Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Üzerine

 Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Üzerine

Giriş

Bireyin, yaşamı ve insan gerçekliğini anlamasını, tanımasını ve yorumlamasını sağlayan en önemli araçlardan birisi edebiyattır. Duygu, düş, düşünce ve izlenimlerin sözlü ve yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde anlatılmasına olanak sağlayan, sözcüklerle yapılan dil sanatıdır (Kavcar, 1999). Dilin sanatlı bir şekilde ya da estetik olarak kullanılmasına katkı sağlayan ve yalnızca dille gerçekleştirilen güzel sanatların bir parçasıdır (Aslan, 2006). En genel ifadeyle de dilin sanatla kullanımıdır; başka bir tanımla da dilin estetik kullanımıyla oluşturulan ürünler toplamıdır (Çotuksöken, 2003, s.48).

Düşünce, duygu ve düşlerin güzel, etkili bir biçimde anlatılması olarak da tanımlanan edebiyat, kimi kuramlara göre “duyguların dile getirilmesi”; kimilerine göre de, “yaşam gerçekliğinin, sosyal gerçekliğin yansıtılması” ya da “organik düzen” olarak tanımlanır (Moran, 1988, ss.248-249). Kavcar (1999, s.4)’a göre ise “…edebiyat, çağlar boyunca insanoğlunun duyduğu, düşündüğü ve yaptığı her şeyi en zengin ve en etkili biçimde ortaya koyan bir sanattır. Eğitim bakımından değeri, insana çok çeşitli duyma, düşünme ve hareket etme örnekleri vermesidir. İnsan ancak böyle bir geniş ortam içerisinde kendisine uygun yolu seçme özgürlüğünü kazanır. Tek bir roman okumak bile, bize insanların karakter yapısı, sosyal durumu, duygu ve düşünce bakımından ne kadar farklı olduklarını göstermeye yeter.”

Edebiyat en genel anlamıyla insan yaşamını duyumsatarak, düşündürerek, sezdirerek anlatan ve duyumsatan bir sanat dalı olarak doğrudan ve açıkça bilgi sunmadan, insan ve yaşam gerçekliğini dolaylı anlatım örnekleriyle bizlere sunarak iç dünyamızı zenginleştiren bir araç olarak yaşamımızda yer alır. İletilerini, izleğini, asıl söylemek istediğini sözcüklerin, cümlelerin ve yazıların arasına sıkıştırır. Bunları anlamlandırabilmek ve anlayabilmek için de insanı düşünmeye, duyumsatmaya yönlendirir. İnsanı yönlendiren bir duygu öğretmeni gibi bireyin kendini gerçekleştirmesine, yaşamla en güçlü bağını oluşturmasına katkı sağlar.

Edebiyat, kişiyi etkileyen biçimde insan gerçekliğinin biriktirdiği tüm yaşantıları, deneyimleri, duyguları, düşünceleri, tasarıları vb.  yine insana aktarır (Sever, 2004). Her insanın yaşamına yön veren, unutamadığı bir masal, hikaye, fıkra, roman, şiir vb. edebi bir eser bulunmaktadır. Bu eserler bireylere, insana; yaşamı ve insan gerçekliğini anlatmaya çalışan, sanatçı sezgileriyle örülmüş öznel bir gerçeklik sunar. Bu gerçeklikte, okura insanoğlunun tüm serüvenleri aktarılır; onun sevinci, öfkesi, mutluluğu, umutsuzluğu, kıskançlığı, bencilliği, güzelliği ozanın, yazarın dilinde yeni bir anlam kazanır (Sever, 2005a, s.30). Sanatçının okurla paylaşma, iletişim kurma isteğinin dilde somutlandığı bu eylem, belki de hiç yaşanmayacak ya da tanık olunmayacak nice yaşam durumlarını, nice insan kişiliklerini tanıtır bize (Sever, 2005a, s.30). Cümlelerle ve sözcüklerle oluşturulan yeni yaşam durumları, anlam örüntüleri bireyleri anlamaya, düşünmeye, duymaya, eleştirmeye, yeni deneyimler edinmeye yöneltir.

Bireylerin duyma, düşünme, eleştirme, anlama, anlamlandırma, anlatma becerilerini kazanması için okuma alışkanlığı ve zevki kazanması gereklidir. Okuma ve edebiyat zevkinin kazanılması için her şeyden çok okumaya gereksinim vardır (Sever, 2008, s.16). Okuma eğitiminde ise çocuk ve gençlik edebiyatının önemli bir yeri vardır. Çocuk ve gençlik edebiyatı her ne kadar doğrudan belli eğitsel amaçlara hizmet eden bir araç olarak görülmese de çocuğa okuma ve anlama eğitimi veren bir araçtır (Dilidüzgün, 2007, s.22). Bir bakıma çocuk ve gençlik edebiyatının çocuklara ve gençlere okuma alışkanlığı kazandırma işlevi vardır. Bu nedenle çocuk ve gençlik edebiyatı ürünleriyle yetişkin edebiyatı vb. diğer edebiyat yapıtlarını farklı bir şekilde ele almanın ve değerlendirmelerde bulunmanın doğru olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü çocuk ve gençlik edebiyatı da, yetişkinler için üretilen edebi türler gibi her şeyden önce bir edebiyattır; ancak seslendiği kitle çok daha farklı ve özeldir; bu nedenle çocuk ve gençlik edebiyatı üzerinde titizlilikle durulması gerekir (Dilidüzgün, 2002).

Çocuk edebiyatı, erken çocukluk döneminden başlayıp ergenlik dönemini de kapsayan bir yaşam evresinde, çocukların dil gelişimi ve anlama düzeylerine uygun olarak duygu ve düşünce dünyalarını sanatsal niteliği olan dilsel ve görsel iletilerle zenginleştiren, beğeni düzeylerini yükselten ürünlerin genel adıdır (Sever, 2008, s.17). Dilidüzgün (2002) ve Şirin (1994)’e göre çocuk edebiyatı, edebiyat niteliğinden ödün vermeden, konularını onun doğal ve güncel çevresinden seçen ve çocuğun kendi dünyasına çok açılı bir anlayışla bakabilmesini sağlayan edebiyat ürünleridir. Bu tanımlarda özellikle çocuk edebiyatının sanat ve edebiyat niteliği öne çıkmaktadır. Bununla birlikte çocuk edebiyatını diğer edebiyat türlerinden ayıran temel özelliğin edebi olma niteliklerine ek olarak çocuğun özel koşullarının, gelişim özelliklerinin, alımlama yeteneklerinin önemsenmesi ve bu doğrultuda çocuk ve gençlik edebiyatı ürünlerinin ortaya konması olduğunu söyleyebiliriz. Başka bir deyişle çocukların ve gençlerin duygu, düşünce ve yaşantılarını göz önüne alarak çocuk ve gençlik edebiyatı ürünlerinin oluşturulmasıdır.

Gençlerin ve çocukların ilgi, istek, ihtiyaç, yetenek, algı ve duyuşları hem aldıkları eğitim hem de içinde bulundukları gelişim özelliklerine ve sosyal çevreye göre farklılık gösterir. Bu farklılık çocuklarla yetişkinler arasında daha belirgindir ve çocuk edebiyatının doğuşunu bu farklılığa bağlamak mümkündür (Kaplan 1999, s.11). Şunu söyleyebiliriz ki çocuklar, yaşamı ve dünyayı kendi öznel gerçeklikleriyle algılayan ve bu gerçeklikle dünya ile iletişim kuran varlıklardır. Bu nedenle onlar için üretilecek kitaplarda çocukların bütün bu koşullarının göz önünde bulundurulması gerekir (Dilidüzgün, 2003, s.41). 2-18 yaşları arasındaki çocuk ve gençlere yönelik edebi ürünler, çocuk/gençlik kitabı veya edebiyatı olabilir. Özellikle bu dönem içerisinde yer alan çocuklara yönelik hazırlanan kitaplarda çocuğun anlama düzeyi, dili, imgeleri, eğitim gereksinimi, çocuk gerçekliği ve çocuğa görelik de göz önünde bulundurulmalıdır (Dilidüzgün, 2007). 1-2 yaşından başlayıp 18 yaşına değin çocuklarda duygu ve düşünce çağrışımları uyandıran; onları, yaşlarına uygun iletileriyle anlamın oluşmasına ortak eden, onlara izleme-okuma zevk ve alışkanlığı kazandıran, sanatçılar tarafından çizilmiş-yazılmış yapıtlar, çocuklar için etkili görsel ve dilsel uyaranlardır (Sever, 2005b, s.22). Bu uyaranlar, çocuk gerçekliğini önceleyen bir anlayışla kurgulanmışsa, hem sevgi ve özgürlük gereksinmesinin karşılanması hem de gelişim süreçlerinin desteklenmesi bakımından, çocuğun yaşamını biçimlendiren önemli bir işlevi yerine getirirler (Sever, 2005b, s.22).

Okulöncesi dönemden başlayarak çocuğu sanatçı duyarlığıyla karşılaştıran görsel ve dilsel uyaranlar olarak çocuk edebiyatı yapıtlarının birçok işlevinden söz edilebilir. Bu nitelikteki yapıtların en önde gelen işlevlerinden biri çocuklara okuma sevgisi, alışkanlığı ve zamanla okuma kültürü kazandırmak ve bu yolla yaşantılarını zenginleştirmektir (Sever, 2013; Aslan, 2013a). Özellikle yapıtlarda konu, izlek, kahraman ve ileti boyutunda bir bütünlük olmalıdır ve sunulan çocuk anlayışı, o toplumun, yazarın yaratmak istediği veya algıladığı çocuğu sezdirmelidir. Bu gerçeklik çocuklara belli bir doğruyu, ideolojiyi, kalıbı sunmaya çalışmamalıdır. Çocuğu; düşünmeye, duyarlı olmaya, araştırmaya, sorgulamaya, sorumluluk almaya, sezmeye, merak etmeye, kendi davranışlarını yönetebilmeye, özerk ve girişimci olmaya, birliktelik duygusu kazanmaya, paylaşımcı olmaya yönlendirebilmedir (Yalçın ve Aytaş, 2005; Oğuzkan, 2006; Dilidüzgün, 2007; Sever vd., 2007; Aslan, 2008; Sever, 2013) .

Nitelikli edebiyat ürünleri ile çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarının önemli bir işlevi de duyuları devindirerek çocukları ve gençleri duyarlı kılmaktır (Aslan, 2013b; Binyazar, 2010). Başka bir deyişle duyarlık kazanma, kişinin duygularının varlığını kavrama ve bireylerin bunu kişiliklerinde yansıtabilmesidir (Binyazar, 2010). Edebiyatın duyarlık kazandırmada büyük bir güce sahip olduğu da unutulmamalıdır (Binyazar, 2010). Ancak duyarlık bir anda veya gelişigüzel oluşmayan bir yetenektir. Duyarlığın oluşması için öncelikle çocukların doğa sevgisi, insan sevgisi, hayvan sevgisi, yurt sevgisi, adalet duygusu, hoşgörü; kültürel farklılıklara, insan hak ve özgürlüklerine saygı; bağımsızlık, barış, bilimsellik, çalışkanlık, dayanışma, dürüstlük, doğruluk, estetik, özgürlük, saygı, sorumluluk, yardımseverlik, içtenlik, anlayış, erdem, vicdan, iyilik, arkadaşlık, dostluk gibi çeşitli değerleri bilmesi ve öğrenmesi gerekir (Aslan, 2013b). Acıma, sevme, katlanma, güvenme, inanma, çoşku, sevinç, mutluluk duyarlık bilincine erişmiş bireylerde görülebilir. Bunu ise sezdirme ve kavratma gücüyle edebiyat gerçekleştirebilir (Binyazar, 2010). İnsanı ve yaşam gerçekliğini insana tanıtan edebiyat, insan sevgisi ve hoşgörü kazandırmada bir kaynak durumundadır (Uygur, 2009). Edebiyat, insan için yaşamı kolaylaştırır. Çocuk ve gençlik edebiyatı da insanı ve çocukları duyarlı olmaya, duyumsamaya, sezmeye, düşünmeye ve güzel olanla buluşturmaya yöneltir.

Aşağıda, çocuk ve gençlik edebiyatına yönelik söz edilen özelliklere sahip olduğu düşünülen okul öncesi dönemden ortaöğretim dönemine bir sırayla birkaç çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtı sunulmuştur. Bu yapıtların içeriğine, seslendiği yaş düzeyine ve çocuklara kazandırdıklarına yönelik bilgiler verilmiştir.  

2-4 yaş düzeyindeki çocuklara seslenen Ümit Öğmel’in “Ben Bir Çizgiyim” adlı yapıtı çocuk edebiyatının özgün örneklerinden biri olarak tanımlanabilir. Eser; çizgi, renk ve sözcük uyumuyla çocuk dünyasına seslenir. Kitapta çocukların ilgi duyduğu, sevdiği canlılar ve nesneler çizginin anlatım gücüyle onlara tanıştırılmaktadır. Bu yapıttaki kahraman “çizgi”dir. Yapıtta kahraman çizgi, “nasıl, ne dersin” gibi soru ifadeleriyle çocukların düşünmesine yönelik iletiler vermektedir. Çocuklara rengin ve çizginin anlatım gücüyle neler yapabileceği, neler anlatabileceği gösterilir. Çizginin bu gücüyle düş gücünü kullanarak çocukların istediği her şeyi yapabileceği sezdirilir.

“Ben Bir Çizgiyim’de, basit bir karalama gibi duran gelişigüzel çizgilerle, aslında, çocuk gerçekliğine uygun düzenlemeler oluşturulmuştur. Kitapta çocuğun eline bir kitap geçirildiğinde çizdiklerine benzer biçimde, çocuk için kolayca öykünebileceği bir uygulama modeli yaratılmıştır. Bu bağlam içinde düşünüldüğünde Ben Bir Çizgiyim adlı çalışma, yarattığı kahramanla çocuğun gelişim özelliklerine uygun bir anadili öğretimi ve resim dersi yaratarak sezinletici-eğitici olmayı başarabildiğini söyleyebiliriz (Sever, 2008).

3-6 yaş düzeyindeki çocuklara seslenen Behiç Ak’ın “Uyurgezer Fil” adlı yapıtı gürültü kirliliği gibi özgün bir konuyu bu yaş düzeyi çocuklara uygun bir anlatımla ele almıştır. Kitapta, insanları gürültülü şehirde yaşamaktan kurtarabilen uyurgezer bir filin başından geçenler resmin ve dilin gücüyle özgün ve hareketli bir şekilde anlatılmıştır. Uyurgezerliği yüzünden geceleri şehirde dolaşan Mambo, farkında olmadan insanlara unuttuğu sessizliği, diğer insanlara saygı göstermeyi hatırlatır ve onların dünyasını düzene sokmasını sağlar. Gürültü yüzünden birçok hayvanın terk ettiği şehirde Mambo’ya verilen önem dikkat çekicidir. Kitabın sonunda Mambo’nun hem uyurgezerlik sorununu hem de gürültü ve trafik sorununu başarıyla çözmesi, çocuklara başarılı olma isteği verir ve onlara bu konuda yol gösterir. Çocuklara ileride hangi sorunlarla karşılaşacağına ilişkin düşünme imkanı verilir ve onların toplumsallaşmasına katkı sağlanır.

Kitapta çocuğun sorunların mantıklı düşünerek çözülebileceği, hayvan sevgisi, arkadaşlık ve paylaşımcılık gibi değerleri kazanmasına destek sağlayan bir kurgu oluşturulmuştur. Toplumda çocukların bir birey olarak değerlendirildiğini ve kabul gördüğünü gösteren değerler de kazandırılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte eserde Mambo üzerinden hayvanlara karşı olumlu bir tutum sergilenmiştir. Onların insanların dostu olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır. İnsanların mutlu olması ve düzenli bir yaşam sürmeleri için Mambo insanlara yardımcı olan bir kahraman olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanların sevincinde, şaşkınlığında her zaman onlara eşlik etmiştir.

8-10 yaş düzeyine seslenen ve ele aldığı konu ile çocuklara seslenmeyi kolaylıkla başarabilen bir diğer çocuk edebiyatı yapıtı ise Susanna Tamaro’nun “Kitaplardan Korkan Çocuk” adlı yapıtıdır. Yapıtta, Leopoldo adlı kahraman, kitaplardan korkmaktadır. Ancak annesi ve babası onun bu korkusuna karşın ısrarla kitap okumasını istemekte, ona her doğum gününde kitaplar armağan etmekte ve Leopoldo’nun kitap okuması için yeni uygulamalar denemektedir. Sonrasında Leopoldo’nun anne ve babası neredeyse kitap okumak dışında her şeyi yasaklarlar. Leopoldo’nun kitap okumayı sevmemesi giderek kitaplardan korkmaya doğru ilerler. En son 8. yaş gününde beklediği koşu ayakkabısını görünce odasına kapanır ve bir plan yapar. Önce anne ve babasına kitap okumanın neden önemli olacağını soracaktır. Ancak bu sorusuna anne ve babası basmakalıp yanıtlar verirler. Leopoldo ikna olmaz ve evden kaçmaya karar verir. Ertesi sabah okula gidermiş gibi evden ayrılır.  Bu yüzden evden kaçan Leopoldo’nun gözlerinin bozuk olduğunun parkta tanıştığı “çok yaşlı, bastonlu ve kara gözlüklü amca”nın yardımıyla ortaya çıkması, onun kitaplarla dost olmasının bir gözlük aracılığıyla olabileceğinin anlaşılmasını sağlamıştır.

Kitap, ele alınan konu bakımından çocuğun anne-baba sevgisi, okuma sevgisi, dostluk duygularını besleyerek insan sevgisini ve duyarlılığını artıracak bir niteliktedir. Çocuğa üzüntü verecek olaylardan kaçınılmıştır. Merak öğesi, abartılı olmayıp çocuğun kitaba yönelmesini, okuma isteğini uyandıracak niteliktedir. Kurgunun yapılandırılmasında çocuk okur, metnin anlamının oluşturulmasına ortak edilmiştir. Kitabın sonuna kadar Leopoldo’nun gözlerinin bozuk olduğu anlaşılamamaktadır. Çocuk okur, alışılmış öğretilerle değil, Leopoldo’nun duygularıyla buluşturulmuş; okurların öykünün sonlarında olayların nedenini anlayabilmesi sağlanmıştır.

8-14 yaş düzeyine seslenen bir yapıt olarak Yalvaç Ural, “Müzik Satan Çocuklar” adlı yapıtında günlük yaşamda çok duyduğumuz ancak önemsemediğimiz iki Çingene çocuğunun başından geçen olayları anlatır. Sali ve Gani’nin karşılıksız ve içten dostluğu şiir dilinin anlatım gücüyle konu edilmiştir. Sevgi ve dostluk; kahramanların görünüşleri, özneleri ne denli farklı olsa da yaşamın anlamıdır. Sevgi ve dostluğun ne ırkı ne dili ne de belli bir yaşam biçimi vardır. Ural, aslında sevgi ve dostluk üzerinden iki Çingene çocuğun yaşamına, düşüncelerine, kültürüne karşı okurda duyarlık oluşturur. Sezdirerek, düşündürerek bize Çingene ailelerin yaşamlarını anlatır: “Bunlar / Yazları kırlarda / Kışları kentlerde geçiren / Bir Çingene ailesi / Bir çocukları var / Bir de köpekleri / Köpeğin adı Kıvırcık / Çocuğunki de Sali / Yazları sepet örüp / Düğün gezerek / Kışları gezip / Dinlenerek geçiren / Göçebe / Bir Çingene ailesi” (s. 10). Sali ve Gani tüm olumsuz durumlara karşı yaşama müzikleriyle tutunmuşlardır. Sali, iki parmağını yangında yitirmesine karşın duygu denetimini yitirmeden yeniden keman çalmayı başarmış ve yaşama tutunmuştur. Öykünün sonunda yer alan şiirde; “Bir yürek ki isterse / Bütün acılara dayanabilir / Bir us ki isterse / Bütün zorlukları yenebilir” (s.101) ise yılmazlık bilincini sezdirmiştir.

8-14 yaş düzeyine seslenen “Benim Adım Hiç Kimse” adlı yapıtında Frank Cottrell Boyce, günümüz Türkiye’sinde de yer alan toplumsal bir konu olan göçmenliği ele almıştır. Kitapta, İngiltere’ye Moğolistan’dan sığınmacı olarak gelmiş bir ailenin iki oğlu olan Chingis ve Nergui’nin “iyi rehber”leri Julie tarafından anlatılan öyküsü konu edilmiştir. Konunun ele alınışı ve yorumlanışı özgündür. Çocukluk fotoğraflarından birini bulan Julie, Chingis ve Nergui’nin şipşak fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğraflar üzerinden onların öyküsünü anlatmaktadır. Çocuk okur, olayları İngiliz Julie’nin gözünden görmenin yanı sıra, sığınmacı yaşantılarının Chingis ve Nergui tarafından algılanışına da tanık olmaktadır. Kurgu, anlamsal ve mantıksal bir tutarlık içinde yapılandırılmıştır.

Kitaptaki olaylar dizisi çocuğun düşünmesine, düş kurmasına ve hoşça vakit geçirmesine olanak sağlamaktadır. Çocuklarda yabancılık ve sığınmacılık konularında farkındalık kazandırabilecek olan konu, aşırı duygusallık ve abartılmış merak durumlarından uzak, doğal biçimde ele alınmıştır. Kitabın son bölümünde Julie’nin Chingis ve Nergui’ye Google aracılığıyla ulaşma çabasından sonra Facebook aracılığıyla görüşmelerinin ele alınışı, zamanın getirdiklerine uyum sağlayan biçimde işlenmektedir. Yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelen teknolojinin olayın kurgulanışında önce şipşak fotoğraf makinesi, daha sonra internet biçiminde çocuk okurun karşısına çıkması, onun kitaba yakınlık duymasını sağlayabilir.

10-16 yaş düzeyine seslenen Ferenc Molnar’ın “Pal Sokağı Çocukları” adlı yapıtı ise 1900’lü yılların başında Macaristan’daki kenar mahallelerde yaşayan çocuk ve insanların yaşamlarıyla yüzleşmemize, onların yaşamlarını öğrenmemize olanak sağlayan bir kurguyla oluşturulmuştur. Kitapta, Nemecsek ve arkadaşları ile Kızıl gömleklilerin bir arsa için olan savaşı konu olarak ele alınmıştır. Bir arsa savaşından yola çıkarak vatan sevgisinin önemi vurgulanmıştır. Kırmızı Gömlekliler ve Pal Sokağı Çocukları’nın boş bir arsada oynamak için verdiği mücadele üzerine yazınsal metin kurgulanmıştır. Pal Sokağı Çocukları, arsalarını Kırmızı Gömlekliler’e kaptırmak istemezler; çünkü oradan başka oynayacakları başka bir oyun alanı yoktur. Daha da önemlisi Pal Sokağı grubu, o sokağa alışmışlardır. Artık orası onların yurtlarıdır ve yurtları için mücadele etmektedirler. Buharlı bıçkı makinesinin bulunduğu arsa, Pal Sokağı Çocukları’nın yarattıkları farklı bir dünyadır. Bu yapıttaki yaşamın adı ise “oyun” olmuştur. Değerlerin edinildiği ve kazanıldığı alan okul değil, oyundur. Oyun -iki çete arasındaki savaş- çocukların dünyasındaki en özgür, en gizli alandır. Burada bağlılığın, kuralların gerçek bir yeri vardır. Oyun çocukların davranışlarının tek gerçek ölçütüdür. Çocuk için oyun yaşamın provasıdır ya da yaşamın kendisidir: “Arsa… Ey dağlarda ovalarda yaşayan, bir adımda ucu bucağı görünmez tarlalara ulaşabilen güçlü, kuvvetli, sağlıklı çocuklar! Siz ki, güzelim mavi göğün altında yaşamaya, sonsuz uzaklıklara alışkınsınız. Siz ki, koca apartman blokları arasında sıkışık yaşamak zorunda değilsiniz. Büyük kent çocuğu için, boş bir arsa ne demektir bilebilir misiniz? O çocuklar için arsa, ova demek, kır demek, bozkır demektir. Çürük tahta perdelerle, göklere yükselen apartmanlarla sınırlanmış küçücük bir toprak parçası, o çocuklar için sonsuzluk ve özgürlük demektir.” (s.137)  

Korkak olmamanın, gözü pekliğin, son ana kadar çabalamanın, inanmışlığın, vatan sevgisinin, ihanet etmemenin, güveni yok etmemenin, dostluğun, paylaşımcılığın önemi sezdirilmiştir. Çocuk kahraman Nemecsek’in ve diğer karakterlerin yaşantısı ve arsa için gösterdikleri çaba tüm ayrıntılarıyla okurla buluşturulmuştur.

Sonuç

Edebiyat, insan ve yaşam gerçekliğini sezdirerek, düşündürerek, duyumsatarak insanlara sunar. Günlük yaşamda belki de hiç karşılaşmayacağımız farklı kişilerle, insanlarla, yaşantılarla ve duygu durumlarıyla karşılaştırarak bireyin yaşam deneyimi kazanmasını sağlar (Aytaç, 1999). Yaşamın ne kadar farklı ve anlamlı olduğunu ortaya koyar. Duygu, düş ve düşünce evreninin zenginleşmesine, estetik zevk kazanmasına ve insana, yaşama duyarlı olmasına olanak sağlar. Bireyin yaşamını yalnız kendi çevrelerinin olanaklarıyla sınırlı durumdan kurtarmak, onları başka yaşamlara katmak, başka yaşamlara girmelerini sağlamak edebiyat sayesinde gerçekleşir. Bu yüzden edebiyat, insanı insana tanıtır ve ona yol gösterir. Bu durum çocuk ve gençlik edebiyatı için de geçerlidir. Çocuğa, yaşamın gerekliliklerini, zor ve duyarlı gerçekliklerini sunmada ve duyumsatmada çocuk ve gençlik edebiyatının önemli bir yeri ve sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk yerine getirilmeye çalışılırken çocuğun gelişim süreçleri, anlama ve alımlama süreçleri, olası dünyası, beklentileri, gerçekliği, ilgi ve gereksinimleri gözetilmelidir. Sunulan yaşam durumları, konular, konun kurgulanış biçimi, dil ve anlatım, iletiler çocuk gerçekliğine uygun ve çocuğa göre olmalıdır ve sunulmalıdır. Doğrudan öğretici önermeler olmadan çocuğun ve gencin özgürce duymasına, düşünmesine, duyumsamasına olanak sağlayan bir anlatım, kurgu ele alınmalıdır. Çocuğun ve gencin okuma kültürü ve alışkanlığı kazanmasına katkı sağlayan; onu insana, yaşama, doğaya karşı duyarlı kılan yaşam durumları ile çocuğa/gence seslenilmelidir. Onların gerçekliği ile sevgi, hoşgörü, kardeşlik, vatan sevgisi, eşitlik, yardımseverlik gibi duyguları güçlendiren konular ele alınmalıdır. Bu nedenle okul öncesi dönemden başlayıp ortaöğretime kadar uzanan evrede, çocukların gelişim özelliklerine, çocuk gerçekliğine ve çocuğa göreliğe uygun yazınsal nitelikli yapıtlarla çocuk ve gençler buluşturulmalıdır.

Kaynakça

A) Göndermede Bulunulan Yazınsal Kitaplar

Ak, B. (2006). Uyurgezer fil. İstanbul: Can Çocuk

Boyce, F.C. (2014). Benim adım hiç kimse. İzmir: Tudem Yayıncılık

Molnar, F. (2013). Pal sokağı çocukları. İstanbul: Yapı Kredi Yayını.

Öğmel, Ü. (2009.) Ben bir çizgiyim. Ankara: Kök Yayıncılık

Tamaro, S. (2014) Kitaplardan korkan çocuk. İstanbul: Can Çocuk

Ural, Y. (1996). Müzik satan çocuklar. İstanbul: Milliyet Yayınları.

B) Doğrudan Yararlanılan Kaynaklar

Aslan, C. (2008). Yaşam gerçekliğinin çocuklara iletilmesi bakımından “100 Temel Eser”deki öyküler üzerine bir çözümleme. 4. Uluslararası Çocuk ve İletişim Kongresi & 4. Uluslararası Çocuk Filmleri Festivali & Kongresi Bildirileri. (Ed.: N. Pembecioğlu Öcel) İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, I, 85-98.

Aslan, C. (2013a). Çocuk edebiyatı yapıtlarının temel işlevleri. Eğitimci Öğretmen Dergisi, 17, 6-9.

Aslan, C. (2013b). Duyarlık ve düşünceyi geliştirmede çocuk/gençlik edebiyatı. Çoluk Çocuk Dergisi.

Aytaç, G. (1999). Çağdaş Türk romanları üzerine incelemeler. Ankara: Gündoğan Yayınları.

Binyazar, A. (2010). Toplum ve edebiyat. İstanbul: Can Sanat Yayınları.

Çotuksöken, Y. (2003a). Anadili öğretiminde edebiyatın yeri ve işlevi. Çağdaş Türk Dili Dergisi, 184, 48-51.

Dilidüzgün, S. (2002). Çocuk edebiyatı kavramı. Açıköğretim Fakültesi Okulöncesi Öğretmenliği Lisans Programı Çocuk Edebiyatı. Güneş, Zeliha (Editör). Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi ve Açıköğretim Fakültesi Yayını. s. 1-12’deki bölüm.

Dilidüzgün, S. (2003). İletişim odaklı Türkçe derslerinde çocuk kitapları. İstanbul: Morpa Kültür Yayınları. 

Dilidüzgün, S. (2007). Çağdaş çocuk yazını. (2. Basım). İstanbul: Morpa Kültür Yayınları.

Kaplan, M. (1999). Günümüzde çocuk yazini. Öğretmen Dünyası,237, 11-12.

Kavcar, C. (1999). Edebiyat ve eğitim. (3. Basım). Ankara: Engin Yayınevi.

Moran, B. (1988). Edebiyat kuramları ve eleştiri. İstanbul: Cem Yayıncılık.

Oğuzkan, A. F. (2006). Çocuk edebiyatı. Ankara: Anı Yayıncılık.

Sever, S. (2004). Anadili öğretiminin temel bir aracı: Yazınsal nitelikli çocuk kitapları Cumhuriyet’in 80. Yılında disiplinlerarası bakışla Türkiye’de çocuk (IV. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi Bildirileri). Ankara: Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları-Ankara Üniversitesi Basımevi. 223-236.

Sever, S. (2005a). Çocuk, yazın ve yaşam. Çoluk Çocuk Dergisi. 16, 30-34.

Sever, S. (2005b). Çocukla yazınsal iletişim. Çocuk ve İlkgençlik Edebiyatı Kurultayı 11-12 Kasım 2005 Bildiriler. İstanbul: T.C. Maltepe Üniversitesi Yayınları.

Sever, S. (2008). Çocuk ve edebiyat. (3. Baskı). İzmir: Tudem Yayıncılık.

Sever, S. (2013). Çocuk edebiyatı ve okuma kültürü. İzmir: Tudem Yayıncılık.

Sever, S.; Dilidüzgün, , S.; Neydim, N.  ve Aslan C. (2007). İlköğretimde çocuk edebiyatı. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayını.

Şirin, M. R. (1994). 99 soruda çocuk edebiyatı. İstanbul: Çocuk Vakfı Yayınları.

Uygur, N. (2009). İnsan açısından edebiyat. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yalçın, A. ve Aytaş, G. (2005). Çocuk edebiyatı. Ankara: Akçağ Yayınları.

Gürbüz ÇALIŞKAN1  

1 Arş. Gör. Dr., Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ereğli Eğitim Fakültesi, Konya/Türkiye  Email: gurbuzcaliskan06@gmail.com                            : 0000-0002-7120-4428

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir