Koronavirüs Salgınında Uzaktan Eğitim Faaliyetleri ve Etkileri

 Koronavirüs Salgınında Uzaktan Eğitim Faaliyetleri ve Etkileri

Giriş

Aralık 2019’da Çin’in Hebei eyaletine bağlı olan Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koranavirüsün (COVID–19) tüm dünya için bu kadar büyük bir tehdit oluşturacağı başlangıçta hiç tahmin edilmemişti. Virüsün Mart 2020’de hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılması ile sağlık, turizm, ekonomi gibi sektörlerle birlikte tüm dünyada eğitim de salgından ciddi bir şekilde etkilenmiştir. Bu süreçte ülkeler hızlıca önlemler almaya başlamıştır. Dünyada koronavirüsün yayılımın artması sonrasında hızlı bir şekilde okullar kapatılmış ve yüz yüze eğitime ara verilmiştir. Eğitime ara verilmesinin ardından ülkelerin altyapılarına göre uzaktan eğitime geçilmiştir. Bu süreçte ülkelerin sahip olduğu altyapılara ve sistemlere göre dijital araçlar, basılı materyaller, radyo ve televizyon gibi araçlar üzerinden eğitim faaliyetleri gerçekleşmiştir. Virüsün yayılımının hızlı olduğu nisan dönemindeki verilere bakıldığı zaman (24 Nisan 2020) 166 ülkede toplamda 1.480.292.206 öğrencinin eğitim sürecinden etkilendiği görülmektedir.  Nisan ayının ilk haftasında bütün dünyada akademik aralar verildiği ya da koronavirüsten kaynaklı olarak okulların kapatıldığı görülse de nisan ayının sonlarına doğru Çin, Rusya, Norveç, İsveç ve ABD gibi ülkelerde okulların kısmi bir şekilde açılmaya başladığı görülmektedir[1]. İtalya ve Türkiye gibi ülkeler ise bu süreçte eğitim dönemlerini uzaktan tamamlamışlardır. Yeni eğitim döneminde ülkelerin büyük çoğunluğu salgını kontrol altına alarak okullarda yüz yüze eğitimi esas almışlardır. Bu kararların sonucunda birçok ülkede okulların kısmi ya da tamamen açık olduğu, çok az ülkede okulların tamamen kapalı olduğu görülmektedir. 14 Aralık 2020 tarihi itibarıyla Norveç, İsveç, Finlandiya, Rusya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde okullar tamamen açık; Kanada, ABD, Litvanya, Romanya ve İtalya gibi ülkelerde kısmi açık; Polonya, Türkiye, İtalya, Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelerde ise tamamen kapalıdır[2].

Türkiye’de Uzaktan Eğitim Süreci

11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün dünyada pandemi ilan etmesi ve Türkiye’de de ilk vakanın görülmesinin ardından Türkiye’de 16 Mart tarihinde okullar tatil ilan edilmiştir. Koronavirüsün yayılım hızı dolayısıyla örgün yüz yüze eğitim faaliyetlerinin yapılamayacağının öngörülmesinden sonra uzaktan eğitim faaliyetlerine başlanmıştır. 2012 yılında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından kurulan Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden uzaktan eğitim faaliyetlerine senkron/senkron olmayan bir biçimde 23 Mart tarihi itibarıyla başlanmıştır. Ayrıca sadece EBA platformu üzerinden değil TRT üzerinden de derslerin yapılacağı ifade edilmiştir[3]. Erişim kolay olması ve maliyetin az olmasından kaynaklı olarak TRT üzerinden de dersler yapılmıştır. 2019-2020 yılı eğitim döneminin ikinci yarısının uzaktan tamamlanmasının ardından, 2020-2021 yılı eğitim dönemine 31 Ağustos tarihi itibarıyla uzaktan eğitimle başlanmıştır. Ardından 21 Eylül itibarıyla birinci sınıflar ve okul öncesi öğrencilerinin haftada bir gün yüz yüze eğitim almaya başlamasıyla okullar aşamalı bir şekilde açılmaya başlamıştır[4]. 12 Ekim’de ise 2-3-4-8 ve 12. sınıfların okula başlamalarıyla aşamalı olarak yüz yüze eğitime geçilmeye devam edilmiştir[5]. Okullarda aşamalı yüz yüze eğitime başlamanın son aşaması ise 2 Kasım tarihinde 5. ve 9. sınıfların kısmi olarak yüz yüze eğitime başlamaları olmuştur[6]. Ancak vaka sayılarının yeniden artmaya başlamasının ardından birinci dönem ara tatili 16-20 Kasım tarihinden sonra birinci dönemin uzaktan eğitim ile bitirileceği MEB tarafından açıklanmıştır [7].  Böylelikle eğitim faaliyetleri EBA, TRT ve EBA TV üzerinden devam edeceği ifade edilmiştir.

Uzaktan Eğitim Sürecinin Etkileri Nelerdir?

Türkiye uzaktan eğitim faaliyetlerine hızlı bir biçimde geçmiştir. 16 Mart tarihinde okulların kapatılmasının ardından 23 Mart’ta eğitim faaliyetleri online bir biçimde başlamıştır. Uzaktan eğitim süreçlerine hızlı bir biçimde başlamak, TRT ve EBA gibi platformları hızlı bir biçimde uzaktan eğitim süreçlerine adapte edebilmek eğitim faaliyetlerinin kesintiye uğramaması açısından önemlidir. Okulların kapalı olmasının yaratmış olduğu olumsuz etkilerin daha fazla büyümemesi hususunda bu adım önemlidir. Ancak uzaktan eğitim süreçleri beraberinde getirdiği fırsatların yanında ciddi riskler de taşımaktadır. Bu nedenle yaşanılan bu süreç eğitim alanında süregelen eğitime erişim, eğitimde fırsat eşitsizliği gibi tartışmaları da beraberinde daha fazla gündeme getirmeye başlamıştır.

Eğitim faaliyetlerinin uzaktan eğitim şeklinde devam etmesiyle birlikte ev ortamı eğitimin en temel alanı haline gelmiştir. Okul ortamından uzaklaşan bu yeni sistem de belirli faktörler daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Ev içerisindeki ortam, eğitime erişim sağlayacak kaynaklar/araçlar ve veliler eğitimde daha önemli etkenler haline gelmiştir. Uzaktan eğitimin yapıldığı bu süreçte velilerin dahil olma biçimleri, ev ortamlarında sahip oldukları fiziki imkanlar, ilgilenme düzeyleri gibi noktalar daha fazla belirleyici hale gelmiştir (Özer vd., 2020). Öğrencilerle ilgilenmek, ödevlerine yardımcı olmak, öğretmenleri ve okulları ile güçlü iletişim kurabilmek eğitim sürecini olumlu bir şekilde desteklemektedir. Bununla birlikte eğitimin uzaktan online platformlarda sürdürülebilmesi ve senkron/senkron olmayan eğitime dahil olabilmek için dijital araçlara sahip olmak, dijital araçları etkili kullanabilmek ve teknolojik okuryazarlık düzeyi de önemli unsurlar haline gelmiştir. Ayrıca dijital araçlara sahip olma ve etkili kullanma hususları açısından eğitimdeki eşitsizliklerin dijital ortamda da devam ederek dijital eşitsizlikleri meydana getirdiği görülmektedir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) dijital bölünme kavramını farklı sosyoekonomik düzeyler üzerinden bilgi teknoloji ve iletişim araçlarına erişimleri, kullanımları açısından meydana gelen farklılaşma olarak tanımlamaktadır (OECD, 2001).

Bu noktada, eğitim sürecine dahil olabilmek için gerekli dijital araçlara sahip olmak oldukça önemlidir. Eğitim süreçlerine dahil olabilmek ve eğitim süreçlerinden geri kalmamak adına dijital araç sahibi olmak önemli bir nokta olarak görülmektedir. Ancak bu bile tek başına yeterli değildir. Bununla beraber dijital araçların kullanımı da önemli bir faktördür. Evde yeterli düzeyde dijital aracın olup olmaması, cep telefonun yeterli olup olmaması, teknik düzeyde nasıl kullanıldığı da bir diğer önemli faktörlerdir (Williamson vs., 2020). Bunun yanı sıra altyapı yetersizliği de öğrencilerin uzaktan eğitim faaliyetlerine erişim problemini ortaya koymaktadır (Lemana, 2020). Altyapı yetersizliği yaşayan öğrenci ve öğretmenler eğitim faaliyetlerinde aktif olamamakta ve bu durum eğitimsel eşitsizlikleri artırmaktadır. Örneğin; Nepal’de yapılan bir çalışmada insanların dijital araçlara erişiminin %56 olduğu tahmin edilirken, dijital bir şekilde uzaktan eğitim yapabilecek okul oranının %13 olduğu belirtilmektedir (Dawadi, 2020). Bu nedenle alt yapı önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital araçlara erişim ve altyapı yetersizliğinden sonra dijital eşitsizliği ortaya çıkaran diğer bir faktör, teknolojik okuryazarlık seviyeleridir. Öğretmenlerin, öğrencilerin ve uzaktan eğitim sürecinde daha fazla aktif olan velilerin teknolojik okuryazarlık seviyeleri eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi açısından önemlidir. Teknolojik okuryazarlık düzeyinin düşük olması eğitim faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir (Dawadi vd., 2020).  Teknolojik okuryazarlık eksikliği bu süreçte eğitim platformlarını kullanmayı, dersler yapmayı ve öğrencilerle iletişim kurmayı öğretmenler açısından etkilerken, derslere katılım sağlayamama, öğretmenlerle ve okul ile etkili iletişim kuramamak açısından da velileri ve öğrencileri etkilemektedir. Bu bağlamda uzaktan eğitim süreçlerinden en fazla olumsuz etkilenen kesimlerin de dezavantajlı gruplar olduğu görülmektedir (Çelik, 2020a; Çelik 2020b; Sen ve Tucker, 2020). Göçmen olmak, ekonomik açıdan yoksun olmak gibi etkenler neticesinde dezavantajlı gruplar bu süreçten daha fazla etkilenmektedir.

OECD (2020), bir politika metninde öğrencilerin cep telefonuna daha kolay erişebileceğini ancak bilgisayar ve tablet gibi araçlara daha zor erişeceğini ve hükümetlerin bu husus çerçevesinde öğrencilere destek sağlaması gerektiğini belirtmiştir[8]. Benzer bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığının açıkladığı eğitim istatistiklerinde derslere EBA üzerinden katılan öğrencilerin %45’inin bilgisayar, %5’inin tablet ve %54’ünün ise mobilden eğitim süreçlerine dahil olduğu belirtilmiştir[9]. Bu duruma yönelik bir çözüm sunmak için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 7 Ekim 2020 tarihinde yapılan açıklamada öğrencilere aşamalı olarak 500 bin tablet dağıtılacağı belirtilmiştir[10]. Öğrenci erişimlerinin az olmasının yanı sıra öğrencilerin erişim araçları da eğitim sürecine yeterli bir düzeyde dâhil olamadıklarını göstermektedir. Erişebilen öğrencilerin yarısından fazlasının mobil ile derse dâhil olduğu görülmektedir.

Öğrencilerin pandemi sırasında eğitim faaliyetlerine ara vermelerinin ardından uzaktan eğitim sürecine geçmeleri neticesinde yaşadıkları öğrenme kayıpları da önemli bir husus olarak olumsuz yönde öğrencileri etkilemiştir (Çelik, 2020b).  Derslere erişememe, katılamama ya da derslerin online eğitim sürecinde yapılmaması gibi noktalar öğrencilerde öğrenme kayıpları riskleri söz konusu olmuştur. Ayrıca dezavantajlı grupların öğrenme kayıplarının uzaktan eğitim sürecinde daha da artması söz konusu olabilmektedir. Mart ayı itibarıyla eğitim yılının ikinci döneminde öğrenciler sınavsız bir şekilde yalnızca ilk dönem değerlendirmelerine göre sınıfları geçmiştirler. Bu nedenle öğrenme kayıpları için telafi eğitimleri gündemi oluşturmuştur.

Öğretmenler bu sürecin en etkin aktörlerindendir. Ders yapma, araçlara erişim ve teknolojik okuryazarlık seviyeleri eğitim süreçleri için önemli olmuştur. Bunun yanı sıra veli ve öğrenci iletişimi de etkili bir faktör olmaktadır (Çelik, 2020b). Eğitim-Bir-Sen’in yaptığı bir çalışmada öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin %24’ünün canlı ders yapmadığı, %45’inin ise haftada birkaç gün canlı ders yaptığı görülmektedir (Eğitim-Bir-Sen, 2020). Bu nedenle öğretmenlerin ders yapma durumları, öğrenciler ve velilerle kurdukları iletişimler eğitim süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Olumsuz noktada öğrencilerin öğrenme kayıpları daha da artmaktadır. MEB uzaktan eğitim istatistiklerini belirli aralıklarla kendi sitesinden paylaşmaktadır. Temel eğitimde 18 milyon öğrenci bulunurken pandeminin başladığı ilk eğitim döneminde (23 Mart-5 Haziran) 7 milyon 220 bin öğrencinin aktif olarak derslere katıldığı görülmektedir[11]. Bu sayının azlığının yanı sıra öğrencilerin hangi aralıklarla ne kadar derse girdiği bilinmemektedir. Bu nedenle derslere dahil olma oranı da düşüktür. Öğrencilerin uzaktan eğitim süreçlerine dahiliyetlerinin kısıtlı bir oranda gerçekleşmesi de öğrenme kayıpları ve eşitsizlikleri daha da artırmaktadır.

Salgının bir etkisi de öğrencilerde meydana gelebilecek olan psikolojik etkilerdir. Okul, öğrenciler için eğitim ortamı haricinde sosyalleşme alanıdır. Bu nedenle öğrencilerin sosyal alanlarından uzak kalmaları ve bunun yanı sıra sokağa çıkma yasağı gibi etkenlerle karşı karşıya kalmaları ve aynı zamanda pandemiden kaynaklı yaşanan olumsuz sağlık durumları öğrencileri negatif bir biçimde etkilemektedir. Pandeminin uzun sürmesi sonrasında sağlık, ekonomi gibi durumlarda öğrencilerin olumsuz etkilenmeleri olasıdır (Reimers ve Schleicher, 2020). Bu durum öğrencilerin eğitim faaliyetlerini ve psikolojik süreçlerini etkilemektedir. Çelik ve Şahin (2020) tarafından yapılmış ve yayınlanmak üzere olan bir nitel çalışmada öğretmenlerle yapılan görüşmelerde öğrencilerin motivasyonlarının başta yüksek olduğu ancak okulların uzaktan eğitime devam etmeleriyle birlikte motivasyonlarının daha da düştüğü hatta derslere katılım ve ödevleri yapma oranlarının iyice azıldığı belirtilmiştir. Bu noktada öğrencilerin uzaktan eğitim süreçlerinde motivasyonlarının giderek düştüğü ve eğitim süreçlerinden giderek uzaklaştıkları söylenebilir. Aynı çalışmada velilerle yapılan görüşmelerde de öğretmenlerin derslere devam etme, veliler ile kurdukları iletişim düzeyine göre bu sürecin daha etkili geçtiği belirtilmiştir.

Sonuç

Yeni tip koronavirüsün görülmesinin ardından eğitim faaliyetlerinin uzaktan gerçekleştirilmesi yönündeki kararlar neticesinde ülkeler altyapılarına ve ortamlarına göre kararlar almıştır. Ülkelerin genel olarak nisan ayı sonrasında kısmen okulları açtığı ve eylül ayı sonrası yeni dönemde de okulları açmayı önceledikleri görülmektedir. Türkiye’de ise okullar aşamalı olarak açılmış ancak kasım ayı sonu itibarıyla tekrar kapanarak uzaktan eğitime geçilmiştir. Uzaktan eğitim süreçleri getirdiği avantajların yanı sıra ciddi riskler de taşımaktadır. Dijital eşitsizlik, öğrenme kayıpları ve psikolojik olarak yaşanılan durumlar öğrencilerin yaşadıkları eğitimsel eşitsizlikleri dijital boyutta da devam ettirmektedir. Öğrencilerin dijital araçlara sahip olmamaları ya da dijital araçları yeterince aktif kullanamamaları eğitimsel eşitsizliklerin dijital boyutta da devam ettiğini göstermektedir. Öğrenciler dijital araçlara sahip olmamaları sonucunda derslere katılamamakta, eğitim süreçlerine dahil olamamaktadır. Aynı şekilde sadece bu araçlara sahip olmak değil, ev ortamındaki fiziki ortam, velilerin ilgilenme oranları ve öğretmenlerle kurulan iletişimlerdeki farklılaşmalar aynı zamanda eğitimdeki eşitsizlikleri de ortaya yeniden çıkarmaktadır. Ayrıca bu süreçte derslerin yapılma durumuna bağlı olarak öğrencilerde erişim noktasında yaşanan aksaklıklar öğrenme kayıplarına neden olmaktadır. Buna yönelik telafi mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Öğrencilerin hem eğitim gördükleri hem de sosyalleşme alanlarının olduğu okullar, öğrencilerin yaşadıkları psiko-sosyal süreçler de göz önüne alınarak tüm dünyada açılma eğilimindedir. Bu nedenle Türkiye’de de sorunların ilerleyen dönemlerde derinleşeceği göz önüne alındığında örgün eğitime bir an önce geçmek oldukça önemlidir.

Kaynaklar

Çelik, Z. (2020a). Covid-19 salgınının gölgesinde eğitim: Riskler ve öneriler. (Odak Analiz No. 5). Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi.

Çelik, Z. (2020b). Pandemi sonrası dünyada ve Türkiye’de eğitim. Perspektif Online.

Çelik Z. ve Şahin, S.A. (2020). Pandemi dönemi uzaktan eğitim sürecinde eğitimsel eşitsizliklerin yeniden üretimi. Fatih Kaleci ve Emrah Başaran (Ed.),  Pandemi sürecinde sosyoekonomik değişim ve dönüşümler: Fırsatlar, tehditler ve öneriler. Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınevi.

Dawadi, S., Giri, R. ve Simkhada, P. (2020). Impact of COVID-19 on the education sector in Nepal-Challenges and coping strategies. Sage Submissions. https://doi.org/10.31124/advance.12344336.v1

Eğitim-Bir-Sen. (2020). Pandemi sürecinde okulları güvenle açmak: Öğretmen ve veli araştırması. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi.

Lemana, Y.C. (2020). Internet access ıs not a right, it is a privilege: Covid-19 pandemic’s exacerbation of the digital divide in the Philippines. Cross Cultural Communications.

OECD. (2001). Dijital divide. https://www.oecd.org/sti/1888451.pdf

Özer, M., Suna, H. E., Çelik, Z. ve Aşkar, P. (2020). Covid-19 salgını dolayısıyla okulların kapanmasının eğitimdeki eşitsizlikler üzerine etkisi. İnsan ve Toplum, 10 (4), 217-246. dx.doi.org/10.12658/M0611

Reimers, F. M. ve Schleicher, A. (2020). A framework to guide an education response to the COVID-19 Pandemic of 2020. OECD.

Sen, A. ve Tucker, C. E. (2020). Social distancing and school closures: Documenting disparity in ınternet access among school children. Available at SSRN: https://ssrn.com/abstract=3572922 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3572922

Williamson B., Eynon R. ve Potter, J. (2020) Pandemic politics, pedagogies and practices: digital technologies and distance education during the coronavirus emergency. Learning, Media and Technology, 45:2, 107-114, doı: 10.1080/17439884.2020.1761641.


[1] https://en.unesco.org/covid19/educationresponse

[2] https://en.unesco.org/covid19/educationresponse

[3] https://www.aa.com.tr/tr/egitim/meb-23-marttan-itibaren-uzaktan-egitime-baslayacak/1771386

[4] https://www.hurriyet.com.tr/galeri-okullar-ne-zaman-acilacak-21-eylulde-acilacak-mi-mebten-1-sinif-ve-okul-oncesi-ile-ilgili-aciklama-41610292/3

[5] https://www.aa.com.tr/tr/egitim/ilkokullar-ile-8-ve-12-siniflar-12-ekimde-yuz-yuze-egitime-basliyor/1996638

[6] https://www.milliyet.com.tr/gundem/okullar-ne-zaman-acilacak-5-6-7-9-10-ve-11-siniflar-ne-zaman-okula-basliyor-6339669

[7] https://www.aa.com.tr/tr/egitim/uzaktan-egitim-22-ocaka-kadar-surecek-yari-yil-tatiline-bir-haftalik-ara-tatil-suresi-de-eklenecek/2081163

[8] http://www.oecd.org/coronavirus/policy-responses/education-responses-to-covid-19-embracing-digital-learning-and-online-collaboration-d75eb0e8/

[9] https://www.meb.gov.tr/turkiye-uzaktan-egitim-istatistikleriyle-dijital-dunyanin-listelerini-zorladi/haber/21158/tr

[10] https://www.aa.com.tr/tr/egitim/meb-500-bin-tabletin-dagitimina-gelecek-haftadan-itibaren-basliyor/1998880

[11] http://yegitek.meb.gov.tr/www/sayilarla-uzaktan-egitim-23-mart-5-haziran-2020/icerik/3054

Sümeyye Ayyüce ŞAHİN

1 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Tezli Yüksek Lisans – Ankara/ Türkiye

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir