‘Hayat Boyu Öğrenme’de Niteliği Artırmak, Farkındalığı Yükseltmek

 ‘Hayat Boyu Öğrenme’de Niteliği Artırmak, Farkındalığı Yükseltmek

Yüzyıl önce bir düşünürün söylediği “Artık insanların gençliklerinde öğrendikleri şeyleri ömürleri boyunca kullanmaları savı geçersiz hâle gelmiştir” sözünün doğrulandığı bir zamanda yaşıyoruz. Sanayi çağından bilgi çağına geçişin aşamalarından olan Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) ile teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, mevcut iş kollarının bir kısmının öleceği ve yeni iş kollarının ortaya çıkacağı, insanların hayatlarının belli bir döneminde kazandıkları becerilerin zamana yenik düşeceği, ihtiyaç duyulan şeylerin karşılanabilmesi için mevcut bilgi, beceri ve tutumların yenilenmesinin zorunlu hâle geleceği öngörülmektedir.

İnsanların ömürleri boyunca aynı donanımla yol almaları mümkün olmayacaktır. Her daim gelişim içinde olan dünya ve toplumsal çevre, insanı yeni şartlarla ve giderek daha karmaşık zorluklarla karşı karşıya getirmektedir. İnsanın iş gücü bağlamında yeniliklere adaptasyonu ve yeni mesleki beceriler kazanabilmesi için içeriği sürekli güncellenen hayat boyu öğrenme uygulamalarıyla desteklenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), hayat boyu öğrenmenin ülkelerin sürdürülebilir kalkınmasına, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda ilerlemesine katkıda bulunmasını ve toplum refahının artmasını desteklemesi gerektiğini ilke olarak benimsemiştir.

Bilgi toplumlarında eğitim sistemleri; okullarla sınırlı olmayan, mezuniyetle sona ermeyen, ileri düzeyde eğitim görmüş kişilerin dahi eğitimlerine devam edebildikleri, ömür kadar uzun bir varoluşsal sürekliliği ifade etmektedir. Hayat boyu öğrenme, bir yönüyle bilgi çağının ihtiyaçlarına cevap veren, demografik veya toplumsal herhangi bir sınır tanımayan uygulamalar bütünüdür. Geleneksel eğitimin aksine hayat boyu öğrenme faaliyetlerinde yaş, statü, sosyo-ekonomik durum, eğitim düzeyi, zaman ve mekân sınırlaması yoktur. Köylü, kentli, işçi, işveren, çiftçi, esnaf, ev kadını ve serbest meslek sahibi gibi heterojen bir özellik gösteren, toplumun farklı katmanlarında yer alan ve farklı beklentisi olan insanlar hedef kitleyi oluştururlar. Fertler, hayat boyu öğrenme sayesinde evde, okulda, üniversitede, iş yerinde, insanın var olduğu her yerde eğitim zincirinin bir halkası olabilirler. Vatandaşların sosyal hayattaki rol ve statülerini çağın ihtiyaçlarına göre şekillendiren yeni gelişmeler, hayat boyu öğrenme kavramını dünya çapında yaygın ve aranır kılmıştır. Hayat boyu öğrenmede temel amaç, bireyin hayat standardını yükseltmek, ihtiyaç duyduğu bilgi ve deneyimleri güncelleyerek yenilenmesini sağlamaktır. Burada bireyin sadece kendi işinde uzmanlaşması veya işiyle ilgili farklı bir noktayı öğrenmesi söz konusu olmaz, aynı zamanda bilmediği değişik alanlarda da beceri kazanması mümkündür. Kısacası, hayat boyu öğrenme, bireylerin var olan yeteneklerini değişen dünya şartlarına uygun geliştirmelerine, teknik ya da mesleki yeteneklerini iyileştirmelerine ya da bu yetenek, bilgi ve becerilerine yeni bir yön vermelerine imkân veren düzenli eğitim süreçlerinden ibarettir.

Hayat boyu öğrenme programları, sadece yetişkin öğrenimini vurgulamamakta; her yaşta herkese herhangi bir karşılık beklemeksizin eğitim ve öğretimde gelişme imkânları sağlamak maksadıyla ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerinden yetişkinlere, mesleki eğitim amaçlı çalışan stajyerlere ve üniversite öğrencilerine hatta eğitimcilere kadar destek sağlamayı amaçlamaktadır. İnsan kaynağının niteliğinin yükseltilmesi, ekonomiye kazandırılması, işsizlikle mücadele, istihdam ve istihdama katılma oranlarının artırılması, emek piyasalarına olan güvensizliğin azaltılması, işe bağlı kazançların ve refahın yükseltilmesi gibi günümüzün önemli sosyal politika sorunlarının çözümünde kullanılabilecek en uygun araçlardan biri hayat boyu öğrenmedir.

Hayat boyu öğrenme, modern zamanların ilk dönemlerinde bireyin okuma yazma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemiştir. Daha sonra çok farklı boyutlarda ve ileri seviyede bilgi ve becerilerin kazanılması gerektiği gerçeğiyle hayat boyu öğrenmenin kapsamı değişime uğramıştır. İleri düzey bilgi toplumlarında artık çoğu sektörde neredeyse ömür boyu istihdam garantisi kalmamıştır. İstihdamda uzun süre kalabilmek ise ancak iş gücü piyasasının talep ettiği niteliklere sahip olmakla mümkün olabilmektedir. Vatandaşlardan beklenen, her zaman, her yerde, her konuda, her düzeyde eğitim talep etmek; devletlerden beklenen ise bu talebi karşılayacak kaliteli eğitim hizmetlerini sunmaktır. Bunun tam karşılığı ise hayatın tamamını içine alan, tüm alanlarda gerçekleşen, örgün ve yaygın eğitim süreçlerine ait tüm öğrenme pratiklerini kapsayan hayat boyu öğrenme sürecidir.

“Beşikten mezara kadar öğrenmek” düsturunun hayat boyu öğrenmeye olan pozitif katkısı ile ülkemizde gün geçtikçe hayat boyu öğrenmenin çok daha fazla önemsendiğine şahit olmaktayız. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren çok daha popüler hâle gelmeye başlayan hayat boyu öğrenme, Türkiye’de tarihsel süreç içinde yetişkin eğitimi, halk eğitimi, sürekli eğitim, yaşam boyu eğitim, hayat boyu eğitim, her yerde eğitim ve yaşam boyu öğrenme gibi kavramlarla Cumhuriyet öncesi döneme kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.

Dünyada hayat boyu öğrenmeden beklentiler gün geçtikçe artmakta, sosyo-ekonomik hayat ve iş gücü pazarındaki hızlı değişimler yetişkinlerin, bilgi ve beceri eksikliklerini kapatmak için hayat boyu öğrenme etkinliklerine katılma eğilimini teşvik etmektedir. Bu eğilim sadece iş gücü pazarında nitelikli bir şekilde var olmaya devam etmenin gereği olarak görülmemektedir. Son yıllarda hayat boyu öğrenme, akademik ve mesleki becerilerin geliştirilmesinin yanı sıra bireylerin iletişim ve günlük sorunlarla başa çıkma gibi sosyal becerilerini geliştirmesine yönelik de önemli bir görevi yerine getirmeye başlamıştır. Özellikle dijitalleşme ile birlikte hayat boyu öğrenmeye erişim kolaylaşmış ve eğitimlerin kapsamı genişlemiştir.

Avrupa Birliği’nin (AB) hedeflerinin başında, 2020 yılına kadar Avrupa düzeyinde yetişkinlerin hayat boyu öğrenmeye katılım oranı ortalamasını en az yüzde 15 yapmak gelmekteydi. 2020’de AB’nin katılım ortalaması ancak yüzde 9,2’ye ulaşabilmiştir. Türkiye’nin 2006 yılında hayat boyu öğrenmeye katılım oranı yüzde 1,8 iken, 2020 yılına geldiğimizde yüzde 5,8 olarak gerçekleşmiştir. AB’nin hayat boyu öğrenmeye katılımda en yüksek orana sahip ülkesi İsveç’tir (Yüzde 28,6). Hayat boyu öğrenmenin bir kültür olarak yerleştiği İsveç, Finlandiya, İsviçre ve Danimarka gibi ülkelerde genel olarak eğitim seviyesi ve kişi başına düşen millî gelir payları da yüksektir.

Ülkemiz, hayat boyu öğrenme faaliyetlerinin kurs programları çeşitliliğinde Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile AB ülkeleri arasında nicelik olarak ön sıralardadır. Türkiye’de 2019 yılında 430 binden fazla kurs açılmış ve 8 milyondan fazla kişi hayat boyu öğrenme etkinliklerinden faydalanmıştır. AB ülkelerinin bir kısmında sadece hayat boyu öğrenmenin temel becerilere yönelik kursları ücretsiz iken, ülkemizde mesleki, sosyal, toplumsal, ekonomik, sportif ve kültürel alanlar başta olmak üzere tüm kurslar ücretsizdir.

Türkiye’nin hayat boyu öğrenme faaliyetlerinde vatandaşlarının en çok katılım sağladığı ilk 10 kurs programı, kişisel gelişim ve eğitim, sağlık, el sanatları teknolojisi, spor, sosyal hizmetler ve danışmanlık, yabancı diller, müzik ve gösteri sanatları, bilişim teknolojileri, giyim üretim teknolojisi ve okuma yazma kurslarıdır. Bireylerin iyi bir hayat sürmesi ve mesleki yaşamlarında başarılı olabilmeleri için 21. yüzyılın becerilerine sahip olmaları beklenmektedir. Bu da ancak hayat boyu öğrenmeyle ve içinde bulunduğumuz yüzyılda dünyada meydana gelen hızlı değişimlere ayak uydurabilmekle mümkündür. Öğrenmeyi öğrenmiş bireyleri eleştirel düşünmeye sevk eden; kişilerin soru sorma, araştırma, keşfetme ve öğrenmeden zevk almasını sağlayan; bireylerin iletişim, problem çözme, karar verme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimcilik becerilerini geliştiren; hızla değişen iş hayatına uyum sağlamak üzere sahip olunan becerilerin güncellenmesi için gerekli yeterlikleri kazandırabilen; en yeni teknolojilerle desteklenmiş mesleki eğitim imkânları sunan ve hayatı daha kolay hâle getirmek gibi bir perspektife sahip olan hayat boyu öğrenme anlayışının ülkemizde daha fazla önemsenmesi ve benimsenmesi milletimiz adına sevindirici bir gelişme olacaktır. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de 15 yaş üstü 2 milyondan fazla vatandaşımızın hâlâ okuma yazma bilmediği gerçeğini hatırda tutarak hayat boyu öğrenmeye ilişkin farkındalık oluşturmak ve bu anlayışın yaygınlaşmasını sağlamak için eldeki tüm imkânları zorlamak gerekmektedir.

Vatandaşların hayat boyu öğrenme etkinliklerine katılımının artırılması, toplumsal niteliğimize büyük bir katkı sağlayacaktır. Erişimin önündeki engellerin kaldırılması, yaygın eğitimin daha da yaygınlaşmasına vesile olacaktır. Emek piyasasının negatif göstergelerinden olan uzun dönemli işsizlik ve emek piyasalarına olan güvensizlik gibi olumsuzluklar hayat boyu öğrenme kanalıyla bertaraf edilebilir. Hayat boyu öğrenme kültürünün yaygınlaştırılması, vatandaşların yeni işler için yeni beceriler geliştirmelerinin teminat altına alınması, dezavantajlı bireylere pozitif ayrımcılık yapılması, istihdam edilebilirliklerinin artırılması, iş gücü piyasasına erişimlerinin kolaylaştırılması ve iş gücü piyasasına girişlerinin önündeki engellerin ortadan kaldırılması çalışma hayatına yeni bir soluk getirecektir.

Hayat boyu öğrenmenin sürekliliği içinde etkili öğretim ve öğrenim yöntem ve ortamlarının geliştirilmesi, vatandaşların dijital okuryazarlık, medya okuryazarlığı, bilgi okuryazarlığı ve finansal okuryazarlık gibi güncel okuryazarlıklara temel düzeyde sahip olmalarının sağlanması, önemli bir toplumsal kazanım olacaktır.

Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte yerel yönetim birimleri ve sivil toplum kuruluşlarının da doyurucu ve nitelikli hayat boyu öğrenme programlarını yürütmesi konusunda teşvik politikalarının uygulanması, aynı zamanda eğitim ve istihdam ilişkisi bakımından işverenler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılması, faaliyetlerde paydaşlığın artırılması, diğer kurumların da hayat boyu öğrenmeye katma değer üretmesinin yolunu açacaktır.

Hayat boyu öğrenme için daha fazla yatırım yapılarak kalitenin yükseltilmesi yönündeki öneriler, etkili, güçlü ve dünyada referans alınan bir hayat boyu öğrenme sisteminin stratejik hedefleri arasında yer almalıdır. Hayat boyu öğrenme, toplumun her kesiminin ihtiyacını karşılamaya yönelik program, açılım ve adımlarıyla devasa bir alandır. Millî eğitimin politikaları ve yatırımları, bu durum göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir