Erken Çocukluk Döneminde Din Eğitiminin Önemi

 Erken Çocukluk Döneminde Din Eğitiminin Önemi

Ejder OKUMUŞ

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Dini İlimler Fak. Öğretim Üyesi

Giriş

            Bu makalede yazar, insan hayatında ve dolayısıyla toplumsal hayatta çok önemli, hatta çok hayati denilebilecek bir zaman dilimini içine alan erken çocukluk döneminde, yine insan ve toplum hayatı için son derece önemli olan din eğitiminin ehemmiyetini ele almaktadır. İnsan hayatında çok kritik bir dönemi ifade eden erken çocukluk dönemi, yani 0-6 yaş dönemi; karakteristik özellikleri gereği kişinin, özenle ve dikkatle yetiştirilmesi ve eğitime tâbi tutulması gereken bir dönemdir. Erken çocukluk, tabiatı gereği çocuğa; insanca, varoluş kanunlarına, toplum kurallarına, Sünnetullah’a; yani ilmî esaslara göre, bu dönemin duyarlılık özelliklerini dikkate alarak sevgi ve merhametle yaklaşılması gereken hassas bir periyodu ifade eder.

            Erken çocuklukta eğitim, bir bütün olarak, erken çocukluk dönemi çocuğunun zihinsel, dilsel, bilişsel, duygusal, bedensel, ahlâkî, dinî, toplumsal vd. bakımdan gelişimi için gerekli görülen bir eğitim sürecini ifade eder. Erken çocukluk eğitiminin, erken çocuğun hassasiyet özellikleri dikkate alınarak, yukarıda belirtildiği gibi dönemin tabiatı gereği çocuğa; insanca, varoluş kanunlarına, toplum kurallarına, Sünnetullah’a, yani ilmî esaslara göre, sevgi ve merhametle yaklaşılarak verilmesi çok önemli bir noktadır.

Erken çocukluk eğitiminde dinin ayrı bir önemi olduğunu belirtmek gerek. İnsan, yaratılışı ve fıtratı, insan olmaklığı itibariyle din ile ilişkilidir, yani dinî bir varlıktır. Dolayısıyla insanın bütün gelişim dönemlerinde din eğitimi çok önemlidir. Bu sebeple belki de insanın en hassas dönemi olan erken çocuklukta din eğitimi çok daha hassas ve çok daha önemli bir konudur. Denilebilir ki, erken çocukluk döneminde çocuğun bir bütün olarak bütün boyutlarıyla sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesi, sağlam bir kişilik ve kimlikle mücehhez kılınarak büyütülmesi; bu dönemi yapısı gereği muhtaç olduğu dinî boyut ve eğitimine gerekli hassasiyet gösterilmesine bağlıdır.

            Erken çocukluk döneminde din eğitimi; çocuğun ve bir bütün olarak bireyin kimlik ve şahsiyet kazanması, sağlıklı bir kişilik olarak toplumdaki yerini alması, sorumluluk bilincine sahip olması ve kendi sorumlulukları çerçevesinde insanî ve toplumsal görevlerinin gereğini yerine getirmesinde dikkate değer boyut ve işlevsellikleri olan bir olgudur.

            Genel olarak dinin toplumsal bir varlık olan insan için hayatiyeti ortada iken, erken çocuklukta din de çok çeşitli boyutlarda hayatiyeti haizdir. Dinin hayati olduğu bir dönemde insanın din eğitimi alması ve bunun bilimsel yollarla yapılması çok mühimdir. Bu çalışmada erken çocukluk döneminde din eğitimini temel unsur ve boyutlarıyla anlamaya ve anlamlandırmaya gayret edilmektedir.

İnsan, Çocuk ve Din

            İnsan, yaratılışı gereği zor yetişen bir varlıktır. İnsanın insanlaşması, ailenin tesis edilmesi ile ana rahmine düşme aşamasından ölüme kadar süren bir insanlaşma süreci içinde önemli ve zor işlemlerle gerçekleşir. Bu bağlamda insanın her bir gelişim dönemi, her bir yaşı, hatta her bir günü, sonraki dönemlerini, yaşlarını, günlerini, anlarını bağlar. Bu durumda ilk dönemler, insan için binanın temeli mesabesinde olup vazgeçilmezdir. Dolayısıyla çocukluk dönemi birey ve toplum hayatı için ayrı bir yere sahiptir.

            Din, insanın aslî bir boyutunu teşkil eder. Dinin olmadığı bir insan evreni, toplumsal hayat, kültür dünyası ve medeniyet tasavvur dahi edilemez. Tarih ve şimdi buna en iyi şahittir. Din, insanın birey olarak ve toplum olarak bütün hayatını etkileyen, bütün gelişim özelliklerinin şekillenmesinde çoğu zaman belirleyici olan bir boyuttur. Din, bütün insanî ve toplumsal dünyalarda var olduğu için ailede, eğitimde, ekonomide, siyasette, ahlâkta, hukukta, gelenekte, sağlıkta, gündelik hayatta insanla birliktedir ve insan hayatının düzenlenmesinde aslî bir rol oynar.

            Din, insanın bireysel hayatında ve topluma katılımında, toplumda üzerine düşen sorumluluğun gereğini yapmasında, insan olarak hayata tutunmasında ve kendine özgü zihniyet, düşünce, beden, zaman ve eylem dünyasıyla hayata tutunması için gerekli olan kişilik ve kimliğini kazanmada, toplumdan almada ve topluma vermede, iç dünyasında ve dış dünyasında özgüven ve güvenle varlık meydanındaki yerini almasında oldukça etkili bir inanç ve hayat sistemidir. Bundan dolayı din, insan için hayati derecede önemlidir.

İnsan için genel anlamda bu ölçüde ehemmiyeti olan din, doğal olarak insanın en önemli dönemlerinden birini, belki de en kritik dönemini teşkil eden çocukluk dönemi için ve bu dönem içindeki erken çocukluk dönemi için de önemlidir; hatta daha fazla önemlidir. Çocuklukta sağlam ve sağlıklı bir din boyutu, insanın bütün hayatının sağlam ve sağlıklı yapılanması ve kurulması için gereklidir. İnsanda fıtratta temellenen din duygusu, erken çocukluk döneminde kendini gösterir, etkisini hissettirir. Bu duygunun sağlıklı bir şekilde beslenmesi, bu duygunun insan ve medeniyet birikimleriyle bireyler, aile kurumu ve kamu kurumlarının insanî ve kurumsal çabalarıyla desteklenmesi, doğru bir şekilde teyit edilmesi, dışavurumunun, davranışlara yansımasının doğru olması, erken çocuğa din eğitimi verilmesiyle gerçeklik kazanır.

Genel Olarak Din Eğitiminin İnsan İçin Önemi

İnsan, bütün bir hayatı boyunca mütemadiyen eğitimle insan olur. Eğitim, insanın insan olması ve varlık içindeki yerini doğru tayin etmesi için şarttır. Genel eğitim içinde dinin ve din eğitiminin yeri ise, bütün araştırmaların gösterdiği gibi büyüktür. Dolayısıyla din eğitimi, insan için, insanın insanlaşma sürecinin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için çok mühimdir.

Din eğitimi, insanın sadece ayrık bir şekilde din boyutu için değil, bilakis hem bireysel hem de toplumsal düzlemde zihinsel, duygusal, bedensel, dilsel, bilişsel, toplumsal, kültürel, ahlakî, ekonomik, siyasî, hukukî vs. gelişim boyutları için de gerekli olan bir eğitimdir. Sağlıklı ve doğru bir din eğitimi; insanın sağlam yetişmesinde; sağlıklı ve başarılı toplumsallaşmasında; bireysel ve toplumsal hayat süreçlerinde içselleştirme ve dışsallaştırmalarında; bütün toplumsal etkileşim vetirelerinde; örneğin aile ilişkilerinde, akraba münasebetlerinde, komşularıyla ilişkilerinde, sokağı, mahallesi, köyü, beldesi, şehri, ülkesi ve insanlık ile münasebetlerinde; hayata bakışında, kimliklenmesinde, dünyaya yaklaşımında, zamanı anlaması ve üretmesinde etkili bir eğitim sürecini ifade eder. 

Erken Çocuklukta İnsan ve Din

            Erken çocukluk dönemi, gerçekten de insan hayatı için ve dolayısıyla bütün bir toplumsal yaşam için çok kritik bir dönemdir. Çünkü erken çocuklukta insanın kazandığı özellik ve nitelikler, daha sonraki bütün dönemlerin şekillenmesinde belirleyici olurlar. O halde erken çocuklukta din boyutu da, daha sonraki dönemlerin şekillenmesinde etkili olur. Hangi teoriyle, hangi dayanakla, nasıl bir kaynakla, hangi sosyolojik, pedagojik ve psikolojik yaklaşımla izah edilirse edilsin, son çözümlemede din, erken çocukluk döneminin en önemli boyutlarındandır. İster antropomorfistik, isterse metafizik ve transandantal yaklaşımlarla ele alınsın; ister birey planında, isterse toplum planında ele alınsın, her şekilde din, erken çocukluk döneminde hayati derecede hassas bir konudur. Bu sebeple de erken çocukluk döneminde din konusuna hassasiyetle yaklaşılmalıdır.  

            İslam dininin Kerîm Kur’an başta olmak üzere ana kaynaklarına göre, inanç ve din, insanın fıtratında, özünde, ruhunda, bedeninde, içinde, dışında, yani yaratışında mevcuttur. Yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda da bu yönde görüşler çoğunluktadır. Fakat bu noktada asıl önemlisi, insanın, birey olarak toplumda yaşaması, toplumsal bir evrende varlık sahnesinde yer almasıdır. İnsan, tek başına yaşayamayacağına ve toplumsal bir varlık olarak başka insanlarla bir arada yaşamak zorunda olan bir yaratılmış olduğuna göre ve toplumsal hayat da din ile birlikte varlık bulan bir hayat olduğuna göre; birey, son tahlilde doğrudan veya dolaylı olarak din ile iç içe var olmakta, din ile şu veya bu şekilde temas halinde ve etkileşim durumunda bulunarak hayatını sürdürmektedir. Şu varlık âleminde din ile etkileşim halinde olmayan bir insan tekinden bahsetmek mümkün değildir. Bu, hayatının herhangi bir döneminde ateist, tanrı tanımaz, materyalist, inançsız vs. gibi nitelendirme veya adlandırmalara konu olan inanmayan veya dinleri ve dinî ilkeleri reddeden insanlar için de geçerlidir. Çünkü son tahlilde her insan ve dolayısıyla her bebek, her çocuk, dinî bir toplumsal dünyada, mabedli bir evrende, Allah dendiği, Peygamber dendiği, örneğin câminin olduğu, ezanın okunduğu, Kutsal Kitabın okunduğu, duaların yapıldığı, Tanrı’ya veya Allah’a yakarışta bulunulduğu bir dünyada doğar. Bilim, tarih, ilmî görüş ve yaklaşımlar, henüz bunun tersini ortaya koymuş değillerdir.

            Görüldüğü üzere insan için genel olarak erken çocukluk dönemi ve din son derece önemli olduğu gibi özel olarak da erken çocukluk döneminde din çok önemlidir. Teolojik, kelâmî, pedagojik, psikolojik, sosyolojik, antropolojik vs. yaklaşımlardan hangisiyle bakılırsa bakılsın, bu gerçekliğin dışına çıkılamaz gibi görünmektedir. Kaynağı nerede aranırsa aransın, dinî duygu, düşünce, bilgi ve hayat, zihinsel ve pratik olarak çocuk için çok önemlidir.

Erken Çocukluk Döneminde Din Eğitiminin Önemi

            Genel olarak erken çocukluk dönemi eğitimi; çocukta zihinsel, dilsel, fiziksel, duygusal, zamansal, mekânsal, toplumsal, motor, dinî ve ahlakî gelişimi destekler ve de çocuğu daha sonraki eğitim ve hayat süreçlerine, örneğin kısa vadede ilkokula, uzun vadede diğer okullara ve hayata hazırlar. Erken çocukluk din eğitimi için de aynı şey söylenebilir. Erken çocukluk din eğitimi, sadece dinî gelişimi desteklemekle kalmaz, aynı zamanda diğer gelişim boyut ve düzlemlerini de destekler ve bütün hayatın ve hayat gelişiminin bütün alanlarında çocuğa önemli kazanımlar sağlar.

İnsan din duygusuyla doğuştan mücehhez olsa da, bütün gelişim aşamalarında, bütün yaşlarında din eğitimine muhatap olur. Bu, erken çocukluk dönemi için de geçerlidir. Erken çocukluk döneminde din ve din duygusu önemli olduğuna göre din eğitimi de kendiliğinden önemli hale gelir. Erken çocukluk din eğitimi, sadece o dönem ve sonraki dönemlerin din eğitimini değil, bütün eğitim süreçlerini ve bütün insanî boyutları etkiler. O halde erken çocukluk döneminde din eğitimi elzemdir ve dolayısıyla o periyotta çocuğa din eğitimi verilmelidir.

            Erken çocukluk dönemi, insan hayatının bütün gelişim süreçleri açısından çok kritik ve hassas bir dönemi ifade ettiğine göre din eğitimi açısından da son derece hassas ve kritiktir. Erken çocuklukta din eğitimi asla ihmale gelmez. Erken çocuk, din eğitiminden asla ve kat’a mahrum edilemez.

            Erken çocuklukta çocuğa din eğitimi verilmesi, çocuğun sağlam bir kişiliğe sahip olmasında ve toplumda ileriki zamanlarda iyi bir kimliklenme sürecine girerek sağlam bir kimlik kazanmasında işlevsel olur.

            Erken çocuklukta din eğitimi, çocuğun korunma ve koruma duyguları ile özgüven ve güven duygularının gelişmesinde etkili roller oynar. Erken çocuklukta din eğitimiyle çocuk kendini korumalı bir ortamda hissetmekle kalmaz, aynı zamanda çevresindeki eşyaya ve insana karşı korumacı bir yaklaşımla yaklaşır. Aynı şekilde bu dönemde din eğitimi alan çocuk, yaşının durumuna göre kendine güvenen bir birey olmakla kalmaz, aynı zamanda çevresine güven veren güvenilir bir kişilik kazanır.

            Erken çocukluk din eğitimi, insanı öncelikle çocukluk dönemlerinde, daha sonra ise bütün hayatında etkili olacak şekilde duygu, düşünce ve biliş yönlerinden güçlendirir.

            Ahlâk boyutu da erken çocukluk dönemi din eğitiminin önemli noktalarından biridir. Erken din eğitimi, çocuğun ahlâkî gelişimine dikkate değer katkılarda bulunur. Din eğitimiyle, çocuğa ahlâkî ilkeler, değerler, erdemler öğretilir ve çocuk bu noktada öğrendikleriyle bir yandan örneğin anne babasına iyi davranmanın, doğru söylemenin, insanlara zarar vermemenin önemini kavrarken, diğer yandan da bunları pratikte gösterir; yani anne babasına iyi davranır, ihsanda bulunur; konuştuğunda yalan değil, doğru söyler; başkasına hile yapmaz.

            Erken Çocuklukta Din Eğitiminin Temel Boyutları

Erken çocuklukta din eğitimi, erken çocukluğun hassasiyetine bağlı olarak hassas bir eğitim olduğuna göre temel boyutlarıyla anlaşılması ve o çerçevede gerçekleştirilmesi gereken bir eğitimdir. Bu bağlamda evvelemirde belirtmek gerekir ki, erken çocukluk din eğitiminin, çocuğun psikolojik yapısı ve bireysel farklılıklarını dikkate alan bir eğitim olmasına özen gösterilmelidir.

Erken din eğitiminin uygun bir mekânda ve çocuğun yaş özelliklerine uygun bir zamanlamayla gerçekleştirilmesi mühimdir. Dolayısıyla anne babanın, yakın çevrenin, öğretmenin buna dikkat etmesi şarttır. Aksi halde çocuk, din eğitiminden alması gerekeni alamaz, hatta yanlış şeyler alabilir.

Erken çocukluk döneminde din eğitiminin en temel boyutlarından biri, öğretmen ve eğitimcinin din eğitimi almış olması hususudur. Erken çocuklukta din eğitimi verecek olan eğitimci ve öğretmenin, mutlaka din eğitimi almış olması ve pedagojik formasyona sahip olması; din eğitiminin doğru, bilimsel, sistematik, başarılı ve sağlıklı bir şekilde yapılabilmesinin ön şartıdır.

Öğretmen ve eğitimcinin, mutlaka erken çocuk konusunda uzman olması, erken çocuğu tanıyıp bilen bir kişi olması da çok önemlidir. Erken çocuk din eğitimcisi tabii ki her şeyden önce eğitimci ve de din eğitimcisi olmalıdır. Yani dini bilen bir eğitimci olmalıdır.

Erken çocukluk döneminde sağlıklı bir din eğitiminin verilmesi ve bu kapsamda çocuğa bazı dinî özelliklerin doğru bir şekilde kazandırılması, ilmî yaklaşım ve çocuğun kendine ait özelliklerini dikkate alış şarttır. Bu dönemde öğrenilen din, çocuğun sonraki hayatına temel teşkil edeceği için anne babalar ve eğitimciler, çocuğun gelişim özelliklerine, psikolojik durumlarına, eğitim yöntemlerine, eğitim araç ve tekniklerine, eğitim ortamına maksimum düzeyde özenli ve dikkatli olmalıdırlar. Zira bilimsel temele dayanmayan ve yanlış bir şekilde verilen, söz konusu hususlara dikkat edilmeden verilen din eğitimi, bireyin dinî gelişimini, olumlu yönde değil, tam tersine olumsuz yönde etkileyebilir. Bu da çocuğun dinden soğumasına neden olabilir. Dinden soğuyan, dine mesafeli hale gelir ve dindar insanlara ve din eğitimine topyekun karşıt hale gelebilir. Bundan dolayı çocuğun duygu, düşünce, ahlâk, dil, tutum ve davranışlarını istenilen şekilde, sağlıklı ve başarılı olarak değiştirmeyi hedefleyen bir din eğitiminin, bilimsel ölçütlere uyularak yapılması, çocuğun gelişim özelliklerini göz ardı etmemesi elzemdir.

Yine erken çocuk din eğitimcisinin dine, dinî ilke, inanç ve değerlere, dinin emir ve yasaklarına, dinin kutsallarına, dinî hayat tarzına inanan ve ona uygun yaşamaya çalışan bir eğitici olması gerekir. Çünkü çocukların din eğitiminde örneklik veya rol modellik çok hayatidir. Çocuk karşısında çelişkili bir eğitici tipi gördüğünde çelişkilere düşebilir. Çocuk din eğitimciliği, salt meslek icabı yapılan bir işin ötesindedir ve bizzat kendisi değerler ve üstelik dinî değerlerle yüklüdür. Bu aslında bütün din eğitimi ve din eğitimcileri için geçerlidir; fakat çocuk, hele de erken çocuk din eğitimi için daha elzemdir.

Erken çocuk din eğitiminde önemli boyutlardan biri de çocuğa uygun araç, gereç ve yöntemleri seçmek ve onları eğitimde kullanmaktır.

Erken Çocuklukta Din Eğitiminde Ailenin Yeri

            Aile, bütün eğitim aşamaları ve boyutları için temel kurum ve toplumsal birimdir. Fakat aile, tabiatı gereği erken çocuklukta daha da önemlidir. Çünkü aile, yapısı gereği sahip olduğu özelliklerden dolayı erken çocukluk yıllarında çocuk üzerinde çok daha fazla etkili olur. Bu erken çocuklukta din eğitimi için de geçerlidir. Erken çocuk için anne baba ilk öğretmendir.

            Birincil sosyalleşme düzlemi, boyutu ve kurumu olarak ailede din eğitiminin erken çocukluk evresi, gerek genel olarak ebeveyn başta olmak üzere büyüklerin dinî dil, tutum ve davranışlarına dikkat etmeleriyle, gerekse özel anlamda erken çocuğa planlı olarak din eğitimi verme çalışmalarında, mesela Allah demeyi, Peygamberi, Kur’an’ı, Kur’an okumayı, namaz kılmayı öğretme noktasında, çocuğun aile büyüklerinden ve ailenin dinî ortamından çok etkilendiği bir dönemdir. Çocuk bu dönemde anne babası başta olmak üzere büyüklerini, mesela abisini, ablasını, dedesini, ninesini dikkatle izler, onlardan gördüklerini hemen taklide yönelir.

            Çocuk için büyük bir sıcak yuva veya sığınak olan aile, erken dönem çocuk eğitiminde birincil faildir. Çocuk ilk din eğitimini ailede alır ve din eğitimi insanın daha sonraki dönemlerinde de aileye ihtiyaç duymaya devam eder. Tabiî dinî bir kurum olarak aile, çocuğa dininin âmentüsünü ve pratik boyutlarını, dönemine uygun bir şekilde öğretir. Çocuk, ailenin doğal yapısı içinde din eğitimini çoğu zaman ebeveyni başta olmak üzere aile bireylerinden alırken bunu tabîî bir süreç içinde, ama bazen kendi akışında, bazen de sistematik bir şekilde yapar. 

            Erken Çocuklukta Din Eğitiminde Kamu kurumlarının ve Dinî Kurumların Yeri

Erken çocuklukta din eğitiminin bütün toplumda gerçekleştirilmesi, aileden sonra aslında resmî ve gayri resmi birçok eğitim kurumunun sorumluluğu altındadır. Erken çocukluk din eğitimi, hem genel eğitim içinde, hem de özel olarak din eğitimi içinde, kamunun, bütün bir toplumun görevidir. Toplum bu görevi ailenin dışında kamuda çeşitli resmi ve gayri resmi organlar eliyle ifa eder. Nitekim dünyanın değişik ülkelerinde erken çocuk din eğitimi bu şekilde yürütülmektedir.

Bu çerçevede erken çocukluk din eğitimi Türkiye’de bir yandan Milli Eğitimin genel erken eğitim süreçleri içinde örgün ve yaygın eğitim kurumlarında verilmeli, diğer yandan da Diyanet İşleri Başkanlığı gibi dinî teşkilatlar tarafından özel anlamda din eğitimi içinde verilmelidir. Bu, çocuğun daha sonraki eğitim aşamalarının sağlıklı ve başarılı olması için çok önemlidir. Bu bağlamda mesela câmilerde veya Kur’an kurslarında Kur’an eğitimiyle birlikte din eğitiminin de erken çocukluk dönemi çocuklarına uygun bir şekilde verilmesi, toplumda çocuğun sağlıklı sosyalleşmesi için ve de çocuğun gelişim aşamalarından geçtikçe sağlam bir kişilik ve kimlik kazanması için gereklidir.

Türkiye’de erken çocuk din eğitimi, 28 Şubat askerî müdahalesinden önce ve şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından nispeten uygulanmaktadır. Daha sistematik ve programlı erken çocuk din eğitimi programı ise Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2013’den bu yana “Kur’an Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” başlığı altında ilmî usullerle kısmen/nispeten yürütülmektedir. Bu proje kapsamında çocuklara Kur’an okuma öğretilmekte ve dinî bilgiler verilmektedir. Böyle bir uygulama, geç kalınmış olmakla birlikte oldukça yerindedir ve geliştirilerek sürdürülmelidir. Bu uygulama kapsamında eğitimci ve öğreticilerin yeterlilik düzeyleri geliştirilmeli, uygun ve uzman eğitimciler eğitimi gerçekleştirmeli, müfredat zenginleştirilmeli, paydaş kurumlarla işbirliği arttırılmalıdır.

Erken Çocuklukta Din Eğitiminde Dil ile Beden Boyutu ve Diğer Gelişimsel Özellikleri

Dil, erken çocukluk din eğitiminin en temel boyutlarındandır. Din dili, erken çocukluk din eğitiminin vazgeçilmez unsurlarındadır. Erken çocuklukta çocuğa dil üzerinden din eğitimi verilirken, aynı zamanda çocuğa din dili kazandırılır. Örneğin 13 veya 14-15 aylık bir çocuğa “Allah” kelimesi öğretilirken veya öğretme amacıyla yanında dinî kelime ve ifadelere başvurulurken, çocuk; hem Allah demeyi hem de zaman içinde Allah veya benzeri bir dinî kelimenin sembolik, soyut ve somut çağrışım veya imaları ya da gerekliliklerini anlama ve yaşamaya çalışma sürecine girer.

Çocuğun din eğitiminin bir gereği olarak ailede ve eğitim kurumunda büyüklerin, çocuğun yanında ve çocukla iletişimde uygun kelime ve cümleleri seçerek kullanmaları din dilini bilinçli bir şekilde devreye sokmaları son derece ehemmiyetlidir. Çocuk, kendini zihniyet dünyasını ve yaşamını düzenlemede edindiği dilin yardımı ve etkisiyle hareket eder. Dil, zaman içinde çocuğu inşa eder. Dolayısıyla erken çocuklukta din dili çok mühimdir.

Dile bağlı olarak beden de erken çocukluk din eğitiminde hassasiyetle yaklaşılması gereken bir boyuttur. Çocuk beden gelişiminin özelliklerine göre din eğitiminde beden itibariyle din eğitiminin bir parçası olur. Erken çocukluk din eğitiminde beden gelişimi noktasında ebeveyn başta olmak üzere çocuğa beden organlarıyla rol model olma oldukça ehemmiyetlidir. Çocuk, henüz kendini, hayatı ve olanları anlamlandırmaya başlayamadan önceki zamanlardan itibaren çevresinde olup bitenleri, özellikle insanların yapıp etmelerini istemli veya istemsiz, iradeli veya iradesiz olarak, bilerek ya da bilmeyerek yakından takip eder. Belli bir yaştan sonra da büyükleri taklit etmeye çalışır. O halde erken çocukluk dönemi din eğitiminde bedenin önemi büyüktür. Çocuğun bedeninin din eğitimiyle şekillenmesinde ailenin sorumluluğunu başta zikretmek gerek.

Çocuk, erken dönemde din eğitimi alırken somuttan soyuta, soyuttan somuta diyalektik bir süreç içinde dili ve bedeniyle din üzerinden gelişimini sürdürür. Bu gelişim çerçevesinde semboller dünyası, kavramlar düzeni, konuşma dili, beden düzeni ve yapılanması, bilgisi, düşünmesi, duygusu, toplumsal varlığı, ahlâkî gelişimi, eşyayı ve olan biteni anlamlandırma çabası ve benzeri hususlar, erken dönem din eğitimiyle gelişir ve tabii ki bütün bu ve benzeri hususlarda çocuk, din ile bütünleşme sürecine girer.     

            Erken Çocuklukta Din Eğitiminin Bireysel ve Toplumsal Etkileri

            Erken çocuklukta din eğitimi, insanı bireysel ve toplumsal açıdan çok ciddi boyutlarda etkisi altına alır. Erken çocuklukta din eğitimiyle elde edilen dinî bilgi, beceri ve pratikler, bireyin hayatında derin izler bırakır. Tam da bunun için erken çocukluk din eğitimi insan ve toplumsal hayat için elzemdir.

            Erken çocukluk din eğitimi, çocuğun psikolojisini sağlıklı bir şekilde düzenler; mesela korkuyla baş etme yönünü geliştirir; özgüven ve güven yönlerini derinleştirir; paylaşma duygusunu güçlendirir; vicdanını besler ve ahlâkını güzelleştirir.

            Çocuğa sağlıklı olarak sunulan din eğitimi, onun o dönemdeki ve daha sonraki dönemlerindeki hayatında düzenli, disiplinli, uyumlu, hoşgörülü olmasında etkili olur.

Erken dönem din eğitimi alan çocuğun iyilik yönü gelişir ve anne babasına, kardeşlerine, nine ve dedelerine, amcalarına, teyzelerine, halalarına, dayılarına, kuzenlerine ve diğer yakınlarına iyilikte bulunmayı alışkanlık haline getirir. Bununla da yetinmez, komşularına ve bütün herkese karşı iyi davranır.

Erken din eğitimi alan çocuk, gerek öğrendiği din dili vesilesiyle, gerekse dinî ahlâk ve pratikler vesilesiyle herkese karşı dürüst olur, yalan söylemez, ikiyüzlü olmaz.

Erken dönem din eğitimi, çocuğun kişiliğini olumlu yönde etkiler, sağlam bir kişilik yapısına kavuşmasının altyapısını hazırlar.

Erken çocukluk döneminde din eğitimine muhatap olan, bilinçli, doğru, sistematik bir din eğitiminden geçen çocuk, kimlik yönüyle daha güçlü ve sağlıklı olur; toplum içinde sağlam ve başarılı bir sosyalleşme sürecinde sağlıklı bir kimliklenme deneyimi yaşar. İyi ve sağlam bir kimlik kazanan çocuk, kendisiyle ve çevresiyle barışık olur; eşyayı ve olayları doğru anlamlandırmada daha istekli ve daha başarılı olur.

Erken dönemde sağlıklı ve doğru bir din eğitimi alan çocuk; geleceğe, olaylara, eşyaya güvenle, içtenlikle, geniş ufukla, cesaretle, empatiyle yaklaşmayı öğrenir. Bu özellikler, çocuğun ilerleyen yaşlarında onun üzerindeki etkisini daha da fazla gösterir.

Erken dönem din eğitiminden geçen çocuğun maneviyatı, moral yönü ve motivasyonu güçlü olur. Din eğitimi alan çocuk, çalışkan olur, sorumluluk bilincine sahip olur. Arkadaşlarıyla ve bütün çevresiyle ilişkilerinde iyi niyetle hareket eder. Toplumsal hayatta alan değil, veren olur.  

Erken çocuk din eğitimi, çocuğun sağlıklı ve başarılı sosyalleşmesinde çok etkilidir. Çocuk, din eğitimiyle kazandığı dil, bilgi ve becerilerle elde ettiği özgüvenle toplumun ahlâkî ilkelerini, değerlerini, erdemlerini, inanç ilkelerini, dinî özelliklerini, geleneğini, örfünü, kültürünü sağlıklı bir şekilde öğrenir. Aynı zamanda çocuk, erken yaşlardan itibaren topluma kendisinden bir şeyler katar. Sosyalleşmenin, bireyden topluma, toplumdan bireye gidip gelen karşılıklı etkileşimsel ve diyalektik bir süreç olduğu düşünülürse, çocuğun da topluma bazı şeyleri öğretebileceği söylenebilir. Bu çerçevede denilebilir ki, erken çocukluk döneminde veya okul öncesinde sağlıklı ve başarılı bir din eğitiminden geçen çocuk, toplumdan aldığı gibi topluma verir.

Erken çocukluk dönemi sağlıklı ve başarılı din eğitimi, çocuğun sadece inanç ve din boyutundaki gelişimine değil, diğer bütün gelişim boyut ve süreçlerine de etki eder. Dil, bilgi, beden, zaman, duygu, toplum gibi gelişim boyutları ve bu boyutların farklı gelişim aşamalarında olumlu anlamda etkili olur.

            Erken dönemde sağlıklı bir din eğitimi alan çocuk, bütün bu özelliklerle aynı dönemde mücehhez olur, mücehhez olmadıklarını da bu dönemde din eğitimiyle aldıklarıyla daha sonraki dönemlerde edinir.

            Sonuç 

            Anlaşıldığı kadarıyla erken çocukluk din eğitimi, sürdürülebilir sağlam bir kişilik ve toplum inşa etmede elzem bir boyutu teşkil etmektedir.

            Nasıl ki her gelişim boyutunda, mesela zihinsel, bilişsel, duyuşsal, toplumsal ve ahlâkî gelişim boyutlarının her birinde insanın her yaş döneminin kendine özgü bazı hususiyetleri varsa, din boyutunda da her yaş döneminin kendine özgü hususiyetleri ve dolayısıyla her yaş döneminin kendine has bir din eğitimi vardır.

            Buradan hareketle erken çocukluk döneminin kendine has din eğitimi boyutu ve özellikleri vardır. Bu boyutun gerektirdiği hususlara dikkat ederek çocuk, erken dönemde din eğitimine tâbî tutulur.

            Erken çocukluk döneminde din eğitiminde bilhassa başlangıç zamanlarında aileye büyük görev düşerken, ilerleyen aşamalarda kamu kurumlarına, resmi ve gayri resmi kuruluşlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Gerek Diyanet İşleri Başkanlığı, gerek Milli Eğitim Bakanlığı, gerek diğer resmî kuruluşlar, gerekse sivil toplum kuruluşları, erken çocuklukta din eğitimine gereken önemi vermelidirler.

            Bu önem çerçevesinde söz konusu unsur ve aktörler, erken çocuklukta çocukların din eğitimi için gerekli eğitim imkân ve araçlarını yerinde ve zamanında devreye sokarak onları din eğitimi süreçlerine dâhil etmelidirler.

            Bunun için öncelikle Milli Eğitimin erken çocuk din eğitimi siyaseti ve stratejisi olmalıdır. Erken çocuk din eğitimi için tabii ki Yüksek Öğretimin erken çocuk din eğitimini yürütecek öğretmen ve yardımcı unsurları yetiştirecek imkân ve araçları devreye sokması gerekmektedir.  

            Diyanet İşleri Başkanlığı erken çocukluk din eğitimi ve Kur’an kursları için din görevlilerini şu ana kadar yapılanların ötesinde hassasiyetle yetiştirecek mekanizmaları geliştirmelidir.   

Kaynaklar

Kur’an-ı Kerîm.

Hadisler.

Adams, James Luther ve Mikelson, Thomas (1987). “Legitimation”. The Encylopedia of Religion. Ed. Mircea Eliade. c. 8. New York: Macmillan Publishing Company, 500-508.

Ashton, Elizabeth (2000). Religious Education in the Early Years-Teaching and Learning in the First Three Years of School. London: Routledge.

Bandura, A. Human (1989). “Agency in Social Cognitive Theory”, American Psychologist-American Psychological Association, 44/9.

Berger, Peter L. (1967). The Sacred Canopy. Garden City: Doubleday.

Goldman, Ronald (1964). Religious Thinking from Childhood to Adolescence. London: Routledge and Kegan Poul.

Güngör, Erol (1993). Değerler Psikolojisi. Amsterdam: Hollanda Türk Akademisyenler Birliği Vakfı.

Güngör, Erol (1995). Ahlâk Psikolojisi ve Sosyal Ahlâk. İstanbul: Ötüken.

İbn Haldun (1996). Mukaddime. Tah. D. el-Cüveydî. 2. bs. Beyrut: el-Mektebetu’l-Asriyye.

Köylü, Mustafa (2004). “Çocukluk Dönemi Dini İnanç Gelişimi ve Din Eğitimi”. AÜİFD. XLV/11, 137-154.

Mengüşoğlu, Takiyettin (1988). İnsan Felsefesi. İstanbul: Remzi.

Okumuş, E. (2014). “Din ve Sosyalleşme”. Sosyal Bilimler Dergisi/Social Sciences, Turkish Studies – International Periodical for Languages, Literature, and History of Turkish or Turkic. 9/11, 429-454.

Okumuş, E. (2018). Din Sosyolojisi. Ankara: Maarif Mektepleri.

Oruç, Cemil (2011). Okul Öncesi Dönemde Çocuğun Din Eğitimi. İstanbul: Dem.

Öztürk, Naciye (2018). Okul Öncesi Dini Eğitim: “Kur’an Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” ve Öneriler. Ankara: Seta.

Yazıbaşı, Muhammed Ali (2018). Okul Öncesi Öğretmenlik ve Din Eğitimi. Ankara: Grafiker.

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir