COVID-19 Salgını ve Dünyada Yüz Yüze Eğitimi Sınırlandırmaya Dair Uygulama Farklılıkları

 COVID-19 Salgını ve Dünyada Yüz Yüze Eğitimi Sınırlandırmaya Dair Uygulama Farklılıkları

Giriş

Küresel çaplı salgın hastalıklara tarihi metinlerden, belgesellerden, bilim kurgu filmlerinden ve kitaplardan bir aşinalığımız olsa da COVID-19 salgını ile karşılaşılana dek bir salgın hastalığın modern insan yaşamını hangi boyutlarda değiştirebileceğini anlamış değildik. Çin’in ücra bir şehrinde ortaya çıkan virüs kaynaklı salgın, çok kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına aldı ve ülkemizde de normal yaşamı ciddi derecede etkiledi. 2021 yılına başlarken salgın, aşı ve ilaç konusundaki olumlu gelişmelere rağmen dünya genelinde günlük yaşamı ağır bir şekilde baskı altında tutmaya devam ediyor. 

Dünya, bu çapta bir salgını en son 1918-1920 İspanyol gribinde gördüyse de Birinci Dünya Savaşı koşullarından dolayı salgının etkileri ne tam olarak ölçülebildi ne de yeterince etüt edilebildi. İspanyol gribine dair bir toplumsal hafıza da yok. Ayrıca modern yaşam pratikleri ve eğitim sistemleri o günden bugüne çok değiştiği için aktarılan kayda değer bir tecrübe de olmadı.  COVID-19 salgını, bu yönüyle modern insanın yaşam tarzındaki korunaksız alanları işgal eden ve önceliklerine dair reflekslerini teşhir eden ilk küresel salgın hüviyetindedir. 

Kurumlarda eşyalara yapıştırılan iş güvenliği etiketleri, felaket anında öncelik alanlarını belirlemek için kullanılan bir uygulama pratiği olmasına rağmen toplumsal reflekslerimizi nitelemede de kullanılan bir metafor aynı zamanda. Bu etiketlerden kırmızı renkli olanı, önemli görüldüğü için ‘Yangında ilk kurtarılacak’ olan öncelikli malzemeleri tanımlamakta kullanılır. Daha sonra sırasıyla mavi ve yeşil renkli etiketler ise görece daha az önemli eşya ve evrakı niteler. COVID-19 salgınında devletlerin ve kamuoyunun refleksleri, ismi konulmasa da modern hayat tarzının ‘yangında ilk kurtarılacak’ önceliklerini bize göstermiş oldu. Mevcut ekonomik düzenin korunması, tüm dünyada doğal olarak kırmızı etiketli “ilk kurtarılacak” öğe oldu.  Bu koruma kaygısı neticesinde her devlet, farklı yöntemler ve enstrümanlar ile en ivedi tedbirleri alıp hayata geçirdi. Elbette gıda üretim zinciri ve sağlık sistemleri de kırmızı etiketli alanlardı ve her üç alanın da önemi konusunda ciddi bir itiraz olmadı.

Dünyada salgın süresince öncelikli alanlar konusunda en büyük farklılık, kuşkusuz eğitim-öğretim sürecine bakışta ortaya çıktı. Her ülke, eğitim faaliyetlerine farklı bir öncelik ve önem atfetti; salgın sürecinde eğitim öğretim faaliyetleri için farklı refleksler gösterdi. Bu refleksler, aynı zamanda eğitim için kullanılan etiketin rengini de bize göstermiş oldu. Bazı ülkelerde ‘yangında ilk kurtarılacak’ öğe muamelesi görürken bir dizi ülke tarafından mavi hatta yeşil renkli olarak kodlandı. Eğitim öğretim sürecine bakışta küresel farklılıkları ve yansımaları doğru anlamak için salgın hastalık döneminde küresel eğitim faaliyetlerinin serencamını geriye dönük değerlendirmek, önemli bir başlangıç noktası olacaktır.

Salgının Eğitim-Öğretim Üzerindeki Küresel Etkileri 

COVID-19 salgını, dünyada yaklaşık 1,6 milyar öğrenciyi etkileyen, tarihteki en büyük eğitim kesintisinin sebebi oldu. Birleşmiş Milletler (BM)’e göre eğitimdeki bu kesinti, dünyadaki öğrenci nüfusunun yüzde 94’ünü bir biçimde etkiledi. Ancak düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerde bu oran yüzde 99’a kadar çıktı (UNESCO, 2020). COVID-19 salgını ile beraber küresel anlamda eğitim sistemlerindeki birçok mevcut sorun, zaaf, kırılganlık ve uygulama daha da belirgin hale geldi. Bunlar arasında eğitimde fırsat eşitsizliği, eğitimin giderek özelleştirilmesinden kaynaklanan riskler ve kitlesel düzeyde dijital/uzaktan öğrenime hazırlıksız yakalanma da var.

Halen devam eden salgından dolayı eğitimde yaşadığımız krizle beraber eğitimin öncelik olmasına dair derin bakış açısı farklılıklarını, okulların açılmasına dair yaklaşım ve takvimlerde rahatlıkla görebiliriz. Türkiye’de normal yüz yüze eğitim, birkaç dar kapsamlı ve kısa süreli çabaya rağmen maalesef hâlâ başlamadı ve salgının eğitim sistemi üzerindeki yıkıcı etkisi devam ediyor.

Salgın Sırasında Yüz Yüze Eğitime Dair Küresel Refleksler

Bir süre kamuoyundan gizlendiği ortaya çıkan salgın, 31 Ocak 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu” olarak nitelendi ve salgının ciddiyeti kabul edildi. Ciddiyeti fark edildikten sonra Çin’de 16 Şubat 2020 tarihinden itibaren okullar kademeli olarak kapatılmaya başlandı ve 21 Şubat tarihinde Çin genelinde tüm okullarda eğitim öğretime ara verildi. Bu sırada komşu Moğolistan’da 16 Şubat 2020 tarihinde okullar bütünüyle kapatıldı. Salgının ikinci merkezleri haline gelen İran ve İtalya, eğitim öğretimin kesintiye uğradığı ilk uzak ülkeler oldular. İtalya 25 Şubat 2020 tarihinde eğitime kısmen ara verirken bir gün sonra İran ülke genelinde yüz yüze eğitim öğretimi tamamıyla durdurdu. 27 Şubat’ta ise Pakistan yüz yüze eğitimi sınırladı.

Hemen ardından vakaların artmasıyla ABD, İngiltere, Irak ve Vietnam 29 Şubat’ta yüz yüze eğitimde sınırlamaya gittiler. 16 Mart’ta Millî Eğitim Bakanlığı tarafından salgından dolayı yüz yüze eğitime ara verildiğinin duyurulması sırasında dünyanın çok büyük bir kısmında yüz yüze eğitim ya durdurulmuş ya da ciddi derecede sınırlandırılmıştı. Örgün temel eğitime devam eden dört Avrupa ülkesi, Sahra altı Afrika ülkeleri ile Avustralya ve Meksika dışında neredeyse tüm dünyada yüz yüze eğitim sınırlandırılmış ya da durdurulmuştu. 30 Mart tarihinde 166 ülkede yaklaşık 1,5 milyar okul öncesi, ilk ve ortaöğretimdeki öğrenci bu kısıtlamalardan dolayı yüz yüze eğitimden mahrum kaldı. Temel eğitimde yüz yüze eğitim öğretim faaliyetlerindeki kısıtlama, Nisan ayında tüm dünyaya yayılmış halde idi. Nikaragua, Tayvan ve İsveç gibi çok az sayıda ülke dışında tüm dünyada okullar belli süreler ile kapatıldı ve/veya uzaktan eğitime geçildi.

Mayıs ayı başında İsveç, Norveç ile beraber Almanya, Danimarka ve Avusturya’da okullar kısmi olarak geri açıldı. Aynı dönemde Rusya, Avusturalya, Yeni Zelanda, Çin, Japonya ve ABD’de okullar kısmen açık durumda idi. Bu ülkeleri Fransa, Hollanda, Çekya, Yunanistan, Portekiz ve İspanya gibi ülkeler takip etti. Norveç, İsviçre ve İzlanda’da ise okullar tamamıyla yeniden açıldı. Fransa, Estonya, Litvanya ve Hırvatistan’da haziran başı itibari ile (henüz daha yaz tatili başlamadan) yüz yüze eğitim yeniden başladı.

Eğitim öğretimin sınırlandırılması salgının doğasının ve gidişatının anlaşılması, çocukların sağlıklarının korunması açısından önemli bir karardı. Zira salgın yeni ortaya çıktığı için virüsün çocukların sağlığını ne derecede tehdit ettiği bilinmemekte idi. Ayrıca temel eğitime devam eden çocukların hastalık için taşıyıcı ya da süper taşıyıcı olma potansiyelleri de aynı şekilde henüz bilinmiyordu. Dolayısıyla tüm dünyada temel eğitimde sınırlamalar rasyonel kararlar olarak görüldü (Gudbjartsson ve diğ. 2020; Park ve diğ. 2020). Ancak devam eden süreç ve yapılan kapsamlı değerlendirmeler, COVID-19 salgının çocuklar için yetişkinlere göre çok daha düşük bir risk olduğunu ortaya koydu (Götzinger ve diğ., 2020; Viner ve diğ., 2020). Buna ilaveten, çocuklar, SARS-CoV-2 bulaşması için önceki solunum virüsü salgınlarına göre daha az etkili vektör olarak görünüyorlardı (Macartney ve diğ, 2020; Goldstein ve diğ., 2020). Daha sonra yapılan faklı çalışmalar, çocukların süper yayıcılar olmadığını gösterdi ve okulların kapalı kalmasını tartışmaya açtı (Munro ve Faust, 2020). Daha somut veriler ise okulların ısrarla açık kaldığı Batı Avrupa’dan geldi. Örneğin, okulların yeniden açılması, Almanya’daki ikinci dalga içerisinde önemsiz bir rol oynadı (Isphording, Lipfert ve Pestel, 2020; von Bismarck-Osten, Borusyak ve Schönberg, 2020). Benzer şekilde, ilk dalgadan sonra ilkbaharda okulları yeniden açan Finlandiya ve Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde okul kaynaklı bulaşma vakalarında belirgin artışlar görülmedi (Levinson ve Çevik, 2020). Özellikle Danimarka, anaokullarını ve ilkokulları yeniden açan ilk Batı ülkesiydi ve yeniden yüz yüze eğitime geçişe rağmen ülke çapında vakalarda istikrarlı bir düşüş kaydedildi (Roser, Ritchie, Ortiz-Ospina ve Hasell, 2020).

Temel eğitime devam eden öğrencilerin örgün eğitimine ara verilmesi, salgının kontrol altına alınması için gerekli tedbirlerin alınması ile beraber yeniden yüz yüze eğitime başlamak için gerekli çalışma ve hazırlıklar açısından önemli bir zaman dilimi oldu. Bu süreç aynı zamanda ülkelerin yeniden yüz yüze eğitim hazırlıklarının aynası gibi bir işlev gördü. Devam eden zamanda ülkeler arasında çok önemli farklılıkların oluştuğu da görüldü.

Pandemi uzadıkça, ülke yönetimleri, uzun vadeli olduğu anlaşılan kriz süresince çocuklara kaliteli bir eğitim sağlamaya dair tüm formülleri değerlendirmeye başladılar. Tüm dünyada eğitim öğretimin uzun süre kesintiye uğramaması adına gerekli tedbirler alınmaya başlandı. Yeniden açılma prosedür ve takvimleri belirlendi.

Salgının sebep olduğu kaybı telafi etmek açısından henüz yaz tatili bitmeden Almanya ve İsveç’te ve okulların erken açıldığı Danimarka’da 10 Ağustos 2020 tarihinde yüz yüze ders başı yapıldı.  

2020-21 eğitim öğretim yılının resmen başlamasıyla birlikte Eylül ayı ortasında tüm Avrupa kıtasında ve Rusya’da -İtalya gibi COVID-19 salgınından çokça etkilen ülkeler de dâhil- okullar yüz yüze eğitime başladı. Yani pozitif rakamları Türkiye’den daha fazla olan, oransal olarak nüfusun daha büyük çoğunluğunun salgını geçirdiği ülkeler bile yüz yüze eğitime başlamayı tercih ettiler. Bunun istisnaları ise kısmen eğitime başlayan Romanya ve Bosna-Hersek ile Kuzey Makedonya oldu. 

Türkiye ise 12 Mart 2020 tarihinden beri uzak eğitim şeklinde sürdürdüğü eğitim öğretimi ancak ana sınıfları ile ilkokul birinci sınıfa devam eden öğrenciler için kısmi olarak 21 Eylül 2020 tarihinde yüz yüze eğitime dönüştürdü. Ardından 12 Ekim tarihinde 2, 3, 4, 8 ve 12. sınıflarda da yüz yüze eğitime başlandı. Vaka sayılarının artması ile beraber 17 Kasım tarihinde yeniden yüz yüze eğitim durduruldu. Henüz netleşmiş bir açılma takvimi de bulunmuyor.  

Sonbaharda yeniden tırmanışa geçen vaka sayılarının etkilediği Slovakya 13 Ekim, Bulgaristan 27 Ekim, Litvanya ve İtalya 2 Kasım, Macaristan 12 Kasım tarihlerinde yüz yüze eğitimde sınırlamalara giderken, Çekya 14 Ekim, Polonya 26 Ekim, Slovenya 3 Kasım, Romanya 9 Kasım ve Avusturya 17 Kasım tarihlerinde yüz yüze eğitimi durdurdu. Rutin tatiller haricinde Avrupa’nın gerisinde yüz yüze eğitim devam etmektedir (UNESCO, 2020). 

Yeniden Açılma tartışmaları

Yukarıda özetlendiği şekli ile salgının yayılması ile birlikte okullar dünya genelinde hızlı bir şekilde kapanma gösterirken yüz yüze eğitim için yeniden açılma süreci oldukça farklı bir seyir izlemiştir. Yeniden açılma ile ilgili gidişat ise maalesef vaka sayısı ve yayılım seyrinden bağımsız bir görüntü sergilemektedir. Bu konuda Batı Avrupa ile Afrika oldukça farklı iki ucu oluşturmaktadır. Vaka ve ölüm sayılarının görece az olduğu Afrika’da çok daha az ülkede yüz yüze eğitime başlanırken Batı Avrupa’da sonbahardaki ağır salgın dalgasına rağmen okullar yüz yüze eğitime devam etti.  

Bu ısrarda en önemli motivasyon ise okullardan uzun süre uzak kalan çocukların hayatları boyunca telafi edemeyecekleri eğitim eksiklikleri ile malul olacakları gerçeği idi.  Avrupa’da liderler ve politikacılar aynı noktaya vurgu yaparak çocukları güvenli bir şekilde mümkün olan en kısa sürede okula döndürmek için kamuoyunu hazırladı. Bunu da “ahlaki ve eğitimsel bir zorunluluk” olarak nitelediler. Bu salgının uzun vadeli kaybedenin eğitime devam edemeyen çocuklar olacağı gerçeği, bu süreçte sıklıkla vurgulandı. 

Almanya’da yaz tatili sınırlandırıldı ve ağustos ayından itibaren çocukları yüz yüze eğitim sırasında enfeksiyondan koruyacak yeni stratejiler denendi. Çocuklar gruplara ayrıldı ve grupların birbiri ile kaynaşması engellendi. Bir bulaşı durumunda tüm okulun değil sadece temaslı grubun karantinaya alınması hedeflendi.  Sınıf içi oturma düzenleri sosyal mesafe ve hava akımı gözetilerek yeniden kurgulandı. Çocukların teneffüs saatleri düzenlendi ve oyun grupları sınırlandırıldı (Godin, 2020).

İskoçya’da 11 Ağustos’ta yeniden yüz yüze eğitim başlarken çocuklarda sosyal mesafe ve maske zorunlu tutulmadı. Bu sırada virüs yayılımı izlendi ve şüpheli vakalar çok hızlı bir şekilde teste tabi tutuldu. İki haftalık sürecin sonunda şüpheli görülen yaklaşık 17.500 vakadan sadece 49’unda pozitif vakaya rastlandı. Bu sırada önlemler arttırıldı ve maske zorunlu hale getirilerek yüz yüze eğitime devam edildi (Godin, 2020).

Buna karşın Doğu ve Güney Avrupa ülkelerinde okullarda yüz yüze eğitime başlanmasına dair daha karasız ve endişeli bir tavır sergilendi. Okullarda (özellikle daha genç öğrenciler için) virüsün görece daha az yayıldığına dair verilere rağmen daha büyük salgınların ortaya çıkması korkusuyla tüm okullar sıklıkla kapanmaktadırlar (Buonsenso, De Rose, Moroni ve Valentini, 2020). Örneğin, İtalya’da 3 Kasım’dan itibaren hastalığın yayılması açısından “kırmızı alan” olarak görülen riskli bölgelerde ortaokullarda yüz yüze eğitime yeniden ara verilerek uzaktan eğitime geçildi (Buonsenso, Roland vd diğ, 2020). Çekya ve diğer bazı Balkan ülkeleri, yüksek bulaşma düzeylerine ulaşınca, anaokulları hariç tüm okulları, vakalarda önemli bir düşüş yaşandığında yeniden açma umuduyla kapatmaya karar verdiler (politico.eu, 2020; Vladisavljevic vd diğ, 2020).

Eğitimdeki kayıp ve olası etkileri

Türkiye’de ise pandemi sürecinde eğitim öğretime oldukça dar kapsamlı bir başlangıç yapıldı ve kısa bir süre sonra tekrar ara verildi. Sadece okul öncesi eğitim ile birinci sınıfa başlayan öğrenciler ve 8. ve 12. sınıflarda sınırlı bir yüz yüze eğitim gerçekleşti. Yine ilkokullar için haftada sadece iki gün yüzyüze eğitim yapıldı. An itibarıyla 25 milyona yaklaşan öğrenci uzaktan eğitime devam ediyor. Malum olduğu üzere, ilk ve orta dereceli okullarda bir ders yılı süresi asgari 180 gün olarak öngörülmüştür. 2020-21 eğitim öğretim yılının güz döneminde okulların açılması öngörülmediği için şu an itibarıyla 2020 yılında yaklaşık 160 eğitim günü kaybı söz konusudur. Okulların kapalı kalmaya devam etmesi halinde bu sürenin uzama riski yüksektir.

Oysa salgının yayıldığı Mart ayından bu yana Almanya’da toplam kapalı okul günü sayısı 19, kısmı kapalı gün sayısı ise 51 olmuştur1. Buna karşın okullar erken açılarak bu kayıp telafi edilmeye çalışılmıştır. Yani ülkeler arasında yüz yüze eğitimde oluşan kayıplar açısından oldukça ciddi farklılıklar vardır. Devam eden uzaktan eğitimlerden dolayı yüz yüze eğitimde yaşanan kaybın bir kısmı telafi edilmeye çalışılmaktadır. Bununla birlikte, kitlesel uzaktan eğitimin yetersiz kaldığında dair göstergeler raporlanmaya başlanmıştır (Hanushek ve Woessmann, 2020).

Bu kaybın öğrencilerin toplam eğitim kalitesi üzerine etkisini doğrudan ölçmek mümkün olmasa bile yaşanan kesintinin sebep olacağı olası eksikliklere dair projeksiyon çalışmaları yayımlanmaya başladı. Daha önce yayınlanmış çalışmaların bir kısmında her bir gün kaybının bireyin nitelikli gelişimine etkisi ve dolayısıyla eğitim kalitesine etkisi ekonomik olarak hesaplanmıştır. Ekonomik büyüme sürecinin büyük oranda nüfusun becerileriyle ilişkili olduğu daha önce ortaya konmuştu. Eğer nüfusun bilgi sermayesinin veya kolektif bilişsel becerileri yükseltilebilirse ülkenin ekonomik büyümesinin en önemli motoru olduğu gösterilmiştir (Ludger, 2015). Pandemi sürecinde bunun tersi yaşanmaktadır ve kitlesel eğitimde her bir kayıp günün, ülkenin üretme beceresini ve gayrisafi milli hasılasını düşüreceği aşikârdır.  

Ayrıca ülkelerin eğitim sistemlerinin başarısı karşılaştırmalı olarak ölçen PISA (Programme for International Student Assessment) gibi sınavlar, önümüzdeki yıllarda ülkelerin pandemi sürecindeki eğitim karnesi olarak yeniden karşımıza çıkacak ve yaşanan kaybı daha net ölçmememize imkân tanıyacaktır.  Farklı alanlarda yapılan ölçümler için değişik skalalar ortaya konsa da bir eğitim yılının 35-50 puan civarına tekabül ettiği düşünülmektedir (Nurbayev, 2020; Harju-Luukkainen ve diğ., 2020). Türkiye’nin hem net puan kayıpları hem de diğer ülkelere göre nispi puan kayıpları, Türkiye’nin COVID-19 salgını sırasında ortaya koyduğu performansı ve yüz yüze eğitimdeki kesintinin sebep olduğu kaybı daha net ortaya koyacaktır.   

Sonuç

Eğitim öğretimdeki her türlü kesinti yarınlara ait bilgi sermayesinin heba edilmesi anlamına geldiği için salgın süresince yüz yüze eğitim öğretim faaliyetlerinde kayıp zamanlar hassasiyetle ele alınmalıdır. Eğitimi geleceğe yatırım anlamında kurgulayan toplumlar için okulların açılması başından beri kırmızı etiketle değerlendirilmekte idi. Türkiye’de Millî Eğitim Bakanlığı, hızla yayılan COVID-19 salgınından dolayı okullarda yüz yüze eğitimi 16 Mart’ta durdurdu. Okulların tatil edilmesinden sonra kısa sayılabilecek sürede internet ve televizyon yayınları içeriğini oluşturarak uzaktan eğitimi de başlattı. Bu uzaktan eğitim, tedbirlerin alınması, salgının seyrinin anlaşılması için günün şartlarında rasyonel bir karar idi. Ayrıca hızla hazırlanan içerikler de kaybı azaltma anlamında başarılı idi. Ancak dünyada birçok gelişmiş ülke, uzayan pandemi sürecinde yeniden yüz yüze eğitime dönüş planlaması ve hazırlığı yaparak kayıpları azaltma çabasına girişti. Bundan dolayı yüz yüze eğitim, salgına rağmen yeniden başladı.

Avrupa’nın büyük çoğunluğunda yüz yüze eğitim yapılırken Türkiye’de eğitimin uzaktan sürdürülme tercihi sebepleri ve olası sonuçları ile derinlemesine tartışılmalı (Özer ve diğ, 2020; Çelik, 2020). Yüz yüze eğitime geri dönüş için Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde pandemi süresi boyunca ne tür bir çalışma yapıldığını ve ayrıntılarını bilemiyoruz. Ancak kaybın uzamaması adına Batı Avrupa tecrübesi önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu tecrübenin değerlendirilmesi ve Türkiye’de uygulanabilirliğinin irdelenmesi önemli bir öncelik olmalıdır.

Her kademede okullarda yüz yüze eğitime dönmek, pandemi sürecinde yaşanan eğitim kesintisinin gelecek nesillerin hayatında önemli bir kayba dönüşmesinin önünü alacaktır. Bu bizim için de “ahlaki ve eğitimsel bir zorunluluktur” ve salgının uzun vadeli kaybedenin “çocuklarımız” olmaması için uğraşmalıyız.  

Kaynakça

UNESCO (2020). Institute for Statistics data. Education: From disruption to recovery. Published online 2020. https://en.unesco.org/covid19/educationresponse

Gudbjartsson, D. F., Helgason, A., Jonsson, H., Magnusson, O. T., Melsted, P., Norddahl, G. L., … Stefansson, K. (2020). Spread of SARS-CoV-2 in the Icelandic Population. New England Journal of Medicine. https://doi.org/10.1056/nejmoa2006100

Park YJ, Choe YJ, Park O, et al. (2020). COVID-19 national emergency response center, epidemiology and case management team. Contact tracing during coronavirus disease outbreak, South Korea. Emerg Infect Dis., 26(10), 2465-2468.

Götzinger F, Santiago-García B, Noguera-Julián A, et al. (2020). COVID-19 in children and adolescents in Europe: a multinational, multicentre cohort study. Lancet Child Adolesc Health, 4(9), 653-661.

Viner, R. M., Mytton, O. T., Bonell, C., Melendez-Torres, G. J., Ward, J., Hudson, L., … Eggo, R. M. (2020). Susceptibility to SARS-CoV-2 Infection among Children and Adolescents Compared with Adults: A Systematic Review and Meta-analysis. JAMA Pediatrics. https://doi.org/10.1001/jamapediatrics.2020.4573

Macartney K, Quinn HE, Pillsbury AJ, et al. (2020). Transmission of SARS-CoV-2 in Australian educational settings: a prospective cohort study. Lancet Child Adolesc Health, 4(11), 807-816.

Kim J, Choe YJ, Lee J, et al. (2020). Role of children in household transmission of COVID-19. Arch Dis Child. Published online 2020.

Goldstein E, Lipsitch M, Cevik M. (2020). On the effect of age on the transmission of SARS-CoV-2 in households, schools and the community. medRxiv. Published online 2020.

Munro AP, Faust SN. (2020). Children are not COVID-19 super spreaders: time to go back to school. Arch Dis Child. Published online 2020.

Isphording IE, Lipfert M, Pestel N. (2020). School Re-Openings after Summer Breaks in Germany Did Not Increase SARS-CoV-2 Cases. IZA Discussion Papers; 2020.

von Bismarck-Osten C, Borusyak K, Schönberg U. (2020). The Role of Schools in Transmission of the SARS-CoV-2 Virus: Quasi-Experimental Evidence from Germany. Ruhr Economic Papers; 2020.

Levinson M, Cevik M, Lipsitch M. Reopening Primary Schools during the Pandemic. Mass Medical Soc; 2020.

Roser M, Ritchie H, Ortiz-Ospina E, Hasell J. Coronavirus Pandemic (COVID-19). Our World Data. Published online May 26, 2020. Accessed December 23, 2020. https://ourworldindata.org/coronavirus/country/denmark

Godin M. (2020). Children Across Europe Are Going Back to School. Here’s How 3 Countries Are Managing It. Time. https://time.com/5885554/europe-schools-reopening-germany-scotland-norway/. Published 2020. Accessed December 23, 2020.

Buonsenso D, De Rose C, Moroni R, Valentini P. (2020). SARS-CoV-2 infections in Italian schools: preliminary findings after one month of school opening during the second wave of the pandemic. medRxiv. Published online 2020.

Buonsenso D, Roland D, De Rose C, et al. (2020). Schools closures during the COVID-19 Pandemic: A Catastrophic Global Situation. Published online 2020.

Czech government enacts new measures to curb coronavirus. Politico. https://www.politico.eu/article/czech-government-enacts-new-measures-to-curb-coronavirus/. Accessed December 22, 2020.

Vladisavljevic A, Todorov S, Marusic S, Dragojlo S, Bami X, Kajosevic S. (2020). Southeast Europe’s Schools Face COVID-19 Challenge as Pupils Return. Balkan Insight.

Hanushek EA, Woessmann L. (2020). The economic impacts of learning losses. OECD Educ Work Pap. 2020;(No. 225). doi:https://doi.org/10.1787/21908d74-en.

Ludger W. (2015). Universal basic skills what countries stand to gain: What countries stand to gain. OECD publishing.

Nurbayev Z. (2020). Why did Kazakhstan fail the international PISA Assessment? – CABAR.asia. Accessed December 24, 2020. https://cabar.asia/en/why-did-kazakhstan-fail-the-international-pisa-assessment

Harju-Luukkainen, H., Vettenranta, J., Ouakrim-Soivio, N., ve Bernelius, V. (2016). Differences between students’ PISA reading literacy scores and grading for mother tongue and literature at school: A geostatistical analysis of the Finnish PISA 2009 data. Education Inquiry. https://doi.org/10.3402/edui.v7.29413

Özer M, Hayri Eren S, Aşkar P, Çelik Z.  (2020). Covid-19 salgını dolayısıyla okulların kapanmasının eğitimde eşitsizlikler üzerine etkisi. İnsan Ve Toplum, 10(4), 217-246. doi: dx.doi.org/10.12658/M0611

Çelik Z. (2020). Eğitimin zor ikilemi: Gelecek mi Korona mı? PERSPEKTİF. 2020;(12). Accessed January 1, 2021. https://www.perspektif.online/egitimin-zor-ikilemi-gelecek-mi-korona-mi/

Muhammet ŞAKİROĞLU1  

1 Doç. Dr., Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Adana/Türkiye

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir