Okul Öncesinde Resim ve Çocuk

 Okul Öncesinde Resim ve Çocuk

Öğr. Görevlisi Davut NACAR

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

davutnacar@ksu.edu.tr

Giriş

Eğitim her dönemde toplum içinde önemi hissettirmiştir. Toplumlar daha aydınlık bir gelecek için eğitimin önemine inanmış, eğitim konularına ciddi ilgi ve alaka göstermiştir. Yetişmiş insan gücü her toplum için oldukça önemli bir insan kaynağıdır. Toplumların ihtiyacı olan nitelikli insan kaynağının temin edilmesi ve yetiştirilmesi toplum için zahmetli olduğu kadar büyük maliyetler de getirmektedir. Dünyadaki gelişmelerin ve değişimlerin temel çıkış noktası olan eğitimde de sürekli olarak yenilikler yaşanmaktadır. Eğitimden daha somut, faydalı, verimli, nitelikli, kaliteli, kullanışlı ve yararlı dönütler almak adına eğitim-öğretim yöntemleri, metotları,  materyalleri geliştirilmektedir.

İnsan, anne karnına düştüğü andan itibaren ölümüne kadar olan süreçte sürekli bir gelişim ve değişim içindedir. İnsanın ölümüne kadar sürecek olan bu değişim ve gelişim yolculuğunda, kendisi için önemli olan bazı önemli dönüm noktaları bulunmaktadır. Bu dönüm noktaları literatürde kritik dönemler olarak adlandırılmaktadır. Bebeğin bir yaşında temel güven duygusunu kazanması, iki buçuk yaşında tuvalet eğitim alması ve yedi yaşından sonra ben merkezci düşünceden uzaklaşması gibi konular bu kritik dönemlerden bazılarıdır.

Çocuk gelişimi uzmanları tarafından fikir birliğine varılan konulardan birisi 0-6 yaş aralığı çocukların zihinsel, bedensel ve sosyal gelişimlerinin oldukça hızlı olduğu bir dönemdir. Özellikle zihinsel gelişimin büyük bir çoğunluğunun bu dönemde tamamlandığı görüşü hâkimdir. Zihin gelişimi diğer gelişim alanları için büyük önem arz etmektedir. Bundan dolayı 0-6 yaş çocuğuna bu dönemde verilen eğitimin kalitesi,  sunulan zengin çevresel uyarıcılar ve kaliteli ve nitelikli eğitim materyalleri çocuğun gelişimini olumlu bir şekilde etkileyecektir.

Çağdaş bir toplumun varlığı ancak yaratıcı, üretken, sorgulayan, eleştirel düşünebilen, toplumsal sorunlara çözüm üretebilen, bilinçli bireylerle sağlanabilir. Kuşkusuz bireylerin çocukluk edimleri onları geleceğe hazırlayan en temel faktörlerdir (Arslan, 2012).

Okul öncesi dönem, çocuğun gelişiminin hızlı olduğu,  merak ve öğrenme isteğinin üst düzeyde olduğu bir dönemdir. Çocuğun dil, duyusal, motor, sosyal ve kavramsal gelişiminin hızlı olduğu bu dönemde çocuğa sunulan resimli materyaller, çocuğun gelişim alanlarında önemli etkiler oluşturarak onu yaşama hazırlamakta, dinleme ve okuma yeteneğinin gelişmesine yardımcı olmaktadır (Bilgin, 2011).

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de sanatın eğitimdeki gerekliliği ve insan yaşamındaki yeri tartışılmaz bir gerçektir. Sanat, küçüklükten beri alınan sanat eğitiminin kazandırdığı estetik duyarlılık süzgecinden geçerek yaşam şeklimizde, toplumsal ve bireysel ilişkilerimizde, olaylara bakış açımızdaki tutum ve davranışlarımızda somutlaşır (Abacı, 2004). Sanat, çocukların eğitiminde de önemli rol oynayan bir etkendir. Boyama, çizme, bir şeyler inşa etme gibi faaliyetler karmaşık bir süreç olup, çocuk bu etkinlikler sırasında çeşitli öğeleri birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturur ve bu sayede deneyim kazanmış olur. Yorumlama, seçme ve yeni bir şeyler oluşturma bu etkinliklerde dikkate değer bir başka işlem türüdür. Resim faaliyeti esnasında çocuk, konu seçimi ve yorumlamasıyla bize salt bir resim örneği vermemekte, resimden daha fazla bilgiler sunmaktadır (Yavuzer, 2016).

Yazısız resimler, bir kavramın sözcük kullanılmadan sadece resimleme yöntemi ile anlatılmasıdır. 0-6 yaş aralığındaki yıllarda bir çocuk dünyayı dokunma, görme, koklama ve duyma gibi duyu organları aracılığıyla anlamlandırmaya çalışır. Duyu organları ile yaptıkları bu anlamlandırma sürecinde somut materyaller olan resimler çocuklar için oldukça önemlidir. (Oruç, 2010).

 Resim ve çocuk birbirini tanımlayan sürekli gelişen ve değişen dinamik olgular olmakla beraber iletişimin önemli ve en etkili unsurlarıdır (Artut, 2004, s.39). Çocuğa verilmesi gereken sanat eğitimi denince akla ilk olarak resim eğitimi gelir, çünkü resim dışındaki hiçbir sanat dalı çocuğun kendini ifade etmesinde, kanıtlamasında ve dış dünyayı algılamasında resim kadar etkili olmamıştır. Bunun yanı sıra resim, çocuğun kendisini en doğal şekilde ifade ettiği araçlardan birisidir. Dil becerileri henüz tam anlamıyla gelişmemiş olan çocuk için resim yapmak, kendiliğinden gelişen, istemli bir davranıştır (Özönder Aydın, 2017).

Resimlerin insanların birbiriyle iletişim kurmalarında önemli bir yerinin olduğu hiçbir şekilde yadsınamaz. Yazının kullanılmaya başlamasından önce, duygu ve düşüncelerini anlatmaları yazıdan çok daha kolay olduğu için insanlar resmi kullanmışlardır. Bu gün de kavramların çocuklara kazandırılmasında sözcükler, yerini büyük ölçüde resimlere bırakmıştır. Sanat açısından resim, bir nesnenin, bir olayın doğrudan ifadesi olmayıp kendi kimliğine bürünmesidir. Yani çocuk bir anlamda resimler aracılığıyla kendi ruhsal durumunu dışarı yansıtır.

Resim heyecan verici bir aktivite olarak çocukların dünyasında ve okul öncesi eğitimde önemli bir yer teşkil eder (Lim, 2004). Resim sadece zihinsel gelişimin izlenmesinde değil, sosyal çevrenin çocuk üzerindeki etkilerinin incelenmesinde kullanılabilir. Bunların yanında ayrıca davranış problemleri olan çocukların dünyalarına ulaşarak onlara yardımcı olmak amacıyla da kullanılan bir araçtır (Batı, 2012).

Çocukların yaptığı resimlerde onların bedensel ve zihinsel gelişimlerine paralel bir gelişme görülür. Bu bağlamda çocuk resimleri; motor beceri, algılama, dil, sembol oluşumu, duygusal farkındalık, uzamsal oryantasyon gibi alanların göstergesidir. Bilişsel gelişimin takibi çocukların resimlerinde, çizgisel gelişimlerinde izlenebilir (Batı, 2012).

Çok genel bir yargıda bulunacak olursak, çocuklar büyüdükçe resimleri daha ayrıntılı, daha oranlı ve daha gerçekçi olur. Bununla birlikte resimlerinin gelişmesi açısından her evrede çocukların yaptıkları resimleri niteleyen bazı çarpıcı ve çok ayrıcı özellikler bulunur (Yavuzer, 1992).

Resmin Çocuğun Hayatındaki Yeri,  Gelişim Alanlarına ve Yaratıcılığına Etkisi

Resim sanatı, kişinin yaşantısını ve fikir kapasitesini gün yüzüne çıkarma ve geliştirme sürecidir. İnsanlar resim ile kişiliklerini yansıtırlar. Resim konuşma ve beden dili gibi her açıdan bir iletişimdir. Kişi çizdiği resimlerde teknik olarak gösterdiği becerilerin yanı sıra, bilişsel becerilerini de gösterir. Birey çizdiği resimlerde iç dünyasına ait parçaları aksettirir ve hislerini gözler önüne serer. (Savaş, 2014; Üstün Memiş, 2014; Demirkapı, 2004).

İnsan üretimlerinin ve dolayısıyla bireyselliğin ön plana çıktığı 20. yüzyılın başlarında dikkatler çocuk resimlerine de yönelmiş, genç bireylerde yaratıcılık konusu incelenmeye başlanmıştır. Çocukların, kendilerini kâğıt-kalem aracılığıyla ifade ettikleri ilk yıllardan başlayarak ortaya koydukları çizimlerin çeşitli kültür farklılıklarına karşın, benzer aşama ve evrelerden geçtiği saptanmış, kimi sefer bu çocuk üretimleri, ilkel kavimlerin üretimleri ile bir tutulmuş, kimi sefer de çağdaş sanat akımlarıyla kıyaslanmıştır. Özellikle çocuk ruh sağlığı ile ilgili yeni araştırmalar ve yaratıcılık yetisinin farklı boyutlarına ilişkin çalışmalar sürekli olarak çocuğun resimsel uğraşlarındaki yaratıcılığına da yeni boyutlar getirmektedir (San, 1979).

Resim etkinlikleri çocukların ilgisini çeken ve onları bir şeyler yapmaya sevk eden bir etkinliktir. Çocuklar resim yaparken ortaya bir şeyler koyma heyecanını yaşarlar ve bu durum onları mutlu eder. Resim etkinlikleri çocukları mutlu etmekle beraber, onların sadece psiko-motor gelişim ve bir takım becerilerinin artmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda estetik duygularının, düşüncelerinin ve iradelerinin de güçlenmesine olanak verir (Büyükekiz, 2009).

Basit resim malzemeleri, zengin hayal gücü ve yaratıcılıkla iç içe yüzlerce dil yaratan çocukların zihinlerine sihir ve güç getirir. Küçük çocuklara sanatla yeni öğrenme ortamları sağlayarak yüksek öğrenme seviyelerine uluşmalarında resim, dinamik bir imkân sağlar (Lim, 2004).

Okul öncesi çağındaki çocukların görsel algılarını geliştirmelerinde, güzele ilişkin duyarlılık oluşturmalarında sanatçıların yapmış olduğu resimlerin önemli bir işlevi vardır. Diğer bir ifade ile resimler, duyusal algıları geliştiren görsel bir uyaran olarak çocukların sanat eğitimi süreçlerinin doğal araçlarıdır. Resimler, kitaplar ve farklı materyaller aracılığıyla çocukları sanat duyarlılığıyla buluşturan ve bu duyarlılığı tanımalarına imkân sağlayan araçlardır (Severden Akt. Samur, 2011).

Çocukların resimlere yaklaşımları sorunsuz ve çok basittir. Çünkü çocuklar hiçbir açıklamaya gerek duymadan resimlerle bağlantı kurabilir ve hemen oracıkta çoğunlukla da kendilerinin olan öyküleri görüverirler. Resimlerin dünyası, çocukların için duygularının ve düşüncelerinin bir yansımasıdır. Bu durum özellikle 0-6 yaş dönemi çocuklar için büyük önem taşımaktadır. Resimler, 0-6 yaş grubu çocuklarını okula hazırlar, zihin gelişimlerine yardımcı olur, kelime hazinelerini ve dil becerilerini artırır ve yaratıcılıklarını geliştirir (Bassa, 2013).

Resimler sözcükleri netleştirmeye yardımcı olur, konuyu somutlaştırarak onu çocukların dünyayı algıladığı şekle daha da yakınlaştırır, bunun yanı sıra sözcüklerin duygularını ve ruh halini de aktarır (Bassa, 2013). Resim, insan zihninden geçen düşünceleri somutlaştıran, renk ve çizgilerle dünyanın daha anlamlı olmasını sağlayan bir araçtır. Bir resme baktığımızda bizi içine alır ve o dünyada bir misafir gibi karşılanırız. Yetişkinler dünyasında bu kadar büyük öneme sahip olan resmin çocukların dünyasında nasıl bir anlam teşkil ettiğini tahmin etmek güç olmasa gerek (Akdeniz, 2019).

Resimler 0-6 yaş çocuklarının öğrenmelerine etki eden temel araçlar arasında önemli bir yer tutar. Bu dönemde çocuğun hayatında daha fazla yer edinmeye başlayan resimler çocukların dil gelişimlerini ve okula hazır olma durumlarını da etkiler (Sever, 2008). Herhangi bir sözcüğe ihtiyaç duymadan alanda uzman resimleyiciler tarafından tasarlanan resimler bir kurgu oluşturur (Anderson, 2010). Resimlerle desteklenen bir metin çocuğa verildiğinde, yanında bir yetişkin olmasa bile çocuk, görsel öğeler arasındaki ilişkiyi kendi kendine de kavrayabilir (Akdeniz, 2019).

Yazılı resimli kitaplar kadar resimler de çocukların hayal güçlerini ve bilişsel gelişim süreçlerini olumlu etkilerken, çocuğun kavramlar yardımıyla kendi kişisel kurgusunu oluşturmasını sağlar. Resimlerde, renklerle ve çizgilerle aktarılan doğa sevgisi, insan sevgisi ve yaşama sevgisi gibi konular çocuğu hayal kurmanın yanında düşünmeye de sevk eder (Şahin, 2014).

Anlık ortaya çıkan çizim ürünleri, düşünceleri farkına varmadan yansıtmaları nedeni ile dikkatli yorumlandığı takdirde çocukların iç dünyalarını ve onların gelişim süreçlerini bize ayrıntıları ile aktarırlar (Aydın, 2018). Çocuk çizdiği resimler aracılığı ile iç dünyasını, bilinçdışı isteklerini, duygularını aktarır. Resim, çocuğun kendi duygu ve düşüncelerinin bir ürünü olduğu için okul öncesi dönemde çok önemlidir. Bu yüzden çocuk psikolojisinin vazgeçilmez bir aracı olarak görülür (Samurçay, 2006).

Çocuk kitabı yayınlarından, okul öncesi dönem yayınları, resimlemenin en yaygın kullanıldığı alanlardandır. Resimleme, çocuğun duygu ve zihin dünyasını harekete geçiren, onu yaratıcı düşünmeye sevk eden ve keşfe çağıran bir iletişim aracıdır (Arslan, 2012). Konuşmadan önce görmenin geldiği ve çocuğun konuşmaya başlamadan önce bakarak tanımayı öğrendiği düşünüldüğünde hiç şüphesiz, 0-6 yaş dönemi çocuğu için “resimleme”, sözcüklerden daha güçlü bir iletişim aracıdır denebilir (Berger, 2003a).

Çocuk, resim yaparak kendisine özgü olan görselleşmiş düşünceyi sergilerken bir anlamda başkalarının kendisini tanımasına imkan sunmaktadır. Çünkü bu resimsel faaliyet çocuğun kendini ifade edebilmesi için en sağlıklı tekniklerden biridir. Bu yüzden resim etkinliğine evde ve okulda yeterince fırsat vermenin ne denli önemli olduğu ortadadır (Yavuzer, 2011).

Aşcıoğlu’na (2012) göre, öğrencilerin yapmış olduğu resimler aile olgusu ile ilgili ipuçları vermiştir. Kendisini sözel olarak ifade etmekte zorluk çeken bazı öğrenciler, yapmış oldukları resimlerde bu durumu farkında olmayarak ifade etmişlerdir. Aynı şekilde, sosyal ilişkilerde kendisini ifade edebilen, başarılı ve uyumlu öğrenciler de resimlerinde fazlaca kişiye yer vererek ya da başarılarını sembolize eden simgelerle kendileri hakkında önemli ipuçları vermişlerdir.

Çocuk çizmiş olduğu aile resimlerinde kendisini aile içinde nereye konumlandırdığını ifade edebilir. Çocuk aile resmi yaparken yerleştirmiş olduğu simgeler oldukça bilinçlidir. Örneğin, çocuk çizmiş olduğu resimlerde kendisini aileden uzak bir yere konumlandırıyorsa ailesi tarafından dışlandığını anladığını ifade etmeye çalışabilir. Ya da çizime aile fertlerini dâhil etmeyebilir. Bu, çocuğun bir ebeveyne karşı hissettiği yabancılaşma, kızgınlık ya da reddedilme duygularını ifade edebilir. Çizimde bir kardeşin dışlanması, çocuğun o kardeşten kurtulmak istemesi ve kardeşi reddedişin bir ifadesi olabilir. Tam tersine çocuk ailede olmayan kişiyi ya da bir hayvanı resme dâhil edebilir. Bu genellikle çocuğun o kişiyle ya da hayvanla kurduğu yakın ilişkinin ve kabullenmenin ifadesidir (Batı, 2012).

Çocuklar kendilerini iyi hissetmek ve hoş vakit geçirmek için, insanlar, evler, ağaçlar, çimenler, çiçekler, bulutlar, güneş ve hayvanlar çizerler. Bu tarz varlıklara genel olarak her kültürde rastlanabilir. Bu da zihin ve duyguların bir genelleme içerisinde olduğunun kanıtıdır. Küçük yaştaki çocuk, gerçekleri olduğu gibi algılamayabilir ve hayal gücü ile kendine ait yeni bir dünya kurabilir. Şehir içinde yaşayan çocukların, kendi evlerini değil de daha çok taşra tipi evler çizdikleri fark edilir. Ayrıca kendi evleri olmayan çocuk genelde hayalini kurduğu kendine ait ev çizecektir (Halmatov, 2016).

Çocukların sosyal ve kültürel yaşantıları resim yapma davranışlarını da etkiler. Örf, adetler, gelenek ve görenekler çocuğun yapmış olduğu resmin içeriğini belirleyebilir. Konunun içeriğini belirleyen diğer bir unsur da çocuğun yaşadığı çevresel şartlardır. Çocuklar resmi, sadece iç dünyalarını ve düşünce yapılarını tanımlamak için değil, dış dünya deneyimlerini ve gözlemlerini kendileriyle, insanlar, çevre ve hatta toplumla olan bağlarını anlayıp onaylamalarına yardımcı olan iç dünyalarına bağlamak için de kullanırlar (Yüce, 2016).

Çocukların çizdiği resimler, içeriklerinde çok şeyler anlatabilir. Bunların başında onların gelişimleri ve becerileri gelebilir. Ardından zihinsel yorumlama becerileri, çevre ile olan etkileşimleri, sıkıntıları ve bunların çözüm sürecine yönelik ipuçları verebilir. Her çocuğun zihninde canlandırdığı kendine ait bir dünyası vardır. Hepsi ayrı ayrı, tek tek özel kişilik aşamalarından geçer ki bu da bize resimlerini kendi yaşayışlarına göre yaptığını gösterir. Yaptıkları resimlerde çocukların kişisel gelişimlerini gözlemlemek de mümkündür (Köseoğlu, 2015).

Klinik açıdan bakıldığında resim faaliyeti, kişiliğin değerlendirilmesinde ya da ruhsal bozuklukların tanılanmasında da faydalı bir araçtır. Çocuğu tanımaya çalışan hekim, bu yalın anlatım aracını, çocuğun iç dünyasını yansıtan bir teknik olarak değerlendirmektedir. Çünkü resim; çocuk için yapılması hem kolay hem de oyun olarak algılanan bir etkinlik olduğundan çocuk ile ilgili bilginin tüm doğallığıyla ortaya koyulmasına fırsat verir (Yavuzer, 1992).

Çocuk resimleri onların zekâ gelişimleri ve kavram kuramlarıyla ilgilidir. Belirli nesne gurupları içinde ayrılıklarını, karakteristiklerini gösterebilirse ve bunu resimlerine aktarabilirse bu, o nesneye ait ne düzeyde bir kavram elde ettiğinin de göstergesi sayılır. Bu bağlamda çocuk resimleri, çocuğun zekâ düzeyini de belirlemiş olur. Çocuk resimlerini açıklamada anahtar sözcük olarak kullandığımız ‘yaratıcılık’, ‘özgür deneyim’, ‘ kendini anlatma’ terimleri ortaya çıkmıştır. Çocuk resimleri yaratıcı, estetik, zihinsel, toplumsal, bedensel tüm gelişimlerin itici gücü, aynı zamanda göstergesi olmuştur.

Kişinin kendini ifade etmesi küçük yaşta başlar. Bu süreçte sağlıklı birey yetişmesi için resim yüzeyinde yapılan hataları hata olarak kabul etme yerine kişiye rahat ortam sunulabilmelidir. Çocuk her çabasında kusur bulunduğunda yapmaktan ve kendini farkında olmadan kâğıt üzerine yansıtmaktan vaz geçer, içine kapanık ve iletişim kopukluğu olan birey olabilir. Resim çizmek, çocuklardaki bastırılmış duyguların arıtılmasını sağlayacak bir araç olarak görülebilir (Turan, 2014).

Resim ile doğrudan ilişkili olan diğer bir kavram da yaratıcılıktır. Yaratıcılık, her bireyde var olan ve insan yaşamının her döneminde bulunabilen bir yeti, günlük yaşamdan bilimsel çalışmalara kadar uzanan geniş bir alanı içine alan, bir tutum ve davranış biçimi olarak tanımlanmaktadır. Hem duygusal hem zihinsel yaşamı ifade eden yaratıcılık, kendiliğinden oluşmamakta, ancak cesaretlendirme ve yönlendirme aracılığı ile bakış açısı halini alan sürekli bir yöntem olmaktadır. Yaratıcı bireylerin, öğrenmeye hazır ve ilgili olma, dili iyi kullanabilme, çağrışımlar görebilme, düşüncede esnek, özgür ve meraklı olma, hayal gücünü kullanabilme, deneme, araştırma, sınama, bulma, kalıplardan kurtulma ve yeni fikirler üretme, görülmemiş ve benzersiz olan şeyler üzerinde durabilme ve riski göze alma gibi belirgin birçok özellikleri vardır (Akdiş, 2013).

Doğumdan itibaren uygun bir fiziksel çevre, çocuğa göre hazırlanmış destekleyici bir program ve bu alanda özenle yetiştirilmiş personelle yaratıcılık yetisi geliştirilebilmektedir. Çünkü yaratıcılık sonradan öğrenilebilecek bir özellik olmamakla beraber sonradan geliştirilebilmektedir (Akdiş, 2013).

Tartışma ve Sonuç

Akdeniz (2019) yaptığı çalışmada, paketten çıkan bir nesneyi çocukların tavşan dışındaki şeylere benzetmelerini, yazıya bağımlı olmadan, sadece resimlere bakarak özgür ve yaratıcı bir düşünce sergilediklerini gözlemlemiştir. 0-6 yaş evde büyüyen çocukların sanatsal gelişimlerini sağlamak, yaratıcılığının gelişimine katkıda bulunmak için anne babaların gerekli ortam ve malzemeyi sağlayarak, müdahale etmeden, etkinlik sırasında iletişim kurarak, kendiliğinden bu basamakların ilerlenmesi sağlanmalı. Çocuklar dikkatli bir şekilde takip edilerek güzel bir dünya inşa etmelerine yardımcı olunmalıdır.

Okul öncesi eğitim alan öğrenciler özgünlük ve yaratıcılık hususunda daha başarılıdırlar. Resimlerinde farklı bakış açıları yakaladıkları, yakın çevrelerini çok iyi gözlemledikleri ve bunu daha başarılı şekilde ifade ettikleri görülmüştür. Çizilen objelerdeki ifadeler ayrıntılı ve daha bilinçli bir şekilde betimlenmiştir (Büyükekiz, 2009). Bu bulgudan yola çıkarak okul öncesi eğitimin yaygınlaşması için devlet politikaları geliştirilmeli anne-babalar bu konunun önemi hakkında bilgilendirilmelidir.

Okul öncesi eğitim alan öğrenciler resimlerindeki teknik beceri açısından daha başarılıdırlar. Resimlerinde kompozisyon daha dengeli ifade edilmiştir. Kâğıdın bütün yüzeyinde gereksiz boşluklar görülmemektedir. Buna nazaran okul öncesi eğitim almayan öğrencilerin ise resimlerinde kompozisyon dağınık ve gelişigüzel ifade edilmiş, kâğıtta gereksiz boşluklar görülmüştür (Büyükekiz, 2009).

Cengiz (2015) ve Deniz (2018) okul öncesi öğretmenlerinin hikâye okuma etkinlikleri sırasında hikâyeyi resimlerle desteklerken ayrıntılama/detaylandırma becerileri arttıkça 48-60 aylık çocukların dil gelişim düzeylerinin de arttığı bulgusuna ulaşmıştır. Okul öncesi eğitim öğretmenleri, okuma ve Türkçe dil etkinliklerinde çocukların dil gelişimlerini artıracak nitelikte ve sayıda resimle faaliyetlerini desteklemelidir. Öğretmenler paylaşacakları ve kullanacakları resimli materyallerle ilgi dikkatli bir inceleme yapmalıdır.

Çocuklara bir yetişkin gibi değer verilmeli ve önemsenmelidir. Fakat bir yetişkinden beklendiği gibi sanatsal bir beklenti içine girilmemelidir. Yaptıkları resimler hakkında çocuklarla konuşulmalıdır. Çocukların yapmış oldukları resimlerle ilgili bu karşılıklı konuşmalar ona ve yaptığı şeylere değer verildiği ve önemsendiği anlamına gelecektir. Bu da çocukta özgüven oluşmasında, bağımsız davranışlar sergilemesinde oldukça önemlidir.

Çocuklar için resim yapmak, üretkenlikleriyle paraleldir. Bu nedenle desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Bilişsel ve duygusal gelişme katkısı nedeniyle eğitim sistemimizde önemle yer almalıdır. Resim, çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinde bir araçtır. Fakat çocuk hakkında bilgi edinmek, çocukla ve yakın çevresiyle görüşmeler yapmak, çocuğun resmi hakkında kendi yorumlarını almak gereklidir. Böylece çocuk, resimleri aracılığıyla iletişim kurar. Kişilik gelişimi ve özgüven desteği en etkili bu yolla kazanılır. Okul öncesi eğitimde resim eğitimi hassas bir derstir. Öğretmenler eğitimleri boyunca çocuk resim sanatına ait gerekli bilgi ve beceriyle donatılmış olmalıdırlar. Resim eğitiminde çocuklara yol gösterici olunmalı, onlara estetik bakış açısı kazandırılmalıdır.

Okul öncesi eğitimde resim faaliyeti çocukların sıkıntılarını, bilişsel ve duygusal gelişimlerinin izlendiği önemli bir etkinliktir. Bu nedenle okul öncesi eğitim öğretmenleri gerekli donanıma sahip olarak alanda görev yapmalıdır. Öğretmenlerin çocuk resimlerinde gördükleri kritik ifadeleri değerlendirip gerekli rehberlik servislerine yönlendirebilecek seviyede yetiştirilmeleri oldukça önemlidir.

Resim eğitimi 3-6 yaş döneminde özellikle resim öğretmenleri tarafından verilmelidir. Çocuk resimlerinin sanat eseri değil onların dünyasının bir penceresi olduğu unutulmamalıdır. Her çocuğun yaş ve gelişim seviyesine uygun olan çizimleri takip edilmelidir. Resim öğretmenin ilköğretim seviyesindeki rolü, resim yapmayı gösteren kişi olmaktan öte çocuklara resim yapmak için ortam sağlayan kişi olma özelliği taşımalıdır.

 “Başta öğretmen olmak üzere çocuğun çevresindeki tüm yetişkinlerin görevi, çocuktaki ‘saflık’ ve ‘çocukçalık’ı bozmamak, onu basmakalıpçılıktan korumak olmalıdır. Çocuk, ne şekil ne de renk konusunda yönlendirilmeli, ürünlerini özgürce ortaya koyabilmelidir. Bunun yanı sıra resim faaliyetinin, en az Matematik ve Türkçe dil faaliyetleri kadar önemli olduğu unutulmamalı, resim faaliyetinin yerine başka faaliyetler yapılmamalıdır (Yavuzer, 2011).

Kaynakça

Abacı, O. (2004). Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Görsel Sanat Eğitimi. İstanbul: Morpa Kültür Yayınları.

Akdeniz, N. (2019). Okul Öncesi Eğitim Kurumuna Devam Eden Çocukların Yazısız Resimli Kitapla Oluşturdukları Öykülerin Anlatı Analizi Yöntemiyle Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.

Akdiş, M. (2013).  Okul Öncesi Çocukların Resimsel Üretimlerinin Göstergebilimsel Açıdan Çözümlenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Işık Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Anderson, N. A.(2010). Elementary Children’s Literature: Infancy Through Age 13. (3rd. Edition). USA: Pearson Education.

Akbaharer Arslan, İ. (2012). Çocuk Kitabı Resimlemelerinde Doku Kullanımı Ve Sayısal Cut-Out Yöntemiyle Bir Uygulama. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Artut, Ö . (2004). Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocukların Çizgisel Gelişim Düzeylerine İlişkin Bir İnceleme. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 13 (1),  Retrieved from http://dergipark.org.tr/cusosbil/issue/4369/59762

Aşcıoğlu, G. (2012). Bir Grup Okul Öncesine Devam Eden Çocuğun Aile Resimlerinin Yorumlanması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Aydın, A. (2018). 11-14 Yaş Grubu Çocukların Yaptıkları Resimler Aracılığıyla Sosyal İletişim Algılarının İncelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  Atatürk Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Erzurum.

Bassa, Z. (2013). Çocuk Kitaplarında Resimleme. (Ed. Mübeccel Gönene). Ankara: Eğiten Kitap.

Batı, D. (2012). (4-12 Yaş) Çocuk Resimleri Ve Onların İç Dünyalarının Resimlerine Yansıması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İzmir.

Berger, J. (2003a). Görme Biçimleri (9. bs.), (Y.Salman. Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.

Bigin, H. (2011). 5-6 Yaş Çocuklarına Yönelik 1990-2010 Yılları Arasında Basılan Resimli Kitapların Çocuğa Göre Lik Kavramına Göre İncelenmesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Büyükekiz, M. (2009). Okul Öncesi Eğitim Alan Ve Almayan İlköğretim Birinci Sınıf Öğrencilerinin Resim Uygulamalarındaki Farklılıklar. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

Deniz, A. (2018). Resimli Öykü Kitaplarının Ve Kitap Okuma Etkinliklerinin Niteliğinin Beş Yaş Çocuklarının Dil Gelişimiyle İlişkisinin İncelenmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Ankara.

Halmatov, S. (2016). Çocuk Resimleri Analizi Ve Psikolojik Resim Testleri. Ankara: Pegem yayıncılık. Berger, J. (2003a). Görme Biçimleri (9. bs.), (Y.Salman. Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.

Köseoğlu, S. A. (2015). Child And Drawing. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi 12-1(23), 109-114.

Lim, Y.B. (2004). Early Childhood Education Journal, Vol. 32, No. 2, October

Oruç, C. (2010). Okul öncesi dönem çocuğunda ahlaki değerler eğitimi. Eğitim ve İnsani Bilimler Dergisi, 1(2), 37-60.

Özönder Aydın, U. (2017). Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş). Kastamonu Eğitim Dergisi, 25 (6), 2215-2228.

Öztürk Samur, A. (2011). Çocuk Edebiyatı ve Medya. Ankara: Vize Yayıncılık.

Samurçay, N. (2006). Çocuk ve Resim. Artist, sayı:6, 22-27.

San, Ġnci. (1979). “Yaratıcılık, Ġki düĢünce biçimi ve Çocuğun Yaratıcı Eğitimi”. Ankara Üniversitesi Dergiler Veri Tabanı, 12(1), 177.

Savaş, İ. (2014).Çocuk resmi ve bilinçaltı. Yayınlanmamış Yüksek lisans tezi, Arel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. http://earsiv.arel.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/66?show=full

Sever, S. (2003) Çocuk ve edebiyat. (1. bs.). Ankara: Kök yayıncılık

Şahin, G. (2014). Okul öncesi dönem çocuk kitaplarında görsel bir uyaran olarak resim. International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic. 9(3), 1309-1324.

Tepetaş Cengiz, G. Ş. (2015). Okul Öncesi Öğretmenlerinin Resimli Öykü Kitabı Okuma Etkinlikleri İle Çocukların Dil Gelişimleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

Turan, F. (2014). Okul Öncesi Eğitim Etkinliklerinde Kullanılan Resimli Öykü Kitaplarının Karakter Eğitimi – Öğretmen Görüşü Ve Uygulamaları Açısından İncelenmesi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

Üstün Memiş, C. (2014). Okul Öncesi Eğitimde Resmin Önemi.  Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Yavuzer, H. (2016).  Çocuğu Psikolojisi, (39. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Yavuzer, H. (2011).  Çocuğu Tanımak ve Anlamak, (9. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Yavuzer, H. (1992), Resimleriyle Çocuk. İstanbul: Remzi Kitapevi

Yüce, A. (2016). Çocuk Resminde Nesnenin Temsili. İdil Dergisi 5(21), 313-322. doi: 10.7816/idil-05-21-03

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir