşları yanında kamoyununun da pandemi sürecinde eğitim-öğretim faaliyetlerinin asla nitelikli bir içerikle yürütülemeyeceği yönündeki algısının değişmesi gerekir. Şüphesiz bu bağlamda önderlik etmek ve örnek olmak, öğretmenlerimizin ve hocalarımızın görevidir. Örnek uygulamalarla bunun kanıtlanması, iyi örneklerin paydaşlarla ve kamuoyu ile paylaşılması, söz konusu ön kabulün ortadan kaldırılmasına katkı sağlayacaktır. Diğer taraftan eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütülmesinde yetki sahibi olanların da gerekli teknolojik altyapı imkânlarının sağlanması hâlinde uzaktan eğitimde niteliğin yakalanmasının imkânsız olmadığına inanmaları gerekir. Zira bu bağlamda zaman zaman en yetkili ağızlardan yapılan değerlendirmelerde uzaktan eğitimle bu işin yapılamayacağı yönündeki yorumlar, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz dahil herkesin bakış açısını etkilemekte ve gündeme getirmeye çalıştığımız ön kabul ve ön yargıyı güçlendirmektedir. Unutulmamalıdır ki asıl ve en büyük sorun, uzaktan eğitimin kendisi değil uzaktan eğitim için gerekli teknolojik imkânlar yanında bilgi, birikim, gayret, hassasiyet ve motivasyondan eksikliğidir.

2.Teknolojik araç-gereç talebinin ciddi düzeyde arttığı pandemi döneminde eğitim-öğretim sürecinin önündeki önemli bir engel de imkân ve fırsat eşitsizliğinin belirgin biçimde artmış olmasıdır. Pandemi öncesinde de var olan engeller, bu dönemde daha da artmış ve eğitim-öğretim faaliyetlerini kimi paydaşlarca imkânsız hâle getirmiştir. Söz gelimi pandemi sürecinde eğitim-öğretim faaliyetlerine katılım için internet erişimi bulunan bilgisayar, tablet ve/ya akıllı telefon sahibi olmak; asgari koşulların arasında yer almaktadır. Ne yazık ki öğrencilerimiz arasında düzenli bir internet imkânından mahrum olan önemli bir kesim vardır. Kesin bilgiler olmamakla birlikte böyle öğrencilerimizin sayısı milyonlarla ifade edilecek düzeydedir. Yüz yüze eğitimde okula ulaşamayan öğrenci, eğitim-öğretim noktasında nasıl bir dezavantajla karşı karşıyaysa dijital eğitim ortamlarına erişemeyen öğrenci de aynı düzeyde bir dezavantajla karşı karşıya demektir. Her ne kadar Millî Eğitim Bakanlığı beş yüz bin tablet bilgisayar dağıtmakta ise de hâlâ milyonlarca öğrencinin bu dezavantajla karşı karşıya olması, telafisi neredeyse imkânsız ölçüde önemli bir eksikliktir.

Bu arada pandemi sürecinden sadece birkaç yıl önce (2015) bizzat ilgili bakanlık tarafından dağıtılmış yedi yüz bin tabletin uzaktan eğitim aşamasında öğrencilerin ihtiyacını karşılayacak biçimde kullanılamıyor olması, en hafif ifadeyle büyük bir talihsizliktir. Zira bir şekilde söz konusu tabletlerin etkin biçimde uzaktan eğitim kapsamında öğrenciler tarafından kullanılmasına imkân sağlanabilmesi beklenirdi. Diğer taraftan okullarımızdaki teknolojik altyapının önemli unsurlarından olan akıllı tahtaların da uzaktan eğitim kapsamında daha etkin biçimde kullanılmasının sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda bazı okullardaki uygulamaların bütün okulları kapsayacak biçimde genişletilmesi mümkündür.

Diğer taraftan düzenli biçimde internet imkânı olmayan öğrenciler için yapılan çalışmaların yaygınlaştırılması, desteklenmesi, geliştirilmesi ve mağdur öğrenci kalmayacak bir düzeye ulaştırılması önemlidir. Şüphesiz bu noktada da başta gerçek ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesi ve yeterli maddi kaynak temin edilmesi gibi engeller bulunmaktadır. Uzaktan eğitimle ilgili olarak yukarıda bahsedilmiş olan ön kabul olmasaydı, ihtiyaç sahibi öğrenciler için internet erişimi sağlanmasına yönelik çok daha fazla kampanya düzenlenebilir ve çok daha fazla katkı sağlanabilirdi. İnsanların yararına inanmadıkları bir sistem için gayret göstermelerini ve fedakârlıkta bulunmalarını beklemek beyhudedir.

Bununla birlikte kimi okullarımızda organize biçimde topluca, kimi okullarımızda da öğretmenlerimizin bireysel olarak öğrencilerin internet imkânına kavuşmaları için çaba gösterdiklerini ve gereğinde maddi katkıda da bulunduklarını ifade etmekte yarar var. Diğer taraftan başta üniversitelerimiz olmak üzere bazı kurum ve kuruluşların da ihtiyaç sahibi öğrencilerin kullanımı için internet imkânı sağlanması yönünde örnek uygulamalar yaptıkları görülmektedir. Uzaktan eğitimin imkânları ve eğitim-öğretim faaliyetleri açısından öneminin anlaşılması, söz konusu örnek uygulamaların nicelik ve nitelik bakımından artmasını sağlayacak önemli bir husustur. Bu sebeple ilgili araç-gereç ve imkânların sağlanması kaydıyla, uzaktan eğitim yoluyla çocuklarımızın geleceğe hazırlanabilmeleri için yapılan çalışmalara katkı sağlanmasının pekâlâ mümkün olabileceği gerçeği, bütün paydaşlarca kabul edilmelidir.

3.Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin motivasyon sorunu yaşadıkları; bu sebeple birçoğunun derslere düzenli olarak katılmadıkları, katıldıkları derslerde de dikkatsiz ve özensiz oldukları yönünde tespit ve değerlendirmelerle karşılaşılmaktadır. Bu tespitler, büyük oranda doğrudur; ancak aynı zamanda eksiktir. Zira söz konusu motivasyon sorunu, öğrencilerimizle sınırlı değildir. Velilerimizden öğretmenlerimize, yöneticilerimizden kamuoyuna kadar her kesimde motivasyon eksikliğine ilişkin örneklerle karşılaşmak mümkündür. Diğer taraftan eğitim-öğretim faaliyetlerinin yüz yüze yapıldığı dönem ve ortamlarda da benzer biçimde motivasyon sorunlarıyla karşılaşılabildiği unutulmamalıdır. Pandemi döneminde söz konusu motivasyon sorununun büyümüş ve daha çok öğrenciyi, daha çok öğretmeni, daha çok veliyi, daha çok yöneticiyi etkilemiş olması; biraz da pandemi şartları kadar karar vericilerin uzaktan eğitim imkânlarına ve eğitim neferlerine karşı tereddüt göstermelerinin ve bu tereddüdü kararlarına yansıtmalarının bir sonucudur.

Söz gelimi uzaktan eğitimle ilgili derslere devam eden öğrenci sayısı, devam etme zorunluluğunun kaldırıldığına yönelik kamuoyuna açıklama yapılmasından sonra ciddi oranda düşmüştür. Öyle ki birçok öğretmenimiz, bu açıklamadan sonra 2019-2020 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında boş sınıflarla karşı karşıya kalmıştır. Doğru olan, devam mecburiyetinin toptan kaldırılması yerine, geçerli mazeretlerle sınırlandırılmasıydı.

Derslere devam noktasında bölgeler, okullar ve dersler arasında farklılıklar olması, bir yere kadar doğaldır. Söz konusu farklılıkların öncelikle öğrencilerin profilleriyle ve ailelerin maddi imkânlarıyla doğrudan ilgili olması kaçınılmazdır. Bununla birlikte öğrencilerin bir okuldaki aynı derslere katılım düzeyleri arasında önemli farklılıkların bulunması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husustur. Eğitimde niteliğin sağlanması için bu ve benzeri karşılaştırmaların yapılması ve sonuçlarının değerlendirilmesinde yarar olacağı âşikârdır.

Ne yazık ki yüz yüze eğitim döneminde olduğu gibi uzaktan eğitim döneminde de derslerine en üst düzeyde motivasyonla hazırlanan, bilgi ve birikimini geliştirmek için gayret eden, öğrencilerinin yetişmesine daha çok katkı sağlayabilmek için emek veren öğretmenlerimizin bu bağlamda hiçbir motivasyon ve gayret sahibi olamayanlardan yeterince ayrılamadığı görülmektedir. Bu arada mevcut mevzuatımızın da gayretli ile gayretsiz, verimli ile verimsiz, duyarlı ile duyarsız arasında ayrım yapmak için elverişli olmadığını ifade etmek gerekir. Kaldı ki eğitim sistemimiz, yüzlerce yıldır çocuklarımızın ve gençlerimizin gerçek yeteneklerini ve potansiyellerini keşfetmek ve geliştirmek noktasında yetersizdir.

4.Pandemi sürecinde yaşanan en önemli sorunlardan biri ölçme ve değerlendirme noktasında ortaya çıkmaktadır. Zira sağlıklı bir ölçme ve değerlendirmenin yapılamadığı bir ortamda sağlıklı eğitim-öğretim faaliyeti de yapılamaz. Ölçme ve değerlendirme faaliyetlerinin etkili, gerçekçi, geçerli ve adaletli biçimde yapılması, öğrencilerin emeklerinin karşılığını hakkıyla almalarını sağlayacak; böylece eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütülmesi için elverişli bir ortamın oluşturulması çabalarına katkı sağlanmış olacaktır. Bu sayede emeğin ve dürüstçe çalışmanın kıymeti de somut biçimde ortaya konmuş olacaktır. Ayrıca farklı alanlarda Türkiye’nin geleceğinde katkısı olacak gençlerin yetiştirilmesi de ölçme ve değerlendirme sürecindeki isabetle doğrudan ilintilidir. İsabetli ölçme ve değerlendirme, sadece bir tespit, sıralama vasıtası ve sonuç değil; aynı zamanda öğrenciler için iyi bir motivasyon aracıdır.

Pandemi şartlarında yararlanılabilecek uzaktan eğitim imkânları, hâlihazırda uzaktan ölçme-değerlendirme için asla uygun ve yeterli değildir. Hele hele online sınavların geçerliliğinden asla söz edilemez. Öncelikle her öğrenci; bilgisayar, tablet, internet erişimi, kamera gibi gerekli teknik donanıma ve materyale sahip değildir. Diğer taraftan uzaktan eğitim imkânlarıyla her öğrencinin sırf kendi bilgisi, becerisi, birikimi ve deneyimi doğrultusunda ölçülmesi ve değerlendirilmesi mümkün değildir. Sosyal medyada veya başka ortamlarda pandemi sürecinde gerçekleştirilmiş online sınavlarla ilgili değerlendirme ve yorumlar da bu gerçeğe işaret etmektedir. Nitekim online sınav sonuçlarıyla oluşan sıralamaların yüz yüze yapılan sınavların sonuçlarıyla oluşan sıralamalarla önemli oranda farklılık göstermesi, bu bağlamda dikkate alınması gereken önemli işaretlerdendir.

Bu arada online sınavlara göre çoğunlukla daha isabetli olmakla birlikte yüz yüze yapılan sınavların bütünüyle yeterli ve geçerli nitelikte olduğu kanaatinin de yalnızca bir varsayımdan ve ön kabulden ibaret olduğu unutulmamalıdır. Zira yüz yüze eğitim sürecinde de ölçme ve değerlendirmeyle ilgili ciddi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Derste işlemediği konulardan soru sorup öğrenciyi ters köşe yapmakla övünenler, kopya çekenlere göz yummak suretiyle dürüst öğrencilere haksızlık yapanlar ve bunun farkında bile olmayanlar, sınav kâğıtlarını okumak için yeterince zaman ve emek harcamayanlar, sınav kâğıdını esas sahibi olan öğrenciden esirgeyenler, sınav için her yıl aynı soruları soranlar, soruların niteliğine önem vermeyenler, not verirken bilgi ve birikim dışında ayrım yapmanın vebâlini umursamayanlar; bu bağlamda dikkate alınması gereken önemli örnekler arasında yer almaktadır. Sanki böyle yanlışlar hiç olmuyormuş gibi davranmak, başı kuma gömmekle güvende kalacağını düşünmekten farksızdır. Yüz yüze de olsa sınavlara gereğinden fazla anlam yüklememek gerekir. Bununla birlikte rastgele veya “tahminle not vermekten daha az hata içerecekleri” (Başol, 2015, s.3) de unutulmamalıdır.

Pandemi şartlarının sağlıklı bir ölçme ve değerlendirme için ciddi engeller ve dezavantajlar barındırdığı inkâr edilemez bir gerçektir. Bununla birlikte ölçme ve değerlendirmenin olabildiğince sağlıklı biçimde yapılabilmesi için alınabilecek önlemler ve başvurulacak uygulamalar da vardır. Bu bağlamda ödev vermek, dosya hazırlatmak, ödevi elle yazdırmak, video çektirmek, ses kaydettirmek gibi yöntemlere sıklıkla başvurulduğu görülmektedir. Ne var ki bunlar, öğrencilerin gerçek performanslarını tespit etmek için yeterli değildir. Şüphesiz bu aşamada ortaya konabilecek farklı öneriler ve uygulamalar vardır. Bu yazı kapsamında da örnek bir uygulamanın esasları ve ayrıntıları hakkında bilgi verilmesinde yarar görülmektedir.

5.Öğrencilerin derslerdeki aktif katılım ve katkı performanslarını ölçmeye odaklı bu yaklaşımda öncelikle mazeretleri sebebiyle derslere katılamayacak öğrencilerin belirlenmesi ve ölçme-değerlendirme sürecinde bu öğrencilere yönelik alternatif uygulamalardan yararlanılması gerekir. Derslere asgari katılımın % 50’nin altına düşmemesi, uygulamanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için önemlidir. Ayrıca bu uygulama, daha çok etkileşimli olarak yapılan canlı derslerde kullanılmaya müsait görünmektedir.

Yüz yüze derslerde olduğu gibi etkileşimli derslerde de konu arasında yeri geldikçe öğrencilerin dikkatlerini ölçmeye ve dersle ilgilerini canlı tutmaya yönelik olarak sorular sorulur. Bu soruların içerik bakımından kısa cevaplı olması; ancak sayı bakımından çok olması gerekir. Öğrencilerin özellikle kısa cevaplı soruları yazılı olarak vermeleri istenir. Sistemde yazılı cevaplar için ayrılan bölümde öğrencilerin bir ders boyunca vermiş oldukları cevaplar kaydedilir. Dersin hocası, dersten sonra bu bölümde yazılı cevapları hem nicelik hem de nitelik bakımından kontrol edip ilgili öğrencilerin hanelerine (doğru) cevap sayılarını yazar. Gerektiğinde zor ve çok az öğrenci tarafından cevaplanan sorular için özel değerlendirmeler yapılabilir. Not verme aşamasında da bu cevaplar ve ölçümlerin doğrultusunda bir değerlendirme yapılır. Nihai değerlendirmede derse aktif katılım performanslarının diğer ölçme-değerlendirme usulleriyle birlikte, kademeli olarak ve belirli ölçülerde dikkate alınması mümkündür. Derslerin ve cevapların kayıt altında tutulması, ölçme ve değerlendirmeyle ilgili tereddütler oluşması hâlinde somut kanıtlara ulaşma imkânı sağlayacaktır. Böylece ölçme-değerlendirme eksenli önemli sorunların ortaya çıkması önlenmiş olacaktır. Bu arada uzaktan eğitim için tercih edilen yazılımın sözü edilen cevapların sistem üzerinden herkesin görebileceği biçimde yazılmasına ve kaydedilmesine uygun olması gerektiği de hatırda tutulmalıdır. Mevcut uygulamalar arasında bunun için uygun olan yazılımlar vardır.

Böyle bir uygulamanın da elbette birtakım zorlukları ve açıkları olacaktır; ancak unutulmamalıdır ki % 100 güvenilir bir ölçme ve değerlendirme sistemi, olsa olsa bir tek kâğıt üzerinde olabilir. Uygulamada böyle bir sistem zaten yoktur. Böyle bir uygulamanın en önemli dezavantajı, dersin öğretmenine ciddi bir iş yükü getirmesidir ki o da herkesin kutsallığıyla övündüğü öğretmenlik mesleğinin bir cilvesi olarak görülmelidir. Nitekim öğretmenlik, verilen emek ölçüsünde kutsaldır. Olağandışı durumlar, olağandışı çözümler gerektirir. Bu bağlamda somut bir örnek ortaya koymak amacıyla, aşağıda bir uygulama tablosu paylaşılmıştır. Tablodaki isimler kurgulanmıştır. Örnek olarak salı ve cuma günleri olmak üzere haftada iki kez yapılan bir ders seçilmiştir. Sütunlardaki ilk rakam cevap sayısını, ikinci rakam ise doğru cevap sayısını ifade etmektedir.

Notlar ve özel durumlar

Derste öğrencilere yönlendirilen sorulara, beklenen seviyenin üzerinde isabetli cevaplar (ekstra katkı) 5 puan (*) ile değerlendirilmiştir.

Öğrencilerin derslerde sorulan sorulara verdikleri her doğru cevap 4 puan olarak değerlendirilmiştir.

Buna göre 15 doğru cevabı iki de yıldızı olan öğrencinin puanı 20×4=80+10=90 şeklinde hesaplanmıştır.

329 Fatih: Annesiyle görüşüldü. Evlerinde bilgisayar ve internet imkânı yok. Ödevlendirme yapıldı. Konuyla ilgili çözüm araştırılacak.

325 Cem: Babaannesi, Aralık ayının ilk haftasında salgın hastalık sebebiyle hayatını kaybetmiş. Karantinadayken derslere katılamamış. Telafi için ödevlendirme yapıldı.

326 Çakır: Derslere genellikle katılıyor. Bağlantı sorunu hiç yaşamadı; ancak soru sorulduğunda cevap vermiyor.

Çoğu zaman görüntüsünü ve sesini açmıyor. İsmiyle hitap edildiği zamanlarda da sistemde aktif göründüğü hâlde çoğunlukla ulaşılamıyor. Annesiyle görüşüldü. Annesi, derse aktif katılım noktasında sözlerini dinletemediklerini, babasının da bu konuda çok çabaladığını; ancak sonunda onun da vazgeçtiğini söyledi.

332 Irmak: Derslerde aktif görünüyor; ancak çoğunlukla yanlış cevaplar veriyor. Sorular üzerinde yeterince düşünmüyor.

331 Hale: Babasıyla görüşüldü. Bilgisayarları ve tabletleri yok. Babası evde olduğu zaman telefonuyla derse katılıyor. Nihai puanı katıldığı derslerdeki performansı dikkate alınarak hesaplanacak.

Bakanlık, yüz yüze sınav yapma kararı alırsa derslere aktif katılım ve katkı puanları ve ödevler sınav puanlarıyla birlikte değerlendirilecek.

6.Pandemi döneminde eğitim-öğretim açısından önemli sorunlardan biri de mevcut imkânların bütün paydaşlarca verimli biçimde değerlendirilememesidir. Yukarıda uzaktan eğitim sürecinde yararlanılabilecek teknolojik araç gereçlerden ve bunların eksikliğinin oluşturduğu sorunlardan kısmen bahsedilmişti. Bu noktada dikkate alınması gereken bir husus da söz konusu araç gereçlerin ve ilgili yazılımların verimli kullanılıp kullanılmadığıdır. Bilgisayarların, tabletlerin ve benzeri teknolojik araç gereçlerin ve bunlarla ilgili yazılımların pek çok uygulamasından ve avantajından kullanıcıların haberdar olmadığı bir gerçektir. Bilgisayar kullanıcılarının büyük bölümünün bilgisayar ortamında uzatma işareti bulunan bir harfin nasıl yazılacağını bilmiyor olması, bu bağlamda dikkat çekici, basit ama somut bir örnektir. Kaldı ki yüz yüze eğitim-öğretim açısından oldukça elverişli bir materyal olarak değerlendirilebilecek olan akıllı tahtaların da verimli biçimde kullanılamadığı, bazı öğretmenlerin sık sık öğrencilerin yardımına ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Demek ki öğrenci öğretmen ayrımı yapılmaksızın herkesin teknolojik araç ve gereçleri verimli biçimde kullanma noktasında gelişmeye ihtiyacı vardır.

Uzaktan eğitimle yapılan derslerde en çok kullanılan yazılımlar arasında EBA, EBA TV, Zoom ve Google Clasroom gibi uygulamalar dikkat çekmektedir. Nitekim bu uygulamalar aracılığıyla dersler ve toplantılar yapılmakta, konferanslar ve seminerler düzenlenmekte; böylece yüz yüze yapılamayan birçok etkinliğin telafisine çalışılmaktadır. Bunlar arasında geliştirilmeye açık olmakla birlikte Millî Eğitim Bakanlığı tarafından üzerinde uzun yıllar çalışılmış olan EBA, çok önemli ve etkili bir içeriğe sahip görünmektedir. Öğretmenler, EBA üzerinden öğrencilerine ödev verebilmekte, etkinlik düzenleyebilmekte, talimatlar paylaşabilmekte ve öğrencilerin EBA üzerindeki hareketlerini gözlemleyebilmektedirler. Diğer taraftan öğrenciler de ödevleri ve sınavları dışındaki etkinliklere de katılabilmekte; dahası kendileri de belirli etkinlikler düzenleyebilmektedirler. Öğrencilerin düzenledikleri ve katıldıkları etkinlikler çerçevesinde puanla ödüllendirilmeleri ise EBA’nın motive edici özellikleri arasında dikkat çekmektedir. Ayrıca velilerin de kendi şifreleriyle birlikte EBA üzerinden çocuklarının performanslarını gözlemleyebiliyor olmaları önemlidir.

Benzer biçimde uzaktan eğitimin yürütülmesinde yararlanılan diğer uygulamaların da belirli avantajları bulunmaktadır. Öncelikle ses ve görüntü aktarımı imkânı sağlayan bu tür uygulamalar üzerinden eş zamanlı veya eş zamansız olarak ders yapmak mümkün olduğu gibi kimilerinde öğrencinin söz istemesi, cevabını yazılı olarak bildirebilmesi, ödevlerini sistem üzerinden gönderebilmesi, öğretmenin yaptığı yorum ve değerlendirmeleri görebilmesi gibi farklı özellikler de bulunmaktadır. Kuşku yok ki bu tür yazılım ve imkânlar, ancak onları verimli bir şekilde kullanabilecek öğrenciler ve öğretmenler sayesinde yeterli bir anlam ve işlev kazanmış olacaklardır.

Sonuç ve Değerlendirme

Nurettin Topçu’nun (1970, s.56) işaret ettiği üzere “Muallim, geçeceği yol bütün engellerle örtülü olduğu halde, buna tahammül etmesini bilen, tahammül etmesini seven idealcidir.” Pandemi döneminin olumsuz ve elverişsiz şartlarında görev yapmak zorunda kalmış öğretmenler olarak Topçu’ya (1970, s.57) biraz daha kulak vermekte yarar olacak: “Tahammülsüzlüğün, şikâyetin başladığı yerde muallimlik davası biter. Muallim, daima muvaffakiyetsizliğinin, zaaflarının sebebini arayarak kendini düzeltmeye çalışmalıdır. Yine Gandi, talebelerinde hata görürse, bunun sebebi nefsindeki kifayetsizlik olduğunu kabul ederek oruç tutuyordu. Muallim, kaderinin karşısına çıkardığı engellerle mücadele ederken sonuna kadar nefsinden fedakârlık yapmayı göze alabilen cesur insandır.” Şu hâlde her zaman ve her şart altında kutsal bir meslek sahibi olmanın gereği, vazgeçmemek, yılgınlık ve gevşeklik göstermemektir.

Şüphesiz pandemi şartlarından hiç kimse memnun değildir; ancak unutulmamalıdır ki bu şartlar aynı zamanda kaçınılmaz bir gerçektir. Şartlar değişene kadar mevcut imkânları en iyi biçimde değerlendirip eğitim-öğretim faaliyetlerimizi olabildiğince nitelikli bir şekilde sürdürmek zorundayız. Uzaktan eğitimin önemli sorunları ve eksiklikleri vardır ve yüz yüze eğitimin yerini tutması mümkün değildir. Buna karşın uzaktan eğitimin bir mecburiyet olduğu unutulmamalıdır. Diğer taraftan derslerin evlerden uzaktan eğitim yoluyla yapılması zorunluluğunun birtakım avantajları beraberinde getirdiği de bir gerçektir. Nihayetinde veliler, öğrenciler ve öğretmenler, okula ulaşım için zaman, emek ve para harcamak zorunda kalmıyorlar. Sırf bu noktada fazladan harcanan zaman değerlendirilmiş olsa önemli bir kazanım olduğu ortaya çıkacaktır.

Diğer taraftan “Toplumdaki değişim hızı, okullardaki değişim hızının kapasitesini aşmıştır.” (Turan, s.203) Bu yüzden sadece uzaktan eğitimde değil yüz yüze eğitimde de zaman zaman ciddi sorunlar yaşandığı unutulmamalıdır. Neticede pandemi dönemine kadar eğitim yüz yüze yapılıyordu ve bizler de harikalara imza atmıyorduk. Ne yazık ki öğrencilerle öğretmenler arasında iletişim sorunları hiç yaşanmıyor değildi. Az çok boş geçen veya ihmal edilen derslerle, derste öğrencisine hakaret eden öğretmenlerle veya öğretmenine hakaret eden öğrencilerle de karşılaşmak mümkündü. Şimdi herkes dersin kayıt altında olduğu düşüncesiyle nisbeten daha dikkatli ve özenli davranmak zorunda. İşin iyi tarafından bakılınca bardağın bütünüyle boş olmadığı da görülecektir. Ayrıca başka seçeneğimiz olmadığı da bir gerçektir. Bir eğitimcinin mevcut şartlarda eğitim-öğretim adına en yüksek ve samimi motivasyonla işine sarılmaktan ve çözüm üretmeye çalışmaktan başka seçeneği yoktur.

Kaynakça

Akyüz Y. (2006). Türk Eğitim Tarihi, Ankara: Pegem A Yayıncılık.

Ak M., Levent Ş., Çiçekler A.N. ve Ertürk M.A. (2020).  “Kovid-19 Küresel Salgın Sürecinde İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulamalarına Genel Bir Bakış”, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, 40/2, s.1-10.

Akyüz H.İ. ve Numanoğlu G. (2020). “Üniversite Öğrencilerinin e-öğrenme Ortamlarına İlişkin Hazırbulunuşluk ve Beklentileri (Kastamonu Üniversitesi Örneği)”, Computer Education And Instuructional Technology Education, 1/1, s.1-16.

Bozkurt A. (2017). “Türkiye’de Uzaktan Eğitimin Dünü, Bugünü ve Yarını”,  Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi, 3/2, s.85-124.

Aziz A. (1975). Televizyonun Yetişkin Eğitimindeki Yeri ve Önemi, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Yayınları. Ankara: Sevinç Matbaası.

Aziz A. (1977). “Türkiye’de Radyo Televizyon İle Eğitim Uygulamaları”, Eğitim ve Bilim, 2(7), 19-27.

Barkan M. (1988). “Eğitim Amaçlı İletişim ve Videonun İşlevleri: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde Örgütsel Uygulama Model Önerisi”, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Başol G. (2015). Eğitimde Ölçe ve Değerlendirme, Ankara: Pegem A Yayınları.

Bayam M. ve Aksoy ve M. S. (2002). “Türkiye’de Uzaktan Eğitim ve Sakarya Üniversitesi Uygulaması”. SAU Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 6/1, s.169-175.

Bayram Y. (2015). Divan Şiiriyle Değerler Eğitimi: Ebednâme, Samsun: İlkadım Belediyesi.

Baysal E.A. ve Ocak G. (2020). “Covid-19 Salgını Sonrasında Okul Kavramındaki Paradigma Değişimine ve Okulların Yeniden Açılmasına İlişkin Öğretmen Görüşleri”, Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 18/2, s.676/705.

Bozkurt A. (2016). Bağlantıcı Kitlesel Açık Çevrimiçi Derslerde Etkileşim Örüntüleri ve Öğretenöğrenen Rollerinin Belirlenmesi, d.t.. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Can E. (2020). “Sanal Sınıf Yönetimi: İlkeler, Uygulamalar ve Öneriler”, Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi, 6/4, s.251-295.

Çallı İ., Bayam Y. ve Karacadağ M. C. (2002). “Türkiye’de Uzaktan Eğitimin Geleceği ve Eüniversite”, Açık ve Uzaktan Eğitim Sempozyumu, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.

Çukadar S. ve Çelik S. (2003). “İnternete Dayalı Uzaktan Öğretim ve Üniversite Kütüphaneleri”, Doğuş Üniversitesi Dergisi, 4/1, s.31-42.

Demirtaş A. (2028). Eğitim Şart Ama Nasıl?, Kocaeli: 5 Şubat Yayınları.

Eflatun M. (2016). “Yüzyıllara Göre Eski Türk Edebiyatı Tarihi”, Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatına Giriş, Ankara: Akçağ Yayınları, s.481-573.

Ertuğ C. (2020). “Coronavirüs (Covid-19) Pandemisi ve Pedagojik Yansımaları: Türkiye’de Açık ve Uzaktan Eğitim Uygulamaları”, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi, 6/2, s.11-53.

Esennur S. (2020). “Eğitimin Ekran Üzerinden Teknolojik Dönüşümünde Pandemi Dönemi’nin Etkisi”, OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 16/29, s.1987-2018.

Eti İ. ve Karaduman B. (2020). “Covid-19 Pandemisi Sürecinin Öğretmen Adaylarının Mesleki Yeterlikleri Açısından İncelenmesi”, Millî Eğitim Dergisi, 49/1, s.635-656.

Fidan N. ve Okan K. (1975). “Açık Yükseköğretim Sistemleri ve Uzaktan Eğitim”, Ankara: Ayyıldız Matbaası.

İşman A. (1998). Uzaktan Eğitim, Sakarya: Değişim Yayınları.

Karadağ E. ve Yücel C. (2020). “Yeni Tip Koronavirüs Pandemisi Döneminde Üniversitelerde Uzaktan Eğitim: Lisans Öğrencileri Kapsamında Bir Değerlendirme Çalışması”, Yükseköğretim Dergisi, 10/2, s.171-192.

Kaya Z. (2002). Uzaktan Eğitim. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

Keleş H.N., Atay D., Karanfil F., (2020). “Covid 19 Pandemi Sürecinde Okul Müdürlerinin Öğretim Liderliği Davranışları, Millî Eğitim Dergisi, 49/1, s.155-174.

Koyuncuoğlu Ö. (2020). “Yükseköğretimde Yeni Normalleşme Senaryoları ve Önerileri”, Turkish Studies, 15/6, s.635-662.

Özdil İ. (1986). Uzaktan Öğretimin Evrensel Çerçevesi ve Türk Eğitim Sisteminde Uzaktan Öğretimin Yeri, Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Özdoğan A.Ç. ve Berkant H.G. (2020). “Covıd-19 Pandemi Dönemindeki Uzaktan Eğitime İlişkin Paydaş Görüşlerinin İncelenmesi”, Millî Eğitim Dergisi, 49/1, s.13-43.

Özer B. (1989). “Türkiye’de Uzaktan Eğitim: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nin Uygulamaları”, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2/2, s.1-24.

Sarı E. ve Sarı B. (2020). “Kriz Zamanlarında Eğitim Yönetimi: Covıd-19 Örneği”, Uluslararası Liderlik Çalışmaları Dergisi: Kuram ve Uygulama, 3/2, s.49-63.

Somuncuoğlu D. (2005). “Türkiye’de ve Dünyada Uzaktan Eğitim Uygulamaları”, Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9/3, s.85-100.

Sönmez M., Yıldırım K. ve Çetinkaya G.Ç. (2020). “Yeni Tip Koronavirüs (SARS-CoV2) Salgınına Bağlı Uzaktan Eğitim Sürecinin Sınıf Öğretmenlerinin Görüşleriyle Değerlendirilmesi”, Turkish Studies, 15/6, s.855-876.

Şentürk A.A. ve Kartal A. (2004). Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı, İstanbul: Dergâh Yayınları.

Topçu N. (1970). Türkiye’nin Maarif Davası, İstanbul: Hareket Yayınları.

Turan S. (2016). “Yarınki Türkiye’nin Maarif Davası: Topçu’nun Düşünceleri Işığında Yeni Bir Değerlendirme”,  40 Yıl Sonra Nurettin Topçu, Ankara: Türkiye Yazarlar Birliği, s.202-205.

Ülker M., (2020).  “Koronavirüs Salgını Döneminde Eğitim Uygulamalarının Öğrenci Ve Öğretmen Görüşlerine Göre Analizi: Kosova Cumhuriyeti Örneği”, Millî Eğitim Dergisi, 49/1, s.989-1010.

Ünal M.A. (2005). Osmanlı Müesseseleri Tarihi, Isparta:Fakülte Kitabevi.

Yamamoto Telli G. ve Altun D. (2020). “Coronavirüs ve Çevrimiçi (Online) Eğitimin önleNemeyen Yükselişi”, Üniversite Araştırmaları Dergisi, 3/1, s.25-34.

Zengin Z.S. (2002). II.Meşrutiyette Medreseler ve Din Eğitimi, Ankara: Akçağ Yayınları.


[1] Bu dönemde üretilmiş eserlerle ilgili bilgi için bkz.: Şentürk ve Kartal, 2004; Eflatun, 2016.

[2] Bu bağlamda örnek metinler ve eserler için bkz.: Bayram 2015.

[3] Pandemi öncesine ait yayınlara örnek için bkz.: Bozkurt, 2017, s.85-124; Aziz, 1975; Aziz, 1977, s.19-27; Barkan, 1988; Bayam ve Aksoy, 2002, s.169-175; Bozkurt, 2016;  Çallı, Bayam ve Karacadağ, 2002; Çukadar ve Çelik, 2003, s.31-42; Fidan ve Okan, 1975; İşman, 1998; Kaya, 2002; Özdil, 1986; Özer, 1989; Somuncuoğlu, 2005.

[4] Pandemi sürecindeki yayınlara örnek için bkz.: Ak, Levent, Çiçekler ve Ertürk, 2020, s.1-10; Akyüz ve Numanoğlu, 2020, s.1-16; Baysal ve Ocak, 2020, s.676/705; Can, 2020, s.251-295; Ertuğ, 2020, s.11-53; Esennur, 2020, s.1987-2018; Eti  ve Karaduman, 2020, s.635-656; Karadağ ve Yücel, 2020, s.171-192; Keleş, Atay, Karanfil, 2020, s.155-174; Koyuncuoğlu, 2020, s.635-662; Özdoğan ve Berkant, 2020, s.13-43; Sarı ve Sarı 2020, s.49-63; Sönmez, Yıldırım ve Çetinkaya 2020, s.855-876; Ülker, 2020, s.989-1010; Yamamoto Telli ve Altun 2020, s.25-34.

Prof.Dr.Yavuz Bayram[1]

[1] Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi.

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir