Erken Çocukluk Yılları

 Erken Çocukluk Yılları

Prof. Dr.  Belma  Tuğrul

İstanbul  Aydın  Üniversitesi

belmatugrul@aydin.edu.tr

Bir bireyin hayatı, fiziksel, sosyal, duygusal, zihinsel, kültürel, gelişimsel özellikleri, ilgileri ve gereksinimleri itibariyle, farklı yaş dönemlerinde incelenir. Yaşam döngümüz içinde her dönemin kendine özgü özellikleri, gereksinimleri ve öncelikleri vardır. Her yaşam dönemi bir sonraki yaşam dönemini olumlu ya da olumsuz yönde etkilediği için, sağlıklı ve mutlu bireylerin yetişebilmesinde yaşam dönemlerinin her biri çok önemlidir. Ancak, erken çocukluk yılları, tüm yaşam dönemleri içinde, çok özel bir önem arz etmektedir. Erken çocukluk yıllarındaki doğru başlangıçlar, çocukların hayata güçlü ve sağlam adımlarla başlamasının garantisidir ve tüm yaşamı etkileme gücü vardır.

Bir insanın tüm hayatı düşünüldüğünde ilk altı yıl, insan hayatının çok kısa bir  dönemini temsil etse de, etkileri itibariyle çok özel bir dönemdir. Çocukluk çok çabuk geçer ancak çocukluğun izleri yaşam boyu sürer. Erken dönemdeki kazanımların uzantısı, bireyin ilerleyen yaşlarındaki duygu, düşünce, tutum ve alışkanlıklarına da yansır. 0-6 yaş insanın hayatında  ‘domino etkisi’ yaratır ve bu nedenle çok kritik bir öneme sahiptir. Erken çocukluk eğitimininözellikle gelişimsel ilerlemelere sağlayacağı desteği göz önünde bulundurularak, en erken müdahale olarak ciddiye alınmalıdır. Tüm çocukların en erken yaşlardan itibaren nitelikli eğitim olanaklarına kavuşturulması,  hayata eşit fırsatlarla devam etmeleri için şarttır.

Erken çocukluk yaşlarındaki çocukların gelişimi, eğitimi konusunda farkındalık yaratmak ve bilinçli rehberlik yapmak gerekmektedir. Çünkü küçük çocuklar, bu dönemde yaşamlarının en hızlı büyüme, gelişme ve öğrenme sürecindedirler, her türlü uyarana karşı duyarlıdırlar, çok kolay, çok hızlı ve çok şey öğrenebilirler. Öğrenmeye karşı doğal bir merak ve ilgi içindedirler. Beyin gelişimleri itibariyle, tüm yaşamlarını etkileyecek güçlü bağlantıların kurulabildiği, en esnek, en alıcı dönemdedirler. Çocukların temel güven duygusunu kazanması, ebeveynleri ile aralarında güvenli bağlanmanın oluşması da tam bu döneme denk gelmektedir. Erken çocukluk eğitimi, sadece eğitim alanında değil, çocukların daha iyi bakım, güvenli alan yaratma, yeterli ve dengeli beslenme olanaklarına kavuşma açısından da avantaj sağlar. Erken çocukluk eğitimi, aile katılımını ve anne baba eğitimini de kapsadığından özellikle annelerin çocuk gelişimi ve eğitimi, sağlığı ile ilgili olarak farkındalıklarının artmasına da doğal olarak katkı sağlamaktadır. Böylece, aile üyelerinin çocuklarıyla olan nitelikli iletişim ortamlarında artış gözlemek mümkün olabilmektedir. Evde oluşan olumlu aile iklimi vasıtasıyla, ruh, beden ve zihin sağlığı daha iyi bireylerin yetişmesinde de olumlu yönde gelişmeler ortaya çıkmaktadır. Nitelikli erken çocukluk eğitimi ile, uzun vadede yaşam kalitesi yüksek bireylerin yetişmesi için de temeller atılmış olmaktadır. Erken çocukluk yıllarını kapsayan bu ilk yıllarda çocukların ilgilerinin fark edilmesinin  yanı sıra, desteklenmesi gereken zayıf  yönlerinin  tespit  edilmesi de söz konusu olduğundan,  bu dönemde gerekli ve doğru  erken müdahale  ve yönlendirmelerin  yapılması  da mümkün olabilmektedir.

Çocuklar, savaş, yoksulluk, doğal afetler vb. dezavantajlı koşullardan en fazla etkilenen bireylerdir. Küçük çocukların, kendilerinden kaynaklanmayan bu dezavantajlı koşullardan daha fazla etkilenmemesi için, erken çocukluk eğitimi fırsatları ile desteklenmeleri gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi aracılığıyla çocukların gelişimini desteklemek, maruz kaldıkları olumsuz koşullardan daha az etkilenmelerini sağlamak, olumsuz yaşam deneyimlerinin kalıcı izler bırakmasını minimalize etmek, çocuğu bir bütün olarak (dil, zihin, sosyal, duygusal, fiziksel olarak) güçlendirmek ve eğitimde fırsat eşitliği sağlamak mümkündür. Erken çocukluk eğitimi daha mutlu ve gelişmiş toplumların oluşmasında, temel dayanaklardan en önemlisidir.

Erken çocukluk yaşlarından itibaren, her çocuğun nitelikli bakım, korunma ve eğitim alması bir çocukluk hakkıdır. Her çocuğun mümkün olan en iyi koşullarda hayata başlaması için, disiplinler arası işbirliğine, çocuk gelişimi ve eğitimi politikalarının planlanmasına gereksinim vardır.

Yaşamın ilk yıllarında, nitelikli eğitim olanaklarından yararlanan, sağlıklı, güvenli büyüme gelişme ortamlarında yetişen çocuklar, en az bir yıl erken çocukluk eğitimi alan çocuklar, ileri yaşlarında daha az hastalanırlar, okulda akademik başarıları daha yüksektir, sosyal ilişkilerinde ve iş hayatında daha başarılı olurlar, iyi davranışlar ve alışkanlıklar edinmede daha yüksek performans gösterirler. Erken yaşlarda sağlanan bilinçli sağlık, gelişim ve eğitim desteği çocukların tüm gelişim alanlarında iyileşme sağlar, yaşam kalitelerini arttırır.  Sosyal, zihinsel ve fiziksel olarak uyarıcılar yönünden zenginleştirilmiş nitelikli çevrelerde erken çocukluk eğitimi alan çocukların, bu eğitimi alamayan yaşıtlarına göre iki yıl önde performans gösterdikleri de bilinmektedir.

Ancak, bilinmelidir ki, erken çocukluk yıllarında çocuğun gelişimine katkı sağlayacak eğitimin niteliği son derece önemlidir. Çocuğun yüksek yararına olmayan uygulamalar, çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyecektir. Bu bağlamda çocuk dostu olmak, kavramı üzerinde durmak doğru olacaktır. Çocuk dostu olmak,  çocuğun bakılması, korunması, eğitilmesi, anlaşılması, bir birey olarak saygı ve değer görmesi için, etkileşimde bulunduğu sosyal ve fiziksel çevrenin, çocuğun gelişimsel gereksinimleri, ilgileri ve hakları bağlamında en uygun koşullarda yapılanmasını kapsar. Çocuk dostu olmak, çocuğun yüksek yararına olacak mikro ve makro seviyede hakların korunmasını, gerekli iyileştirmelerin gerçekleştirmesini kapsar. Bu iyileştirmeler, çocuğun etkileşimde bulunduğu ortamı zenginleştirme, kişiler arası ilişkileri güçlendirme ve öğrenme-öğretmen süreç ve yöntemlerini daha etkili olacak şekilde dönüştürmeyi kapsayan sistematik bir süreçtir. Çocuk dostu hizmetler, sağlıktan eğitime, sanata, spora, kadar her alanda kendini göstermelidir.

Genel olarak, çocukların refah düzeyini arttırma yönündeki çocuk dostu hizmetler, yukarıda belirtildiği üzere, çocukların kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerden ötürü maruz kaldıkları dezavantajlı koşullardan kurtulmasını da hedeflemektedir Okulda, evde ve toplumda çocuk dostu duyarlılık kazandıracak planlamaların ve organizasyonların, ülkenin eğitim politikaları ile bütünleşmesi gerekmektedir.

Ülkemizde 0-6 yaş dönemi, erken çocukluk dönemi olarak kabul edilir. Ancak, dünya literatürüne bakıldığında, erken çocukluk yıllarının 0-8 yaşları kapsadığı görülmektedir. Ülkemizde erken çocukluk yıllarına ilişkin yaş kapsamı tartışmaya açık bir konudur. Ancak, bilimsel araştırmalar ve uluslararası literatürle dil birliği sağlama çabaları, halihazırda devam etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı Okulöncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin bazı maddeleri 10 Temmuz 2019 tarihinde değiştirilerek, anasınıfına ve ilkokula başlama yaşı ile ilgili düzenlemeler, Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Bu değişlikler kapsamında, eylül ayı sonu itibariyle 36–68 aylık çocuklar anaokuluna,  57-68 aylık çocuklar ise anasınıflarına başlamaktadır. Eylül ayı sonu itibariyle 69 ayını dolduran çocuklar ise, zorunlu eğitim yaşına gelmiş sayılırlar ve ilkokula başlarlar.

Milli Eğitim Sistemi, 1973 yılında yürürlüğe giren, 1739 nolu Milli Eğitim Temel Kanunu, erken çocukluk eğitimi ile ilgili hedefleri dört ana başlıkta toplamıştır. Bunlar; 1- çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamak, 2- onları ilkokula hazırlamak, 3- şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak ve uygun ortamlar yaratmak ve 4- çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

Türkiye’de erken çocukluk eğitimi henüz zorunlu değildir, ailelerin isteğine bağlıdır.  Türkiye’de okul öncesi eğitim hizmeti, mevzuat gereği; MEB’e bağlı resmi ve özel kurumlar, ASPB (mülga) izniyle açılmış özel kreş ve gündüz bakımevleri, Çalışma Bakanlığınca (mülga) İş Güvenliği Yasasına göre açılan kreş ve gündüz bakımevleri, DMK’ya göre kamu kurum ve kuruluşlarınca açılan kreşler aracılığı ile verilmektedir. Ancak, toplum temelli erken çocukluk modellerinin de yaygınlaşması ve alternatif modellerle zenginleştirilmesi de gerekmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul öncesi eğitim alanında 2002-2013 yılından itibaren düzenli olarak kayıt tutulmaya başlandığı ve 2009-2010 eğitim öğretim yılından itibaren TUİK resmi istatistiklerinde de yer almaya başladığı görülmektedir. Bu verilere göre; 2018- 2019 Eğitim-öğretim dönemi için, 4-5 yaş çocuklarının okullaşma oranı (net) % 50.79 dur. 5 yaş çocuklarının okullaşma oranı (net) % 68.30 dur.

Okulöncesi çocukların okula erişimi ile ilgili nitelik ve nicelik boyutunda çok önemli hizmetler verilmeye devam etmektedir. Okulöncesinin güçlendirilmesi ile ilgili hizmetler, son olarak 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında da ele alınmıştır. Vizyon belgesinde yer alan erken çocukluk eğitimine yönelik üç hedefler aşağıda belirtilmiştir:

Hedef 1: Erken çocukluk eğitim hizmeti yaygınlaştırılacak

  • 5 yaş, zorunlu eğitim kapsamına alınacaktır.
    •   Kırsal ve düşük yoğunluklu yerleşim bölgelerindeki çocuklar için esnek zamanlı ve alternatif erken çocukluk eğitimi modelleri uygulanacaktır.
    • Toplum temelli erken çocukluk hizmetlerinin yayılımı bağlamında merkezler, atölyeler ve gezici otobüs sınıflar devreye sokulacaktır.
    • Şartları elverişsiz yerleşim birimlerindeki çocukların beslenme ihtiyaçları karşılanacaktır.
    • Şartları elverişsiz hanelerdeki çocukların erken çocukluk eğitiminde araç-gereç ihtiyacı karşılanacaktır.
  • Erken çocukluk eğitiminde yoksul hane halkına çocuk gelişimini destekleyici temel materyaller sağlanacaktır.

Hedef 2: Erken çocukluk eğitim hizmetlerine yönelik bütünleşik bir sistem oluşturulacak

  • Resmi ve özel, farklı kurum ve kuruluşların inisiyatifinde yürütülen her yaş grubundaki tüm erken çocukluk eğitim hizmetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve iyileştirilmesine yönelik ortak kalite standartları oluşturulacak ve uygulamalar izlenecektir.
  • Çocukla ilgili tüm yerel kurum ve kuruluşlar harekete geçirilecek ve tamamlayıcı bir iş birliği çerçevesi teşvik edilecektir.

Hedef 3: Şartları elverişsiz gruplarda eğitimin niteliği artırılacak

  • Farklı kurum ve kuruluşlar ile halk eğitim merkezleri iş birliğinde anne babalara yönelik çocuk gelişimi ve psikolojisi odaklı eğitimler yaygınlaştırılacaktır.
  • Göçmen, geçici koruma altındaki ve mevsimlik tarım işçisi çocuklarla okulsuz köy ve köy altı yerleşim yerlerindeki çocukların bulunduğu okullarda hızlandırılmış, yoğun ve bir arada yaşamı destekleyici müfredatlar oluşturulacaktır.
  • Erken çocukluk eğitiminde özel gereksinimli çocukların uyumunun sağlanması için gerekli öğretmen eğitimlerinin verilmesi pilot uygulamalarla başlatılacaktır.

2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında önümüzdeki yıllarda 5 yaşın zorunlu olması ve okul öncesi eğitim kademesinin niteliğinin artırılmasına yönelik ortak kalite standartlarının geliştirilmesi, hedefleri belirlenmiştir. Görüldüğü üzere ilgili belgeler ile okulöncesi eğitimin güçlendirilmesi hususunda duyarlılıklar dikkati çekmektedir. Diğer bir resmi belge ise 11. Kalkınma Planı’dır.

  • Fırsat eşitliği temelinde, tüm kademelerde eğitime erişim sağlanacaktır.
  • Erken çocukluk eğitiminde 5 yaş zorunlu eğitim kapsamına alınacak, esnek zamanlı ve alternatif erken çocukluk eğitim modelleri oluşturulacak; bu amaçla ihtiyaç duyulan ilave derslikler yapılacaktır.
  • Tüm eğitim kademelerinde okullaşma ve tamamlama oranları artırılacak, devamsızlık oranları azaltılacaktır.
  • Kadınların ve kız çocuklarının eğitimin tüm kademelerinde kayıt, devam ve tamamlama oranları artırılacaktır.
  • Erken dönem çocuk bakım, eğitim ve gelişimine yönelik hizmetlerin sunumu ile erişilebilirliğinin artırılması ve niteliğinin yükseltilmesi sağlanacaktır.
  • Doğum öncesinden başlamak üzere anne baba eğitimleri artırılacaktır.
  • Anne babalara yönelik olarak çocukların yaş ve gelişme düzeylerine uygun beslenme, büyüme, eğitim ve oyun içerikli materyaller geliştirilecektir.
  • Erken çocukluk dönemi bakım ve eğitim hizmeti veren kurumlar açısından ortak bir düzenleme yapılacak, bu kurumların açılmasına ve faaliyet göstermesine yönelik kriterler hizmet çeşitliliğine imkân tanıyacak şekilde belirlenecektir.
  • Erken çocukluk dönemi bakım ve eğitim hizmeti veren kurumların sayıları artırılacak ve hizmet sunum modelleri çeşitlendirilecek, denetimleri artırılacaktır.
  • Çocukların fiziksel, sosyal ve zihinsel gelişimlerini destekleyici kültürel, sanatsal, bilimsel ve sportif faaliyetler özendirilecek, yaygınlaştırılacak ve erişilebilir hale getirilecektir.
  • Çocukların sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel aktivitelere yönelmesini özendirmeye yönelik uygulamalar geliştirilecektir.
  • Yoksulluğun nesiller arası aktarımını azaltmak ve fırsat eşitliğini artırmak üzere çocukların bireysel ihtiyaçlarına yönelik uygulamalar hayata geçirilecektir.
  • Erken çocukluk döneminden başlamak üzere çocukların eğitim hayatlarındaki yoksunlukları dikkate alınarak servis, eğitim materyali, beslenme vb. bireysel ihtiyaçlarını gidermeyi sağlayacak farklı ve esnek uygulamalar geliştirilecektir.
  • Kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar için koruyucu ve önleyici hizmetlere erişimi artırmaya ve fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapılacaktır.
  • Erken çocukluk döneminden başlamak üzere çocuklara ihmal, istismar ve şiddet konularında farkındalık eğitimleri verilecek, çocukların yaşam becerileri güçlendirilecektir.

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Okulöncesi EğitimiDaire Başkanlığı bünyesinde sürdürülen okul öncesi eğitimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalardan belli başlıları aşağıda sunulmuştur:

  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca verilen Şartlı Eğitim Yardımlarından okul öncesi eğitime devam eden çocukların da faydalanması sağlanmıştır.
  • Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okul öncesi eğitim kurumlarında beslenmesi okuldan temin edilmeyen çocuklar için eğitim hizmetleri ücretsiz hale getirilmiştir.
  • Öğretmen ve okul öncesi eğitim alan çocuklar için materyal hazırlanarak ücretsiz dağıtılmıştır.
  • Her eğitim öğretim yılı başında il/ilçe kalkınmışlık düzeyleri dikkate alınarak tüm il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine dezavantajlı okul öncesi eğitim kurumlarında kullanılmak üzere kırtasiye ödeneği gönderilmektedir.
  • Bir sonraki eğitim öğretim yılı ilkokula gidecek olan çocuklar en yakın okul öncesi eğitim kurumlarının aday kaydına alınmış, bu sayede okul müdürlerinin bölgesindeki okul öncesi çocuklarını kolayca takip etmesi sağlanmıştır.
  • e-Okul sistemi MEB dışı kurumlara da açılarak bu eğitimden yararlanan tüm çocukların kayıt altına alınması amaçlanmıştır.
  • Dezavantajlı çocuklara yönelik olarak yaz okulları ve gezici mobil ana sınıfları uygulamalarına devam edilmektedir.
  • Okulsuz yerleşim yerlerindeki çocuklar için “Gezici Öğretmen Sınıfı” ve “Taşıma Merkezi Ana Sınıfı” pilot uygulaması devam etmektedir.
  • Suriyeli çocukların yoğun olduğu yerlere 278 derslik kurulmuş, bu eğitim öğretim yılında 78 sınıfı yapımı devam etmektedir.
  • Engeli Olan Çocuklar İçin Kapsayıcı Erken Çocukluk Eğitimi Projesi devam etmekte olup Okul Öncesi Eğitimde Erişim ve Kalitenin Arttırılması Projesinin ise 2020 yılında başlaması planlanmıştır.
  • Dezavantajlı çocukların ailelerine dağıtılması planlanan okul öncesi eğitim materyal setinin içerik hazırlama çalışmaları tamamlanmış olup bu eğitim öğretim yılında ailelere dağıtılarak pilot uygulama yapılması planlanmaktadır.
  • 2018-2019 eğitim öğretim yılı yaz döneminde yabancı uyruklu çocukların yoğun olduğu bölgelerdeki okul öncesi eğitim kurumlarına yaz eğitimi için hazırlanan eğitim materyali, donatım, materyal seti, beslenme desteği sağlanmış, şube müdürleri, okul müdürleri ve öğretmenler eğitime alınmıştır. Okula devam edemeyen 46 bin çocuk yaz eğitimine alınmıştır.
  • Okul öncesi eğitimde kalite standartlarına ilişkin öğretmenler ve yöneticilerin katılımıyla çalıştaylar düzenlenerek standartlar taslak olarak belirlenmiştir.

Ülkemizde halihazırda ulusal erken çocukluk eğitimi programı olarak, 2013 yılında Okulöncesi Eğitimini Güçlendirilmesi Projesi kapsamında güncellenen eğitim programı uygulanmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetiminde yürütülmekte olan ‘36- 72 aylık Çocuklar için Eğitim Programları’ Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan Milli eğitimin ve okulöncesinin amaçları ve ilkeleri doğrultusunda hazırlanmıştır.

36-72 aylık çocuklar için  geliştirilen programın genel amacı, çocukların gelişimsel gereksinimlerini karşılamak, problem çözme, iletişim, akıl yürütme, karar verme, sorumluluk alma, araştırma, girişimcilik, bilinçli tüketicilik, çevre bilinci  gibi konularda bilgi , beceri ve alışkanlıklarını en üst seviyeye  çıkarmaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yürütülen ve denetlenen resmi ve ulusal 36-72 aylık çocuklara yönelik olarak hazırlanan erken çocukluk eğitim programlarının temel özellikleri ise şunlardır:

  • Program; gerekli durumlarda ve çocuğun bireysel farklılıklarına, ilgi ve gereksinimlerine göre değiştirilebilir, esnektir yeni durumlara uyarlanabilir, geliştirilebilir. Çocukların günlük yaşamla ilişkilendirebilecekleri, gerçek yaşama ait bilgi, beceri ve alışkanlıklara yönlendirilmesini hedeflemektedir.
  • Program; çocukların başkalarına gereksinim duymadan, kendi işini yapabilen, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını yönetebilen bağımsız, becerikli, öz saygısı ve öz güveni yüksek bireyler olmasının önemine vurgu yapmaktadır. Erken çocukluk yaşlarında öğrenmenin çok hızlı ve çok yönlü olmasından dolayı, bu yaşlardaki rehberliğin önemine dikkat çekilmiştir.
  • Program; her çocuğun kendi hızında, kendi öğrenme yöntemiyle öğrenebildiğini, bu nedenle çocukların öğrenme profillerinin önemli olduğunu belirtmektedir. Çocuklar, gelişimleri, ilgileri ve gereksinimleriyle uyumlu olan öğrenme ortamlarında kolay, hızlı ve istekli bir şekilde öğrenebilirler. Bu bağlamda, program çocuk merkezlidir yani, çocukların bireysel farklılıklarına, gelişimsel özelliklerine, öğrenme ilgilerine, gereksinimlerine ve öğrenme stillerine göre çeşitli ve farklı fırsatları içerir;
  • Program; çocukların oyuna olan ilgisini ve oyunun çocuğun gelişimi üzerindeki pedagojik değerini göz önüne almıştır. Çocukların, zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarında yaparak, yaşayarak, araştırarak, keşfederek öğrenmeleri için oyun temelli öğrenme üzerinde durulmaktadır;
  • Program; seçilecek etkinliklerin, çocukların hareket gereksinimi, ilgi, konsantrasyon,  bellek ve dikkatlerini odaklama süreleri göz önüne alınarak dengeli bir şekilde planlanmasını önermektedir. Gün içerisinde açık alanda–dışarıda ve sınıf içinde oyun oynamak, hareketli ve sakin etkinliklerin dağılımı ve sırası,  planlanan etkinliklerin süresi, bilim, sanat, matematik, okuma yazmaya hazırlık, müzik, kitap okuma vb. gibi etkinliklere yeterli derecede yer vermek önemlidir.  Bu pedagojik duyarlılığın, çocukların programdan daha üst seviyede yararlanmasına neden olacağı düşünülmektedir.
  • Program; çocukların kendilerini özgün ve özgür bir şekilde ifade edebilecekleri, kendi seçim ve kararlarının sorumluluğunu üstlenebilecekleri, hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını kullanabilecekleri, yaratıcı fikirler, çözümler ve ürünler ortaya çıkarabilecekleri, zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarının önemini vurgular. Çocukların kendilerini, birbirlerini ve çevrelerini tanıyabilecekleri, güçlü ve zayıf yönlerini keşfedebilecekleri ilgi köşeleri- öğrenme merkezleri düzenlenmelidir ve buralardan etkin bir şekilde yararlanmaları sağlanmalıdır; 
  • Program; çocukların ezbere dayalı değil, anlayarak öğrenebileceği, bilgiyi kendisinin yapılandırabileceği aktif katılımlı öğrenme ortamlarını desteklemektedir. Programın ön gördüğü çocuk profili; öğrenmeye karşı ilgili, meraklı, düşünen, sorgulayan, soru soran, problem çözücü, üreten,  özgüvenli, çevrelerine duyarlı, sağlıklı ve mutlu çocuklardır.
  • Program; çocukların paylaşma, yardımlaşma, işbirliği, sevgi, saygı, iyilik, doğruluk,  barış, adalet, hoşgörü, nezaket, sorumluluk, sabır, cesaret gibi evrensel ve kültürel değerlerin kazandırılmasını önemsemektedir.
  • Program; çocukların birbirleriyle, aileleriyle, öğretmenleriyle ve yakın çevreleriyle etkili iletişim kurma becerilerini geliştirmeyi, duygularını ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmelerini, olumlu benlik algısının gelişimini önemser.
  • Program; gelişimsel rehberlik hizmetlerini de kapsamaktadır. Çocukların gelişimsel ilerlemelerinin, problem durumlarının; sistematik gözlemler, gelişim kontrol listeleri, portfolyolar, gelişim raporları, standart gelişim testleri vb. gibi çocuk izleme ve değerlendirme süreçleri ile kayıt altına alınması önemlidir. Sonuç, değil, süreç değerlendirmesi önemlidir. Değerlendirme sonuçları, programın yeniden düzenlenmesinde, ailelerin ve daha sonraki eğitim kademesindeki öğretmenlerin bilgilendirilmesinde kullanılır. Program kapsamında, öğretmen kendisini de değerlendirir ve öğretmen yeterlilikleri konusunda bir öz değerlendirme yapılır.
  • Program; normal gelişim gösteren çocuklar için hazırlanmış olmakla birlikte özel gereksinimi olan çocuklar için ‘uyarlama’ yapmaya uygundur. Ayrıca, program kapsamında ‘Bireysel Eğitim Programları ile özel gereksinimi olan çocuklar desteklenir. Program, özel gereksinimi olan çocukların ( işitme engelli, görme engelli, otistik, ortopedik engelli vb.) diğer çocuklarla kaynaştırılmasını da önemsemektedir. Bu sürecin, etkin bir şekilde yürütülmesinde, erken çocukluk dönemi öğretmenleri, özel eğitim öğretmenleri ile psikolojik danışma ve rehberlik uzmanlarının, işbirliği içinde çalışması, çocuğun yüksek yararına olan bir görüş olarak kabul edilmektedir.
  • Program; ailelerin çocuklarının erken çocukluk eğitimi süreci hakkında bilinçlenerek, aktif katılım sağlamalarını ve sağlık, psikoloji, sosyoloji, rehberlik vb. gibi disiplinler arası işbirliklerinin önemine dikkat çeker.
  • Program; çocukların gelişim alanlarına göre hangi yaşta ne yapabileceklerine ilişkin gelişimsel performanslarını-görevlerini belirlemiştir. Program, gelişimsel hedefler doğrultusunda öğrenme ortamlarının hazırlanmasını, çocuğa göre uygun öğretim yöntemlerinin kullanılmasını ve öğrenmeyi kolaylaştıracak eğitsel materyallerin seçilmesini belirtmektedir

Genel hatlarıyla Türkiye’de şu anda yürürlükte olan erken çocukluk eğitimi programları çocukların yaşlarını, ilgilerini, gereksinimlerini, içinde yaşadıkları sosyal çevreyi,  gelişim düzeylerini, gelişimsel özelliklerini gereksinimlerini ve özel durumlarını gözeterek, onların kendi hızlarında doğrudan ve aktif olarak katılımlarını esas alan, çocuk dostu gelişimsel bir programdır. Program, Montessori, Reggio Emillia, High Scope, Program, Bank Street gibi çeşitli eğitim modellerinden etkilenerek hazırlanmış eklektik bir programdır. Çocuğun sosyal, duygusal, dil, bilişsel, motor gelişimi ile öz bakım becerilerinin bütüncül bir yaklaşımla birlikte alınması esastır. Program, çocukların bir birey olarak tüm haklarının korunması, öğrenme gereksinimlerinin en uygun düzeyde karşılanabilmesi için, gerekli pedagojik tedbirlerin alınmasını öngörmektedir.  Program, çocukların özel ilgi ve yetenekleri ile gelişimsel yetersizliklerinin tespit edilerek önleyici ve iyileştirici uygulamaların en erken yaştan itibaren başlatılmasının önemine de vurgu yapmaktadır.  Programın kapsamında,  programın ilke ve amaçlarıyla paralel olarak geliştirilmiş, Bütünleştirilmiş Aile Destek Eğitim Rehberi de bulunmaktadır. Bu rehber, ailelerin erken çocukluk eğitimi ile ilgili temel bilgilerini geliştirmek ve çocuklarının eğitimine daha bilinçli rehberlik yapabilmeleri amacıyla hazırlanmıştır.

Son olarak, önemle  vurgulamak isterim ki, bir eğitim sisteminin kanıtlara, bilimsel  verilere dayalı çocuğu tanıma, izleme ve değerlendireme  süreçleri, eğitim programı, eğitsel materyalleri ve öğrenme ortamları elbette ki çok önemlidir. Ancak, çok önemli bir diğer husus da, tüm eğitim süreçlerini yönetecek, öğretmenlerin nitelikleridir. Öğrenmeye devam eden, meraklı, araştırmacı, yaratıcı, çocuk dostu öğretmenler, erken çocukluk eğitimi hizmetlerinin beklenen en üst seviyede verimlilik göstermesinde baş roldeki kişilerdir. En önemli kaynak, öğretmenin kendisidir.  Öğretmenin güçlendirilmesi ile tüm öğrenim kademelerindeki, çocuklarımızın geleceği etkilenecektir.

Kaynaklar

Tuğrul, B.,  Yılmaz,H.H (2013). Yerel   Yönetimler  Sivil   Toplum   Kuruluşları    KamuKuruluşları  içinToplum  Temelli   Erken Çocukluk   Eğitimi    Hizmetleri   Sunumu.   MEB, UNİCEF, CFCU.     Türkiye    Ülke  Ofisi. 

http://mevzuat.meb.gov.tr/html/temkanun_0/temelkanun_0.html

2023 vizyonu.meb.gov.tr

ooproram.pdf. tegm.meb.gov.tr

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir