Boşanmalara Karşı Değerler Temelli “Aile Eğitimi”

 Boşanmalara Karşı Değerler Temelli “Aile Eğitimi”

Prof. Dr. Zakir AVŞAR

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı

Türkiye genç ve dinamik sayılacak bir demografik yapıya sahip. Bu yönü ile dünyanın geleceğinde var olacak ülkelerden birisi.

Nüfus çalışmaları toplumların geleceğine yönelik projeksiyonlar bakımından büyük önem taşır. O nedenle de başta toplumu yönetenler, aile ve eğitim kurumları, ilgili bilim insanları pek çok açıdan nüfus konularını irdeleyerek ülkelerin, devletlerin, toplumların geleceğini öngörme çabası içinde olurlar.

Türkiye’de de bu konuda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) vasıtasıyla genel nüfus sayımları dışında, Adalet Bakanlığı dava istatistikleri, diğer bakanlıklara ve kurumlara ait veriler ve adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin getirdiği kolaylıklardan da yararlanmak suretiyle sürekli demografik yapı kayıtları ve istatistikleri tutulmaktadır.

Bu verilerin hepsinin bizim için vazgeçilmez tarafı, geleceğimizi görebilmemiz, yarınlara hazırlık yapabilmemiz, tedbir geliştirebilmemiz için fikir vermesidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı her nikâh töreninde çiftlere en az üç çocuk tavsiyesi tam da bu noktada anlam ve önem kazanmaktadır.

Demografik verilere ve gelecek öngörüsüne sahip bir devlet ve siyaset adamının sorumlu ve duyarlı tavrı ile ülkenin geleceği bakımından nüfusun gerekliliğine vurgu için bu seramonik ortamlar fevkalade önemlidir.

Mesajın geniş kitlelere ulaşması, her ailenin sahip olduğu çocuk sayısını üçün altında tutmaması için yapılan bu öğüt/çağrı bir tek sayısal gerçeklerle de ilgili değildir.

Burada bir husus daha öne çıkmaktadır ki, ailelerin çözülmesini zorlaştırmak, ev hayatında çocuklar üzerinden ebeveynlerin birbirlerine sımsıkı sarılmasını ve karşılarına çıkan sorunlarda ayrılmayı kolaylıkla kabullenilebilen bir çözüm seçeneği olmaktan çıkarmak için de bu çağrının anlamı ve önemi bulunmaktadır.

Ancak evliliklerde ailelerin üç çocuktan az evlat sahibi olmaması hususu kadar, kurulan bu yuvaların sürdürülebilirliğinin temini için gençlerin evlilik öncesi değerler temelli bir evlilik eğitiminden geçmeleri gerektiği görülmektedir.

İstatistikler göstermektedir ki, evlilikle neticelenen ilişkilerde fark edilecek derecede bir azalma vardır. Evlilikle neticelenen ilişkilerde de boşanmalarda yükselen bir grafik görülmektedir.

Değerler temelli eğitim üzerinde ısrarla durmamızın nedeni çok açıktır; çünkü Türkiye İstatistik Kurumu’nca  Ailelerin yaşam biçimi ve değer yargılarına ilişkin araştırma” verileri boşanmada etkili olan hususların aile bakımından tam bir çöküşe işaret etmektedir.

Araştırmada bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerine ve aile hayatına ait değer yargılarına ilişkin bilgi derlenmesi amacıyla yapılan araştırma kapsamında en az bir kez boşanmış kişilerin boşanma nedenleri incelenmiştir. Bu araştırmaya göre, Türkiye’de boşanma nedenleri ve en önemli boşanma nedenlerinin oranları şu şekilde ortaya konulmuştur:

Eşin tedavisi güç bir hastalığa yakalanması: Kadınların eşin tedavisi güç bir hastalığa yakalanması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,5 – Erkeklerin eşin tedavisi güç bir hastalığa yakalanması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,4

Aile içi cinsel taciz: Kadınların aile içi cinsel taciz nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,8 – Erkeklerin aile içi cinsel taciz nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 0,2

Hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, taciz vb. suçlar: Kadınların hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, taciz vb. suçlar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,9 – Erkeklerin hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, taciz vb. suçlar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 1,1

Aldatma: Kadınların aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 32,2 – Erkeklerin aldatma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 8,7

Madde bağımlılığı: Kadınların madde bağımlılığı nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 4,3 – Erkeklerin madde bağımlılığı nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 0,7

Çocuk olmaması: Kadınların çocuk olmaması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 3,1 – Erkeklerin çocuk olmaması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 3,7 

Ailedeki çocuklara karşı kötü muamele: Kadınların ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 9,2 – Erkeklerin ailedeki çocuklara karşı kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,6

Kumar: Kadınların kumar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,9 – Erkeklerin kumar nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 0,6 

İçki: Kadınların içki nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 23,0 – Erkeklerin içki nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 3,5 

Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama:  Kadınların evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 42,6  – Erkeklerin evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,8

Terk etme/edilme: Kadınların terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 17,4 
– Erkeklerin terk etme/edilme nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 12,2 

Eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması: Kadınların eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 – Erkeklerin eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması nedeniyle boşanma oranı: 24,0

Dayak/ kötü muamele: Kadınların dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 36,4 – Erkeklerin dayak/kötü muamele nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 2,5 

Sorumsuz ve ilgisiz davranma: Kadınların sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 61,5 -Erkeklerin sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 40,2

Eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması: Kadınların eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,6 – Erkeklerin eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 24,0

Diğer: Kadınların diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 8,2  – Erkeklerin diğer nedenlerle boşanma oranı: Yüzde 20,2. (Kaynak: TÜİK, TRT Haber)

Boşanmalarda kadınlara yönelik kötü muamele, şiddet ve aldatmaların çok öne çıktığı bu çalışmada da öne çıkmaktadır.

Yine TÜİK tarafından yapılan çalışmalar göstermektedir ki, bir önceki yıla göre evlenen çiftlerin sayısı düşerken, bir önceki yıla göre boşanmaların oranı artmaktadır. 2018 yılında evlenen çiftlerin sayısı önceki yıla göre yüzde 4,2 azalarak, 569 bin 459’a geriledi. Evlenme hızı binde 7,09 olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde, boşanma sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artarak 128 bin 411’e yükseldi. Boşanma hızı binde 1,6 oldu.

En yüksek evlenme hızı binde 9,6 ile Kilis’te görüldü. Bu ili binde 8,29 ile Adıyaman, binde 8,2 ile Şanlıurfa izledi. Evlenme hızı en düşük binde 4,14 ile Gümüşhane’de oldu. Bu ili binde 5,26 ile Kastamonu, binde 5,39 ile Bayburt takip etti.

Ortalama ilk evlenme yaşı, geçen yıl erkekler için 27,7, kadınlar için 24,6 olarak kaydedildi. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı 3,1 oldu.

İlk evlenme yaş farkının ortalama en yüksek olduğu il 4,7 yaş ile Kars çıktı. Bu ili 4,4 yaş ile Ağrı, 4,3 yaş ile Muş izledi. Ortalama ilk evlenme yaş farkının en düşük olduğu iller 2,4 yaş ile Zonguldak, Karabük ve Tunceli olarak kayıtlara geçti. Bu illeri 2,5 yaş ile Kastamonu takip etti.

Yabancı gelinlerin sayısı 2017’de 20 bin 972 olarak kaydedilirken, toplam gelinlerin yüzde 3,7’sini yabancılar oluşturdu. Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yüzde 19,4 ile Suriyeli gelinler ilk sırada yer aldı. Suriyeli gelinleri yüzde 13,3 ile Azerbaycanlı gelinler ve yüzde 12,4 ile Alman gelinler izledi.

Yabancı damatların sayısı geçen yıl 3 bin 782 olurken, bu rakam toplam damatların yüzde 0,7’sini oluşturdu. Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yüzde 36,5 ile Alman damatlar birinci sırada yer aldı. Alman damatları yüzde 8,5 ile Suriyeli damatlar ve yüzde 8 ile Avusturyalı damatlar takip etti.

Boşanma hızı 2017’de en yüksek il, binde 2,57 ile İzmir oldu. Bu ili binde 2,51 ile Antalya ve Muğla izledi. Boşanma hızı en düşük il ise binde 0,2 ile Hakari oldu. Bu ili binde 0,21 ile Bitlis, binde 0,22 ile Şırnak takip etti. Bir başka değerlendirme daha bu konuda nereden nereye geldiğimizi görmemiz açısından önem taşımaktadır.

2008-2018 yılları arasında yani son on yıla yönelik olarak yapılan değerlendirmede TÜİK verilerine göre, son 10 yılda evlenen çift sayısı yüzde 7,09 gerileyerek 2018 yılı itibariyle 596 bin 459 oldu. 2008 yılında bu rakam 641 bin 973 olarak kaydedilmişti (AA ve TRT Haber Evlenme Boşanma İstatistikeri).

Söz konusu dönemde boşanan çift sayısında ise yüzde 28,9 artış görüldü. Buna göre, 2008 yılında 99 bin 663 olan boşanma sayısı, geçen yıl sonu itibariyle 128 bin 411’e yükseldi.

Boşanma sayısı 2009 yılında 114 bin 162, 2010 yılında 118 bin 568, 2011’de 120 bin 117, 2012’de 123 bin 325, 2013’te 125 bin 305, 2014’te 130 bin 913, 2015’te 131 bin 830, 2016’da 126 bin 164 düzeyindeydi. Böylelikle 10 yılda boşanan toplam çift sayısı 1 milyon 218 bin 458’e ulaştı.

Geçen yıl Türkiye genelinde kaba boşanma hızı binde 1,6 olarak gerçekleşti. Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il binde 2,57 ile İzmir oldu. Bu kenti, binde 2,51 ile Antalya ve Muğla takip etti. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,2 ile Hakari olarak belirlendi. Bu ili binde 0,21 ile Bitlis, binde 0,22 ile Şırnak izledi.

Geçen yıl nüfus oranlarına paralel en çok boşanma 28 bin 175 ile İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul’u 10 bin 939 ile İzmir, 10 bin 748 ile Ankara, 5 bin 899 ile Antalya, 5 bin 242 ile de Bursa takip etti.

Boşanan çift sayısı Adana’da 3 bin 803’ü, Mersin’de 3 bin 715’i, Konya’da da 3 bin 525’i buldu. Ardahan ise 46 ile son sırada yer aldı. Boşanma sayısı Bayburt’ta 52, Hakari’de 53, Bitlis’te 71, Gümüşhane’de 84 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’de boşanmaların daha çok 30-39 yaşında gerçekleşmesi dikkat çekti. Boşanmalar kadınlarda en çok 30-34, erkeklerde 35-39 yaş grubunda görüldü. Boşanmaların yüzde 38,7’si evliliğin ilk 5 yılında, yüzde 20,7’si ise 6-10. yılında gerçekleşti. Buna göre, geçen yıl boşanan 128 bin 411 çiftin 4 bin 74’ü bir yıldan az sürede yollarını ayırırken, 45 bin 647’si 1-5 yıl, 26 bin 599’u 6-10 yıl, 18 bin 485’i 11-15 yıl, 14 bin 229’u 16-20 yıl, 9 bin 131’i 21-25 yılda boşandı. Evliliğinin 26’ncı yılından sonra boşanan çift sayısı da 10 bin 107’yi buldu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 2013’te “Boşanma Süreci Danışmanlığı” uygulaması başlatmıştı. Bugüne kadar 12 bin 144 çift bu hizmetten yararlanırken, çiftlerden 3 bin 405’i evliliğin devamı yönünde karar almış. Söz konusu danışmanlıkla çiftlerin evlilikte yaşadığı problemlerin çözüme kavuşturulması, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise boşanma sürecinin sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için destek sağlıyordu. Bakanlık, evliliğin ilk 5 yılında “geçimsizlik” nedeniyle gerçekleşen boşanma oranlarının en yüksek olduğu 12 ilde, çiftlere evlilik öncesi eğitimlerini bu yıl yaygınlaştıracak. (Kaynak: AA – ve TRT Haber)

Sonuç olarak baktığımızda, birbirlerini severek evlenen, birbirleri ile bir gelecek tasavvur ederek yola çıkan insanların evliliklerinin ilk beş yılı ağırlıklı olmak üzere pek çok sorun yaşaması, bu sorunlardan kurtuluş yolu olarak da ayrılmayı tercih etmeleri ve bu yöntemin her geçen yıl daha da artıyor olması bizi aile konusuna odaklanmaya, evlilik öncesi evliliğe dair değerler temelli bir eğitim sürecini dinamik tutmaya mecbur kılmaktadır.

Eğitim öğretimde cinsiyetçi yaklaşımlara itiraz vurgusu ile yola çıkanların, sosyal yapı ve dokudaki bu çözülmeyi de dikkate almaları, ülkenin, milletin ve toplumun geleceği için atılması gerekli adımları teşvik etmeleri gerekmektedir.

Cinsiyetçi eğitim vurgusu ile değerler eğitimine karşıtlık sergileyenlerin Türkiye’nin bu gidişinin temellerinin esasında sürekli cinsiyeti öne çıkaran kendi tavırları olduğunu fark etmeleri lazımdır.

Kız çocuklarının eğitimi, toplumun yükselmesi, ailenin gelişmesi ve daha sağlıklı nesillerin yetişmesi için elzemdir. Keza, kadınların toplumsal hayatın her alanında var olması, üretim süreçlerinin her yerinde bulunması da geleceğimiz açısından çok önemlidir.

Ancak, ailenin olmadığı bir toplumun geleceğinden bahsedebilmek mümkün değildir. Toplumsal dokuda çözülmeyi önleyebilmenin yolu erkekler için de, kızlar için de her kademede değerler eğitimi yükleyebilmekten geçmektedir.

Lise ve özellikle yükseköğrenim gençliğine yönelik olarak ise evliliğin önemi ve evlilik hayatının sürdürülebilir kılınmasına yönelik seçmeli derslerin konulması toplumun geleceği açısından önem taşımaktadır.

Şehirleşmenin etkisi ile geniş aile modelinden çekirdek aileye geçiş, teknoloji ve bilişim dünyasındaki gelişmelerin ve kurmacaların (televizyon dizileri, sinema filmleri vs) etkisiyle insanların kendi aile modelleri dışında aile modelleri ile karşılaşmaları, kafalarında idealize ettikleri evliliklere ilk anda ulaşamamaları gibi problemlerin evliliklerin bitişini tetiklediği de görülmektedir.

Evlilik yaşı gittikçe ileri çekilmektedir. Evlilik oranlarındaki düşüşler de bunu göstermektedir. Uzun eğitim yılları, kariyer beklentileri, daha yüksek hayat standartlarına ulaşınca evlenme arzuları gibi hususlar gençler arasında evlilik fikrini sürekli erteleten faktörlere dönüşmektedir.

Bu nedenle gerek aile içinde, gerekse toplumsal yapının her aşamasında evlilik fikri ve evliliklerin sürdürülebilir olması için gençlerin değerlerle yüklenmesi esastır.

Boşanma nedenlerine baktığımızda bile değerler eğitiminin önemini kavramak mümkündür. Sözgelimi düşük oranda bile olsa “iyi ve kötü günde birlikte olmak üzere yola çıkan” çiftlerin birbirlerini hastalık anında yüzüstü bırakması kabullenilebilir bir durum değildir. Madde bağlılığı, cinsel taciz, aldatma, kumar, diğer yüz kızartıcı suçlar gibi konular ortaya çıktığında evliliğin devamı imkânsız hale gelebilir ama “şiddetli geçimsizlik” başlığı altında gerçekleşen boşanma vakalarının iyi incelenmesi ve bu şiddetli geçimsizliğin esasında hangi konuları ihtiva ettiğinin ve bu şiddetli geçimsizliğin olmaması için neler yapılması gerektiğinin de araştırılması gerekmektedir.

Kadın ve erkek ayrımcılığı noktasından uzaklaşmak ve çocuklarımıza geleceğimizin inşasında iyi eğitim verecek şartları oluşturmak mutlaka lazım ama çocuklarımızı hayatın gerçeklerinden koparıp ilerleyen yaşlarında da yalnızlıklara ve pişmanlıklara mahkum etmek hiç de makul bir şey değildir.

Kaynakça

https://t24.com.tr/haber/tuik-acikladi-iste-turkiyede-bosanma-nedenleri,511202).

https://www.trthaber.com/haber/yasam/turkiyede-son-10-yilda-12-milyon-cift-bosandi-353637.html

https://www.trthaber.com/haber/yasam/evlenme-bosanma-istatistikleri-353356.html

https://ailetoplum.aile.gov.tr/uploads/pages/indirilebilir-yayinlar/79-turkiye-bosanma-nedenleri-arastirmasi-2014.pdf

Editör

Editör

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir