Olgunlaşma Enstitülerinin Dünü, Bugünü ve Yarını

 Olgunlaşma Enstitülerinin Dünü, Bugünü ve Yarını

Giriş

Tanzimat dönemine kadar kız çocuklarının eğitimi, sıbyan mektepleri ve ailelerin sosyo-ekonomik durumuna bağlı olarak hususi gayretlerle devam etmiştir. Tanzimat’la birlikte kız çocukları için rüştiyeler, idadiler, sultaniler ve sanayi mektepleri açılarak bu okullarda biçki-dikiş, elişleri gibi derslerle müfredat zenginleştirilmiştir.

19.yüzyılın sonundan itibaren seri ve ucuz kumaş üretimiyle giyinme biçimlerinin değişmesi, Batı modasının İstanbul’a taşınması, terzilik mesleğinin azınlıklarca icra edilerek onları zenginleştirmesi, milliyetçi Türk aydınlarını harekete geçirmiştir. Terzilik mesleğini Türkler arasında yaygınlaştırmak ve Batı tarzı modanın karşısında “milli moda” yaratmak amacıyla başlatılan girişimler kısa sürede karşılık bulmuştur. Dönemin popüler gazetelerinde kıyafet patronları paylaşılmış, terzilik mesleği giderek Türk kadınının en önemli görevlerinden sayılmaya başlanmış; girişimci Türk kadınlarının açtığı biçki-dikiş kursları uzun süre yetişkin eğitiminin popüler adresi olmuştur.

Olgunlaşma Enstitülerinin Kuruluşu

Cumhuriyet döneminde, milli kimlik oluşturma çabası ve kadının kamusal yaşama dâhil edilmesi, kadın eğitiminin örgün ve yaygın usullerle kapsamlı hale gelmesini sağlamıştır. 1929 ekonomik buhranından sonra yerli ürünleri korumak ve milli sanayiyi canlandırmak için alınan önlemler, biçki-dikiş becerisine rağbeti arttırmış, genç kızların devlet eliyle iyi bir vatandaş ve becerikli bir ev kadını olarak yetişmeleri için 1927-1928 öğretim yılında Kız Enstitüleri kurulmuştur. Kuruluşunda Prof. Omer Buyse’nin oldukça etkili olduğu Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü, biçki-dikiş başta olmak üzere, diğer sanat dallarında, ticarette ve modern hayatın gereklerinden doğan sosyal müesseselerde genç kız ve kadınların yer bulabilmesi için kendilerine gerekli bilgileri vermeyi hedeflemiştir. Kız Enstitüsü sayısı 1940’lara gelindiğinde 35’e ulaşmıştır. Dönemin kadınlar için diğer önemli eğitim kurumu Akşam Kız Sanat okulları ise farklı şubelerdeki kısa süreli eğitim programlarıyla mesleki eğitimin yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Yükseköğretimin henüz yaygınlaşmadığı bu yıllarda Kız Enstitülerini bitiren öğrencilerin devam edecekleri üst eğitim kurumunun olmaması, kızların mesleki becerilerini tecrübe edecekleri yeni bir kurumun açılmasını gündeme getirmiştir. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve Müsteşar Rüştü Uzel döneminde mesleki ve teknik eğitimde somut girişimler meydana gelmiş; 1945-1946 öğretim yılında kız çocuklarının becerilerini geliştirmek amacıyla ilk Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsü açılmıştır. Beyoğlu Akşam Kız Sanat Okulu’nun bünyesinde daimi sergi ve sipariş atölyeleri şeklinde kurgulanan 14 Ekim 1945’te 161 öğrenciyle hizmete başlayan enstitü, kabul ettiği Kız Enstitüsü ve Akşam Kız Sanat Okulu mezunlarının “meslekte olgunlaşma”larına atfen “Olgunlaşma Enstitüsü” olarak adlandırılmış, sunduğu otantik iş ortamıyla genç kızların ticari hayata alışmalarını sağlamıştır.

Türkiye’deki birçok kız enstitüsünün kurulmasında emeği olan İstanbul Olgunlaşma Enstitüsü’nün kurucu müdürü Refia Övüç, Olgunlaşma Enstitülerinin kurulmasını şöyle anlatmaktadır: “Olgunlaşma Enstitüsü kafamda, Nişantaşı Kız Enstitüsü’nden mezun olan ama ne yapacaklarını bilemeyen otuz genç kızımızın durumu nedeniyle şekillendi. 1942 yılında kurduğum Nişantaşı Kız Enstitüsü’nde, okul idaresi olarak, mezun olacak kızlarımızın geleceğini düşünmemiz gerekiyordu. Kimisi Ankara’da yeni açılan İsmet Paşa Kız Enstitüsü sınavına girip meslek öğretmeni olmayı düşünüyordu. Peki ya diğerleri? Ya ev kızı olacaklar ya da mezun oldukları alanda bir iş bulup çalışacaklardı. Oysa enstitüyü bitiren kızların seçecekleri meslek üzerine atölyelerde staj yapmaları gerekiyordu. O yıllar, dikiş, nakış, çamaşır, çiçek gibi meslekler tamamen yabancıların elindeydi. Yalnızca iki Türk hanımın atölyesi vardı. Birisi Güzide Hanım diğeri Calibe Hanım… Yalnızca birkaç kızımıza çalışma imkânı sağlayabilirlerdi. Kızların istikbali tıkalıydı kısacası…”

Şekil 1. Enstitü Eğitimi (Kaynak: Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Arşivi)

Enstitülerin Eğitim ve Kültüre Katkıları

Pratik eğitim üzerine kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin o yıllardaki sanat dalları; biçki-dikiş (manto, tayyör, elbise, fantezi elbiseler), moda-çiçek, renkli nakış (beyaz iş), sırma (Maraş işi, Türk işi, elbise nakışı (fantezi nakışlar, yatak örtüleri, örtüler), çamaşır ve resimdi. Daha sonra farklı el sanatları dallarında da eğitim verilen enstitülerde, hazır giyimin gelişmesiyle konfeksiyon atölyesi kurulmuş; sonraki yıllarda eğitim yelpazesi birçok sanatı içine alacak şekilde genişlemiştir. İki yıl sürecek mesleki eğitimi başarılı bir şekilde bitiren öğrencilere “bitirme belgesi” verilmiş, mezun öğrencilerden istekli olanlar, okulun döner sermaye atölyelerinde çalışarak ücret almıştır.

Olgunlaşma Enstitüsü gerek hizmet biçimi gerekse milli kültüre katkıları nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin giyimdeki modernleşme çabalarının kurumsallaştığı, meşrutiyetten itibaren tohumları atılmaya çalışılan milli modanın mücessemleştiği adres olmuştur. Zira güçlü bir pratikle kızları iş yaşamına hazırlayan enstitüler kısa sürede bürokrasideki hanımefendileri ve özel tasarıma ilgi duyanları giydiren marka haline gelmiştir. Bu durum devlet yöneticilerinin eşleri ve yabancı misafirler için enstitüleri adeta “vitrin” haline getirmiştir. Modern ve geleneksel kültürün izlerini taşıyan koleksiyonları, müze ve atölyeleriyle Türk kültür ve sanatının yaşayan mekânları olan Olgunlaşma Enstitüleri yabancı konukları ağırlayan protokol kurumu olmuştur.

Şekil 2. Enstitü Modelleri (Kaynak: Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Arşivi)

1950’li yıllarda Sophia Loren ve İtalyan film yapımcısı Carlo Ponti’yi ağırlayan Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, Türkiye’yi ziyareti esnasında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth için Ankara Hipodromu’nda tertip edilen at yarışında bir defile sunmuştur. İstanbul Olgunlaşma Enstitüsü 1953 yılında Lüksemburg veliahdının evlenmesi dolayısıyla devlet tarafından sipariş edilen sofra takımını hazırlanmıştır. 1951 yılında aynı enstitü tarafından İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin düğünü için enstitüde yapılan 52 parçalık hediye ise bir toplantıyla basına tanıtılmıştır.

Şekil 3. Sophia Loren Ziyareti (Kaynak: Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Arşivi)

Olgunlaşma Enstitüsü, milli kültürün bilinirliğini arttırmada adeta bir akademi gibi çalışmıştır. Geleneksel el sanatları ve giyim kuşamın unutulan örnekleri enstitülerle tanıtılmış ve yaşatılmıştır. Türk nakışından alınan ilhamın dönemin modası ile uyumlu giysi koleksiyonlarına dönüştürülmesiyle enstitüler, ülke tanıtımı için yapılan organizasyonlarda programların en özel köşesini oluşturmuştur. Olgunlaşma Enstitüsü’nün adını dünyaya duyuran Tarsus Seyyar Sergi projesi bu faaliyetlerin belki de en bilinen örneğidir. İlki 1953 yılında gerçekleştirilen, İstanbul’un fethinin 500. yılı şenlikleri kapsamında Akdeniz limanlarını dolaşan Tarsus gemisine katılan İstanbul Olgunlaşma Enstitüsü, Akdeniz’in büyük limanlarında defileler yapmıştır. Defilelere gösterilen ilgi, bir sonraki yıl geminin Amerika kıtasına uzanacak uzun bir rotayla ülke tanıtımına çıkmasını sağlamıştır. 1954 yılı Tarsus sergi gemisi için eski Türk kıyafet ve motiflerinin stilize ve modernize edilmesiyle oluşturulan kıyafetler yanında 19.yüzyıla ait orijinal Türk kıyafetlerini de içeren bir koleksiyon hazırlayan enstitü, geminin uğradığı tüm limanlarda onlarca defile sunmuştur. 1958 yılındaki Brüksel fuarında Ankara İsmet Paşa Kız Enstitüsü ve İstanbul Olgunlaşma Enstitüsü’nün Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sunduğu defilelerin ulusal ve uluslararası basın tarafından hayranlıkla takdir edilmesi yeni olgunlaşma enstitülerinin açılmasına vesile olmuştur.

Şekil 4. Olgunlaşma Enstitüsü’nün Yurtdışı Defilesi (Kaynak: Hayat Mecmuası, 1958)

Kurulduğu 1945 yılından günümüze kadar İstanbul’un ardından Ankara, Eskişehir, Samsun, İzmir, Adana, Antalya, Kayseri, Trabzon, Diyarbakır, İstanbul Beylerbeyi Sabancı, Bursa, Konya, Mardin, Mersin, Kırklareli, Kütahya, Tokat, Gaziantep, Kahramanmaraş, Muğla, Sivas, Erzurum ve Van Olgunlaşma Enstitüsü olarak toplam 24 merkezde hizmet veren Olgunlaşma Enstitüleri kuruluş misyonu doğrultusunda zaman içerisinde yeni kurumsal görevler üstlenmiştir. Yeni binyılla geleneksel kültürün çağdaş vizyonla harmanlanarak sunulması gereği enstitülerin eğitim ve kurumsal politikalarına da yansımıştır. Olgunlaşma enstitülerinde iki yıl süren mesleki eğitimin zenginleştirilmesi sağlanmış, Araştırma, Tasarım-Üretim Atölyeleri, Tanıtım ve Pazarlama olmak üzere üç özel enstitü bölümü enstitülerin akademik altyapılarını güçlendirmiştir. Böylelikle Olgunlaşma Enstitüleri, eğitim programlarıyla istihdama sundukları katkı yanında geleneksel Türk el sanatları ve giyim kültürünü araştıran, arşivleyen, aslına uygun teknik ve çağdaş yorumlarla gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan Türk kültürünün taşıyıcısı kurumlar haline gelmiştir.

Hiç şüphesiz Olgunlaşma Enstitülerinin bugünkü başarılarında devlet hamiliği çok önemli bir rol oynamaktadır. Kuruluşundan beri en üst düzey devlet himayesiyle desteklenen olgunlaşma enstitüleri bugün Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan tarafından himaye edilen projelerle kültüre olan katkısını arttırmaktadır.

Türbe sandukalarını örten “puşide”lerin yenilenmesi ve mevcut haliyle yıpranmış örtülerin restorasyonlarının yapılması amacıyla hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı himayesindeki “Puşide” projesiyle İstanbul’da bulunan hanedan türbelerinin puşideleri enstitüler tarafından yenilenmektedir. Yavuz Selim, Sultanahmet, İkinci Mahmut, Mihrişah Valide Sultan türbelerinde tamamlanan bu yenileme işlemleri tüm hanedan türbelerini kapsayacak uzun soluklu bir programdır. Türbesi Bursa’da bulunan hanedan mensuplarından Osman ve Orhan Gazi ile yurtdışında metfun Sultan I.Murat puşideleri de geleneksel yöntem ve tekniklerle Bursa Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanmıştır. Türbe örtülerinin desen ve fotoğraf arşivi yanında her türbe özelinde hazırlanmakta olan akademik yayınlar da sanat tarihi alanyazınında değerli içerikler sunmaktadır. Projeyle hayata geçirilen ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim statüsündeki tek restorasyon laboratuvarı da yine Olgunlaşma Enstitülerine aittir. Taşınabilir kültür varlıklarının restorasyon ve konservasyonlarının yapıldığı İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü’ndeki bu laboratuvar bilhassa tekstil eser alanında kamu kurumları ve koleksiyonerlere hizmet vermektedir.

Şekil 5. Puşide Projesi (Kaynak: İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Arşivi)

Olgunlaşma Enstitülerinin tarihinde dönüm noktası olarak niteleyebileceğimiz gelişme ise zamanın ruhuna uyum sağlayarak enstitülerin misyonunun yeniden hatırlanması amacıyla Emine Erdoğan önderliğinde Millî Eğitim Bakanlığı’nca başlatılan yeni yol haritasıdır. İki yıl öncesinde enstitülerin tasarım ve üretim potansiyellerinin uluslararası katma değere dönüştürülmesi amacıyla alanında uzman sanat ve tasarım insanlarının desteğiyle başlatılan çalışmalar yoğun bir hazırlıktan sonra bugün değerli bir markaya dönüşmüştür. Olgunlaşma Enstitüleri ortak markası olan “BOHÇA”; enstitülerin kalbinin atmaya başladığı ilk binasında ürün mağazasını açmıştır. Geleneksel el sanatlarımızın zamansız tasarımlarla buluşturulduğu mağaza, kültür zenginliğimizin aynası hüviyetinde temsillerle Türk zarafetinin dünyaya yayılmasında öncü olacaktır. Mağazayla birlikle faaliyetlerine başlayan Olgunlaşma Akademi ise kütüphanesi ve akademik kurulu ile sadece kurum paydaşlarına değil dileyen herkese imkân sunacak eğitim fırsatlarıyla tasarım-üretim becerilerini ulaşılabilir kılacaktır.    

Olgunlaşma Enstitülerinin “Türk modası”nı oluşturan ve geliştiren kurumlar olarak anılmaları enstitülerin beslendikleri kaynaklara sadakatlerini devam ettirmeleriyle şüphesiz ki yakından ilgilidir. Yerli kumaş ve dokumalar, yerli motif ve iğne teknikleriyle yüksek bir giyim zevki yaratan enstitüleri, beslendikleri milli kaynakların giderek azalmasına seyirci kalmayarak yarınımıza miras kalacak büyük bir projeye başlamıştır. Cumhurbaşkanlığı himayesinde başlatılan “Türkiye Dokuma Atlası” projesi ile geleneksel dokuma kültürümüzün korunarak yaşatılması Anadolu’nun zengin dokuma kültürünün araştırılarak verilerin tek bir kaynakta toplanması; geleneksel dokumaların bölgesel ve il bazında incelenmesi, teknik, kültürel ve sanatsal yönden; kimliklendirilmesi, kataloglaması, maddi kültür envanteri olarak arşivlenmesi, tüm dokuma hafızamızın ilgililerin erişimine açılması ve geleneksel yöntemlerle üretilmiş dokumalarımızın korunmaya alınması amaçlanmaktadır.

Sonuç

Yaklaşık 75 yıllık tarihinde sanayi mektepleri ve kız enstitülerinden aldığı misyonu yerli unsur ve çağdaş yorumlarla sentezleyen Olgunlaşma Enstitüleri, yapay zekanın sanat ürettiği günümüz dünyasında tek bir iğne ile mucizeler yaratmaya ve milli mirası muhafaza etmeye kuşkusuz yarın da devam edecektir.

Kaynakça

Kız teknik öğretim müdürlüğü (1958). Mesleki ve Teknik Öğretim. (65), 21.

Akbulut, Y. (2010). Şıklığın resmi tarihi. İstanbul: Doğan yayıncılık.

Akşit, E. E. (2015). Kızların sessizliği. İstanbul: İletişim yayınları.

Arığ, A. S. (2011).  Ankara’da modanın öncüsü bir okul: İsmet Paşa Kız Enstitüsü. Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi, 6(14), 3-15.

Barbarosoğlu, F. K. (2004). Moda ve zihniyet, İstanbul.

Bilginer, T. (1988, 2 Eylül). 45 nakışlı yıl. Hürriyet Kelebek.

Gürçayır, S. (2013). Resmi eğitim süreçlerinde gelenek aktarımı ve kadın Ankara ve Trabzon olgunlaşma enstitüleri. (Yayınlanmamış doktora tezi). Ankara Üniversitesi, Ankara.

Kır Şimşek, S. (2019). “Türk iğnesinin mucizesi” olgunlaşma enstitüleri. Ankara: MEB Yayınları.

Turan, K. (1992). Mesleki ve teknik eğitimin gelişmesi ve Mehmet Rüştü Uzel. İstanbul: MEB Yayınları.

Semra KIR ŞİMŞEK1  

1 Tarih Öğretmeni, İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü, İstanbul /TürkiyeEmail:semrakirsimsek@gmail.com                            : 0000-0003-3179-6251

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir