Çocuk ve Gençlerde Okuma Kültürü

 Çocuk ve Gençlerde Okuma Kültürü

Giriş

Küreselleşen dünyada, içinde yer aldığımız fakat çoğu zaman farkında bile olmadığımız bilgi ve tüketim toplumunda yaşamaktayız. Bu toplumda var olmak için bilgiye ulaşmaktan ziyade bu bilgiyi hayatın her safhasında kullanabilen bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için öncelikle okur-yazar bireyler yetiştirmeliyiz. Okuma genel anlamda sözcüklerin duyu organları vasıtasıyla algılanıp anlamlandırılması ve yorumlanmasıyla oluşan zihinsel bir süreç olarak tanımlanabilir. Kültür ise bir toplumun yaşamında var olan tüm davranışları ifade eder.  “Okuma kültürü” son yıllarda ortaya çıkmış bir kavramdır ve bir bakıma alanyazında sıkça araştırma konusu olan okuma alışkanlığı yerine kullanılmaya başlamıştır. 

Sever (2007, s. 108)’e göre okuma kültürü yazılı kültür ürünleriyle karşılaşan bireylerin bu ürünlerden aldıkları iletiyi paylaşıp, sınayıp sorgulayarak bunların sunduğu imkânlarla yaşamayı alışkanlık haline getirmeleriyle edindikleri kültürdür. Yılmaz (2009, s. 134) ise okuma kültürünü bireyin ya da toplumun okuma eylemi ile ilişkilerinin düzeyi ya da niteliği olarak tanımlar. Okuma kültürünü bireylerin okuma yoluyla edindiği bilgiyi yaşamına uygulaması, bir yaşam tarzı haline getirmesi olarak tanımlayabiliriz.

Okuma kültürü birbiriyle ilişkili ve birden çok beceriyi kapsayan bir süreçtir. Bu sürecin ilk basamağı görsel okur-yazarlık, ikincisi okuma-yazma becerisi edinme, üçüncüsü de okuma alışkanlığı becerisi kazanmadır. Bu sürecin uygulanması için bireyin eleştirel okuma becerisi kazanması şarttır. Okuma kültürünün toplumda yaygınlaşması için bireylerin edinmiş oldukları okuma becerilerini okuma alışkanlığı ve eleştirel okuma becerisine dönüştürmeleri ve amaca uygun olarak bilişim teknolojilerinden yararlanması gerekir (Sever, 2013, s. 10).

Çocuk ve Gençlerde Okuma Kültürü Edinimi

Okuma kültürü edinimi birbiriyle ilişkili ardışık bir süreçtir. Bu süreç okul öncesi dönemden başlayarak liseye kadar devam eder.  Okul öncesi, çocukların gelişiminde hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde okuma kültürü edinmede görsel okuma ön plandadır. Görsel okuma; yazılı metinler dışında kalan resim, afiş, fotoğraf, karikatür gibi görselleri anlamlandırma ve yorumlama eylemidir.  Görsel okuma, görsel metinlerle yapılır. Yazarlar tarafından çocukların gelişim özellikleri de dikkate alınarak hazırlanmış resimli kitaplar çocuklar için görsel birer metindir. Bir yaşından ergenlik dönemine kadar resimler aracılığıyla çocukların duygu ve düşünce dünyasına seslenen, bilişsel ve dilsel gelişimine yardımcı olan kitaplar çocuk edebiyatı ürünleridir (Sever, 2013, s. 13).

Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocukların dilsel ve zihinsel gelişimi açısından birçok faydası bulunmaktadır.  “Araştırmacılar ve eğitimcilere göre çocuk edebiyatı; zevk verir, merak uyandırır, farklı deneyimler kazandırır, gizem, serüven, heyecan, çalkantı, telaş, beklenti gibi duyguları tattırır, başka insanları, yerleri ve zamanları yaşatır, kendi dünyalarını anlama ve yorumlama olanağı sağlar, problem çözme becerilerini geliştirir,  insan davranışının iç yüzüne ışık tutar ve anlayış kazandırır, görgü ve manevi kuralları bir bağlam içinde sunar,  duygu paylaşımı sağlar, merhamet duygusunu geliştirir. Eğitim açısından işlevleri de geniş kapsamlıdır. Çocuk edebiyatı; kültürel zenginliğimizi aktarır, başka kültürlere ev sahipliği yapar, dil gelişimini sağlar, okuma-yazma gelişimine katkıda bulunur, okuduğunu anlama, kelime dağarcığını zenginleştirme, bilgi içerikli, öykü ya da hayale dayalı anlatım şemalarının farkında olmasını sağlar,  yaratıcı düşünmeyi ve eleştirel bakmayı teşvik eder,  konuşmayı ve akıcılığı geliştirir,  farklı konuların ve bilginin deryasına ulaştırır” (Kaya, 2014, s. 608-609).

Burada önemli olan çocuk edebiyatı ürünlerinin bu faydaları sağlayacak nitelikte olmasıdır. Öncelikle çocuk kitaplarında çocukların dilsel ve zihinsel gelişimleri dikkate alınmalı akabinde sevme, merhamet etme, üzülme, öfkelenme gibi duygu durumlarına yer verilmeli, şiddet içerikli unsurlardan uzak durulmalıdır. Bu dönemde öğrenme gereksinimlerini görsel ve dilsel uyaranlarla karşılayan ve bu yolla iletişim kurma alışkanlığı edinmiş çocuklar ana diline ilişkin bir farkındalık geliştirirler (Sever, 2013, s. 21). Böylece Türkçe sevgisiyle ve bilinciyle yetişebilen çocuklar okuma kültürü ediniminde ilköğretim dönemine daha hazır ve istekli hale gelecektir.

 Okuma kültürü ediniminde okul öncesi dönemde görsel okuma ön plandayken ilk ve ortaokul döneminde dilsel okuma önceliklidir. Dilsel okuma konusunda en önemli sorumluluk, Türkçe öğretimi alanındadır. Türkçe öğretiminin en önemli amacı; okuma kültürü edinmiş, düşünen, sorgulayan, üreten bireyler yetiştirmektir.  Öğrencilerin dilsel becerilerini geliştirecek uygulamalar yapmak Türkçe öğretiminin amacına ulaşması için şarttır. Türkçe öğretiminin genellikle bilgi dersi olarak algılanması öğrencilerin dilsel becerilerini geliştirecek uygulamalar yerine kuramsal, öğretmen merkezli etkinlikler bu amaca ulaşmadaki en önemli engellerden biridir.

Türkçe öğretiminde okuma kültürünün ediniminde yararlanılan en önemli araç ders kitaplarıdır. Türkçe ders kitapları çocukların gelişimsel özelliklerini dikkate alarak edebi türlerin en özgün türlerine yer vermeli, şekil ve içerik açısından çocukların zihinlerinde ben tam anlamıyla “Türkçe ders kitabıyım!” demelidir.

Okuma kültürü ediniminde ilk ve ortaokul döneminde gerçekleştirilen Türkçe öğretiminin niteliği, lise döneminde verilen dil ve edebiyat öğretiminin verimli olmasını büyük ölçüde etkilemektedir. Lise döneminde verilen “Dil ve Anlatım” ile “Türk Edebiyatı” dersleri birbiriyle ilişkili yürütülmelidir. Bu derslerin amacı da düşünen, sorgulayan, toplumsal ve evrensel sorunlara duyarlı bireyler yetiştirmektir.  Bu dönemde Türk ve dünya edebiyatının önemli eserleriyle karşılaşan bireyler, doğru ve yerinde uygulamalarla verilecek duygu ve düşünce eğitimiyle birlikte edindiği bilgileri yaşamına uygulama alışkanlığı kazanarak duyarlı okuma kültürü edinmiş bireyler olacaktır (Sever, 2013).

Okuma Kültürü Ediniminde Ailenin Rolü Bulgular

Okuma kültürü, bireyin doğumuyla birlikte başlayıp yaşam boyu devam edecek bir gelişim gösterir. Bu edinim sürecinde ailelerin çok önemli etkisi vardır. Öncelikle aile, okuma kültürünün çocuk için ne kadar önemli olduğunun önemini kavramalıdır. Daha sonra aile, çocukta okuma kültürünü nasıl oluşturup geliştireceği bilgisine sahip olmalı ve okuyan bireyler olarak çocuklarına rol model olmalıdır.

Yapılan araştırmalar düzenli okuyan ve çocuklarını da bu konuda teşvik eden ailelerin çocuklarının okuma kültürü edinme konusunda hızlı gelişim gösterdiklerini ortaya koymaktadır.  Okul öncesi dönemin çocukların yetişkinleri taklit ettiği bir dönem olduğu bilinmektedir. Bu dönemde çocuğun çevresindekilerin kitap vb. okuduğuna, bunun için zaman ayırdığına tanık olması, onun da benzer davranışları göstermesine neden olacaktır. Ailelerin çocukları kitap fuarlarına, çocuk edebiyatının seçkin yazarlarının söyleşilerine götürmeleri bu dönemde yapılması gereken etkinliklerdir. Özellikle ailelerin çocukların yaş ve ilgilerine göre kitapları almaya özen göstermesi son derece önemlidir (Sever, 2013, s. 20).

Ayrıca çocuklarla birlikte kitap seçmek, kitapları birlikte okumak, çocuklarda kitap okuma sevgisi ve bilincinin erken yaşlarda oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Okul öncesi dönemde dolaylı olarak kitap seçiminde etkin olan çocuklar okul çağına geldiklerinde kitap seçiminde kendisi belirleyici ve karar verici olmalıdır. Bu noktada çocuğun kitapla buluşmasını sağlamak için çeşitli yollar vardır. Sınıf kitaplıkları, okul kütüphanesi, evde çocuk için alınmış kitaplardan oluşan bir kitaplık vb. Burada çocuğun kitapla buluşmasını rastlantısal değil de onun bilinçli olarak kitap seçebilme yetisini kazanmış olmasıdır. Bunun için ailelerin hem dünya hem de Türk edebiyatının seçkin yazarlarını tanıması ve eserleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir (Yağcı, 2007, s. 66). Böylece Türk ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle buluşan gençler bu eserleri karşılaştırarak değerlendirme yapma imkânı bulacak okumayı yaşam biçimine dönüştürmenin adımlarını atmış olacaktır.

Okuma Kültürü Ediniminde Öğretmenin Rolü

Okuma kültürü ediniminde aileden sonra en büyük sorumluluk öğretmendedir. Çünkü aileden sonra çocukların rol model aldığı en etkili kişidir öğretmen. “Evde anne babasından, okulda öğretmeninden, çarşı pazarda esnaftan veya arkadaşlarından okuyan kişi görmeyen bir bireyin hayatında kitabın yeri olmaz.  Çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanmalarında en fazla sorumluluk aileye, daha sonra da öğretmenlere düşmektedir. Aileler kitap okumadığı için, çocuklar kendilerine model olacak bireyler bulmakta zorluk çekmektedirler. Arıcı’nın (2005, s. 61) 2.000 öğrenci üzerinde yapmış olduğu araştırmada öğrencilerin %57,3’ü kitap okuma fikrini öğretmeninden aldığını söylemektedir. Aynı araştırmada kitap okumaya, annemden görerek alıştım, diyenlerin oranı, 17,9; babamdan diyenlerin oranı 13,4’tür. Öğrencilerin %35,4’ü ilk kitabını öğretmenin kendilerine verdiğini söylemektedir. Bu araştırma ailelerin kitap okumadığı, çocuklarına iyi bir model olamadıklarını göstermektedir. Okuma alışkanlığına karşı duyarsız ailelerin çok olduğu ortamlarda ana görev öğretmenlere düşmektedir. Yılmaz’ın (2007, s. 139) öğretmenler üzerinde yapmış olduğu bir araştırma, hiç okumayan ve zayıf okuma alışkanlığına sahip olan öğretmenlerin oranının %68,5’e ulaştığını göstermektedir. Yani yüz öğretmenden yaklaşık yetmişi ya okuma alışkanlığına sahip değil ya da bu konuda model olamayacak kadar zayıf okuyucu konumundadır. Öğrencilerin kitap okuması için onları okumaya teşvik etmesi ve daha da önemlisi onlara çok güzel bir model olması gereken öğretmen, bireylerin zihinsel süreçlerinin hızla geliştiği dönemlerinde, onların okuma alışkanlığını elde etmelerini sağlayacak en etkili kişidir. İyi bir okuyucu olmayan anne, sadece kendi çocukları için kötü bir örnek olmaktadırlar. Ama iyi bir okuyucu olmayan öğretmen, yüzlerce hatta binlerce öğrenciye kötü örnek olmakta ve onların geleceğini olumsuz yönde etkilemektedir” (Ungan, 2008, s. 220-221).

Öğretmenlerin okul öncesi dönemden başlayarak ilkokul, ortaokul ve lise dönemine kadar okuma kültürü ediniminde aileden sonra en önemli rol model olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Öğretmenin çocuk ve gençlerde okuma kültürü oluşturma konusunda yapacaklarını şöyle sıralayabiliriz:

Öğretmen;

  1. Okuma kültürünün çocuğun fiziksel, zihinsel ve estetik duyarlık gelişiminde ne kadar önemli olduğunun bilincinde olmalıdır.
  2. Tıpkı ailede olduğu gibi kendisi de okuma kültürü gelişmiş bir rol model olmalıdır. Yukarıda da ifade edildiği gibi okuma kültürü olmayan bir öğretmen çocukların ve gençlerin geleceğini olumsuz yönde etkileyecektir.
  3. Okumayı ceza ya da bir ödev haline koymamalı, bu konuda ölçülü davranmalıdır.
  4. Çocukların aileleri ile sürekli iletişim halinde olmalıdır.
  5. Okuma kulüpleri kurma, işlevsel ve nitelikli sınıf kitaplığı oluşturma, kütüphanelere gidip kitap okuma ve araştırma yapmaları konusunda teşvik edici ve aktif olmalıdır.
  6. Okulda öğrenci yazar buluşmalarını sağlayacak etkinlikler düzenlemelidir.

Okuma Kültürü Ediniminde Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretiminin Etkisi

İlk ve ortaokul sürecinde okuma kültürü ediniminde Türkçe öğretiminin büyük önemi vardır. Türkçe dersi öğretim programında (2019, s. 8), “Türkçe Dersi Öğretim Programı, öğrencilerin hayat boyu kullanabilecekleri dinleme/izleme, konuşma, okuma ve yazma ile ilgili dil becerilerini ve zihinsel becerileri kazanmaları, bu becerileri kullanarak kendilerini bireysel ve sosyal yönden geliştirmeleri, etkili iletişim kurmaları, Türkçe sevgisiyle, istek duyarak okuma ve yazma alışkanlığı edinmelerini sağlayacak şekilde bilgi, beceri ve değerleri içeren bir bütünlük içinde yapılandırılmıştır” ifadeleriyle öğrencilerin Türkçe sevgisiyle birlikte okuma alışkanlığı kazanmalarının temel hedeflerden biri olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca yine bu programda okuma kültürü başlıklı ayrı bir tema bulunmaktadır. Okuma kültürü teması içinde yer alan konu önerileri ise şunlardır: bilgi okuryazarlığı, çoklu okuryazarlık, dijital okuryazarlık, dil sevgisi, edebî şahsiyetler, e-kitap, eleştirel okuryazarlık, kitabevi, kitaplar, kütüphaneler, metinler arasılık, okuma alışkanlığı, okuma serüveni, okuma sevgisi, okur kimliği, sözlük kültürü, süreli yayınlar, teknoloji okuryazarlığı, yaratıcı okuma, yazılı kültür, z-kitap, z-kütüphane vb. (2019, s. 14).

Okuma kültürünün tema olarak programda yer alması sevindirici bir durumdur. Fakat asıl önemli olan bu konuların Türkçe ders kitaplarında nasıl yer aldığıdır. Çünkü Türkçe öğretiminde okuma kültürü edindirme konusunda kullanılan en önemli araç Türkçe ders kitapları ve bu kitaplarda yer alan metinlerdir. Nitekim Karadağ (2013) “Okuma Kültürüne Katkıları Bakımından Türkçe Ders Kitaplarının Resimlemeleri” başlıklı çalışmasında şu sonuçlara ulaşmıştır. “Görsel unsurlarda kullanılan ve okuma kültürünü destekleyen, böylelikle öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olabilecek resim ve fotoğrafların sayısı 27’dir. 6. sınıf ders kitabında 16, 7. sınıf ders kitabında 4 ve 8. sınıf ders kitabında 7 resim okuma kültürünü destekler niteliktedir. Kitaplarda, çocuk odası, park, kitapçı dükkânı, sınıf, balkon, tren, kütüphane gündelik pratiklerin gerçekleştiği farklı yaşam alanları olarak yer almıştır. Ders kitaplarının her sayfasında resimlemelerin bulunduğu, 6. sınıf ders kitabında “Okuma Kültürü” temasına yer verildiği düşünüldüğünde, okuma kültürünü destekleyen resimlerin sayısı son derece yetersizdir. Resimlere okuma kültürü ile ilişkilendirilebilecek unsurların girmemesi kültürümüzün kitaba ve okumaya bakış açısını ortaya koymaktadır” (Karadağ, 2013, s. 91). Okuma kültürünün seçmeli tema olması, ders kitabı yazarlarının da bu temayı kullanmamasına neden olabilmektedir. Arhan ve Gültekin (2013, s. 17), araştırmalarında okuma kültürü temasının seçmeli olduğu için inceledikleri 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer almadığını ve bunun da Türkçe dersi öğretim programında yer alan okuma alışkanlığı kazanma amacına ters düştüğünü ifade etmektedir.

Türkçe ders kitaplarında çocukların gelişim özelliklerine göre her türün en özgün örneklerine yer verilmeli; çocuklar ders kitaplarındaki metinleri okuma ihtiyacı içinde olmalıdır. Yani ders kitapları içerik ve tasarım özellikleriyle çocukların zihninde kitap kavramına ilişkin olumlu bir imge geliştirilmelidir (Sever, 2013, s. 25).

Lise döneminde de okuma kültürü edinimi konusunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretiminin çok önemli rolü vardır. Türk Dili ve Edebiyatı dersi öğretim programında (2018, s. 12-13) “Metinler aracılığıyla öğrencilerin okuduğunu anlama ve eleştirel okuma becerilerini geliştirmeleri ve okuma alışkanlığı kazanmaları, ayrıca zümre öğretmenlerince “Ünite, Konu ve İçerikler” tablosu dikkate alınarak belirlenecek kitapların okunup tartışılması, öğrencilerin okuma alışkanlığını geliştirecektir. Buna göre Türk Dili ve Edebiyatı dersi kapsamında öğrencilerin farklı türlerde yazılmış kitapları okumaları sağlanacaktır.” ifadeleriyle öğrencilerin ders kitaplarında yer alan metinler aracılığıyla okuma alışkanlığıyla birlikte eleştirel okuma becerilerinin geliştirilmesi ayrıca zümre öğretmenlerinin belirlediği kitapların tartışılmasının öğrencilerin okuma alışkanlığını geliştireceği ve farklı türlerde yazılmış kitaplarla buluşmaları amaçlanmıştır. Bunlar bize okuma kültürünün yerleşmesinde lise döneminin ve özellikle Türk dili ve Edebiyatı derslerinin önemini gösterir.

Lise döneminde Türk ve dünya edebiyatının nitelikli eserlerini okuma, karşılaştırma ve değerlendirme alışkanlığı ile güzel sanatların olanaklarıyla iletişim kurma deneyimi edinen öğrenciler, kendi duygu ve düşünce birikimleriyle yaşamlarını yönetme alışkanlığı da kazanmaya başlayacaktır. Bu duygu ve düşüncenin eğitilmesi, kişilerin okumayı yaşam biçimine dönüştürebilme sürecidir (Sever, 2013, s. 28).

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin Okuma Kültürü Edinimine Etkisi

Günümüzde çocuklar ve gençler bilgi iletişim teknolojilerine çok kolaylıkla ulaşabilmektedir. Bu teknolojilerin genel amacı, insanların bilgiye hızlı biçimde ulaşmaları ve bu bilgileri benzer ortamlarda paylaşmalarını sağlamaktır. Görünüşte iyi niyetli ve masum görünen bu amaca uygun kullanım ne yazık ki çocuk ve gençlerimizde görülmemektedir (Türkyılmaz, 2012, s. 480). Yapılan araştırmalarda çocuk ve gençler kitap okumaya zaman bulamadıklarını ifade etmişlerdir. Uzmanlara göre bunda en önemli etken televizyon izleme ve internet kullanımının fazlalığıdır. Açık (2010)’a göre televizyon izleme oranın yüksekliği kitap okumanın önündeki en önemli engeldir. Aynı şekilde Karatay (2010) da bilgisayar kullanma ve televizyon izleme oranlarının yüksek oluşunun gençlerde kitap okuma sürelerini kısalttığını ifade eder.

Çocuk ve gençlerde okuma kültürünün oluşmasını ve gelişmesini istiyorsak öncelikle onları Türkçe sevgisi ve bilinciyle yetiştirmeliyiz. Bu konuda başta sınıf, Türkçe ve Türk dili Edebiyatı öğretmenlerinin yanı sıra tüm branş öğretmenlerinin önemli sorumluluğu vardır. Tabi ki burada kitle iletişim araçlarının da önemli sorumluluğu bulunmaktadır. Günlük ortalama 5 saat televizyon izleyen Türk toplumu dolayısıyla çocuklarımız ve gençlerimiz güzel Türkçemizi, ana dilimizi okuldan çok televizyon dizilerinden öğrenir hale geldiler. Keşke televizyon dizilerinde de güzel Türkçemizin güzel örneklerine rastlayabilseydik. Ne yazık ki televizyon dizilerinde genellikle deyim, atasözleri ve söz kalıplarının eksik ya da yanlış kullanma, sözcükleri yanlış sesletme, tümce düzenini bozma, konuşmada kaba ve edep dışı sözlere yer verme, yabancı sözcükleri kullanmaya özenme vb. durumlar söz konusudur. Ayduttu (2011)’nun bundan 10 yıl öncesinde tespit ettiği bu durum günümüzde de geçerliğini korumaktadır. Sizlere şu anda televizyonda yeni yeni yayınlanmaya başlayan başrollerini gençlerin oluşturduğu bir televizyon dizisinden aldığım örnek konuşma cümlelerini sunuyorum:

Sen şaka mısın?

Hayır ciddiyim.

Olayın ne senin?

Öz güvenini mi toplamak istiyorsun?

Büyük saçmaladı.

Bir kere de bir şeye duyar kasmasanız olmaz.

Selam naber?

İyidir.

Bay (bye).

Sen baya bi yürüdün kıza?

Sendeki bu şuursuz öz güvenden istiyorum.

Atar yapmadan konuşamıyor musun?

Kesin ezikleyecekler bizi.

Bi açıklama plis (please).

Hello gençlik.

Relaks canlar.

Bu varoş bize yanlamaya çalışıyor.

Şu pisliğin icabını görebilir miyim?

Bizimkiler acayip mutsuz.

Sorma madırım (mother) çok fena.

Bi sal beni anne.

Nadir akıllı cümleler duyuyorsun.

Sistırım (sister) sen ne yaptın böyle?

       ……

Daha bunun gibi birçok örnek gösterilebilir. Burada altını çizdiğimiz kullanımlar, deyimler, sözcükler ne Türkçedir ne de Türkçenin yapısına uygundur. Ancak bu televizyon dizilerini milyonlarca genç ve çocuğumuz izlemekte ve örnek almaktadır. Aynı şekilde sosyal medyada da Türkçenin özensiz kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz çocukların Türkçe sevgisiyle yetiştirilmesi ve dil bilinci kazandırmakla sorumlu olan tüm öğretmenlerin bu konuda gösterdiği tüm çabalar -eğer bu sorun aşılmazsa- boşa gidecektir. Hâlbuki Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki 6112 sayılı Kanunun 8. Maddesinin m fıkrasında medya hizmet sağlayıcılarının yayın hizmetleri; “Türkçenin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak zorundadır; dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez.” ifadesi yer almaktadır. Burada da sorumluluk Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığı’na aittir. Umarız ki bu konuya gereken hassasiyet gösterilir ve gereken adımlar ivedilikle atılır.   Buraya yorum/tartışma kısmı eklenmeli ve yukarıda verilen önerilere dikkat edilmelidir. Başlık sonuç da olabilir, tartışma ve sonuç da olabilir, her ikisi de kullanılabilir.

Sonuç ve Öneriler

Okuma kültürü edinimi, okul öncesi dönemden başlayıp yükseköğretim dönemine kadar devam eden uzun ve aşamalı bir süreçte gerçekleşir. Bu süreçte başta aileler ve öğretmenler olmak üzere kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayın hizmetlerinde bulunanlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Aileler özellikle okul öncesi dönemden başlayarak çocuklarına okuma alışkanlığı konusunda tam anlamıyla rol model olmalı, öğretmenler de çocukların okul çağına girmesiyle birlikte onlara okuma kültürü kazandırma konusunda bilinçli bir şekilde hareket etmeli, özellikle Türkçe sevgisini ve dil bilincini çocuklara aşılamalıdır. Bu süreçte çocukların yaş, ilgi ve seviyelerine uygun olarak kitap seçimi konusunda aileler ve öğretmenler titizlikle hareket etmelidir. Çocukların ve gençlerin bu süreçte çocuk edebiyatının, Türk ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle karşılaşması onların okuma kültürlerini geliştirmeleri açısından son derece önemlidir. Ayrıca çocuk ve gençlerin kitap fuarlarına, yazarlarla söyleşi etkinliklerine katılması bu süreçte faydalı olacaktır.

Okuma kültürünün ediniminde Türkçe sevgisinin ve dilin bilinçli olarak özenli kullanımının önemli etkisi vardır. Bu konuda çevre faktörü oldukça önemlidir. Okullarda öğretmenlerin ve evde ailelerin bu konuda çaba göstermesi tek başına yeterli değildir. Teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği günümüzde televizyon ve internet yayınlarının çocuk ve gençlerimizde önemli izlenimler bıraktığı araştırmalarda tespit edilmiştir. Özellikle televizyon dizilerinde, sosyal medya platformlarında Türkçenin özensiz ve hatalı kullanımı, çocuk ve gençlerimizde bilinçsizce yaygınlaşmasına neden olmakta bu da aile ve öğretmenlerin bu konudaki çabalarını bir anda boşa çıkarmaktadır. Bu nedenle bu yayınları denetleyen kurumların bu konuda hassasiyet göstererek ivedilikle bu sorunun üzerine gitmesi, gerekirse cezai yaptırımlar uygulaması yerinde olacaktır.

Kaynakça

Açık, F. (2010, 19-23 Ekim). 15-18 yaş grubu çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için öneriler. Okuma Kültürü ve Söz Varlığının Geliştirilmesi Çalıştayı. Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı.

Arhan, S. ve Gültekin, İ. (2013). Türkçe dersi ilköğretim programlarında benimsenen tematik yaklaşımın metin seçimine etkileri yönünden değerlendirilmesi. Milli Eğitim Dergisi, 43(199), 5-3.

Arıcı, A. F. (2005). İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin okuma durumlar. Yayımlanmamış doktora tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum.

Ayduttu, S. (2011). Dizilerin Türk diline olumsuz etkileri. Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi, (1), 31-34.

Karadağ, Ö. (2013). Okuma kültürüne katkıları bakımından Türkçe ders kitaplarının resimlemeleri (İllüstrasyonları). Eğitimde Kuram ve Uygulama, 9(2), 84-93.

Karatay, H. (2010, 19-23 Ekim). Okuma alışkanlığını etkileyen faktörler ve edinimi için program önerisi. Okuma Kültürü ve Söz Varlığının Geliştirilmesi Çalıştayı. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı.

Kaya, M. (2014). Okuma kültürü ve çocuk edebiyatı, Türk dili, C. CVII., S. 756. s. 608-622.

MEB. (2018). Ortaöğretim Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programı. Ankara.

MEB. (2019). İlköğretim Türkçe dersi öğretim programı (1-8. Sınıflar). Ankara: MEB.

Sever, S. (2007) Okuma kültürü edinme sürecinde Türkçe öğretiminin sorumluluğu. Okuma Kültürü ve Okullarda Uygulama Sorunları Toplantısı. Ankara: MEB, s. 108-126.

Sever, S. (2013). Çocuk edebiyatı ve okuma kültürü. İzmir: Tudem Yayıncılık.

Türkyılmaz, M. (2012). Bilgi iletişim teknolojilerinin okumaya yönelik tutuma etkisi. Bilgi Dünyası, 13(2), 477-493.

Ungan, S. (2008). Okuma alışkanlığımızın kültürel altyapısı. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(1), 218-228.

Yağcı, Y. (2007). Çocuk ve gençlerin kitaba ulaşmasındaki köprüler. Türk Kütüphaneciliği, 21(1) , 62-71.

Yılmaz, B. (2007). Okuma alışkanlığı ve öğretmen. Okuma Kültürü ve Okullarda Uygulama Sorunları Toplantısı. Ankara: MEB Yay.

Yılmaz, B. (2009). Çocuklarda okuma kültürünü geliştirmede ebeveyn ve öğretmenin rolü. Çocuk ve Okuma Kültürü Sempozyumu, Ankara.

Adem İŞCAN1  

1 Prof. Dr., Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Tokat/Türkiye

 Email: adem.iscan@gop.edu.tr                            : 0000-0001-5826-9502

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir