Erken Çocuklukta Ruh Sağlığını Korumak

 Erken Çocuklukta Ruh Sağlığını Korumak

Prof. Dr. Serdal SEVEN

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Giriş

Ruh sağlığı, ideal olarak görülen sürekli bir durumdur. Ruh sağlığının yerindeliği üzüntü, sıkıntı ve stresli durumlarla karşılaşılmayacağı gibi bir sonuç doğurmaz. İnsanlar, sahip oldukları olumlu veya olumsuz duyguları kaçınılmaz bir şekilde yaşarlar. Önemli olan kişinin zaman zaman olumsuz duygular yaşamasına rağmen genel iyilik halini devam ettirebilmesidir. Aksi halde sürekli kaygı, stres, üzüntü hali ruh sağlığı ile ilgili bir probleme işaret eder.

İnsanlık var oldukça ruh sağlığını korumak temel amaçlardan biri olmuştur. Savaşlar, göçler, politik çıkarlar, egemenlik mücadeleleri tarihin her safhasında yer almıştır. Her tarihsel dönemin kendine göre zorlukları olmuştur. Günümüz dünyasında bu tabloya teknolojik gelişmelerin getirdiği yeni tip problemler de eklenmiştir. Örneğin, geçmişte insanların belki de ömürlerinde bir kez görebilecekleri bazı şiddet olaylarına günümüz çocuklarının hemen her gün iletişim araçları aracılığıyla şahit olduklarını görüyoruz. Gerek yetişkinlerin gerekse çocukların henüz sonuçları bile araştırılmamış pek çok uygulamayı kullandıkları, oyunları oynadıkları, dizi, film, video, vine vb. izledikleri hesaba katıldığında ruh sağlığımızı ve çocuklarımızın ruh sağlığını nasıl korumamız gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Ruh sağlığını korumak bir göldeki su seviyesini korumaya benzetilebilir.  İçi kayalıklarla (ruhsal problemler) dolu bir gölde su seviyesi düşünce kayalıklar ortaya çıkar ve üzerinde teknelerin dolaşmasını zorlaştırır. Gölde su seviyesini azaltan ve artıran faktörler olduğu gibi insan hayatında da benzer kaynaklar ve giderler bulunur. Güvenlik duygusu ve güvenli bağlanma, düzenli ve huzurlu bir aile ortamı, problem çözme becerisi, kendini değerli ve yeterli hissetme, doğru inanç ve kabullere göre hareket etme göle akan kaynaklardır. Göldeki su kaybına neden olan çatlaklar yaşamsal zorluklar, travmalar, stres, depresyon, güvensiz bağlanma, kendini yetersiz ve değersiz görme, tatminsizlik gibi problemlerdir. Farklı yükseklikte ve su seviyesine göre bir veya birden fazlası ortaya çıkan kayalıklar ise ruhsal bozukluklardır. Normal şartlarda ruhsal denge sistemimiz su seviyesini artırmak için çabalar ve genellikle ortaya çıkan kayalar yani ruhsal bozukluklar geçici olarak görülür ve kaybolur. İnsan yaşamında geçici ruhsal sorunlar oldukça doğaldır. Kimileri stres yoğunluğuna göre parmak emer, kimileri geçici tırnak yer, kimisi de dönemsel olarak uyku problemi yaşar. Ancak genel su seviyesini yani iyi olma halini yükselttikçe bu sorunlar zayıflar veya ortadan kalkar (Seven, 2019).

Aşağıda ruh sağlığı kavramı teorik çerçevede tartışılarak erken çocukluk dönemi çocukların ruh sağlığını korumaya dayalı somut öneriler geliştirilecektir. Bu bağlamda, ruh sağlığı kavramı, ruh sağlığının teorik yapısı ve bu teorik yapıya uygun olarak erken çocuklukta ruh sağınının nasıl korunacağı detaylı olarak sunulmuştur.

Ruh Sağlığı Kavramı

Ruh sağlığı kavramı 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu yüzyılın ortalarında dünyada ortaya çıkan savaşlarla daha da önemli hale gelmiştir.  Ruh sağlığı, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization), (2004), tarafından  “bireyin potansiyelini başarma ve yaşamda normal sayılan baskı durumları ile başa çıkabilme özellikleri ile bir sosyal ve duygusal iyi olma durumu” olarak tanımlamıştır. Bu tanıma göre ruh sağlığı bireyin yeteneklerinin farkına varması, hayatta karşılaşılabilen normal stres durumlarıyla başa çıkma ve toplumsal anlamda iyi olmaya çalışma gibi becerileri gerektirmektedir. Tanımdan anlaşılacağı gibi ruh sağlığı sadece ruhsal bozukluğu olanları değil bütün bireyleri kapsayan bir kavramdır. Hangi nitelikte olursa olsun hiç kimse ruhsal bozukluklardan muaf değildir. Herkes muhtemel risk altındadır.  Ancak yapılan araştırmalara göre bazı gruplarda riskin düzeyi daha yüksek veya daha düşük olabilmektedir. Maddi olanakları düşük olanlar, evsizler, işsizler, şiddet kurbanları, göçmenler ve mülteciler, çocuk ve ergenler, ihmale uğrayan kadın ve yaşlılar daha riskli gruplar olarak değerlendirilmektedir (WHO, 2003).

Ruh Sağlığının Kapsamı

Ruhsal problemlerin çözümü ile ilgili tarihsel süreç içerisinde pek çok farklı görüş ortaya atılmıştır. İnsanların fiziksel ve ruhsal problemlerin temel kaynaklarının neler olabileceği merak konusu olmuştur. Bu konuda öncelikle tıp alanında çalışmaların olduğu görülmektedir. Tıp uzmanları ruh sağlığının biyolojik yönüne vurgu yapmışlardır. Ancak bu, psikolojik ve sosyal faktörleri yok saymak biçiminde olmamıştır. Freud bu çerçevede 20. yüzyılın başlarında psikiyatrik belirtilerin psikolojik ve gelişimsel faktörlere bağlı olduğuna dair bulgular elde etmiştir (Rees & Morley, 2015; Seven, 2008). Benzer şekilde, Brown ve Birley (1968) de sosyal faktörlerin önemi vurgulamıştır. Böylece ruh sağlığı uygulamalarına medikal, psikolojik ve sosyal bakış açılarını içeren çok disiplinli bir yaklaşım modeli meydana gelmiştir. Böylece herhangi bir bozukluğu anlamaya çalışırken bu üç modelin tümünü birleştiren bir yaklaşımın kullanılması önerilmeye başlanmıştır.

Yukarıda ifade edilen üç modele ek olarak daha sonra Guimón, (2004) doğaüstü ve politik model olmak üzere iki yeni model önermiştir. Bu modellerden politik model özellikle bazı batılı ülkelerde önemli görülmüş ve ruh sağlığında önleyici bazı politikalar geliştirilmiştir.

Ruh Sağlığı kuramları

Ruh sağlığının kuramsal çerçevesi Sigmund Freud ile başlayan süreçte oluşturulmaya başlanmıştır. Carl Rogers ve Marie Jahoda ruh sağlığını kuramsal olarak açıklayan ve en çok kabul gören bilim insanlarıdır. Aşağıda bu bilim insanları ve ruh sağlığına ilişkin görüşleri açıklanmıştır.

Sigmund Freud ve Ruh Sağlığı

Sigmund Freud, psikoloji ve ruh sağlığına kuramsal anlamda öncülük eden önemli bir bilim insanıdır. Freud ve arkadaşları Psikanaliz kuramı ile ruh sağlığının kuramsal çerçevesine yeni bir anlayış kazandırmışlardır. Freud’a göre, bireyin bir iç dünyası bir de dışsal gerçekliği vardır. Bu iki özellik, birlikte anlam ifade eder ve davranışların yönünü belirler. Birey çocukluğundan itibaren yaşantısı boyunca bir takım deneyimler yaşar. Bu deneyimlerden özellikle ilk çocukluk deneyimleri bireyin yetişkinlik dönemindeki davranışlarını anlamak için temel teşkil eder (Guimón, 2004; Seven, 2008)

Freud’un öncülük ettiği Psikanalizde öz farkındalık, özerklik ve stres töleransı ruh sağlığını açıklamak için kullanılan başlıca kavramlar olmuştur:

Psikanaliz’de ruh sağlığı ile ilgili iki alan bulunmaktadır. Bunlardan biri öz farkındalık diğeri de özerkliktir. Öz farkındalık,  bilinçliliğin mümkün olduğunca bilinçdışılığın yerine geçmesidir.  Biliçdışılık gözlenemez. Bu nedenle de teorik bir iddiadır. Ancak bilinç gözlenebilme özelliğine sahiptir.

Özerklik ise kendine güven ve bağımsızlık olarak iki kısımda incelenir.  Bağımsızlık, bilişsel ve duygusal olarak diğer insanlara bağımlı olmama, onlardan bağımsız olma durumudur. Bununla birlikte, kendine güven kendini idare etme ve kontrol ile ilişkilidir.  Dürtüleri tarafından kontrol edilemeyen kişi özerk olarak ifade edilebilir (Tengland, 2001).

Psikanaliz’de Stres töleransı ruh sağlığı ile ilgili önemli kavramlardan biridir (Tengland, 2001). Stres töleransı bireylerin uyum yeteneği için temeldir (Dewald, 1964) . Stresi tölere etme ruh sağlığının temel direnç noktalarından biridir. Stres günlük hayatın kaçınılmazlarından biridir ve direnç için yeterli düzeyde stresin tölere edilmesine ihtiyaç vardır. Başarılı bir stres yönetimi kişinin gerçeğe uyması ile gerçekleşir (Tengland, 2001).

Carl Rogers ve Ruh Sağlığı

20. yüzyıla damgasını vuran en etkili psikoterapist ve teorisyenlerden biri de Carl Rogers’dır.   Rogers, ruh sağlığı uygulamalarından hareket ederek kuramsal yapılara ulaşmıştır. Hastalarına terapiler uygulamış, bu terapilerin sonuçlarından hareketle kuramsal bir yapı geliştirmiştir (Greening, 1987; Thorne & Sanders, 2013).

Rogers ruh sağlığını üç temel nitelikle açıklamaya çalışmıştır.  Bunlar: Olgunluk, adaptasyon ve gelişimdir. Bu terimler birbiriyle ilişkilidir. Rogers yapılan terapilerin sonuçta bireyi psikolojik bir olgunluk olarak daha ileri düzeye getirmesi gerektiğini savunmuştur. Bu da bireyin gelişmesi ile benzer bir durumdur. Diğer taraftan bireyin bütün potansiyelini kullanabilmesi için yeni durumlara uyum sağlamaya katkı sağlayacak davranışlara sahip olması gerekir. Böylece bireyin tüm potansiyelini etkili bir biçimde kullanabilmesi bu üç niteliği sağlamasına bağlıdır (Tengland, 2001).

Rogers, ruh sağlığı ile ilgili bu temel niteliklerin yanında ikinci olarak değer ve öz saygı terimlerini önemli görmüştür. Yaptığı uygulamalarda bireylerin kendilerini değersiz görmelerinin ruh sağlığını olumsuz etkilediği buna karşılık kendilerini değerli gördüklerinde daha fazla olumlu davranış sergilediklerini keşfetmiştir. Bu nedenle de Rogers bireylerin kendilerini değerli görmeleri ve öz’lerine yönelik problemlerinin giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Rogers’ın bu düşüncesi insancıl yaklaşıma uygun eğitim uygulamalarının temel ilkeler olarak pratiğe dönüşmüştür. Diğer taraftan Rogers pek çok sosyal yeteneği ruh sağlığı kriterleri olarak ifade etmiştir (Greening, 1987; Rathus, 2004).

Marie Jahoda ve Pozitif Ruh Sağlığı

Her ne kadar çığır açan kuramlar ortaya atsalar da Freud ve Rogers’ın görüşleri ruh sağlığının teorik şartlarını açıklamaya yönelik olmuştur. Jahoda ruh sağlığı ile ilgili daha pratik adımlar ortaya koymak adına ruh sağlığının somut kriterlerle açıklanması gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle de kendisinden önceki bütün görüşleri inceledikten sonra ruh sağlığına yönelik olarak altı kriter öne sürmüştür (Jahoda, 1959). Bu kriterler aşağıda sunulmuştur:

1. Kendine Yönelik Tutumların Kalitesi

Başlıca kendinlik özellikleri öz-kabul, kendine güven ve kendine bağlılık’tır  (Jahoda, 1959). Öz-kabul kişinin kendisiyle yaşamayı öğrenmesi, sınırlılıklarını ve imkânlarını kabullenmesidir. Öz-güven ve öz-saygı kişinin kendisinin iyi, kapasiteli ve güçlü olduğuna karar vermesi durumudur. Kendine bağlılık, kendine güveni de kapsar. Ayrıca diğerlerinden bağımsız olma ve girişimlerini içinden gelen güçlerle başlatmayı da ifade eder. Jahoda ruh sağlığı için bireyin doğruluğunu, kimlik hissi kazanmasını, kendini hissetmesini ve bilinç dahilinde davranmasını kritik özellikler olarak vurgulamıştır.

2. Büyüme, Gelişim ve Kendini Gerçekleştirme

Jahoda’ya (1959) göre kendini güncelleme, devam eden süreç içerisinde ruh sağlığının önemli bir kriteridir. Organizmanın ana istikameti ileriye doğru olduğundan sağlıklı olsun hasta olsun her birey kendini gerçekleştirme eğilimi taşır. Organizmanın temel özelliklerinden biri potansiyelini eski görmedir. Bu nedenle de sürekli olarak potansiyelini güncelleme ihtiyacı duyar. Potansiyelin güncellenmesi ise büyüme ve gelişime bağlı devam eden bir süreçte gerçekleşir. Büyüme ve gelişim nasıl doğal bir süreç ise kendini gerçekleştirme öyle bir doğal süreçtir.  Kendini gerçekleştirme bireyin kendini algılaması, motivasyonel bir süreçten geçmesi ve nihai olarak potansiyelini üst düzeyde kullanması aşamalarının ürünüdür.

3. Bütünleşme (Entegrasyon)

Bütünleşme, bireyin ilişkili bütün fonksiyon, tutum ve eylemleridir (Tengland, 2001). Jahoda (1959) bütünleşme kavramını üç açıdan irdelemektedir:  Ruhsal güçlerin dengesi olarak bütünleşme; hayata bilişsel bakış katma ve strese karşı direnç.

Jahoda bütünleşme kriterini Psikanaliz’den etkilenerek oluşturmuştur. “Ruhsal güçlerin dengesi”  id, ego ve süperego’nun dengesi olarak da bilinir. Sağlıklı olan diğer güçlere göre egonun baskın oluşudur.  İçsel güçler arasındaki denge bilinç, bilinçdışı ve bilinç öncesi ile de açıklanmıştır. Bu durumda sağlıklı olan bilinçdışının etkisini azaltmaktır. Bütünleşmenin ideal olan bilişsel seviyesi  “Hayata bilişsel bakışı katma”’dır. Hayatın anlamı ve bir amacı olduğunun bilinmesi birçok çatışma için uzlaştırıcı bir mekanizma sunar. Jahoda’ya göre “strese karşı direnç” pozitif ruh sağlığının önemli belirtilerinden biridir. Bütünleşme stres karşısında töleransı güçlendiren önemli bir kriter olarak görülebilir. Bütünleşen ego öfke, stres ve endişe karşısında daha dirençlidir (Seven, 2008).            

4. Özerklik

Ruhsal olarak karar verme kritik bir özelliktir. Bireyin zor da olsa isabetli bir biçimde kendi kararını vermesi gerekir. Özerklik gerçekten çekilme değildir. Gerçekten çekilme ruhsal sorun işaretidir. Aksine özerklik gerçeği görerek hareket edip kendi kararını vermeye dayanır. Çocukluktan itibaren özerkleşme gelişimsel bir ihtiyaç olarak görülmüştür. Erikson, özerkliğe karşı kuşku ve utanç dönemi olarak kritik bir gelişim evresinden bahsetmektedir. Bu dönemde özerklik kazanamayan çocukların ileride ruhsal sorunlara kaynaklık edecek olan sürekli kuşku veya kendinden utanç duyma gibi problemlere neden olacağı vurgulanmaktadır (Erikson, 1950).

5. Gerçeklik Algısı

Jahoda’ya (1959) göre dünyayı algılama şekli ruh sağlığının en önemli kriterlerinden biridir. Gerçeği olduğu gibi algılama ve kendini güncelleyen bir bilişsel yapı ruh sağlığı yerinde olan bireylerin en belirgin niteliklerdir. Sağlıklı birey gerçeği ihtiyaçlarının olumsuzluklarına rağmen doğru biçimde algılar. Bununla birlikte empati ve sosyal olarak duyarlılığa sahiptir. Diğerlerini doğru anlama ve yorumlama açısından bu nitelikleri taşıyan kişi ruh sağlığını koruma noktasında büyük bir avantaja sahip olur.

6. Çevresel Egemenlik 

Çevresel egemenlik gerçeğe alışma, çevreyi anlama, uyum sağlama ve egemen olma çabasını ifade eder. Bu çaba bir süreç içinde gerçekleşir. Alışma sevmeyle ilişkilidir. Sevme kabiliyeti güçlü olduğu oranda alışma gerçekleşir. Farklı durumlarda ihtiyaçlarını karşılayabilme bir başka kritik yeterliliktir. Karşılaşılan çevresel problemleri çözmede başarı çevresel egemenliğin gerçekleşmesi için gerekli şartlardandır.

Yukarıda bahsedilen kriterler ışığında ruh sağlığı yerinde olan bir bireyin nitelikleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir (Seven, 2008):

Ruh sağlığı yerinde olan birey;

  1. Kendini olduğu gibi kabul eder ve kendine güvenir. Güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olduğu için olumsuz özelliklerinden çok olumlu özelliklerini dikkate alır. Bağımsızlık duygusu, girişimciliği ve özsaygısı yüksektir.
  2. Kapasitesini ve yeteneklerini en üst düzeyde kullanmak konusunda cesur davranır. Temel insani ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade daha büyük ve yüce hedefleri vardır.
  3. Yaşamında ruhsal gücü, dış görünümü ile dengelidir ve stresle başa çıkar.
  4. Kendi kararlarını bağımsız olarak hür iradesiyle verebilir.
  5. Çevresini olduğu gibi kabul eder. Kendi algısının yanılabileceği ihtimalini her zaman göz önüne alır. Doğru kavramının göreceli olduğunu kabul eder. Yanlış veya doğru ile ilgili kanıtlara bakar. Buna karşılık ruh sağlığı bozuk biri herhangi bir kanıtı olmadan gerçek ona uygun olmadığından kendi algısını doğru kabul eder.
  6. Başkalarının davranışlarını ve niyetlerini yorumlarken onların durumlarını dikkate alır. Onlarla empati kurarak onları anlamaya çalışır. Sosyal duyarlılıkları yüksektir.
  7. Sevme yeteneğine sahiptir.
  8. Çalıştığı işi ile barışıktır, aile edinebilir ve kanunlara uymakta zorluk çekmez. 
  9. Kişiler arası ilişkilerde yeterlidir. Rahatlıkla iletişim kurabilir.
  10. Duruma göre değişen ihtiyaçlarını fark eder ve onları uygun şekillerde karşılar.
  11. Yeni ortamlara uyum sağlama ve kendini alıştırma kapasitesine sahiptir.
  12. Problem çözmede verimlidir.

Erken Çocuklukta Ruh Sağlığının Korunması 

Ruh sağlığının tanımı çoğunlukla çocuklar için de geçerlidir. Ancak, çocuklar sürekli ve hızlı bir gelişim gösterirler. Bu yönüyle, çocuk ruh sağlığı, sürekli değişen ve gelişen zihinsel, fiziksel ve sosyal yeterliliklere, kritik dönemlere ve bu kritik dönemlerdeki çevresel faktörlere göre değerlendirilir. Nitekim iki yaşındaki bir çocuğun altını ıslatması normal iken altı yaş grubu içerisinde aynı çocuğun bu davranışı anormaldir.

Aşağıda ruh sağlığının kuramsal çerçevesi dâhilinde erken çocukluk nitelikleri de dikkate alınarak ruh sağlığının korunmasına ilişkin öneriler geliştirilmiştir:

Çocuğun değerli olduğunu hissetmesi: Erken çocukluk döneminde gelişimle paralel olarak çocuklar kendilerini sosyal ortamda yeniden değerlendirirler. Bu da sürekli bir biçimde değer görme ihtiyacını meydana getirir.Carl Rogers ve insancıl yaklaşımı savunan diğer pek çok bilim insanları bireyin kendisini yeterli ve değerli hissetmesini pek çok olumsuz davranışın çözümü olarak görmektedirler (Greening, 1987; Thorne & Sanders, 2013).  Çocukların evde ve okulda yaşadıkları sorunların büyük bir kısmında çocuğun kendine yönelik değer hissini hesaba katmak gerekir. Yetersizlik ve grup içinde değersiz görülme saldırganlık, aktivitelere katılmama, konuşmayı reddetme gibi pek çok davranış problemine kaynaklık eder. Çocuğun evde farklı okulda farklı problem davranışları sergilemesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. Örneğin öğretmenin bazı çocukların çalışmalarını panoya asması aynı çalışmayı yapan diğer çocukların kendilerini yetersiz ve değersiz görmelerine neden olabilir. Yine çocukların sürekli olarak yarıştırılması da benzer sonuçlar doğurmaktadır. Çocuğa değer vermek potansiyelini yukarı çekmeye fırsat verirken değersizleştirmek de başarısızlığa ve davranış problemlerine neden olur. Çocuklarla muhatap olan her yetişkinin “sen değerlisin, sen önemlisin” mesajını vermesi çocukların ruhsal dirençlerini güçlendiren önemli bir destektir.

Bilinci Güçlendirme: Psikanalistler ve Marie Jahoda özellikle bilinçaltına karşılık bilincin güçlendirilmesi gerekliliği vurgulamışlardır. Ancak teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelinen noktada çocukların bilinçaltına hitap eden pek çok içeriğin üretildiği görülmektedir. Video içeriklerinden, şarkı sözlerine, oyunlardan, AVM aktivitelerine ve reklamlara kadar çocuğun maruz kaldığı pek çok içerikte bilinçaltı unsurların kullanıldığı bilinmektedir (Seven, 2019). Özellikle ticari amaçlı oluşturulan ve film, şarkı, oyun vb. formatta sunulan içerikler her yaştan çocuğa ulaşma potansiyeli taşımaktadır. Özellikle çocukların yaşlarına uygun olmayan ve gerçek dışı unsurlara sahip içeriklerin zihnin anlamlandıramaması sonucu bilinç atına itilmesi travmalara neden olabilmektedir. Bilincin güçlendirilmesi için özellikle teknoloji kaynaklı bilinçaltını güçlendirici kaynakların sınırlandırılması ve gerçeğe dayalı eğitim ortamlarının artırılması önerilebilir.

Kendine ve Diğerlerine Yönelik Olumlu Tutumlar Geliştirme: Bireyin kendini olduğu gibi algılaması ve kabul etmesi ruh sağlığına işarettir. Buna karşılık bireyin kendini gerçeğin çok üstünde veya çok altında algılaması ruhsal problemlere yol açar. Bireyin kendini olduğundan yetersiz, güçsüz ve bilgisiz görmesi sorundur. Kapasitesini fark etmemesi gerçek potansiyelinin çok altında olduğuna inanması da gerçekten uzaklaşma anlamına gelir. Doğruluk, dürüstlük, kanaatkârlık eğitim aracılığıyla kazandırılması gereken niteliklerdir. Bu nitelikler küçük yaşlardan itibaren planlı bir biçimde sunulmalıdır.

Çatışmasız Saygı Temeline Dayalı Aile: Dünyaya gelen çocuk kendini belli karakter ve yapıya sahip bir ailenin içinde bulur.  İçine girdiği bu sosyal ortam onu bedensel, sosyal, bilişsel ve ruhsal olarak biçimlendiren başlıca toplumsal gruptur. Aile doğumundan itibaren çocukla en çok etkileşim içerisinde olan sosyal birimdir. Aile içi etkileşimlerin kalitesi ruh sağlığı için temel olan duygusal ve sosyal uyumu etkilemektedir. Diğer taraftan her ailenin bir hikâyesi vardır ve bu hikâye içinde acı tatlı olaylar yaşanır. Olumsuzluklara karşı direnç aile içindeki problem çözme kapasitesi, düzen, saygı ve sevgi ile ilişkili olarak artıp azalabilir.

Düzenli bir aile ruh sağlığını besleyen önemli kaynaklardan biridir. Tahmin edilebilen ve olumlu bir atmosfere sahip bir aile ortamı çocukları ve diğer aile bireylerini rahatlatıcı etki oluşturur. Tersi durum olarak sürekli çatışma halinde, çalkantılı, düzensiz ve sürekli olumsuz atmosfere sahip bir yaşam makalenin başında örneği verilen gölün su seviyesini önemli oranda azaltır. Bu tür ortamlardan duygusal sosyal ve bilişsel yapısı şekillenmekte olan çocuklar daha fazla etkilenirler. Bu tür ortamlar altını ıslatma, kekemelik, mutizm, depresyon gibi pek çok ruhsal problemin nedeni durumundadır. Diğer taraftan sınıfta öğretmenin oluşturacağı olumlu atmosfer çocukların yaşadıkları birçok ruhsal sorunu aşmada onlara katkı sağlayacaktır.

Erken çocuklukta ruh sağlığını korumak için yukarıdakilere ek olarak şunlar önerilebilir:

  • Çocuktan sorumlu yetişkinler çocuğun ruh sağlığını korumaya önce kendi ruh sağlıklarını koruyarak başlamalıdırlar.
  • Çocuk kendini yetersiz görüyorsa ona güçlü yönleri hatırlatılmalıdır.
  • Çocuklara her şartta kanaat etmek öğretilmelidir.
  • Çocuğun hedef kitle olarak görüldüğü ve bolca reklam içeren ortamlardan (video paylaşım siteleri, oyunlar, televizyon, AVM vb) mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.
  •  Olaylara gerçekçi bakılmalı, çocukların da gerçekçi bakış açıları geliştirmeleri -çocuğun hayallerini engellemeden- desteklenmelidir.
  • Çocukların birbirleriyle karşılaştırılarak birinin üstün ilan edilmesi evde ve okulda ilişkileri bozan bir faktördür. Sıklıkla oluşturulan rekabet ortamları bir tarafı güçlendirirken başka bir tarafın zayıflamasına neden olur.
  • Bazı durumlar için çözüm üretilmediğinden ailede tekrarlı çatışmalar görülebilir. Bunların hep birlikte belirlenerek kalıcı halde çözülmesi gerekir. Aynı nedenle sürekli halde çıkan çatışmalar çocuklar için model olur. Böylece çözümsüzlük bir model halinde aktarılabilir.
  • Affetmeye ve saygıya dayalı ortamlar oluşturulmalıdır.

Kaynaklar

Brown, G. W., & Birley, J. L. (1968). Crises and life changes and the onset of schizophrenia. Journal of Health and Social Behavior. https://doi.org/10.2307/2948405

Dewald, P. A. (1964). Psychotherapy, a Dynamic Approach. Basic Books.

Erikson, E. H. (1950). Growth and the Crisis of the Healthy Personality. Symposium on the Healthy Personality Oxford, England: Josiah Macy, Jr. Foundation. https://doi.org/10.1001/archinte.1966.00290150102025

Greening, T. (1987). Carl Rogers: 1902-1987. Journal of Humanistic Psychology. https://doi.org/10.1177/0022167887272002

Guimón, J. (2004). Relation Mental Health Beyond Evidence-Based İnerventions. New York: Kluwer Acedemic Plenum Publishers.

Jahoda, M. (1959). Current Concepts of Positive Mental Health. The American Journal of Nursing. https://doi.org/10.2307/3417722

Rathus, S. A. (2004). Psychology: Concepts and Connections (9th ed.). Thomson Wadsworth.

Rees, D., & Morley, D. (2015). Child and adolescent mental health. In Public Health for Children. https://doi.org/10.1201/b19611

Seven, S. (2008). Çocuk ruh sağlığı. Ankara: Pegem Akademi.

Seven, S. (2019). Problem Çocuk Mu? istanbul: Selen Yayınları.

Tengland, P.-A. (2001). Mental Health: A Philosophical Analysis. New York, NY: Kluwer Academic Publishing.

Thorne, B., & Sanders, P. (2013). Carl rogers. In Carl Rogers. https://doi.org/10.4135/9781446289051

WHO(World Health Organization). (2003). Investing in M E N TA L H E A LT H. Investing in Mental Health. https://doi.org/10.1093/heapro/dar059

World Health Organization. (2004). Promoting Mental Health: Concepts, Emerging Evidence, Practice: Summary Report. Geneva, World Health Organization. Retrieved. Http://Www.Who.Int/Mental_Health/Evidence/En/Promoting_Mhh.Pdf. https://doi.org/10.1111/j.1466-7657.2004.00268.x

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir