Çocuklarda Eleştirel Düşünme Becerisi – Öğretmenler ve Veliler İçin Temel Bazı Stratejiler

 Çocuklarda Eleştirel Düşünme Becerisi – Öğretmenler ve Veliler İçin Temel Bazı Stratejiler

Prof. Dr. Mustafa ÇEVİK

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi.

Eleştirel Düşünme Nedir?

Eleştirel düşünme, fikirler ve olaylar arasındaki ilişkinin mantıksal bağlantısını açık ve rasyonel bir şekilde ortaya koyma becerisidir. Başka bir açıdan, eleştirel düşünme kendi düşüncelerimizi analiz etme ve karşı tarafın düşüncelerini de gözden geçirmeye değer bulma tutumudur. Eleştirel düşünme öğrenciye eğitim yaşamında öğrendiklerini uygulama, test etme ve onları zihin ve uygulama süzgecinden geçirme yetkinliği kazandırır. Öğrenilen bilginin yaşama yansıtılması, analiz edilmesi ve planlaması işlevini bu beceri yerine getirir. Onun için bu gün akademik başarıdan çok öğrencilerin karşılaştığı karmaşık problemleri çözme yeteneğinin gelişmişliği daha büyük başarı kabul edilir. Elbette eleştirel düşünme becerisi kısa bir sürede kazanılacak kadar basit bir beceri değildir. Düşünmenin davranış kalıplarının değiştirilmesi ve bunun alışkanlığa dönüşmesi gerekir. Aksi durumda günlük hayatta karşılaşılan sorunların çözümü için eleştirel düşünce becerisi kazanılmış olsa bile gerekli soğukkanlılık içinde bakamadığı zaman bu becerisini kullanması kişi için kolay olmayacaktır. O nedenle eleştirel düşünmenin sadece öğrenilmiş olması yetmez. Beceriye dönüşmesi için bir süre denenmiş olması da gereklidir. Eleştirel düşünme becerisinin alışkanlığa dönüşmesine Çözüm Akıcılığı (Solution Fluencey) denir. Yeterince pratiklik kazanıldığında eleştirel düşünme becerisinin akıcı bir çözüm alışkanlığına dönüşmesi demek olan Çözüm Akıcılığı kısa sayılmayacak bir deneyim döneminden sonra kazanılabilecek bir alışkanlıktır. Eleştirel Düşünme becerisi temelde şu beş alanda yetkinlik kazandırır:

1-Akılyürütme,

2-Analiz etme,

3-Değerlendirme,

4-Karar verme,

5-Problem Çözme.

Eleştirel düşünme yetkinliği modern dönemle birlikte düşünülmüş ve sadece eğitim yaşamı içinde gerek duyulan bir yaklaşım olarak değerlendirilmemelidir. İnsanlık tarihinde eleştirel düşünme becerisi olan insanların her zaman olduğunu ve bugünkü gibi geçmişte de bu beceriye sahip insanların az olduğunu söylemek mümkündür. Ancak elimizdeki kaynaklara dayalı olarak sistematik bir şekilde eleştirel düşünme etkinliğini geliştirenler Sokrates ve Platon gibi Antik Yunan düşünürleridir diyebiliriz. Bugün de benzer şekilde eleştirel düşünmeye her zaman vurgu yapılır ancak bu zihinsel beceriyi kazanmak için özel bir eğitim ve emek gerektiği için de çok yaygın bir beceri olduğunu söyleyemeyiz. Eleştirel düşünme becerisi kazanmış bireyler hangi işi yapıyorlarsa o işte fark ortaya koyarlar. Bir haberi doğru anlama, sosyal medyadaki tuzak yönlendirmeleri çözebilme, aldatıcı pazarlama yöntemlerine aldanıp sahte ürün satın almama, siyasal ve ideolojik söylemlerin öfkesine ve fanatizmine kapılmama gibi her alanda sayabileceğimiz durumlar eleştirel düşünme becerisini gerektiren durumlardır.

Eleştirel düşünme becerisi kişiyi pasif alıcı ve aldatılan kişi konumundan çıkartıp aktif, öğrenen, aldatılmayan bir kişiye dönüştürür. Bu beceriye sahip insanlar söyleneni veya yapılanı doğrudan kabul etmek yerine dikkatlice ve titizlikle sorgulayıp gözden geçirdikten sonra kabul veya red ederler. Söylenen şeyin her zaman geçerli olup olmayacağını, bunun dışında bir doğrunun da var olup olamayacağını düşünmeden bir şeyin doğruluğuunu kesin olarak onaylamazlar.

Eleştirel düşünme becerisinin gelişmesi için kişinin gözlem ve analiz yapma yetkinliğinin gelişmiş olması, yorumlama, değerlendirme, çıkarım yapma, problem çözme ve karar verme becerisinin gelişmiş olması gerekir.

Eleştirel düşünme becerisi kazanmış bireyler duygularıyla, sezgileriyle ve içgüdüleriyle değil, aklı ve mantığı ile anlar, analiz eder ve çözüm üretir.

Eleştirel düşünme becerisi gelişen kişilerde şu temel özellikler görebilirsiniz:

  • Olaylara ve fikirlere sistematik bir şekilde yaklaşır.
  • Fikirlerini, inançlarını ve değerlerini gerekçelendirir. Onlara körü körüne inanmaz.
  • Fikirler ve olaylar arasındaki ilişkileri ve bağlantıları bulmaya çalışır onları gözden kaçırmaz.
  • Önündeki olay veya fikir için daha iyi bir çözümün olup olmadığını düşünüp en iyisini bulmaya çalışır.
  • Bir fikri dayandığı argümanlarla birlikte ele alır.
  • Fikirlerdeki ve olaylardaki tutarlı ve tutarsız yanları fark eder.
  • Bir olay veya fikir hakkında konuşmadan önce onu tanımlar.

Çocukların bu gün karşı karşıya oldukları dünya biz yetişkinlerin çocuklukta karşılaştığı dünyadan farklıdır. Onların yetişkin çağına geldiklerinde karşılaşacakları dünya da farklı olacaktır.

İlişkiler farklı olacak, anlayışlar, ticaret, arkadaşlıklar, iş yaşamı, kısaca yaşamın her alanı farklı olacaktır. Öğrenmenin konusu ve nesnesi değişirken öğrenmenin şekli ve öznesi aynı kalmamalıdır. Onların öğretmenleri biz bütün yetişkinleriz. Aile, öğretmenler, çevre vs. bizler öğretme şeklimizi değiştirmeliyiz. Çünkü onların ilgi alanları, yaşam tarzları ve hayatlarını işgal eden olaylar farklı ise onları anlama, okuma ve yorumlama şeklinin de farklı olması gerekir.

Bugün birçoğumuz çocuklarımızın test çözmedeki başarısı, not ortalaması gibi klasik başarı ölçütlerinin peşine düşerken onların akademik derecelerine rağmen kendini birkaç cümle ile yazılı veya sözlü ifade etmedeki başarısızlıklarına tanık olabiliyoruz.

Oysa hepimiz çocuklarımızın yüksek not almak, kendisine verilenleri ezberlemek ve hızlı test çözmekten daha fazlasını yapmasını isteriz. Örneğin önüne çıkan bilgiyi anlama, bunun kaynaklarını düşünme, o bilgileri daha önce öğrendikleriyle karşılaştırma, verilen bilgiden sağlıklı çıkarımlar yapma, olayları ve nesneleri doğru okuma ve yorumlama gibi becerilerinin de olmasını isteriz.

Çoğumuz bunu isteriz. Ama nasıl yapacağımızı bilmeyiz. Piyasada “Eleştirel Düşünme” veya “Yaratıcı Düşünme” gibi isimlerle karşılaştığımız kitap, dergi ve makale gibi materyallerin çoğunlukla belli bir sistematiğe göre hazırlanmadığını görüyoruz. O edenle belli bir sistematiği takip etmeden yapılan “Eleştirel Düşünme Eğitimi” büyük oranda verimli sonuç vermemektedir.

Kuşkusuz çocukluk döneminde öğrendiklerimiz yaşamımızın ileriki aşamalarında bizi etkilemeye hatta yönlendirmeye devam etmektedir. O nedenle çoğumuzun nasıl bir örgün ve yaygın eğitim sisteminden geçtiğine bağlı olarak hayatları şekillenmektedir. Bazı toplumlarda daha fazla patent, daha fazla düşünür, daha fazla yenilikçi ticaret, sanat, endüstri girişimlerinin olması bazılarında da bunların hiçbirinde gözle görülür gelişmelerin olmaması ve birinci tür toplumun pazarı konumunda kalmaları ne bir tesadüftür ne de o toplumun genetik zekâ üstünlüğüne bağlıdır. Buradaki şey yetişme çağında alınan okuma ve yorumlamaya dayalı düşünme eğitimidir. İçinde bulunduğumuz eğitim çevresi eğer bize düşünmeyi öğretiyor ise hayatımıza büyük bir kolaylık sağlayacak bir araca sahibiz demektir. Karşılaştığımız problemleri çözebilen, sorunun temelindeki farklı nedenleri görebilen, farklı bakış açıları geliştirip çözüm üretebilen bir yapıya sahip olmak için “Eleştirel Düşünme Eğitimi”nin kültürüne ve formasyonuna sahip olmak gerekiyor.

Eleştirel düşünme becerisi kazanan çocuklar, herhangi bir eyleme veya ideolojiye kolay ikna edilip kandırılamazlar. Gençliği kişisel ve siyasal çıkar için yönlendiren onları yanlış ve batıl inançlarla kandırıp kullanan bu kadar sapkın ve aşırı örgütlü yapıların olduğu dünyada Eleştirel Düşünme becerisi sağlıklı neslin elde edilmesi için önemli işlevi olan bir eğitim alanıdır. Örgün eğitimde ihmal edilse bile ailelerin kendi gayretleri ile çocuklarını bu doğrultuda eğitmeleri ve desteklemeleri son derece önemlidir. Bu eğitim ile çocukların bağnaz, ön yargılı, dar düşünen ve bir kutu içinde hapsedilmelerinin önüne geçme imkânı elde etmiş oluruz.

Eleştirel düşünme, bütün bunların dışında öğrencilerin akademik başarılarının da artmasına katkı sunacaktır. Akademide hangi alanda okursa okusun iyi bir üniversite eğitimi için çocukların küçük yaşta eleştirel ve yaratıcı öğrenme, düşünme ve yorumlama becerisini kazanmış olmaları gerekir. Bilimsel yaklaşımları anlamak, kuramları uygulamak, kuramsal eleştiriler yapmak, disiplinler arası bilgi transferi yapabilmek ancak eleştirel düşünme becerisi ile mümkün olabilir. Artık günümüzde içerik analizleri, metin yorumları, perspektif ve bağlam geliştirmek akademide not skorlarından daha önemli bir başarı olarak kabul edilir.

Üniversitede hangi bölümü okursa okusun ve mezuniyet sonrası hangi mesleği yaparsa yapsın çocuğumuz analitik ve eleştirel becerisi oranında başarı gösterecektir. Bütün merkezi sınavlar aslında nihai olarak öğrencinin düşünme ve algılama becerilerini ölçmeye çalışırlar.

International Association for the Evaluation of Educational Achievement-IEA (Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu) tarafından yapılan ve öğrencilerin matematik ve fen alanlarında kazandıkları bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik bir sınav olan TIMSS ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü olan OECD tarafından yapılan PISA sınavları çocukların kazandıkları bilgi ve becerilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Benzer şekilde Türkiye’de liselere ve üniversitelere giriş sınavları ve akademisyen yetiştirmede baraj olarak kullanılan ALES sınavlarının tamamı çocukların akademik skorlarından çok onların analiz yeteneği, bilgiyi kullanma, akıl yürütme, problem çözme, değerlendirme ve karar verme gibi eleştirel düşünme becerilerini oluşturan yeteneklerini ölçmeyi amaçlamaktadır.        Ayrıca bu beceri, sadece öğrenciler için değil, öğretmenlerin daha iyi birer eğitimci olmaları ve sınıf yönetimi için de gereklidir. Öğretmenlik mesleğinde sahip oldukları bilgiden ziyade bilgiyi nasıl ve nereden alacağını bilen, hangi bilgiyi alması ve seçmesi gerektiğini bilen ve o bilgiyi hangi noktada kullanacağını bilen öğretmenler daha başarılı olurlar.

Eleştirel Düşünme Neden Gereklidir?

Dünyanın hızlı değişimi ile birlikte bilme şekli ve bilginin şekli ve mahiyeti de değişmektedir. Bilginin elde ediliş ve kulanım şekli değişince yaşamınızda yer alan eski mevcut bilgilere yeniden bakmak gerektiği gibi yeni durumlara da farklı yaklaşımlar ve yöntemlerle yönelmek gerekmektedir. Değişen yeni yeni küresel gerçeklikler yaşamımınız her alanını yeniden şekillendiriyor veya dönüştürüyor. Yaşamın her alanında var olan bu hızlı dinamik yapı bizi eleştirel düşünme becerisine yönelmeye zorlamaktadır. Bakış açımızı ve bilgi edinme şeklimizi değiştirmeden bu hızlı değişime ve karmaşık yapıya uyum sağlayamayız. Eğer böyle bir beceri gelişimi olmaz ise insan zihni doğası gereği durağanlığı ve statik yapıya teslim olacaktır. Böylece birey ve toplum olarak bilgi ve teknoloji çağına uyum sağlamamız imkânsız olacaktır. Bu nedenle öğrencilerin, öğretmenlerin ve hatta velilerin eleştirel düşünme becerisini edinmesine mutlak anlamda ihtiyaç vardır. Yeni nesil bu duruma hazırlıklı şekilde eğitilmez ise hem zihinsel hem de endüstriyel olarak bu süreci hazırlıklı sürdüren toplulukların pazarı olurlar. Onların ürettiği endüstri ürünlerini kullanır ve onların ürettiği dünya görüşüyle inanıp yaşamaya mecbur kalırlar.

Eleştirel düşünme ekonomi, eğitim, araştırma, hukuk, mühendislik, tarım her ne olursa olsun uğraşılan alan ne ise o alanda rasyonel düşünmeyi, sistematik analiz ve problem çözme yetkinliği kazandıran bir beceridir. Kabul edileceği gibi çalıştığı alanda kariyer yapmak için eleştirel düşünce becerisinin yaşamsal önemi görünmektedir.

Bu çerçeveden bakınca eleştirel düşünme becerisi daha makul, daha üretken ve daha adil bir dünyanın inşasına hizmet edecek bir zihinsel etkinliktir. Eleştirel düşünme becerisi insan zihninin kapasitesinin daha fazla ve daha işlevsel kullanımına yardım edecektir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel yapısı zihnidir. Bunun için zihnin tembellikten, önyargılardan ve yanlış kullanımdan korunması gerekir. Bu eğitimle insan zihninin daha eğitimli, daha etkin ve daha hakkı verilmiş bir şekilde kullanılır olduğu görülecektir.

İnsan zihninin yanlış ve ön yargılı kullanımı nedeniyle kişiler arası ve uluslararası birçok kriz çıkmaktadır. Birçok alanda üretim düşüklüğü, iletişim bozukluğu ve yaşam krizlerine sebep olan bu durum ancak eleştirel düşünme becerisi eğitimi ile aşılabilir. Kişiler ve topluluklar arası barış ve empati kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sunacağından daha yaşanabilir bir dünya ve çevre için de gereklidir bu eğitim. Sadece huzurlu bir toplum değil aynı zamanda adil ve sosyal ve ekonomik katma değere ve üretime, yaratıcı, sorun çözücü ve karar almaya katkı sunacak eleştirel düşünme eğitimi artık bir lüks değil, zorunluluktur.

Eleştirel düşünme eğitimi becerisinin kazanılmasıyla birlikte yaşama kalite sunacak bazı kazanımlar elde ederiz. Bunlardan bir kaçını şöyle sıralayabiliriz: 

Özgüven: Eleştirel düşünme her şeyden önce yaşam tarzınızı ve hayat felsefenizi edinmenizi, varsa onu rasyonel ve tutarlı bir şekilde kendinize ve gerektiğinde başkasına izah etmenizi sağlayan bir düşünme becerisi kazandırır. Örneğin siz X veya Y şeklinde bir hayat felsefesine sahip iseniz onu seçerken bilinçli ve rasyonel bir seçim yaparsınız. Anlatırken ve benimserken de bu tutumunuz sürecektir. Bu beceri hayat felsefenizi iç huzuru içinde yaşamanıza ve yaşarken özgüven içinde yaşam felsefenizin gerektiği gibi davranmanıza destek ve güç verecektir. Günlük hayat içinde sahip olunan aşağılık kompleksleri, ötekine karşı duyulan gereksiz hayranlıklar; başka kültürlere, kişilere ve milletlere karşı duyulan ezikliklerin büyük çoğunluğu sahip olduğumuz yaşam tarzının bir zihinsel ve rasyonel temellendirilmesinin yapılmamasından ileri gelir. Kendinize inandıramadığınız, kendinize izah etmekte zorlandığınız bir yaşam felsefesini başkasına karşı yaşayamazsınız veya savunamazsınız. Bunun getirdiği eziklik birçok başarısızlığın, içe kapanıklığın ve travmanın temelinde görmek mümkündür.

Yaratıcı ve Yenilikçi Yaklaşım: Eleştirel Düşünme becerisinin en çok katkı sunduğu alan yaratıcı düşünme ve eylem yetkinliğidir. Ekonomide, girişimcilikte, akıl yürütmede, tartışmalarda, ikna gerektiren bilimsel ve felsefi söyleşilerde farklı argüman ve görüş ileri sürebilmek için konuya dair yeni bağlantılar ve açılımlar yapmak gerekir. Farklı fikirler, farklı bakış açıları ve farklı yaklaşımlar her zaman kazanmanıza ve galibiyetinize hizmet edecek bir şeydir. Yeni fikirler ileri sürmek veya fikirler arasında en iyi olanı seçmek için sistematik ve analitik düşünme becerisi kazanılmış olması gerekir.

Bilgi Yönetimi: Çağımızda her mesleğe ait alan bilgisi hızla değişmektedir. Bilgiler çoğu zaman birikerek sarmal şekilde ilerler. Ancak bu hızlı değişim bilginin sarmallığı ve lineer değişimini yığılı bilgi şeklinde anlamamıza neden olabiliyor. Bilgiler arasında boğulmadan seçici olmak, en doğru bilgiyi seçebilmek ve bilgiler arasında analiz ve mantıksal ilişki kurmak için eleştirel düşünce becerisinin gelişmiş olması büyük kolaylık sağlar. Mesleki ve akademik yenilik yapanların tamamının bu beceriye sahip olanlardan çıktığına emin olabiliriz. Ekonomi dünyasında, iş dünyasında ve siyasette öncü fikirlerin ve girişimlerin bu becerinin eseri olduğunu görebiliriz. Eleştirel Düşünme becerisi bilginin doğru yönetimi ve analizi için gerekli ve kaçınılmaz görünmektedir.

Demokratik Tutum Geliştirme: Demokratik tutum ve ötekinin yaşam alanına saygı duymak, sahip olduğumuz anlayışı, bilgiyi ve yaşam tarzını başkasına dayatmamak demektir. Bu tutumun gelişmesi için kişinin kendi düşüncelerini ve yaşam tarzını gözden geçirecek kadar olgun ve açık fikirli olması gerekir. Aklın ve tecrübi bilginin doğru kritik edilmesi dayatmacı bir kültürden bizi korur. Bu yaklaşım sadece siyasal alanlarda iyi seçim yapmaya yaramaz. Aynı zamanda yöneten-yönetilen ilişkisini de düzenli yürümesine hizmet edecek bir tutumdur. Dayatmacı bir yönetici yerine hepimiz yönetişim ve karşılıklı istişareye açık yöneticiler isteriz karşımızda.

Sosyal ve özel hayatımızda karşılaşacağımız sorunların çözümü için de eleştirel düşünme becerisi kazanmış bireylerin daha barışçıl ve yapıcı bir dil ve iletişim şekli kullandıklarını görebiliriz. Bu becerinin, kazanılması durumunda, kişisel yaşam kalitesinde rahatlık sağlayacağı açıktır.

Eleştirel Düşünme Eğitimi Nasıl Yapılmalıdır?

1-Eğitim Sisteminde Neler Yapılabilir?

Eleştirel düşünme yaşamın her alanında kullanılabilen bir yöntemdir. İşiniz ne olursa olsun eleştirel düşünme beceriniz geliştiyse bunun çok sayıda faydasını görürsünüz. Üstelik sadece iş yaşamında değil, özel yaşamınızda, siyasal ve dini düşüncelerinizde kendiniz olma kendi düşüncelerinizi kendi zihinsel birikiminizi kullanarak anlamlandırma ve anlamlarını kendiniz yeniden keşfetme becerisine sahipsiniz demektir. Eğer eleştirel düşünce beceriniz geliştiyse yaptığınız işte ve kurduğunuz ilişkilerde ve iletişimlerde daha mantıklı ve uzun vadeli projeksiyonlarla düşündüğünüzü ve daha sağlıklı bir bakış açısına sahip olduğunuzu göreceksiniz.

Eğitim sistemimizde bu becerinin kazandırılmasına yönelik bir planlama yapılmadığı için eğitimli insanlarımızın eğitimsiz insanlardan daha az bağnaz, daha az saldırgan ve daha az tahammülsüz olduklarını söyleyemiyoruz nitekim. Eğitimle artan bir patent sayısı, bir teorisyen sayısı veya bir düşünür sayısından söz edemiyoruz. Neden uluslararası standartta bir sanatçımız, bir ilahiyatçımız, bir tarihçimiz, bir teorisyenimiz vs. yok? Bunun tek nedeni kuşkusuz eğitim şeklimizdir. “İnsan düşünen bir varlıktır” diyoruz. Ama insanın en temel özelliği olan düşünmeyi geliştirmeye yönelik bir eğitim vermiyoruz. Daha da ötesi düşünmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. “Düşünme dinden çıkarsın”, “Düşünme kafayı yersin” ve “Düşünme başın derde gider” gibi neredeyse darbı mesel olmuş yaygın inançlarımız var. Bu gibi tehditlerle çocuklarımızı yaşam boyu kendisine verilenle yetinmesini sağlayan bir kafa yapısına sahip olmasını sağlıyoruz.

Çeşitli şekillerde ve tarzlarda yaratılan kafa yapılarını fabrika ürünü gibi standartlaştırmayı eğitim yoluyla başarıyoruz. Oysa çeşitlilik ve denge doğanın ve yaratılışın en temel paradigmasıdır. Bunu yok ederseniz aslında yaşamı yok ediyorsunuz.

Bütün müfredat sistemi içine eleştirel düşünme örtük olarak yerleştirilmelidir. Çünkü bilgide en nihai şey sunulanı anlamak, anlamlandırmak ve dönüştürüp yeni şeyler söylemek veya yapmaktır. Yani sağlıklı bir anlama ve yorumlama veya dönüştürme için eleştirel düşünme becerisinin okullarda açık veya örtük olarak verilmesi gerekir. Böyle bir durumda ancak yeni kavramlar, kuramlar, endüstriyel patent, ürün ve yenilikler ortaya çıkabilir.

2-Ebeveyn Olarak Neler Yapabiliriz?

Neden ebeveyn için strateji? Eleştirel düşünce yetkinliği kazanmanın en elverişli yaşı 5-8 yaş arasıdır. Bu yaşlarda çocukların en yakınında duran ve çocukların en çok güvendiği kişi ebeveyni ve öğretmenidir. Ebeveynin günlük hayat içinde eleştirel düşünce kazanımı edindirmesi daha kolaydır. Birebir ilişki ve iletişim bu imkânı daha da kolaylaştırır. Öğretmen için bu biraz daha zordur. Çünkü sınıflar kalabalık, tek tip eğitim şekli bütün sınıfa uygulanamaz. Birebir eğitim ve ilgi gerektiren eleştirel düşünce için en elverişli kişiler erken yaştaki çocuklar için ebeveyndir. Bunun için ebeveynin çocuklar için “Eleştirel Düşünme Eğitimi” gereklidir diye düşünüyoruz.

Eleştirel düşünme eğitimini her veli kendi çocuğuna verebilir. Herhangi bir teknik donanım, özel bir eğitim veya üstün bir zekâ gerektirmiyor. Her zekâ düzeyinde ve her eğitim düzeyinde kişiler eleştirel düşünce öğrenicisi ve öğretmeni olabilir. Çünkü burada sadece ve sadece sahip olduğumuz bir donanım olan düşünme yeteneğimizi kullanıyoruz. Yapılacak şey bu yeteneğimizi sistemleştirmek için biraz emek vermektir. Ortalama zekâdaki her kişi bunun için yeterli donanıma sahiptir.

Eleştirel Düşünme Becerisi Kazandırmada Birkaç Strateji Örneği

  1. Çocuğunuzu/Öğrencinizi Dinleyin:

Öncelikle öğrenilmesi gereken temel şey çocuğu dinlemeyi öğrenmek gerek. Çocuk konuşurken bazen dikkati dağılır, bazen unutur, bazen sıkılır vs. Sabırla dinlemeli, zihnini toplamasını, yanlış yaptığında veya söylediğinde tekrar etmesinin kendisini dinleyen ebeveyni veya öğretmeni sıktığına dair izlenimi, kendisini dinleyenin bakışlarından ve yüz ifadesinden almamalıdır.

Çocuk ile göz teması kesilmemelidir. Onun düşüncelerini toplamasına ve yeniden düşünmesine cesaret vermelisiniz. Onu dinleyip anladığınızda yönlendirmeniz, düşünmeyi öğretmeniz daha kolay olur. Öncelikle kendisinin dinlendiği ve ciddiye alındığı duygusu uyandırılmalıdır. Çocuk kendi söylediklerinin önemsiz olduğu hissini yaşamamalıdır. Söyledikleri yanlış da olsa yanlışı düzelterek doğru yapmasını öğrenecektir. Öğrenme ve deneme sürecinde yanlış yapmanın bizatihi kendisinin değerli bir şey olduğu unutulmamalıdır.

  • Neden?” ve “Nasıl?” Sorularını Sorun:

Çocuğunuza veya öğrencinize “Neden?” ve “Nasıl?” sorularını sormasını öğretin. Karşılarında bir olay varsa bu iki soruyu sormadan alıp kabul etmemesi gerekir. Zihinsel teslimiyet dediğimiz bu kabul şekli zihin tembelliğinin en belirgin şeklidir. Çocuk bir bilginin neden veya nasıl olduğu konusunda kafa yormayı alışkanlık haline getirmelidir. Bir süre sonra öğrendiği her şeyi veya karşısına çıkan her olayı önce bir zihinsel denetimden geçirip alır.

Bu sorular duyduğu, okuduğu veya gördüğü şeyin tam olarak ne olduğunu daha iyi anlamasına yol açacaktır. Bu, aynı zamanda o şeyin ne olmadığının farkına varmasını sağlamış olacaktır.

  • Okul Bilgilerini Günlük Hayata Uygulamasını Sağlayın:

Çocuğun okul derslerinde öğrendiklerini günlük hayatta uygulamasını, onların hayatın hangi alanında nasıl bir karşılığı olduğunu bulmaları konusunda teşvik edin.

Bunu yaparken açık uçlu sorular sorun. Örneğin “Bu konuda ne düşünüyorsun?”, “Sence nasıl oluyor?”, “Burada ne oluyor?”, “Sence doğru mu?”, “Bu sorunu nasıl çözmeliyiz sence?”, “Neden öyle dedin/düşündün?”, “Ne düşündüğünü merak ediyorum?”, “Yeterince bilgi yoksa bunu nerede bulabiliriz?” gibi sorular sorularak yönlendirilebilir.

  • Çocukların Hipotez Geliştirmesine Yardım Edin:

Bir konuda henüz yeterince bilgi sahibi olmadan kendi öngörülerini iade etmelerine cesaret vermelisiniz. Problem çözme, yeni bir yaklaşım, yeni bir izah ve anlamlandırma için “Daha farklı ne olabilirdi?” “Başka yolu olabilir miydi?”, “Başka nasıl düşünebiliriz?”, “Başka nasıl çözebiliriz?” gibi sorular sorarak farklı bakmasını ve düşünmesini teşvik ediniz.

  • Bilgiyi Netleştirmesine Yardım Edin:

Eleştirel düşünmenin en temel yaklaşımlarından biri de eldeki bilgiyi tam anlamaktır. Eldeki bilgi bir yazıya, bir olaya veya bir nesneye ait olabilir. Her ne olursa olsun yapılacak ilk iş eldeki bilginin ne olduğunu netleştirmek. Onu tam anlamaya çalışmaktır. Eksik veya yanlış anlaşılmış bir bilgiye dair sağlıklı bir eleştirel yaklaşım geliştirilemez.

Eldeki bilgi yanlış veya eksik de olabilir. Bu yanlışlık veya eksiklik ister çocuğun yanlış veya eksik algısından kaynaklanıyor olsun ister eldeki bilginin kendisinden kaynaklanıyor olsun. Her iki durumda da bilginin neliği netleştirilebilmelidir. Bunun için bilginin konusuna dair netlik oluşturmak gerekir. “Gerçekten doğru mu söylenen?” “Başka türlü de anlaşılabilir mi?” gibi sorular sorarak bu durum netleştirilebilir.

  • Soru Sorun:

Çocuğunuzla veya öğrencinizle ister spesifik bir bilimsel konu olsun ister sıradan günlük bir konu olsun, diyalog geliştirdiğiniz zaman onun “eleştirel düşünme becerisi” kazanmasını istiyorsanız konuşmalarınız yönlendirici ve eğitici olmalıdır. Örneğin konuşmanıza bir soru ile başlayabilirsiniz. Sorduğunuz soru cevabı “evet” veya “hayır” şeklinde bir soru olmamalı, bir şeyi keşfetmeye, yeni bir bakış açısı kazandırmaya veya çözüm önermeye yönelik olmalıdır. Burada amaç çocuğun önünde duran konuya veya olaya “eldeki” veriden veya yaklaşımdan farklı bir şey söylemesini veya düşünmesini sağlamaktır. Çocukla beyin fırtınası yapın. Onun söylediklerinin “her durumda geçerli olup olmadığını” sorun. Böylece çocuk söylediklerinin bir üst değer mi yoksa kısa bir zaman veya küçük bir yer için geçerli bir kural veya ifade mi olduğunu tartma fırsatı yakalamış olacaktır.

  • “Bu İşe Yarar Mı?” Diye Sorun

Bir konu veya olay hakkında düşünürken veya konuşurken ortaya çıkan kişisel veya grup fikirleri ilk başta çok özgün buluş gibi görünebilir. Ancak bazen bir fikir çok özgün olsa da önümüzde duran olay veya konuyla ilgili olmayabilir. Onun için öncelikle önümüzdeki olaya veya konuya dair sorunun ne olduğu tespit edilmeli. Ondan sonra akla gelen fikrin konuya dair bir işe yarayıp yaramadığı daha net anlaşılacaktır. O nedenle önümüzde duran olay veya konunun tam olarak ne olduğunu ve nasıl bir çözüm önerisi üzerinde çalıştığımızı bilmemiz gerekir. Ancak bundan sonra ortaya çıkan fikir veya buluşun işe yarar olup olmadığını test etme imkânı elde etmiş oluruz.

  • Soru Sorduktan Sonra Bekleyin

Çocuklara soru sorduktan sonra onların zihnini toplaması ve soruda dikkat gerektiren alanlara dair dikkatli bir bakış geliştirmeleri için bir süreye ihtiyaçları vardır. Onların heyecanlarını yenmeden yanıtlamaya kalkması veya mecbur bırakılması paniklemelerine yol açacağından, soruyu doğru anlamalarını ve gerekli yanıtı vermesini engelleyebilir.

  1. Tarafını Seçmelerini ve Bunun Gerekçelendirmelerini İsteyin

Çocukların bir tarafı tutmaları, bir şeyi seçmeleri veya bir konuda ısrarcı olmaları her zaman bir seçimin sonucudur. Gereksiz yere inat tutumu geliştirmedikleri sürece bu o kadar da zararlı bir şey değildir. Ancak olay veya konu ne olursa olsun çocuklara neden bu seçimi yaptıklarını sorun ve bunun gerekçelerini sıralamasını sağlayın. Çocuklar bunu yaparken aslında bir taraftan da seçimleri için argüman geliştirmeyi sağlamış olur. Eğer gerekçelerini hazırlarken taraf değiştirmek isteyen olursa buna izin verilmeli ancak bunun da gerekçelendirilmelerini sağlamalısınız.

  • Alternatif Çözüm veya Yanıt Geliştirmeye Cesaretlendirin

Çocuklar önünde bulunan olay veya konuya dair hazır ve ilk bakışta akla gelen kimi yanıtları veya çözüm önerilerini kullanırlar. Ancak onları alternatif çözümler ve yanıtlar için cesaretlendirmeliyiz. Onlara özellikle “Başka veya daha iyi bir çözüm yolu var mıdır?” veya “Sen farklı ne söyleyebilirsin?” gibi sorularla cesaretlendirmek gerekir.

Eleştirel Düşünme Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Günlük hayatta birçok karar verme sürecini zihnimiz otomatik şekilde yapar. Fazla düşünmeden hızlıca kararlar verir ve geçeriz. Bu tür hızlı karar verme şeklinin büyük çoğunluğu alışkanlıklarımızın eseridir. Alışkanlıklarımız zihnimizin giderek tembelleşmesine yol açar. Birbirine benzer durumlarla karşılaştığımızda aynı olmasa da aynı yargıyı çekinmeden zihnimiz kendiliğinden verir. Bu bir tür zihin tembelliğidir. Zihin tembelliği ile birlikte zihin sistematik bir şekilde ön yargılar geliştirir.

Yanlış anlaşılmaların büyük çoğunluğu bu zihinsel tembelliğin getirdiği ön yargı sistemine bağlıdır. Bu ön yargıyı aşmanın birinci kuralı zihnimizin potansiyelini işlevsel hale getirmektir. Alışılmış kalıplar yerine durup beklemeyi ve mevcut duruma veya konuya yeniden bakmayı öğrenmelidir.

Çocukların alışkın oldukları durumlara/olaylara/bilgilere veya bunlara benzeyen durumlara, durup şöyle yeniden bakmasını öğrenmeleri gerekir. Bu alışkanlık zihindeki yargılar ile olay ve bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden kurmalarına yol açacaktır. Bu, eleştirel düşünmenin başlangıcıdır.

Eleştirel düşünmede ikinci kural ise sözlü ve yazılı düşüncelerini netleştirmektir.

1-Olayı ve durumu net tanımlanmak. Tam olarak nedir?

2-Başka kelimelerle tanımlamaya çalışmak.

3-Önümüzdeki şeye veya bilgiye dair “fark”ı ortaya çıkarmak. Bir şeyi veya bilgiyi ötekinden ayıran “fark”ı tanımlamak bir şeyin ne olduğunu değil aynı zamanda ne olmadığını da ortaya koymuş oluruz.

Çocuklara stratejileri ve yöntemleri uygularken dikkat edilmesi gereken kurallar:

  • Konuya veya olaya öncelikle nesnel ve tarafsız bir şekilde yaklaşmalarını sağlayınız.
  • Aynı konu veya olay hakkında farklı yaklaşımlar veya düşünceler var mı onu hatırlamalarını veya düşünmelerini sağlayın.
  • Bir olayın veya düşüncenin hangi argümanlara dayandığını ve bu argümanların güçlü ve zayıf yönlerini görmesi için sorularla yol gösterin.
  • Önündeki konu veya olay hakkında destekleyici veya karşı koyucu argümanlar geliştirmelerini sağlayınız.
  • Unutmayalım ki insan zihni tembelliğe daha yatkın olduğu için eleştirel düşünmeye değil dogmatik düşünmeye meyilliyiz. Ama herkeste eleştirel düşünme becerisi için bir potansiyel olduğunu da unutmamak gerekir.

Çocuklara şu soruları sormasını alışkanlık haline getirmelerini telkin etmeliyiz:

  • Kim söyledi?
  • Neden söyledi?
  • Tam olarak ne dedi?
  • Bu, birinin fikri mi yoksa bir realite midir?
  • Bu fikir her zaman ve herkes için doğru kabul edilebilir mi?
  • Niçin söyledi? (Bir olaya özgü mü yoksa genel bir iddia mı?)
  • Nasıl söyledi? (Duygu durumu iddiayı haklı veya haksız yapabilir.)
  • Nerede söyledi? (Özel bir ortamda mı yoksa herkese açık mı söyledi?)

Çocukların önce kendilerini tanımalarını ve kendilerini tanımlamalarını öğretmek gerekir. Böylece kendi güçlü ve zayıf yanlarını, hayallerini, taşıdıkları nitelikleri ve potansiyellerini öğrendiklerinde artık daha özgün, ayakları yere basan ve özgüvenli bir kişi olurlar. Bu da onları olaylara ve bilgilere karşı daha eleştirel ve ön yargıdan bağımsız bir yaklaşıma sahip olmalarını sağlar.

Bu, sadece bireysel tanıma ve tanımlama şeklinde olmamalıdır. Bu beceriyi kazanmış çocukların gelecekteki iş ve özel yaşamlarında alacakları kararlarda da kendi kuruluşunu veya çalışma alanını tanıma, tanımlama, konumlandırma ve zayıf ve güçlü yönlerini bilme gibi bilinçli bir yaklaşım daha doğru ve sağlıklı kararlar almayı kolaylaştıracaktır. Eleştirel düşünce becerisine sahip bir yetişkin, iş yaşamının kendisi dâhil olmak üzere önüne gelen her şeyi rahatsız edici bir şekilde araştıran, eleştiren ve değerlendiren bir kişidir. Eleştirel düşünce becerisi öngörülerin geliştirilmesine ve kullanılmasına hizmet eder. Alınan kararlar gözden geçirilir ve gerektiğinde değişmesi sağlanır.

4-Günlük Hayatta Eleştirel Düşünme Neye Yarar?

Çoğunlukla sanıldığının aksine eleştirel düşünme sadece bir felsefi fikir egzersiz alanı veya spekülatif tartışma ve münazara etkinliği değildir. Eleştirel düşünme sanıldığı gibi aklın otomatiğe bağlanması ve bilgisayarlar gibi nicel veri hesaplamaları da değildir. Eleştirel düşünme aslında tamamen insani ve doğamıza uygun bir zihinsel faaliyettir. İnsan doğasında verili olan eleştirel düşünmedir, körü körüne bir bilgiyi doğru kabul etme eğilimi değildir.

Eleştirel düşünme becerisinin en çok işe yaradığı yer iş dünyası ve günlük yaşamda karşılaşılan ilişkiler ve kurulan diyaloglar. O nedenle çocuklara küçük yaşta bu beceriyi kazandırmakta yarar vardır. Çünkü bu beceri öğrenildiği anda hemen faaliyete geçirilecek bir beceri değildir. Küçük yaşta eleştirel düşünme becerisi elde eden çocuklar yaşam boyu bu becerinin olumlu etkilerini hayatlarında hissedeceklerdir. Örneğin ister özel sektörde ister kamu sektöründe çalışılsın hangi iş alanı olursa olsun problem çözen, farklı pencerelerle vizyon açan bir çalışan işyerine katma değer sunacaktır. Eleştirel düşünme becerisine sahip olan her zaman işinde yeni girişim fikirlerine (startup) öncülük edecektir.

Eleştirel düşünme becerisine sahip çalışanların işine katabileceği olası katkılardan birkaç örnek verelim:

  • İletişim kurma becerileri yüksektir. Kuruma pozitif enerji katarlar.
  • Empati yetenekleri yüksektir.
  • Kendi kendini yönetme ve zamanını doğru kullanma alışkanlıkları yüksektir.
  • Problem çözme yetenekleri gelişmiştir.
  • Rasyonel ve sistematik düşünürler. Problemlerin nedenleri ve olası sonuçları hakkında vizyon geliştirebilirler.
  • Bilgisel ve mekânsal değişimlere hızlı adapte olurlar.
  • Kritik durumlarda yaratıcı düşünme eğilimleri yüksektir.
  • Önyargılı olmadıkları için duygusal değil gerçekçi anlama ve çözüm geliştirme potansiyelleri yüksektir.

Bu nedenledir ki eleştirel düşünme becerisi eğitim sisteminin en temel ögesi olarak kabul edilmelidir. Sadece örgün eğitimde değil yaygın eğitim araçları ve veli katılımının bir etkinliği olarak da kabul edilmelidir. Velinin okul öncesinden itibaren çocuğuyla kurduğu diyalog şeklinin çocuğun eleştirel düşünme becerisi edinmesinde kolaylaştırıcı büyük bir etki yapacağı muhakkaktır. Okul öncesinden başlayıp doktora eğitimi ile biten eğitim sisteminin aslında kazandırmak istediği temel alışkanlık ve becerinin bu olduğunu unutmamak gerekir. Doktora eğitiminin PhD (Doctor of Philosophy) olarak isimlendirilmesinin temelinde çalışılan alanın “Felsefi Düzey”de eleştirel bir şekilde ele alma cesareti ve olgunluğu elde etmektir. Bir kişinin herhangi bir alanda böyle bir felsefi düzey yakalamış olması onun eleştirel düşünme becerisi, başka bir deyişle, bilimsel yaklaşım elde etmiş olması demektir. Bilimsel bakış açısının en temel parametresi bir olaya veya bilgiye eleştirel bakabilmektir.

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir