Okumak, Kelimeleri Ruha Dokumaktır

 Okumak, Kelimeleri Ruha Dokumaktır

Okumak, insanın kendisini, hayatı ve varlığı anlama çabasının en asil uğraşlarından biridir. Matbaanın icadıyla yazılı kültürün kitlesel ve bireysel şekilde hızla yaygınlaşması, okumayı örgün ve yaygın eğitimin zorunlu aracına dönüştürmüştür.

Eğitim sistemlerinin ilk aşamadaki en öncelikli hedefleri okuryazarlık becerisi kazandırmaktır. İnsanı kendi çağının gerekliliklerine ve gerçeklerine göre hayata hazırlayan ana unsur eğitim-öğretim ve bunun yanında hayat boyu öğrenme sağlayan yayın dünyasının üretimleridir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesine paralel olarak klasik okuma yazma biçiminin yanı sıra üretimi her geçen gün artan dijital içerikler de sektörde ağırlık kazanmaktadır. Görsel ağırlıklı materyaller, yeni bir okuma biçimini inşa etmekte, klasik alışkanlıklara karşı yeni bir okuma, anlama ve yorumlama becerisini dayatmaktadır. Dijital sistemlerde kodlanmış içerikler, yazılım argümanlarıyla şekillendirilmiş animeler, şifreli anlamlandırma biçimleriyle verilen mesajlar, insan bilincini şuuraltıyla şekillendirmeye çalışan subliminal ögelerle örülü çok katmanlı bir yayın dünyası her geçen gün etkisini artırmaktadır. Medya okuryazarlığı kavramında olduğu gibi, yeni bilgi ve beceri alanı hayatımızın yeni mecburiyetleri olarak önümüzde durmaktadır. Bu yayın ağının ve dijital dünyanın etkileri yeni kuşaklar üzerinde de çok net bir şekilde gözlemlenmekte, sonuçlarıyla karşılaşılmaktadır.

Okuma ve anlamlandırma, zihnimizin sadece kelime ve kavramlardan müteşekkil fıtri eğiliminden ibaret değildir. Zira şuuraltı tecrübelerimizden başlayıp dış dünyadaki pratiklerimizi de içine alan, aile ortamında şekillenen, yaşadığımız kültürel çevreyle iç içe geçen helezonik bir yapının içinde kelime ve kavramlarla yeni bir şey dokumaktır. Akıl, duygu, zihin ve alışkanlıklarımız, öznel ve nesnel dünyamız arasındaki salınım eşliğinde şekillenmektedir.

Bizi ihya edecek ideal toplum hedefine uygun, çağımızın gerekliliklerini haiz, insan yetiştirmek için çocuklarımıza evrensel kuralları ve ahlaki ilkeleri benimsetecek kendi akıl-ruh seviyelerine uygun içeriklerin her mecrada üretimi çok önemli bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Cahiliyenin tarz, ilkesizliğin kabiliyet, ahlaksızlığın pop-kültür olarak organize bir şekilde genç dimağlara dört koldan sunulduğu bu zamanda, bu iş çok daha önemli bir mecburiyete dönüşmüştür. Basılacak kitaptan çıkarılacak süreli yayına, dijital içerikten yayın yapan platformlara, çizgi film kahramanlarından yarışmalara, sesli kitaptan mobil uygulamalara kadar her alanda pedagojik ilkelere uygun, zengin çeşitlilikte eserler üretilerek boşluk bırakılmaması, kötülük endüstrisine karşı bir hat oluşturulması büyük bir zarurettir. Merakın en keskin, heyecanın en yoğun yaşandığı çocukluk ve gençlik dönemlerindeki masum duygular, saf dimağlar, körpe fikirler dilimizin incelikleriyle işlenmeli, yerel değerleri içselleştirmeli, manevi zenginliğimizle yoğrularak şekillenmelidir. Zira her şey dil ve kültürün belirlediği bir hayatın eseri, hayatın belirleyici olduğu dil ve kültür etkileşiminin sonucudur.

İnsanın değerleri, değerlendirme biçimleri, estetik yargıları, beğenideki incelikleri, ruhsal derinlikleri, akli melekeleri, entelektüel ilgileri, sanatsal yönelişleri gelişim seyrine göre boyut kazanır. Örnek insan ve insan-ı kâmil mertebesi ancak içsel bir yolculuğun ve dış dünyada yaşanan tecrübelerin eş güdümsel bir eseri olarak temayüz edebilir.  Her bakımdan örnek bir insan ortaya çıkarmak, ideal bir toplum inşa etmek, geleceğin dünyasında söz sahibi olacak çocuklar büyütmek ve gençler yetiştirmek için akıl, ruh, duygu, hayal, zekâ, dil, bilgi ve becerilerini en üst seviyede kullanan, benlik ve kimlik sahibi, istikametin neresi olduğunu çok iyi bilen nesiller için eğitim-öğretim kadar basım-yayım ve içerik de her zaman önemlidir.

Bilginin daha fazla bilmeyi, düşüncenin daha fazla düşünmeyi kışkırttığı gerçeğinden hareketle çocuklarımızın ve gençlerimizin inanç değerlerimizekseninde, manevi bir iklim içinde zihin açılarını genişletmek ve fikrî sınırlarını aşmalarını sağlamak için seferberlik ilan edilmesi gereken bir dönemdeyiz.

Bu sayımızda, çok değerli akademisyenlerimizin konuya farklı boyutlardan bakan engin fikirleri, eğitimcilerimizin tecrübeyle harmanlanmış değerlendirmeleriyle “Çocuk ve Gençlik Yayınları” konusunu ele aldık. Emek veren, ter döken herkse teşekkür ederiz.

Yeni sayımızda buluşmak temennisiyle…

Şükrü Kolukısa
Genel Başkan Yardımcısı

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir